Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     217 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

46 sabıkası olan 70 lik devrimbaz hırsız kokonalar
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 108 -

Bu zihniyette olanlar evlerinde oturup namaz kılarak, tespih çekip zikrederek, millete duâ edecek değiller. Yâ dağdaki hâinlere, ya şehirdeki eşkıyalara bir şekilde hizmette (!) bulunacaklardır. Bunun da yolu; hırsızlık, soygun, vurgun ve eşcinsellik gibi millî varlığımıza musallat olan hayâsızlıklar ve iffetsizliktir. (Haberde geçtiği üzere) bunların âile boyu olduğu gibi şirketleşmiş şekli ve 70, 80 hattâ yüz sâbıkası olanların bulunduğunu basında okuyor, haberlerde görüp duymaktayız. En beyinsiz adamların bile bildiği üzere suçun ve suçlunun artması, cezâların yetersizliğini gösterir. Bunlar işi o kadar pespâye ve rezil bir duruma getirmişler ki, hiç kimse bunlara güç yetiremiyor ve kökleri kazınmıyor. O yüzden bu kesime öylesi bir ifâdeyi kullanmak, vatan-millet düşmanlarına karşı sarf etmek aslâ hakâret değildir. Ben bir Anadolu çocuğuyum. Bu konuda onların ağzıyla konuşup yazıyorum. İşte bu başlığı da en tepedekilerle, en alttakilerin, özellikle yasa yapıcıların ve uygulayıcıların bir de bu şekilde duymaları ve görmeleri için yazdım. Çünkü her gün gazete ve televizyonlarda bu iğrenç olayı ve fâillerinin yaptığı rezâletleri duya duya kanıksadık, utanıp, bıkarak nefret eder hâle geldik. Haddim olmayarak bu işlerden sorumlu ve görevli olan zâtı kirâma hatırlatmak isterim. Genel kanaate göre bu rezâletlerin devâmı, halkın devlete ve adâlete olan güven duygusunu büyük ölçüde yıpratıyor ve güvensizliğe zorluyor. (Her gün hayatlarını tehlikeye atarak onca rezillerle boğuşan gece, gündüz bu iffetsizlerin peşlerinde koşan güvenlik güçleri değil tabii) Her nedense bunca rezillerin mücrimlerinden, onların her gün işledikleri sayısız hayâsızlıklardan, gasp hırsızlık, saldırı ve cinâyetlerinden tecâvüzlerinden, milleti canından bezdiren onca dolandırıcı ve kalpazanların sürekli olarak bu halkın sırtından geçinenlerden, her câmi ve sokaklardaki milyonluk dilencilerden ne utanıp sıkılıyorlar, ne de bu hayâsız ve haysiyetsiz gidişe, dur deyip o suçluların toplum içindeki varlığına bir çözüm ve çâre buluyorlar. Oysa bu olayın çözüm yolu gâyet basit ve bir, iki saat içinde bitirilebilir. Sorumluluk sâhibi onca vekilin bir yasa çıkartmaları yeterlidir. Şu an TBMM’de 600 kişi var. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanı “İdam konusu önüme getirilirse ben imzalarım” diye bas bas bağırdı ama kimse umursamadı. (Hırsızlar için de aynı şeyler geçerlidir.) Yıllar sonra görülüyor ki, bu ihânet çetesinin bittiği ve kökünün kazındığı yok. Üstelik her yerde zehirli bir ot gibi bitiyor, daha da gelişerek teşkilâtlanıyorlar. Elbette bunun vebâli; o teklifi hâlâ getirmeyip dolaylı olarak bu pisliğe, ihânet çetesine destek verenlerdir… Pekiyi yıllarca gasp, soygun, vurgun ve hırsızlık gibi çoktan da âdi bir işi (!) meslek edinenlerin ülkede cirit atması ve on binlerce insanı mağdur etmeleri bu adamların onur ve haysiyetlerine dokunmuyor mu? Daha açık bir ifâde ile o suçlular vasıtasıyla milletten intikam mı alınmak isteniyor? Nedir bu milletin hırsız çetelerinden çektiği çile, zulüm ve mağduriyetler? Yâhû, Allah (cc) için utanın ve bir yasa çıkartarak bu kişileri (bir sabıkası olan hariç) topunu cemiyet içinden toplayarak bir adaya doldurun ve ömür boyu, ya da ıslah oluncaya kadar devlet, millet için orada çalıştırarak tıpkı (yarı açık cezaevlerindeki gibi) ekonomiye katkıda bulunmalarını sağlayın ve onlara da alın teriyle kazanıp namuslu bir adam olma yolunu öğretin... Bu bir tekliftir. Ülkemizde halkın dertlerini dert edinen (!) gece-gündüz bunlara kafa yoran ve yüreği sızlayan (!) nice hukukçu ve akademisyenler, millet için vicdan azâbı çekerek yüreği yanan (!) sürekli bunları düşünerek mustarip olanlar ve içi kan ağlayan (!) uzmanlar var. Elbette bunca rezâlete bir çâre ve çözüm yolu düşünürler, ya da düşünmüşlerdir. O zaman ülkenin başına belâ olan bu kişilerin hesabını görürler. Önemli olan bulaşıcı bir virüs gibi ülkeyi saran ve sürekli artan halkımız için tehlikeli bir duruma gelen bu dilenci, soyguncu, vurguncu ve gaspçı çetelerin yok edilip milleti bu dertten kurtarmaktır. Yeter ki bu pisliğe tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da haberlerde duyup, karşıdan bakarak bu soyguna, vurguna ve soysuzluğa seyirci kalmasınlar. Çünkü onlar seyrettikçe bu hırsız ve arsız çeteler semiriyor, güçleniyor ve ülkeyi esir almak istiyorlar. O yüzden bu beyler, bey efendiler ya da her kimse tüm sorumlular ellerini çabuk tutsunlar. Çünkü bu kesimler PKK, FETO ve benzeri şer odaklarından daha fazla milletin kanını ve servetini sömürmektedirler… Nitekim son yıllarda “TÜİK” Türkiye İstatistik Kurumuna göre hırsızlık 10 kat, cinayet 12 kat, fuhuş, yağma, gasp gibi olaylar 20-25 kat artarak ülkede suç patlaması haline geldiği belirtilmekte, cezâevlerinde ise her çeşit hırsız ve câniler tarafından insan(!) konacak yerin kalmadığı zikdedilmektedir.” (25/2/2021 basından) Tüm bu çarpıcı olaylar bile mevcut yasaların yetersiz ve demode olduğunu göstermektedir.

Gerçi içteki muhâlefet, her zaman ve her yerde olduğu gibi, bu tür suçluları da “Fikir suçlusu”(!) olarak görüp, göstererek ortalığı ayağa kaldırmak isterler. Ama olsun, o kesimin adamları, goygoycuları, inanç düşmanları ne zaman bu millete bir râhat ve huzur yüzü göstermişler ki o muzırlığı, bozgunculuğu yapmasınlar. Nitekim şimdiye kadar o kesimler hep devlete karşı, hırsız ve hâinlerden yana olmuş ve hiç bir zaman o şerirlerden şikâyetçi olmamışlardır. Aslında onlara göre şu an devletimizle savaş halindeki eşkıya sürüleri de bir fikir suçlusu (!) olarak görülmektedir. Çünkü bu çeteler ve hâinler tarafından öldürülen onca halkımızın ve şehit olan binlerce askerlerimizin onlar nazarında hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Normal bir insanın kendi ülkesinde bunca vahşet ve hıyânetleri gördüğü, bildiği halde ve bu ülkede yaşayıp da bu kadar vicdansız bir insanın, kesimin, zihniyetin olacağını normal bir insanın aklı ve hafsalası almıyor doğrusu. Bugün ülkemizde dilencilik, hırsızlık, gasp, soygun ve diğer suçları meslek edinmiş olanlar kadar bir de uyuşturucu baronları ve baronesler var. Bunca mücadeleye ve sayısız yasaya rağmen bir ordu kadar kolluk güçlerinin yıllardır peşlerinde koştuğu bu haydutlarda niçin bir azalma ve tükenme olmuyor? Yoksa bunca parazitleri ecinniler mi koruyor? Çünkü uygulamalar yersiz, yetersiz ve tâli konuları içermektedir.

Hiç (tut-sal) zihniyetiyle, ya da tutup da cezâevlerine doldurarak suçluları beslemekle bunca haydut ve hırsızların ıslâhı mümkün müdür? Adamlar girmeden çıkmayı düşünüyor ve o anda bile emniyet güçlerini tehdit ve darp etme alçaklığında bulunuyorlar. Bu suçluların uyuşturucu ekilen tarlalarını, imâlat yeri olarak kullandığı onca mekânı, taşıdığı arabasını, köşk ve villasına el koyup hazineye kaydetmeden bu işin biteceği, çözüleceğini hayal etmek büyük bir hamakat örneğidir. Cezâlar, suça nispetle verilir. Bunlar ülkenin sâde ekonomisini değil asıl önemli olan neslini kurutup, çürütüyorlar. O yüzden cezalar mutlakâ caydırıcı olmak zorundadır. Yoksa aynı hamam, aynı tas işler tıkır tıkır yürür ve siz de bir iş (!) yaptığınızı sanırsınız. Ama kaybedenler millet, kazananlar ise her zaman olduğu gibi yine o suçlular ve devlet-millet düşmanları olur. O yüzden akıllı ve basiret sâhibi olan adamların bu kısır döngüye bir son vermeleri gerekir. Tüm milletin gördüğü, mağdur edildiği ve sürekli lânetlediği bu rezâletleri, yasa yapıcılar ve uygulayıcılar niçin görmüyor ya da görmemezlikten geliyorlar? Hırsızlık, soygun, vurgun ve haramzâdeliği suç olarak görmeyen bir zihniyet, babam da olsa soysuz ve haramzâdedir. Bütün bunlar millete karşı bir sorumsuzluk ve o kötü ruhlu suçlular eliyle halka yapılan bir işkence, ya da zulüm değil midir?

Allah için söyleyin, bu çapulcuların FETO, PKK ve diğer hâin ve cânilerden ne farkları var? Eğer bir ülkede zâlimlere, inanç düşmanlarına gerekli caydırıcı cezâlar uygulanmıyorsa, bilin ki o ülkede mazlum ve mağdurlar sürekli bir şekilde işkence altında demektir. İşte bidâyetten beri ülkede yapılan ve yaşananlar bundan ibârettir. Öyle zaman oluyor ki bunlardan Sayın Cumhurbaşkanının bile rahatsız olduğunu görmekteyiz. Demek oluyor ki bu konularda gerçekten çok, ama pek çok ciddi eksikliklerin olduğu görülmektedir. İşte rahatsızlıkların asıl temeli bunlardır. Yani gerçek kişilerin bunları hissetmeleridir. Görüldüğü üzere devir değişiyor fakat sistem, zihniyet ve ideolojiler aslâ değişmiyor. Hattâ içteki bâzı çevreler ve görevliler, özellikle muhâlif denen kesim, bu suçluların ve benzerlerinin daha da yaygınlaşıp çoğalarak ülke sathının istilâ edilmesini ve ortalığı karıştırıp iktidarı zor duruma sokmak isteği ve zihniyetini taşımakta olduğu görülmektedir. Buna çok açık bir örnek olarak; tutukladığı bir sergerdeyi salan hâkim, az sonra ya da üst mahkemenin itirazı sonucu tekrar tutukluyor. Bu durum onu bırakan için çok büyük bir züldür. Mâdem tutukladın, niçin bıraktın. Bıraktın niçin tekrar tutukluyorsun? Buna ideolojik ve siyâsi zihniyeti gereği devlet-millet düşmanı olan bir yargı mensubundan çarpıcı bir örnek vermek isterim.”-Samsun Cumhuriyet savcısı olan bir adam, sahte isimlerle 2016 yılından beri attığı Twitter’lerde devlet başkanına, bakanlara, bürokratlara, Ak Partiye ve oy verenlerine en ağır küfür ve hakâretler ettiğini suya attığı telefonun çözümünden sonra itiraf etmek zorunda kalmış.”(19/3/2021 basından) Bunlar en basitleri ve bilinenler. Şimdiye kadar o kurumlardan yüzlerce PKK, FETO hâini atıldı ama mâhut siyâsi fırka zihniyetinde olan ve muhâlefet maskeli millî irâde ve inanç düşmanı bir zihniyetin varlığı işte bu suçluları siyâsi bir hinlikle saldıkları görülmektedir. Bu tür kişiler ve onların beynini yıkadığı kesimler bütün kurum ve medya organlarıyla devlete ve millete en ağır küfür ve hakâretleri yapıyor, sonra da ülkede Hürriyet yoktur (!) diyorlar... Başka bir çarpıcı örnek ise; Boğaziçi Üniversitesindeki eğitimci geçinenlerin, velî nimetleri olan milletin vergileriyle beslenenlerin bu millete sırtını dönmeleridir. Bu yüzden Merhum M: Âkif, 70 yıl evvel; bu devrimbaz zihniyet için “İlmi yuttursa hayır yok bu musibetlerden” “Bırakın evlâdımı, câhilliğine râzıyım ben” demiştir. (Safahat. Sayfa. 397) Bütün bunlar hâlâ millî irâdeyi içine sindiremeyen bâzı cuntacı çevrelerin karın ağrıları ve kokuşmuş zihniyetin eserleridir. Bu iğrenç olaylara her nereden bakarsanız bakınız, aslında çok korkunç bir çelişkinin ve tutarsızlığın dik âlâsını görüyorsunuz. Onlar sanıyor ki yaptığımız bunca ayak oyunlarımızı ve siyâsi hinliklerimizi millet bilmiyor, anlamıyor zehâbı ve aymazlığı içindedirler. Ama “En ummadığın keşfeder esrârı derûnun,/Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” (Ziya Paşa)

NOT: Biz Malatya’da iken Kuşadası’ndaki evimize hırsız girip evi talan etmiş ve ne varsa alıp götürmüşler. Zararımızın ne kadar olduğunu tespit edemedik, çünkü çok büyük. İçeride yemek yemiş çay içmişler. Alttaki 4 dükkânda da çok büyük zararlar var. Yıllardan beri feryât ediyoruz. Şimdi bu alçaklığın sorumluları kimlerdir? Bizim gibi binlerce mâsum ve mağdur vatandaşlar mı, yoksa bu rezâlet ve soyguna yıllarca seyirci kalan sorumlu kesimler midir? Onlara ve sebep olanlara binlerce lânet olsun diyor ve hâlâ Hırsızlığın da en az terör ve cinâyet kadar suç olduğunu kabul etmeyip bunca habâsete bir çözüm ve çâre bulmayarak, o tür çapulcuları sokağa salanlar, elbette bu iğrençliğin maddi, manevi sorumlusu ve suç ortağıdır diye düşünüyorum. Çünkü bu tür olaylar sâde benim için geçerli değil, her kesim ve her mağdur için geçerlidir. 85 yaşında ve depremzede bir adamın onca yıllık emek ve alın teri, birkaç sütsüz ve kanı bozuk tarafından uçup gitti. Siz hâlâ maval okuyarak milletvekili zırhına bürünmüş, ceylan derisi koltuklarda oturup kırmızı plakalı arabalarınızla hava atın… Öbürleri de yeşil, kırmızı yakalı cüppeleri ve ellerindeki davul tokmağı ile sözde Adâlet dağıttıklarını sansınlar. Ama hırsız ve soyguncular halka zulmediyor, size ve sisteme resmen direniyor ve meydan okuyorlar. Sanmıyorum ama, belki de bu feryâdımızla uyanıp intibaha gelirler ve bu acı gerçekleri görerek o tür çapulcu ve soygunculara bir çâre ve çözüm bulurlar.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ramazan kime ne kazandırı... - Sayı 109
46 sabıkası olan 70 lik d... - Sayı 108
İçi boşaltılmış milli, di... - Sayı 107
Gurur ve hüzün... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Gün ola, devran döne
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9156488
 Bugün : 397
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 539008
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 57
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim