Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     833 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"O"
Mustafa Kınıkoğlu

  Sayı: 99 -

Şüphesiz ki, Efendimiz varlık âleminin “Ekmel’i”. En çok kemâle ermiş demek bile yakışıksız, sanki ikinci bir kişi ile karşılaştırma yapılabilirmiş gibi... Yegâne kemâl sahibi… Böyle olmasaydı bizler için “güzel bir örnek - üsvetu’n hasene” olur muydu? Bir kişinin herkese örnek olması için örnek olunacak her konuda en önde olması gerekir.

Efendimiz’in özelliklerinden biri de beliğ olmasıydı. Az sözle çok şeyler anlatan biriydi Efendimiz. Az sözle çok şey anlatmak şairane bir üslubu akla getiriyor. Bu yüzden, belki iyi şairler için Efendimiz’in “beliğ” sıfatının varisleri diyebiliriz. Meselâ Ziya Paşa’nın şu beyti Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı düşünürken ilk aklımıza gelmesi gerekenleri çok güzel ifade ediyor:

İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez

Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez

İnsanoğlu sınırlı bir varlık. Sınırlı ama “Evvel, Âhir, Bâtın, Zâhir” olan “Sınırsız’ın (cc)” “ruhumdan ruh üfledim” dediği, kendisine halife seçtiği bir varlık... Sınırsız olan (cc), sınırlı olana kendisini anlatırken, doğal olarak, sınırlı olanın dünyasındaki sıfatları kullanıyor. Böylece öğretmenin ve öğrenmenin temel kurallarından biri de bize öğretilmiş oluyor.

Kulları Allah’ı Kur’an-ı Kerim’de veya hadis-i şeriflerde geçen isimleri ile tanıyor, bilmeye çalışıyor. Ancak şu unutulmamalı ki, bir varlığın ismi kendisi değildir. İsim o varlığı işaret eder. Mutlak sınırsız ve mutlak güç, irade sahibi olan bir varlığı (sanki O’ndan başka bir şey var da) sınırlı bir varlığın isimlendirmesi ile sınırlamak mümkün mü? Ama, bu terazinin sıkleti çekmesi için değil, biraz olsun anlaması için bu sıfatların bilinmesi gerekiyor.

Allah’ı sıfatları ile biliriz. O Rezzak’tır, tüm canlılara rızıklarını verir. O Semi’dir, Basar’dır. Her şeyi duyar, görür. O Rahmandır, Rahimdir. Ve O Allah’tır yani “tanrıdır”.

Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Hz. Âdem’e “isimleri öğrettim” âyetinin zahirî anlamı ona eşyayı (eşya şey kelimesinin çoğuludur) öğretmesi olarak tefsir edildiği gibi bâtınî olarak “ona Allah’ın isimlerini verdi” demek olarak da tefsir edilir. Bu yüzden her insanda Allah’ın isimlerinden kendi miktarınca vardır. Bir tanesi hariç: “Allah”. Allah da “O’nun” isimlerinden biridir. Bu isim Allah’ın ilâhlık, tanrılık sıfatını anlatır. Ve insanlarda olmayan tek isim Allah ismidir, Allah ilâhlığı hariç diğer tüm isimlerinden insanlara değişik miktarlarda vermiştir.

Evine ekmek götüren bir kişi evdekiler için Rezzak olur, çocuklarını kayıran bir kişi onlara Kayyum olur, bir anne Rahman sıfatının tezahürü ile yavrularına şefkatli olur, merhametli olur.

İnsanın sınırlı aklı ile O’nun Zât’ını anlaması mümkün değil. Bu yüzden Allah insana insandan tezahür etmiş. Peygamberlik diye bir kurumun olması bunun en büyük göstergesi. Yine Esmaü’l Hüsnâ’da yer alan veya almayan diğer sıfatlarını da kulları üzerine insan aracılığı ile gösteriyor. İşte çalışıyorsunuz maaşınızı yani rızkınızı patron veriyor, zahirde rızık veren patron ama mutlak Rezzak olan sadece O. Anne çocuklarına merhamet ediyor, yemiyor yediriyor, Allah’ın Rahman ismi çocuklar üzerinde anne vesilesi ile tezahür ediyor ama mutlak Rahman olan sadece “O”...

Allah’ın kulları üzerinde tezahürü ile ilgili farklı boyutlar var. “Ne yöne dönersen dön O’nun vechi oradadır” âyeti bir boyutu... Üzerinde söz söylemeye haddimiz olmadığını söylemek bile hadsizlik olacak şu satırlarda ise bambaşka bir boyut var:

Muhammed'dir Cemâl-i Hakk'a mir'ât

Muhammed'den göründü kendi bi'z-zât

O’na mekân izafe etmek zahiri olarak sınırlama içerdiği için mümkün değil. Ama duada ellerimizi semaya kaldırıyoruz. Bu mekân izafe etmek değil çünkü mekân ve makam ayrı şeyler. Biz orada bir makama dönüyoruz. Göğe doğru dönüş bir yüceliği işaret ediyor. Hep dediğimiz gibi, sınırlı dünyamızdaki semboller, isimler, sıfatlar ve kavramlarla sınırsız olanla ilişki kuruyoruz.

Dua ederken bu sınırsızlığın farkına varsak bu kadar rahat dua edebilir miydik? Dualarımızı düşünün, Allah’ım şunu nasip et, bunu ver, şu olsun, bu olmasın… Bu dil kasıt içermese de biraz hadsizlik içermiyor mu? En azından veriver, ediver denmesi biraz daha edebe uygun.

Mesnevî-i Manevi’de, Allah’ın azameti ile ilgili güzel bir bölüm var, bu bölümde namazın hareketlerinin çıkış noktası anlatılıyor. Kul Allah’ın karşısına çıkıyor, bu hal kıyam haline işaret... Allah’ın azameti ve gelen sorular karşısında önce dik duramaz hale geliyor ve ellerini dizlerine yaslayıp destek arıyor, bu hal rükû haline işaret, sonra bu destek de yetmiyor, kul ayakta duramaz hale geliyor ve yere kapanıyor, bu da secde haline işaret... Sınırsız (cc) karşısında kula belki de en lâyık hal secde değil de nedir?

Sınırsız bir varlık ve sınırlı bir varlık (!) arasında, sınırlının dünyasındaki aşk, muhabbet gibi kavramların varolmasının mümkün olmadığını söylüyor büyüklerimiz. Çünkü bu tür ilişkiler aynı cins varlıklar arasında olabilir. Ve ekliyorlar, bu yüzden Allah’la olan ilişkimizde gelmek istediğimiz her durum için karşımıza Sınırsız olanın bize tezahür için Resûl tayin ettiği Efendimiz’i koymalıyız. Şunu demek istiyorlar, Allah’ı sevmek mi istiyorsun, Resûlünü seveceksin. Allah’ı üzmemek mi istiyorsun, O’na yakın mı olmak istiyorsun, Resûlünü üzmeyecek davranışlarda bulunmaya çalışacaksın, Resûlüne yakın olacaksın. Nisa suresi 80. âyeti bu durumu formüle ediyor: “Kim Resûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur”. Büyükler yine diyorlar ki, bu âyetteki itaat kelimesinin yerine istediğiniz kelimeyi koyun, formül doğrudur. “Kim Resûlü severse, Allah’ı sevmiş olur”, “Kim Resül’ü üzerse Allah’ı üzmüş olur” gibi…

İnsan... İplikte büklüm, suda bir anlık suret...

ALLAH... Olmanın O'na mahsus olduğu kudret... (nfk)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"O"... - Sayı 99
Necip Fazıl hakkında iki ... - Sayı 92
Bir Derviş Sultan Ulu Hak... - Sayı 91
Dua, kulun acizliğini gös... - Sayı 89
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8030708
 Bugün : 1956
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519510
 Bugün : 17
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 111
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim