65. Sayının Yazıları Sitemize Eklendi!..        Kardelen 19 Yaşında!..        Ramazanınız Mübarek Olsun...
    Yorum Ekle     1372 kez okundu.     9 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ne Oldu Bizlere?..
Fatma Betül

(Genç yazarımız, ilkokuldan sonra, bir kısmı yabancı ülkelerde olmak üzere İngilizce eğitim yapan okullarda okudu. Dergimiz için kaleme aldığı yazısını sevinçle okuduk. Ümidimiz arttı. Kardelen, “Hâlâ ve her şeye rağmen ‘düşünen adamlar’lar vardır. Bunlara ulaşabilirsek, bir maya tutturulabilir” demekte haklı imiş.)


Çok değiştiğimizi, çok farklılaştığımızı söylüyorlar bizlere. Evet, biz yeni nesil gençliği, biz yeni nesil evlâtları hiç eskilere benzemiyoruz. Öncelikle çocukluğumuzu hepimiz özlüyoruz. Parklarda oynadığımız oyunları, salıncaklara bindiğimiz, kaydıraklardan birlikte kaydığımız arkadaşlarımızı özlüyoruz. Ama oyuncaklarımızı hiç özlemiyoruz. Malûm televizyonlar, bilgisayarlar, ipodlar, cep telefonları falan var artık, o oyuncaklardan kat kat güzel geliyorlar bizlere. Bir kere teknoloji bizim her şeyimiz oldu. Fotoğraf makineli telefonlarla anılarımızı her an yanımızda taşıyabilir hale geldik. Bilgi öğreneceksek kitapların değil web sitelerin sayfalarını okuyoruz. Dünyanın bir ucundaki farklı insanlarla tanışabilme imkânımız oldu. Anne babalarımızla kafalarımız uyuşmayınca, kendi kafamıza göre takılmaya başladık. Onlar eski çağ insanı artık, şimdiki gibi yaşama ayak uydurmaları zorlaşmış.

Asıl neyi kaybettik biliyor musunuz? İletişim kurmayı... Sohbet etmek yerine TV’deki programları izlemek daha tatlı geliyor. Karşılıklı muhabbet etmek varken, (chat) yapmak daha kolay geliyor. Hazırcı olduk çıktık. Herkes maskeli dolaşmaya başladı. Kimin ne olduğu belli olmaz hale geldi. Yalanlar dolanlarla nefes almaya başladık. Şükretmek yerine, halimizden şikâyetçi oluyoruz. Fark etmeden boş şeylerle vakit kaybediyoruz. Kötülüklere meyil ederek kendi hayatımızı kendimiz mahvediyoruz. Halbuki hepimiz ben iyiyim hallerine bürünerek yasıyoruz, e bizler iyi isek, kötüler nerde? Suçlu olduğumuz halde suçumuzu inkâr ediyoruz. Sırrımızı söyleyebileceğimiz dostlarımız o kadar azaldı ki artık sanal âleme başvurarak sırrımızı paylaşıyoruz. Çok merak ediyoruz, ama halbuki çok meraklı olmak iyi değildir, bunu yanlış yaptıktan sonra fark ediyoruz. İyi şeylere niyet edemiyoruz, boş şeylere niyet ediyoruz, sonu belki iyi olur belki kötü, öylesine yaşıyoruz işte. Büyüklerimize hürmet edemiyoruz artık, saygı duyuyoruz ama hürmet biraz zor. Onlara hürmet etmek zor is, biz kolay işleri severiz. Sıkıntılara dayanamaz olduk, hemen ağlayıp zırlamayı, hayata üfleyip püflemeyi alışkanlık ettik. Verdiğimiz sözleri tutmaz olduk, bizler kendimize dahi inanamaz, güvenemez olduk. Etraf filozoflar, etraf âlimler kaynıyor sanki, ama hiçbirimiz bildiğimizle amel edemiyoruz. Gidip âlimlerle değil, durmadan cahillerle sohbet ediyoruz. Nefsimize yenik düşüyoruz, her kötü şey bize cazip geliyor ve hemen kapılıyoruz.

Bir de sevgi var hayatlarımızda. Hepimiz âşık olduğumuzu, sevdiğimizi zannediyoruz. Halbuki ifade edemiyoruz, hayır. Söylemekle olmuyor sevmek. Gezmekle, bakmakla, görmekle, dokunmakla, koklamakla olmuyor. Kalplerimiz sevmeyi unuttu. Asıl kalbimizle sevmemiz gerekirken, biz bir tutturmuşuz görece(ği)m sevdiğimi, öpece(ği)m sevdiğimi. Halbuki sevgi yanımızdan dahi geçmiyor. Hep ders ala ala yasıyoruz artık, çok hata yapa yapa yaşıyoruz. Tehlikeye dikkat etmemiz gerekirken bana bir şey olmaz diye diye nice yanlışlık kuyularına düşüyoruz. Bizler tehlikeliyiz artık. İnsanlar bizden korkar oldu. Bizler korkusuz olduk, halbuki cesaret değil, cahillikti bizimkisi... Kaygısızlaştık iyice. Unutacağımızı bile bile kayıt etmedik, not almadık bir kenara islerimizi. Unutmak değil problemimiz, dikkate almamak, önemsememek hayatı, basite almak her şeyi.

Ailelerimize lâyık olmadığımızı bile bile böyle yaşıyoruz biz. Artık âhireti kazanmaya değil, sadece burayı kazanmaya odaklandığımız için, başkalarının ne dediği mühim değil. Yeter ki burada başarılı olalım, insanlar bizi tebrik etsin. Eh bu dünya güzel, bir kere geliyoruz, bari dilediğimiz gibi yaşayalım. Halbuki her an tevekkül etmemiz gerektiğini biliyoruz. Hastaları ziyaret etmemiz gerektiğini de biliyoruz, ama kendimiz hasta olmadan bunu faaliyete geçirmiyoruz. Allah’tan fakirlere yardım etmeye çalışanlarımız var aramızda tek tük. Malum, para önemli bizler için, parası olmayanın hali haraptır kesin, bunu tahmin edebiliyoruz.

Bir doğru yapıyorsak, bin tane yanlış yapıyoruz. Dünyanın halini biz de görüyoruz, ve üzülüyoruz. Nerde kaldı İstanbul’u fetheden Fatih yürekli GENÇLER, Fatih bilekli GENÇLER?.. “Gençlik yaş işi değildir. Ruh işidir” diyor Necip Fazıl... Bizler bırakın Türk gibi yaşamayı, insan gibi yaşamayı unutacağız neredeyse. O mahalledeki çocuğa, o okuldaki hocaya, o konserdeki şarkıcıya, o sitedeki şahsa âşık olmaktan, gerçek AŞK nedir onu unuttuk. “Başımıza ne geldiyse AŞKI kaybetmekten geldi” diyor aynı Üstad. Hani Yunus Emre demiş ya:

Boyandım rengine, solmazam ayruk (artık)!

Âşıkım; ölmezem, ölmezem ayruk!..

Aşkın esası Allah’a olan aşktır. Ve biz bunu baya kaybetmişiz. Bir Türk müslüman olduktan sonra Türk’tür. Nerde bizim inancımız? Nerde ninelerimizinki gibi dedelerimizinki gibi inanç bizlerde... İstesek her şeyi başarırız aslında... Ve biliyoruz ki en başta dua ile başlamamız gerekiyor. Fakat bir dua dahi edemeyecek kadar üşengeciz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

Eklenen Yorumlar


Ekleyen : fatma bet?l yylmaz    15.08.2008
Yorum : açıkçası yazdığını yorumlanmasını istediğiniz her ne ise okumadan girdim buyere.doğrusu bu siteye tesadüfen girdim de denebilir.canım sıkılmıştı acaba adımı yazarsam ne çıkar diye düşündüm.meğer siz yazarmışsınız.aslında bakarsanız ben de bir ara yazarlığa aşırı ilgi duyup ileride yazar olmayı istiyordum.ama zorluklarını gördüğümde vazgeçtim.tabiki her mesleğin kendine göre zorlukları var ama bunun bana göre olmadığının kanaatine vardım.bu arada size yaşımı söylesem pardon yazsam belki inanmaz delinin biri bana oyun oynamaya çalışmış diye düşünebilirsin.ki ben olsam aynı düşüncelere sahip olacağım kesin.ama yine de size yaşımı söyleyeceğim.13 evet 13. size yalan borcum yok allaha şükür. ister inanın ister inanmayın. şayet inanmazsanız nasıl olsa öbür dünyada doğruları görüp inanacaksınız.yada İNANMAK ZORUNDA KALACAKSINIZ...BAŞKA ÇARE YOK!




Ekleyen : mehtap    12.05.2007
Yorum : gerçekten çok güzel konulara değinmişsiniz tebrik ediyorum ve biliyormusunuz bu anlatılanları okuyunca kendi hayatım gözlerimin önünden geçti nereye gidiyoruz çok yazık hayatımıza yazık ediyoruz




Ekleyen : m.aydyn    18.04.2007
Yorum : s.a nerde o eski insanların yaşayış şekli..nerde kaldı..Zamani gençliği o kadar özenti ve hevai heves içindeki,bırak rabbine olan vazifeyi yerine getirmek şükürden bile uzak inşaallah dualarımızla herşey güzel olur.Rabbim içinde ışık olan insanların elinden tutmamıza yardımcı olur inşaallah.




Ekleyen : BeyazDiLekce    
Yorum : Bütün bu yazılanlar hakikaten çok doğru. Bunu genç birinden duymak çok guzel, çok anlamlı. Gençliği ve bütün insanlığı kurtaracak esas şey Maneviyattır. Umarım ; iş işten geçmeden hepimiz bu gerçeği farkedip, hayata geçirebiliriz. Çok teşekkür ederiz bu güzel konuyu dile getirdiğin için. Yazılarının Devamını bekliyoruz. Allah'a emanet olun.




Ekleyen : maide    
Yorum : canım çok güzel ellerine saglık yazılarının devamını bekliyoruz




Ekleyen : B??RANUR    
Yorum : Gerçekten çok güzel kaleme alınmış bir yazı.Gençlerin sahip olması gereken manevi değerlere olan ihtiyaç yurt dışında yaşayan genç bir kız tarafından çok güzel kaleme alınmış.Betül ablamızın böyle güzel yazılaraına devam etmesi dileklerimizle..Allaha emanet olun..




Ekleyen : Omer    
Yorum : Bu dergiyi begeniyorum.Bu yazi da cok sade ve icten yazilmis bir yazi.Insaallah genc yazarimiz yazilarina devam eder ve bu yetenegini gelistirir.Genclerimize guveniyoruz......




Ekleyen : arzu    
Yorum : yazınızı gercekten cok begendim tek kelimeyle süper olmuş. bizi kendimize getircek böyle gerceği yansıtan yazılara gercekten ihtiyacı var bu gençliğin...




Ekleyen : Rana    
Yorum : Sevgili Kuzenim; Yazdıklarını okuyamayacak kadar üşenen -ki gerçeklerle yüzleşmekten korkmanın adı üşenmek artık- nice arkadaşım, nice ''inançlı'' insan var... Allah hepsine ulaşabilmemizi nasip etsin.. Düşüncelerimin tercümanı olan bu harika yazılarının devamını bekliyor ve öpüyorum seni ;) Tebrikler...





 
Ne Oldu Bizlere?..... - Sayı: 51
Tüm Yazıları
Gelecek Sayının Konusu
Her seçim, geleceğe matuf MİLLÎ İRADE beyanıdır.
12 Eylül’de yapılacak HALKOYLAMASIYLA ortaya konacak;
MİLLÎ İRADENİN değerlendirilmesi...
Eserler, 13/19 Eylül 2010 tarihleri arasında gönderilmelidir.
Son Eklenen Yorumlardan
 
Tıp Literatüründe Bir İlk!
Yazarımız Dr. Mesut Başak'ın buluşu ilk kez Kardelen'de!!
Sişmanlığa Çare

Doç.Dr.Mesut Başak'ın "Tokluk Kemeri" hakkındaki
çok önemli bilgilendirme notu için tıklayınız!!!
Kardelen Anket
Sizce her şeyi yerli yerine oturtacak bir anayasanın hazırlanması için şartlar oluştu mu?
Hayır 34.0%
Evet 30.8%
Pekâlâ, hazırlanır ve taslak da halka sunulur, halkoylaması yapılır. 24.3%
Halk oylaması yapılsın 10.9%

Toplam Oy: 412
Daha önce oy kullandınız

 
 
Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Başyücelik emirleri – SİNEMA
GÜZEL ve GÜZELLİK ÜSTÜNE
Gönlümün Sonbaharı
"HAYAL" ve "HAKİKAT"
SANA YAĞMURLAR ISMARLAYAYIM
Kardelen, Türkçe'nin olduğu her yerde
Uygur Şairi Çobanî'den
Gazeller
* * *
Azerî yazar Aysel Şerifova'nın kaleminden
Türk Edebiyatının incisi: Mehr ü Vefa
Mustafa Kınıkoğlu - Hiç bir şey ESKİSİ GİBİ olmayacak
Mücahit Koca - TEMBELLİK ÜZERİNE BİR DENEME
Sinan Ayhan - Belgesel: 1369'uncu Sırada Seyredilen Film
Bedran Yoldaş - MORDAN KIZILA
Fatma Pekşen - NİYE GİTTİN CİCİ ANNE?
Ahmet Mahir Pekşen - O GÜNLERİN ARDINDAN
Kürsü Nizam - Haklar
İbrahim Berber - Yiğitleme
Medya Sepeti - M. Kemal'in gizlenen vasiyeti
Hidayet Diler - SİYASETÇİLER NEDEN HEP KAVGALIDIR?
M. Nihat Malkoç - Vişne
Kadir Bayrak - OLAYLARA BAKIŞ
İbrahim Türkhan - KURŞUN RENKLİ AŞK
Ziya Paşa Akyürek - FİGÜRANSIZ OYUN
Ayhan Aslan - Otokontrol
Hızır İrfan Önder - EDEBE DAİR
Hasan Tülüceoğlu- EYLEMİN HALLEDEMEDİĞİ
Muhammet Ülker - YEMEN İLLERİNDE
Fatih Öncü - NEREYE BAKIYORSUN?
Dr. Tofiq Necefli - KARAKOYUNLU-MEMLÜK İLİŞKİLERİ...
Rukiye Kököz - Hayat bir sınavdır
Yakup Kiraz - Adam ve Azrail
Yağmur Sayan - SEVDİĞİM İLK ADAM
Ahmet Alp Atay - YUSUF’un gülüşü
Gökhan Hıra - Büyümeye hevesli bir çocuktuk...
Bilal Yavuz - SONBAHAR
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 1549143
 Bugün : 909
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13905
 Bugün : 51
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 65. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 30
Son Güncellenme: 21 Mayıs 2010
Künye | Abonelik | İletişim