Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2998 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hz. Ayşe-yi Sıddıka binti Ebubekri Sıddık -1-
Yavuz Sert

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

ANNELERİMİZ -3-

Efendimiz’in neşet etmesinden önceki devre Cahiliyye devri denmesinin nedeni, toplumun bugün anladığımız mânâda cahil olması değildi. Risaletpenah Efendimiz’in en azılı düşmanlarından olan ve Ebu Cehil yani Cehaletin babası lâkâplı kişinin önceki lâkâbı Ebu’l Hakem, bir anlamda bilgeliğin babası idi. Yani bugünkü mânâda cahil bir kişi değildi. Onda ve destekçilerinde olmayan âlemlerin Rabbi olan, “tek ve bir” Allah bilgisi idi. Bu bilgisizlik nedeni ile bu döneme cahiliyye denmiştir.

Hz. Ayşe Validemiz’in annesi, babası, kardeşleri, yani ailesi, o devirde bu “cahilliklerden” etkilenmeyen bir aile ola-rak karşımıza çıkmaktadırlar. En başta validemizin pederi âlîleri Hz. Ebubekir haniflerdendi ve bi’setten sonra başta Hz. Ebubekir olmak üzere tüm aile fertleri müslüman olmuşlardı.

Validemizin anneleri Ümmü Ruman binti Amir’dir. Hz. Ayşe validemizin doğum tarihi konusunda birkaç rivayet vardır ve yaşı en çok münakaşa edilen konular arasındadır. Genel olarak Efendimiz’in bi’setinden dört yıl sonra dün-yaya geldiği kabul edilir.

Efendimiz ve Hz. Ebubekir’in hicretleri başında ilk üç gün Sevr mağarasında kalırken yiyecek, içecek ihtiyaçlarını Hz. Ebubekir’in ailesi karşılıyordu. Hz. Ebubekir’in büyük kızı Hz. Esma ve Hz. Ayşe validemiz Efendimiz ve Hz. Ebubekir’e yiyeceklerini hazırlıyorlardı. Sadece bu olayları bile düşündüğümüzde, validemizin o sırada olanları anlaya-cak ve ablasına yardım edecek kadar olgun olduğunu anlayabiliriz.

Ancak bu konuda çok da delil getirmenin mânâsı yoktur, validemizin Efendimiz ile evlenmeleri sırasında yaşları hakkında münakaşa edenlere kısaca “sana ne” denilebilir. Efendimiz’den kimse daha iyisini bilecek değildir.

Hz. Ayşe validemizin yaşı ile ilgili detaylı bilgi için Reşit Haylamaz Bey'in “Mü’minlerin En Mümtaz Annesi: Hazre-ti Aişe” adlı eserini ve özellikle bu eserin sonundaki “Aişe Validemizin Evlilik Yaşı” bölümünü tavsiye ederiz. Biz bu konuda şunları söylemekle kalalım: Her devrin kendisine göre âdetleri vardır ve Kur’ân âyeti ile sabittir ki, nas'a muha-lif olmadığı sürece örflere uyulması beklenir. O devrin insanlarında erken yaşta evlenmek normal bir davranıştır. Bu-nun iklim gibi bilimsel veya başka sosyal nedenleri olabilir. Örneğin, Amr bin As ile oğlu Hz. Abdullah arasındaki yaş farkı 11’dir. Bugün için bunu anlamamız çok zordur, hattâ mümkün değildir ama o toplum içinde bu normaldir. Evli-likler hem küçük yaşta olabilmiş, hem de evlenen kişiler arasında yaş farkları çok olabilmiştir. Hz. Ömer ile Hz. Ali’nin kızları Ümmü Gülsüm’ün evliliklerini de örnek olarak verebiliriz.

Bu evlilikler, o zamanki toplum içinde yadırganmamıştır ama günümüz kafası ile bakıldığında Efendimiz’e düşman-lığın bir vesilesi olarak kullanılabilmektedir. Efendimiz’in o zaman da azılı düşmanları vardı ancak onlar için validemi-zin yaşı elbette düşmanlık konusu değildi.

Bu mesele ile ilgili söyleyeceklerimizi bu kadarla kâfi tutup, validemizden bahsetmeye devam edelim.

Hz. Ayşe validemizin söyle bir sözü rivayet edilir: “Kendimi bildim bileli annem ve babamı müslüman biliyorum.” Validemiz de küçük yaşta müslüman olmuştur.

Hz. Hatice validemizin irtihali sonrasında Efendimiz, Hz. Sevde ile evlenmişti. Hz. Hatice ile 25 sene, Hz. Sevde ile de 3 sene tek zevceli olarak yaşamıştır Efendimiz. Yani elliüç yaşlarına kadar tek zevceli olarak yaşamıştır, üstelik her iki zevcesi de zat-ı âlilerinden yaşlıdır. Hz. Sevde validemizin 5 tane de yetimi vardı. Bunlar sadece ansiklopedik bilgiler değildir, Efendimiz’in evlilikleri ile ilgili kara sözler söyleyen ağzı karalara verilecek en iyi cevaplardır.

Hz. Ayşe ile Efendimiz’in, evliliklerinden önce bugünkü mânâda nişanları, hicretten önce Mekke’de kıyılmıştır. Önceden nişanın olması günümüzde evliliklerin söz, nişan, nikâh ve düğün sırası ile yapılması şeklinde tezahür etmiştir.

Efendimiz’in hicretleri sonrasında Mekke’de sadece Hz. Ali’nin kaldığı şeklinde yanlış bir bilgi vardır, ancak bu el-bette doğru değildir. Efendimiz ve Hz. Ebubekir hicret ederken ailelerini geride bırakmışlardır. Efendimiz, Hz. Sev-de’yi ve evlâtlarını, Hz. Ebubekir de ailesini geride bırakmıştır. Ailelerin hicreti daha sonradır. Hz. Ayşe daha sonraları “Rasulullah’ın zevceleri arasında en çok Sevde’yi sever ve ona benzemeye çalışırım” dediği Hz. Sevde validemiz ile birlikte hicret etmişlerdir.

Hicret sonrasında Hz. Ebubekir, Efendimiz’in düğün yapmamasından dolayı bir mani olup olmadığını sorar, Efendimiz de henüz mehir miktarını temin edemediğini söyler. Hz. Ebubekir bu miktarı kendi verebileceğini söylese de, Efendimiz bu miktarı yalnızca borç olarak almayı kabul eder. Efendimiz’in Hz. Ayşe’ye o günler için yüksek sayıla-bilecek bir miktar olan 500 dirhem mehir verdiği rivayet edilmiştir. Efendimiz ile Hz. Ayşe’nin düğünlerinin hicretin ilk veya ikinci yılının Şevval ayında yapıldığı rivayet edilmiştir. Hz. Ayşe validemiz için Mescid-i Nebi’de bir oda yapıl-mıştır. Bu odanın boyutları üç metreye iki seksen ikidir.

Asrı Saadet’in mü’mine hanımları günlük hayatın içinde, aktif hanımlardır. Hz. Fatma Uhud’da yaralılarla ilgilen-miş, aynı savaşta Hz. Ayşe validemiz su taşımıştır. Hanımların bu aktifliklerini özellikle İslâm’da hanımların sürekli kafesler arkasında olması gerektiğini söyleyenlerin iyi görmeleri gerekir.

Efendimiz ile Hz. Ayşe validemizin birbirlerine muhabbeti çok fazladır. Efendimiz’e hediye getirmek isteyenler, validelerimizden özellikle Hz. Ayşe’nin sırasının gelmesini gözetmişlerdir. Efendimiz, Mekke seferini kimseye haber vermemiş, ashabına sadece sefere hazırlanmalarını emir buyurmuştur, seferin Mekke’ye yapılacağını sadece Hz. Ayşe’ye söylemiştir. Efendimiz’in validemize muhabetini ve O’na verdiği önemi bu örnek çok iyi açıklamaktadır.

Efendimiz, zevcelerine adaletle davranmış, her günü bir zevcesinin odasında geçirmiştir. Hz. Sevde validemiz Efendimiz’e kendi sırasını Hz. Ayşe validemize vermeyi teklif etmiş, Efendimiz Hz. Sevde’nin tekrar rızasını alarak bunu kabul etmiştir. Efendimiz, hastalığının ilerlediği vakitlerde, kendisinin hanımlarının odaları arasında yorulmaması için, yine diğer validelerimizden izin alarak son zamanlarını Hz. Ayşe’nin odasında geçirmiştir. Vefatları da mübarek başları validemizin dizlerindeyken olmuştur.

Validemiz işte böyle bir hanımdır. Hz. Ayşe ashabın birkaç tane fakihinden biridir. Kendisinin vesilesi ile inen âyetler vardır. İfk hadisesi sonrası inen âyetler bunlardan biridir. Bu hadisenin detaylarına bir sonraki yazıda girelim.

Günümüzde validemize karşı saygısızlık eden ve kendisini müslüman olarak gören kimseler, ne yazık ki, mevcuttur. Bu kimselerin hangi saçma inanışlarla bu şekilde davrandıklarına yazı dizimizin ilk yazısında girmiştik. Ahzâb suresinin altıncı âyeti gayet açıktır, bu âyete göre peygamberin zevceleri mü’minlerin anneleridir. Bu âyet amelî bir âyet değildir. Amel âyetlerine muhalefet günahtır, küfre götürmez, ancak itikadî âyetlere muhalefetin sonucu malûmdur. Ayrıca, Nur suresinin ilgili âyetlerinde de, validemize iftira edildiği apaçık beyan edilmişken bu kimseler nasıl annemize lâf söylerler, anlaşılması mümkün değildir. Bugün o kimseler validemizin, Hz. Ömer’in isimlerine dahi tahammül edemiyor, ülkele-rine gelen ziyaretçiler bu isimde ise üzerini çizebiliyorlar. Allah ıslah etsin.

Validemizle ilgili notlarımıza bir sonraki sayıda devam edeceğiz inşallah.

Kaynaklar:

“Mü’minlerin Mümtaz Annesi Hazreti Aişe”, Işık Yayınları, Dr. Reşit Haylamaz

Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri Radyo Sohbetleri Ezvac-ı Tahirat Serisi, Burç FM Arşivleri


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bir bürokrat şârih: Abidi... - Sayı 106
Hazreti Mevlânâ okumaları... - Sayı 106
Röportaj - Abdullah AKIN... - Sayı 106
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içti... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8034984
 Bugün : 1298
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519603
 Bugün : 17
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim