Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 24 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1215 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Her ?eye ra?men ve hal? var oldu?una inandy?ymyz D???NEN ADAM?A
Kardelen Dergisi

  Sayı: 51 - Ocak / Mart 2006

“Adriyatik’ten Çin Denizi’ne!..” Bu geniş sahada Türkçe bilen meramını anlatabilir. Pek çok ülkede, hatırı sayılır miktarda Türk ve Türk- çe bilen var. İstiklâllerini kazandıkları söylenen soydaşlarımız, yavru kuş misali gözümüzün içine bakıyor. Gerçek şahsiyetimizle meydana çıksak, yanıbaşımızda yer alacak İslâm âlemi ve Batı‘nın “geri kalmış” deyip dudak büktüğü ülkeler de cabası... Dünya, dünya olalı böyle bir potansiyel görmüş müdür?.. Ama bu potansiyeli kucaklayacak bir yayından söz edemezsiniz. Bırakın bu potansiyeli kucaklayacak yayını, ülkemiz insanına tam olarak ulaşma hayali bile kurulamaz. “Adriyatik’ten Çin Denizine” gerçeği düne kadar bu sözü ağzına almayı suç sayan politikacıların seçim malzemesi şimdi... Yer yüzünde Türkçe konuşan yarım milyar insana rağmen, en kabadayı kitabın baskısı bile 4 basamaklı sayıyı aşamıyor... Bin bir zorlukla piyasaya sürülebilenlerin ömrü de bir baskılık... Kalemle geçinmenin hayali bile lüks olan bu ülkede, kalem faaliyetleri ikinci iş... Bazı mürekkep yalamışların “hobisi” sizin anlayacağınız... Kültür merkezimizde çıkan günlük gazetelerin toplam trajı 3.5 milyon... Yaşama “şansını” fikir dışı “oyunlarda” arıyor hepsi... Mahallî gazetelerin resmî ilân pastasından pay kapmak için çıkması, eli kalem tutanlarca bile yadırganmıyor...

Ekolleşme istidadındaki bir kaç dergi, kurucularından sonra neşir hayatında görünmez oluyor. Bizimkinden daha geniş dergi mezarlığı olan bir ülke bileniniz var mı? Yine de bir araya gelen her toplulukta ilk akla gelen faaliyet -ne büyük bir fikir açlığı içindeymişiz ki- “dergi çıkarmak” oluyor. Uzun lafın kısası “kurban olam kalem tutan ellere” diyen bir millet, fikirce çorak bir zemin üzerindedir şimdi...

Bu zeminin, -enflasyondan teröre- her felaketin tarlası olduğu nasıl anlatılabilir?.. Ve bu şartlarda, bir fikir dergisi çıkarmak akıl kârı mıdır?

Şu zamanda ve böyle bir zeminde, kurumun kültür tahsisatını “kitabına uydurarak” kapmak ve kurumun mallarını kendisi ve yandaşları için “okutmak” becerisindeki açıgözler dergi çıkarır. Kozasında ölmeye razı böcekler gibi, dar çevreye hitapla yetinen mütevazi kahramanlar dergi çıkarır... Cepleri bol parayla doldurulan ve Türk kültürünü yıkmakla görevlendirilmiş kişicikler, fuhuş dedikodularını fiyakalı şekilde ele alan dergiler çıkarabilir. Cemiyet, bütün bunları anlar... Fakat fikir ve kültür dergisi çıkarılmasını anlayamaz... Öldürülünce cesedi, fikir düşmanı magazin gazeteleriyle örtülecek olanlar için fikir dergisi çıkarmayı düşünenler, uzaydan gelmiş yaratıklar gibidir. Şairin, “Melâli anlamayan nesle aşina değiliz” dediği gibi, biz de “fikri anlayan nesle aşina değiliz...”

Ama kökü kazınmak istense de, “Oku!” ve “Düşün!” diyen bir kültürün içinde “düşünen adam” nesli tükenmiş dinazor olamaz. Küsüp köşesine çekilmiş bu “yalnız gezen yıldızlar” bulunabilirse onlarla “bir maya tutturulabilir.” Buna da inanmazsak, ne olur sonra halimiz?..

Biz; tehlikeleri bilmemenin verdiği cesaretle ortaya atılan maceracılar değiliz! Bir kısmını ifadeye çalıştığımız menfî şartlara rağmen, Kardelen’i çıkarabildik... Hiç bir zengine eyvallah etmemeyi, resmî ve özel ilân dilenmemeyi, “abone olun” diye kimseye yalvarmamayı ve dostlarımıza bile “hatırımız için dergimizi satın alın” dememeyi göze alarak...

Sen; bu yazıyı okuma lütfunda bulunan kişi! Bu şartlara rağmen, sonsuza taşma kapasitesindeki imanın ve fikrin dergisini çıkarmak azmindeki kalemlere (tımarhaneye atmayı düşünmüyorsan); nasıl bir muameleyi yakıştırırsın?.. Dergilerine -en azından- abone olur, abone bulur musun?.. “Can suyu” dökerek, “ciğerimizden kan çekerek” yetiştirmeye çalıştığımız Kardelen’imizi, “Oh oh, pek de güzel maşallah” diye sırtımızı sıvazladıktan sonra, daha sırtımızı dönmeden çöpe mi atarsın?.. Dergimizi görmeyene, -talep olursa- bir örnek sayı takdim edebiliriz…

En büyük devletimizin, medeniyetimizin ve kültürümüzün doğduğu topraklardan, FİKRİN DEĞERİNİ BİLENLERE; fikirsizlik kışına rağmen çıkan Kardelen’i sunuyoruz!..

GERİSİ SANA KALMIŞ!..

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : H?seyin    
Yorum : Ben Karanlık dağlarından kopup gelen bu topraklara yerleşen ama fikrin değerini bilmeyen veya öğretilmeyen nesil denim.Bu topraklarada l8OO yıllarından beri benim hep başım ağrıyar inanın elimi başıma koyamıyorum içini hiç bir şeyle dolduramıyorum.Doldurmaya bir şeyler araştırmaya öğrenmeye kalktığımda benim şidettli bir baş ağrısı başlıyor.Rüyalarımda benim kafa derimi yüzüp deve gerdanını derisini kafama yapıştırıp sarıp güneşte kuruması için ellerimi kollarımı sımsıkı bağlıyorlar kimi garptan kimi şarktan. Bağlatmadan hemen uyanıyorum uyanıyorumda hemen başım ağrıyor başıma korkunç ağrılar giriyor gözümü kapıyorum Juan juan ları görüyorum yoksaben Mankurtmu oluyorum.Yok yok oldum herhalde. Bak yine başım ağrıyor yatmaya gidiyorumben.Size Başarılar inşallah başarırmısınız bilemem.




Ekleyen : Sinan AYHAN    
Yorum : hagimiz o nesilin dışında bir tarifteniz ki, bu çağa doğmuş olmakla başlıyor iş... başağrısız, bir sağlığa kavuşmak ne mümkün, çünkü hasta doğduk, marazlı bir yüzyıla ve geleceğe doğduk. çok fenni bir iklim nasıl çatılır, şifa lokmanın elindeki kağıt mıdır... tohum bile çatlarken acıyarak çıkar; dağ yontulur, gök çalkanır, gövde sarsılır; her şeyin bir yürüme tarzı vardır... rahvanı vardır, tırısı vardır; ama fikir ışık hızıdır... demek 1800 yılımız var elimizde, o halde güneşi kesesine sığdıracak bir dimağ var bizde, bununla bütün başağrılarını geçirecek bir terkip elde edilebilir... sıçramak için gerilemek neyse, düşünmek için başağrısı odur... oyüzden yanlış düşüncelere kapılmayın, doğru yoldasınız, düşünmekten vaz geçmeyin, hatta daha fazla başınız ağrısın, biraz daha derin düşünmeye cüret edin... başarmak böyle bir şeydir işte... başarmak küsmeyi bırakmaktır. bu çağda kimsenin küsmeye hakkı yok çünkü... sevgi ve muhabetle...





 
Kalem erbabýna mesaj... - Sayı 82
Her ?eye ra?men ve hal? V... - Sayı 57
Her ?eye ra?men ve hal? v... - Sayı 51
GELECEK SAYININ KONUSU: &... - Sayı 40
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (83):
Cemiyet duvarını ayakta tutan tuğla hükmündeki aile kurumumuz ne halde?



Son Eklenen Yorumlardan
 çok teşekkür ederim Yavuz Bey. İnşallah öyle oluyordur.... Fatma Pekşen

 Ne kadar da mühim yazdıkların Sinancım. Sadelik hakikat ilişkisini ne kadar güzel anlatmışsın. En ba... özgür

 Fikrin damıtılıp damıtılıp saf cevher haline geldiği, üzerine ciltler dolusu kirap yazılabilecek bir... özgür

 Erdemcim başarılarının devamını dilerim.. biraz daha kısa olursa ama daha iyi olucak ömür yetmez tüm... Murat GGZ

 Şu sohbet fikri ne güzel bir şey olmuş, renk katar ve dinamizm getirir, hiç tesiri ve faydası olmaz ... ekrem yılmaz


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kalbistan kardeleni
Üçlemeler-1
Türk mutfağı
Durun kalabalıklar
Parlak yıldızım
Burnu sürte sürte
Bir kitap okudum: Durun kalabalıklar
Durun kalabalıklar
“Ya Rabbim, padişahımın kılıcını,
Birinci gün
Yavuz Sert - Danışan dağları aşar
Ali Erdal - Burnu sürte sürte
Ali Erdal - “Ya Rabbim, pa...
Sinan Ayhan - Yalnızlık şarkıları,...
Necip Fazıl Kısakürek - Devlet
Necip Fazıl Kısakürek - Başyüce
Bedran Yoldaş - Diyarbekir'im
Turgay Ertem - Türk milletinde devl...
Ekrem Yılmaz - Durun kalabalıklar
Ekrem Yılmaz - Şarkımızdan dinledik
Ekrem Yılmaz - Dünden yarına
Fatma Pekşen - Bir kitap okudum: Du...
Fatma Pekşen - Çocuk biraz da
Ahmet Mahir Pekşen - Durun kalabalıklar
Ahmet Mahir Pekşen - Son değil
Dergi Editörü - Allah, devlete, mill...
Site Editörü - İnternet kanunları
Mehmet Hasret - Bir fikrin “ko...
Necdet Uçak - Mehterin dilinden
Necdet Uçak - Akıncılar dönüyor
Necdet Uçak - Anneme
Kardelen Dergisi - Kalem erbabýna ...
Hızır İrfan Önder - Hayata dair
Hızır İrfan Önder - Üçlemeler-1
Mehmet Balcı - Türkler geliyor
Mehmet Balcı - Sen de yaşlanacaksın
Mehmet Balcı - Olmalı
Mehmet Balcı - Doktor İsmail Durmuş...
Hasan Tülüceoğlu - Piramitlerden rezida...
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Murat Yorulmaz - Çölde bir vaha
Av. Kadir Bayrak - Olaylara bakış
Vural Gündüz - Hadi gel köyümüze ge...
M. Hamdi ALKIŞ - Türk milletinde devl...
Murat Yorulmaz - Âvâzeyi âleme DAVUT ...
Kürsü Mümin-Kâfir - Elveda
Kubilay Ertekin - Vatan sevgisi ve gur...
Halis Arlıoğlu - Bir hicâz faslı
Ahmet Değirmenci - Çile
Acıyorum - Acıyorum
Burak Çakır - Put
Mustafa Yumuşak - Birinci gün
Arzu Kök - Çaresizliğin resmi y...
Gamze Fındık - Yıkılan krallık
Gözde Hamide Çavdar - Türk mutfağı
Büşra Doğramacı - Yusuf'a benzersin
Mehmet Ârif Erişmiş - Gazeller
Yusuf Akşamoğlu - Kalbistan kardeleni
Şeyda Maviş - Nesin sen ey insan
Ekrem Burak Onuş - Parlak yıldızım
Enver Cebeci - İsimsiz şiirler
Hikmet Tunç - Adın ihanet senin
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5202560
 Bugün : 1245
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 239600
 Bugün : 26
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 203
 82. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Kasım 2014
Künye | Abonelik | İletişim