Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5524 kez okundu.     7 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ystanbul (Ba? ?ehir)
Ali Erdal

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2005

İstanbul!..
İstanbul!.. Dünya üzerinde her çeşitten insanın ilgisini çeken şehir... Ehemmiyetine bakın ki onu, İnsanlığın Ufku (sav), ümmetine hedef gösteriyor. İdeal denebilecek bir hedef... Fethini müjdeliyor ve fethedecekleri övüyor. Bu sayede “En Büyük Bayraktar”ı (ra) kazanıyor İstanbul. İnsanlık tarihinin en büyük Bayraktarı’ını... İnsanlık Ufku’nun temsil ettiği Allah Dâvası’nın Bayraktar’ını... Ve “İslâm’ın Bayraktar”ı, da O’nu bağrında bulundurmak payesi kazanıyor. Yüceliğin zirvesine bakın!.. Müjdeli emir, İstanbul’a coğrafya avantajının üstünde, fikrî, imanî ve içtimaî bir fonksiyon kazandırıyor. Hele bizim için... Düşmanlarımız bile, onun hakkında haksız fanatik emeller beslemekle –farkında değiller ama– o emrin güdümünde hareket ettiler ve etmekteler. Onu almak istemekle, ona alternatif bir şehre sahip olmadıklarını ve İstanbul ile üstünlüğün mümkün olduğunu itiraf ediyorlar. Hedef gösterilmesinin ve fethin gerçekleştirilmesinin ne kadar yerinde olduğunu da...
İstanbul!.. Gizli sinyalleriyle uzaktan milletimizi büyüledi. Bu esrarlı sevginin ve sevgilinin cazibesiyle milletimiz, yanardağdan fışkıran kızgın (ama yakan değil, sevgiyle pişiren) lâvlar misali ona doğru aktı. Hayatın vesileleri, aysbergin görünen, o cazibe ile ortaya çıkan kısmı. İstanbul realitesi, o mübarek üstü mübarek müjdenin cazibesi sayesinde, o cazibeye kendini bırakıvermek ve ona göre bir aksiyona girmek sayesinde, cıvata somun uyumuna erdi. Nitekim büyük medeniyetimiz ona kavuşunca gerçekleşti. Liderliğimiz İstanbul’a kavuşunca, gerçek kıvamını buldu ve dost düşman herkes tarafından kabul edildi. O zamana kadar ki başarılar, bu kıvama ulaşmak için antrenman gibiydi. Bu sayede “en büyük Bayraktar”ı kalbimize almak nasiboldu. Bu nasip bizi Bayraktar yaptı.

İstanbul!.. Ondan uzun ömürlü başkentimiz mi var? İstanbul kadar uzun başkent olan kaç şehir var dünyada? Evet biz, müjdeli emri yerine getirmek sayesinde lider olduk. Bu kadarı, “En Büyük Lider”in emrini yerine getirmenin dünyadaki mükâfaatı... Yıldızının parlaması...

Devlet-i Âli’nin (Yüce Devlet) kurucusunun gördüğü rüya ile İstanbul sevdamız, bilinçaltından çıkıp idealleşti... “İstanbul’u al, gülzâr yap!” emrini bu sevda doğurdu. Bu sevdayı, o yüce emir, ideal ve plân-proje haline getirdi. Her şey o emirde ve o emirle...
İstanbul’a kavuşunca biz, en büyük devlet derecesine çıktık... “Devlet-i Âli” şuurunu, o emir doğurdu ve yoğurdu. İstanbul’a düşman par- çalarımız ise, dairesine girdikleri kültürün ayak takımı derekesine düştü. Batı onları arasına aldı ama, bir kısmını kendinden saymadı, kendinden saydıklarını da aşağı sınıf seviyesinde kabullendi. O sevdaya sadakatin nasıl mükâfaatı varsa, -bilmeden de olsa- o sevdanın cazibesinden kendilerini koparmanın ve girdikleri dairenin tesiriyle müjdeli şehre düşman olmanın bir cezası olmalı idi. Orta Asya’da kalanlarımız, o sevdayı uzaktan bir hasret olarak yaşadıkları için ayakta kaldılar ve kızıl ayının pençesinden kurtulup şahsiyet bulma yolundalar. Gökoğuzlar (Gagavuzlar), rakip dünya içine girdikleri halde, İstanbul’a düşman olmadılar. Bunun için de erimediler. Girdikleri dünyanın fanatik emellerine âlet olmamanın bile ödülü var.
İstanbul!.. Müjde ile taçlanmış şehir!.. Bu taç çevirtti bütün gözleri ona... Müjdenin gerçekleştirilmesi için en çok bizim gayret göstermemizde; fethedince onu her sahada merkez yapmamızda; ve hele Türklük dünyasının “İstanbul Türkçesi”nde birleşmesinde; bir sır bulunmalı değil midir? Oysa dil merkezimizin, Göktürk Kitabeleri’nin yükseltildiği yerde bir şehir veya resmî dil ilân edildiği söylenen Konya olması gerekmez miydi? Müjdelenmiş şehir; fatihinin, başta dil olmak üzere her sahada merkezi olur da, hikmet ve sır, o yüce müjde dışında olabilir mi? Başarı, onun dışında aranır mı?

İstanbul!.. Bu millet onun için ne türküler yaktı... İstanbul türküleri, bunun için her halde, bütün türkülerin, bütün taşra türkülerinin hülâsası oldu. Sanki İstanbul ile taşra, göz göze, diz dize mani söyleşen iki sevgili... Çanakkale destanını canın değil, cananın kaybedileceği dehşeti yazdırdı. İstanbul’un kaybedileceği endişesi... “Çanakkale geçilmez!”, “İstanbul’a girilmez!” demek... Düşünün elden çıkacak olanı!.. Büyük şehir sevdana kavuşmuşsun, “Fethedin!” emrini yerine getirmişsin; ondan sonra da elden kaçıracaksın!.. Nasıl can vermez insan, Canan için... Nasıl bakacaksın Sevgililer Sevgilisi’nin candan aziz yüzüne!

“İstanbul Efendisi”... Türk zerafetinin, kibarlığının, efendiliğinin zirvesi... İslâm dünyasının baş tacı... Efendiler Efendisi’nin o mübarek dudaklarından döküldü diye... Bir başka şehir bu seviyeyi neden bulamadı? Şam, Bağdat, Buhara, Kahire ve benzeri şehirler, stratejik noktalar değil mi? Demek, Konstantinapolis’in İstanbul olacağı müjdesinde fethi haber vermekten öte, sırları ve hikmetleri var. İstanbul’u ziyarete “yarım hac” demek gafleti, o sırrın sarhoşluğundan dolayı, teraziyi şaşırmaktan değilse nedendir?

İstanbul!.. Onun kadar, dile, gönüle, şiire (her türden esere) girmiş başka hangi şehir var? Mekke ve Medine mi diyeceksiniz? Âmenna!.. Çok doğru!.. Haklısınız!.. Hem de yerden göğe kadar!.. Hattâ daha fazla!... Çünkü Mekke ve Medine’de O yaşadı!.. Demek büyüklüğü sağlayan O imiş... Zaten biz de onu söylemeye çalışıyoruz... İstanbul’u o müjde yüceltti. Ayağının bastığı yer, tabiî ki, hakkında söz söylemek lütfunda bulunduğu şehirden üstün olacak.
“Bir semtini sevmeye, bir ömür yetmez”
Diyen satıhçıdan,
“Bu şehr-i (İ)stanbul ki, bîmisli bahadır;
Bir sengine, bütün Acem mülkü fedadır.”
Diyen şairden,
“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.”
Diyen derin fikir ve sanat çilekeşine kadar bütün şair, yazar ve çizerlerimizin İstanbul’u ele alışı, hattâ (en yumuşak ifadeyle) yabancı kültür ajanının,
“Bin kocadan arta kalan bakir fahişe!”
Diye kin ve düşmanlık kusuşu neyle izah edilecek. İstanbul’u siliverin edebiyatımızdan, geriye ne kalacaktır? Milletimiz, İstanbul’da yetişmiş âlime, basılmış esere, yapılmış konuşmaya, neşredilmiş yayına niçin müstesna bir ehemmiyet vermekte?.. “İstanbul’un taşı toprağı altın!” sözünü, sadece “ekonomik beklenti” sanan çeyrek aydından bu soruların cevabı beklenemez. Ama millet, hakikati hisseder. “Gündüzleri kir yağar” diye İstanbul için üzülürken, “geceleri nur..” diye ekleyerek hem bir gerçeği belirtir, hem ondan ümit kesilemeyeceğini ifade eder. İstanbul’da yaşayıp da, Konstantinopolis’i İstanbul yapanın emirlerine uymayanın, yani “İstanbul Efendisi” olmak varken başka terbiyeler (daha doğrusu terbiyesizlikler) peşinde koşanların ne hale düşeceğini, “İstanbul’dan çıkan eşekten üstünü olmaz!” diyerek belirtir. Alın İstanbul’dan bir gazeteyi, dergiyi ve saireyi, kondurun taşradaki bir noktaya... Ertesi gün önceki ilgiden mahrum kalacaktır.
Kim ne derse desin İstanbul (başkent değilse bile), (baş şehir)dir.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : nergis kayacy    17.11.2007
Yorum : Bu siteyi cok beğeniyorum. Ve cok güzel olmus




Ekleyen : ali erdal    
Yorum : adaşım merhaba belki seçtiğin konu insanların ilgisini çekmedi.Ama ben seni tanıdığım için yazmak istedim.Şimdi yorum olarak haklısın İstanbul megekent anladık. Şimdi bizim konuya girelim. attığınız e_maile cevap verdim,umarım aldınız. Almadıysanız size bir daha yollamak isterim. Siz söylemiştiniz belki aramızda dostluk kurulur ve sohbet ortamı oluşur.Bende bu sohbet ortamının oluşmasını çok isterim. İyi dileklerimle......




Ekleyen : turgay    
Yorum : Evet,İstanbul başşehirdir.Hem de dünya şehri.Türkiyeye gelip de İstanbul'u görmeden ülkesine dönen çok az insan vardır.Ne mutlu Fatih i anlayan nessillere...




Ekleyen : AHMET Teker    
Yorum : meyve veren ağaç taşlanır misali ne güzel ifadelerle anlatmışsınız güzelim istanbulu ben 33 yaşında ve istanbulu görememiş bir bahtsızım görenler de bilse kıymetini elem duymayacağım.en azından siz yüreğinizden geçenleri,kaleminize aktarabilmişsiniz ve bizlerde büyük bir heyecanla okuyoruz.yüreğinize ve kaleminize kuvvet.selametle!




Ekleyen : Ali Erdal    
Yorum : Adaşım, emailiniz gelmedi. Ali Erdal




Ekleyen : muhammed uluy?yk    
Yorum : selam ali abi nasilsiniz..?




Ekleyen :     
Yorum : Yazıyor ki Gökoğuzlar (Gagavuzlar), rakip dünya içine girdikleri halde, İstanbul’a düşman olmadılar. Bu rakip dunya dediginiz nedir? Gagauzlar,Turktur ve her zaman Turk yazinda yer almislardir. www.gagauz.myfreebb.com www.gagauz.luyuz.biz





 
Şimdi vaktidir!..... - Sayı 109
Muhteşem kadro... - Sayı 108
Hayal mi?... - Sayı 107
Büyük olmak mecburiyeti... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Sessiz çığlık
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9236216
 Bugün : 295
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540138
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 42
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim