Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2888 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

T?RK KYMLY?Y
Kadir Bayrak

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

İnsanın, mensubu olduğu millet hakkında değerlendirme yapması zor oluyor. Bizce bunun iki sebebi var; birincisi içerisinde yaşayıp, genlerini taşıdığımız milletin kendine has özelliği: Överken de, yererken de ölçüyü kaçırıyoruz. "Ortaasya'dan yola çıkan milletimiz..."diye başlayan hamaset yüklü nutuklarla, "elâlem aya giderken, biz hâlâ..." şeklindeki serzenişler bu iki tavrımıza örnek. İkincisi ve asıl önemli olanı da Everest Tepesi ile Lût Gölü kadar birbirine uzak, inişli çıkışlı tarih çizgimiz. "Ortaasya'dan..." diyerek sözlerine başlayanın bir haklılık payı var; zira o, bu milletin büyük kısmı tarih kitaplarına yansımayan, dost düşman herkesin büyüklüğünde, haşmetinde ittifak ettiği geçmişine atıfta bulunuyor. Diğeri de haksız değil, çünkü o da böyle bir tarihe sahip milletin bugününe bakıp Nasrettin Hoca misali soruyor: "Bu etse, kedi nerede; kedi ise, et nerede." Niyetimiz esasta doğru, uygulamada hatalı her iki görüşe de saplanmadan, olabildiğince hakka yakın bir muhasebe yapabilmek...


Öncelikle şöyle bir tesbitle işe balamanın doğru olacağına inanıyorum: Bu topraklarda, bu coğrafyada, zamanın tam da bu deminde dünyaya gelmeyi, var olmayı biz tercih etmedik, kader bu şekilde tecelli etti. Zannederim işin nirengi noktası anahtar kelimesi bu cümlede saklı; kader... Her şeyin, her şeye yol ve yön veren gücün, kaderin de sahibi Mutlak Kudret'in iradesi. Kutuplardaki Eskimo'dan Afrika'nın uçsuz bucaksız çöllerindeki yerliye kadar, fikir namusu taşıyan herkes bu ölçü karşısında baş eğmek mecburiyetinde...


İnsanın tohumu Âdem peygamber bütün insanlığın babası olduğu ve her kavmin kök başı kendisine dayandığına göre, O'nun bir millete mensubiyetini iddia etmek doğru ve mantıklı olmaz. Hal böyle olunca milletlerin birbirleri üzerinde nesebe dayalı üstünlük izafe etmelerinin, seçilmiş millet iddialarının kısacası ırkçılığın gülünçlüğü ortaya çıkıyor. Ne var ki, Mutlak Kudret'in bütün insanlığı tek bir çatı altında birleştirmek yerine, onları ayrı hususiyetler taşıyan kavimlere ayırmasında da bir hikmet bulunduğu muhakkak.


Tarih kitapları milletimizin, insanlığın ikinci babası Nuh peygamberin oğlu Yafes'ten geldiğini iddia ederler. Bu andan, Orta Asya steplerinde meydan yerine çıkıncaya kadar geçen zaman dilimi tarihin karanlık sayfalarında yazılıdır. Orta Asya bozkırlarındaki maceramızı ise tek kelime ile özetleyebiliri; arayış. Gözlerindeki enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen, kızgın bir mayi gibi oradan oraya akan dinamik, canlı, hareketli, at üzerinde doğup, at üzerinde ölen insanın arayışı.
8.yüzyıl aranan kanın, İslâm'ın bulunup, bir yenisine; vatan hasretine yol veren tarihtir. Bizce Anadolu'nun yurt edinilmesine kadar süren Türk'ün tarih seyri, kendisi farkında olsun olmasın, bir amaca matuftur: Genelde Anadolu, esasta ise İstanbul'un fethi. İşte bu andan sonra Türk'ün kaderine, kimliğine bu topraklar mı yön verir, yoksa Türk mü bu topraklara, orasını Allah bilir...


"Anadolu... Bozkırdan bir dere kenarında gümüş sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil bir söğüt ağacına istihale ettiği mübarek diyar...


Anadolu... Türk'ün, gerçek ruh muhtevasını bulur bulmaz seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vatanıyla iç içe yeryüzü vatanını kurduğu büyük mânâ çerçevesi...


Anadolu kıtalar arası tarihi hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asya'nın, Avrupa'ya bakan cumbası...


Anadolu... Putların ve salibin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekûn hilâle teslim  eden ve onun davasını bütün dünyaya teslim eden ve onun davasını bütün dünyaya şâmil bir aksiyon halinde güden aslî ve asîl unsur kadrosu..."(Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü)


Ve İstanbul;
"İstanbul!.. Dünya üzerinde her çeşitten insanın ilgisini en çok çeken şehir... Ehemmiyetine bakın; onu insanlığın Ufku, ümmetine hedef gösteriyor. İdeal denebilecek bir hedef... Fethini müjdeliyor ve fethedecekleri övüyor. Bu sayede "en büyük Bayraktarı" kazanıyor İstanbul. İnsanlık tarihinin eşi bulunmaz Bayraktar'ını... İnsanlık Ufku'nun temsil ettiği Allah dâvasının bayraktarını... Yüceliğin zirvesine bakın!.. Müjdeli emir, İstanbul'a coğrafya avantajının üstünde fikri, imanî ve içtimaî bir fonksiyon kazandırıyor. Hele bizim için... Düşmanlarımız bile, onun hakkında fanatik emeller beslemekle, -farkında değiller ama- o emrin güdümünde hareket ettiler ve etmekteler." (Ali Erdal, Yeni Bir Diyalektik)
Bilinen en eski üç kıtanın ortasında ve yine bilinen en eski üç kıtanın ortasında ve yine bilinen en eski medeniyetlerin merkezinde, en işlek kara, deniz ve hava ticaret yollarının üzerinde, soğuk deniz ve iklimlerle sıcaklarının arasında "yedi iklim"in hüküm sürdüğü Anadolu ve onun incisi İstanbul. Bu coğrafyaya hâkim
İşin nirengi noktası, anahtar kelimesi demiştik ya yukarıda, Allah'a ham olsun ki kader bu şekilde tecelli etti ve bu topraklar bize nasip oldu. İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin, dünyanın kuruluşundan bugüne kadar geçen zamanı göz önüne alıp, firavunun ehramına taş taşıyanlarla bizleri çağdaş saydığı tezini dikkate alırsak, bugün milletimizin içinden geçtiği berzahın, O'nun tarih seyri içinde deryada bir su damlası gibi kaldığını kabul edebiliriz. Yeter ki, bu coğrafyanın, bu toprakların hakkını verelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Anadolu; Âb-ı hayat... - Sayı 106
Filmin sonu... - Sayı 105
Aşilin topuğu... - Sayı 104
Güneşi, meydan yerine çık... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8027546
 Bugün : 3707
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519457
 Bugün : 75
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 79
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim