Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3052 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

İNANÇ NASİP İŞİ
Çilekeş

  Sayı: 40 -

Son yüzyılda dayatma ve beyin yıkama ile, geniş kabul gören bir akım var... Bir takım mihrakların finans ve kaynağı şüpheli etkinlikleriyle ne yazık ki İslâm toplumlarının da bilinçaltlarına dek soktukları kabul bu. "Ota bak! Yaprağa bak! Evrene bak! Büyük patlamaya bak! Kuantum teorisinin neticelerine bak! Şuna bak, buna bak, şu kanıt, bu kanıt... "Hüküm: Müspet bilim öyle söylüyor diye O"na inan!

Ya müspet bilim öyle söylemese?.. Ya şüphe etse? İnanmayacak mısınız? Cevap ise bu tezden daha vahim..."Müspet bilimle çelişmeyen dine inanıyor"muş, Dini, bilimin metodlarıyla araştırarak daha sağlam bir inanca ulaşıyormuş...

Müspet bilim ne söylerse söylesin, neyi ortaya koyarsa koysun bilinmelidir ki bu -aksi kanıtlanan kadardır- bilim kendi vasfı gereği, temel olarak özelliğini şüpheden ve yanlışlanabilir olmasından alır. Dikkat lütfen! "Bir teorinin doğrulanması" değil "yanlışlanabilir" olması onu bilimsel yapar. Bütün bilim adamları ile bilim felsefesi ile uğraşmışların en temel ve öncül (apriori) kabulü budur. "yanlışlanabilir olmayan "bilimsel" değildir" Yani, "Şüphe yoksa bilim de yok!"2

Din ise şüphe götürmez bir iç disiplinle "teslimiyetin" adıdır. Teslimiyet ama şu veya bu öndere şu veya bu kişiye değil sadece ve sadece "o"na "Yaradan"a. Ana parola:

"Şüphe ile iman bir arada bulunmaz."

Peki, ilk satırlarda bahsettiğimiz akımın takipçileri şu soruya nasıl cevap verebilecektir? Şüpheyi temel öncül kabul olarak ele alan bir metodla-her türlü şüphe üstü "O"na inandığını söylemek doğru mudur? Bırakın doğru olup olmamasını en başta samimi midir? Yanlış yollardan doğru hedefe varılabilir mi?

Bu bakış açısının bir başka açmazı ve felâketi de şuradadır ki; Aklî olan, akıl üstü olanı algılayabilir mi? Her türlü duduya dayalı bir metodoloji ile akıl ve duyu üstü bir mutlak varlık algılanıp hikmetine varılabilir mi?

İnanç ve bilim ikilemi, Batı'da da teolojinin ve kozmolojinin temel meselesini teşkil etmiş ve türlü teorilerle iyice bulamaç haline getirilmiş bir meseledir. Sonuç ise tam anlamıyla bir kaos ve sıfır... Tüm bu kaos içinde, "Fideizm" akımı ise gerçeğe en yaklaşmış görünen bir akım olmasına rağmen bu aklımın da açık bıraktığı hikmete ve gerçek nura dair izler eksik. Fideizm... Yani inandığı için inanmak. İnancına kanıt aramamak... (Çileyi çeken kim olursa olsun Allah o samimi çilesinin karşılığını veriyor.) Aklî olan akıl üstü olanı algılayamaz. Tüm duygu organlarının belirli sınırları olduğu gibi bu duygu organlarından gelen verileri yorumlayan aklın da bir sınırı vardır. O da Descartes'in deyimiyle "aczini idrak etmek'dir. (Akıl yoluyla varsa da hikmete yaklaşması güzel) Mahlûk Halık'i izin verilen kadar, nasip edilen kadar bilir.

Bugün bilimin "O"na inanmaya meylettirdiği öne sürülen teorileri ve kanıtlarını yarın ters yüz ederek inanmaya ve inkâra da kanıt haline getirebilirsiniz. İnsanı yücelten de aşağılayan da işte insana verilmiş bu güçtür zaten... Meselâ kuantum teorisi de bigbang teorisi de yetkin bilim adamları elinde namlusu terse çevrilmiş bir silâh haline gelebilir. Sınırsız evren teorisi ortaya konup -aksi de kanıtlanamayacağı için zamandışı, öncelik ve sonralık kavramlarının olmadığı kendine yeterli bir evren modeli ortaya konur ve bunu da iki kere iki dört kesinliğiyle çürütecek bir bilimsel teori ortaya atılana kadar genel kabul görebilir. O takdirde başta belirtilen kanıtçılar altlarındaki bilim halısı çekilip gittiğinde, kalpleriyle baş başa kaldıklarında ne yapacaklardır? Benim, kanıtçılar dediğim fikrin takipçileri için, kafalarındaki yaratıcı-hâşâ-aciz kalmış olacaktır. Halbuki aciz kalan yine asla ve kat'a "O" değil O'na imanı şarta bağlayan zavallılardır.

Müsbet bilim ve felsefe ne sunarsa ne söylerse söylesin, inanan için cevap eskimez, değişmez yenide, şu muhteşem meydan okumadır. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakamazsınız! (1)

Bilim, felsefe, şu veya bu aklî uğraş adı ne olursa olsun ve ne netice verirse versin inanç için bir kıstas değildir. Müsbet bilim inanmış biri için mihenk değil bir araçtır. O araç da insanlığa faydalı yeni araçlara devinerek ve evrilerek çaba gösterir. Haddini aşarak -SONUÇ'u SEBEP, ARAÇ'ı AMAÇ yapmaktan daha büyük aptallık yoktur. Her şey ve her varlık gibi bilim ve felsefe de varlık sebebine hizmet için vardır.

Her ne kadar bu tabir de sunî olsa da, müsbet bilim ve felsefe, ne yoldan giderse gitsin ne sonuca ulaşırsa ulaşsın ve ne kadar küstahlaşırsa küstahlaşsın "gökte ve yerde "O" nu aciz bırakamıyacağı" yolundaki apaçık meydan okuma var iken bilimle dini sözümona uzlaştırmaya çalışmak rasyonalizm kanıtçılık şuculuk buculuk aslında ve özünde inancında samimi olmamak temel güdüsünden kaynaklanmaktadır.

Bilim, bahsettiğimiz ölçü ve sınır içerisinde hürdür. Varacağı hiçbir sonuç din ile uzlaştırılmaya tevessül edilemez. Çünkü uzlaştırabilmek demek neticede bu ikisinin metodoloji ve ontolojik olarak aynı kulvarda olduğu aynı kefeye konabileceği önkabülüne dayanır ki bu en başta dinin aklîleştirilmesi ile birlikte onun bir ürün, bir eser olarak algılanması gerekliliğini doğurur. Allah hepimizi, bu küfre götürecek felâketten korusun...

İthal metodoloji ve ithal terminolojiyle ortaya çıkan ve inanlara "dinini böyle anlayacaksın" denerek dayatılan ve en hafif deyimle felâket olarak adlandırdığımız bu zihniyet tam olarak Pavlos (2) Yahudisinin tahrif ettiği ve insanî bir ürün olarak ortaya koyduğu Hristiyanlık zihniyetidir. Bu bilgiler ışığında aydınlanarak meseleyi sonuçları ve daha önemlisi sebepleriyle tahlil ettiğimizde şu gerçek ortaya çıkmaktadır:

İslam'ı modern çağla buluşturduğunu moderniteyi dinle uzlaştırdığını iddia eden son dönem sözde âlimlerin bilerek veya bilmeyerek aslında hizmet etmekte olduğu zihniyet aslen misyonerizmdir.

Değerli dostlar ve gönüldaşlar (elbette-doğrusunu "o" bilir- demekle başlayarak) inancım odur ki, Evrende ve yaratılmış her şeyde inanmaya ve inanmaya kaynaklık edebilecek verileler ve kanıtlar vardır. Yüce Allah, inanmayı ve inanmayı, inanmaya dair delilleri ve inanmaya dair delilleri de eşit kuvvette yaratmıştır. İnanmaya götüren yollar kadar inançsızlığa götüren yollar da aynı kuvvette vardır ve hep var olacaktır. Ne kötülüğün ne de iyiliğin hiçbir zaman yok olmayacağı gibi, bilim felsefe veya başka bir şey bunlardan birin tamamen ortadan kaldıramayacaktır. Nasipsiz kişi apaçık bir kanıtı bile inançsızlığı merceğinden değerlendirecek gerçeği örtmeye bahane olarak sunacaktır.
Var olan her "şey" her "oluş" gibi İnanç da nasip işidir. "Nasibi olan inanır nasibi olmayan inkâr eder."
Peki hür irade?.. Cezalandırmanın kaynağı?..

Cevap yine "o"nda ve "o"na teslimiyette... Akıl ve duyu üstü olan aklî olanla tam mânâsıyla algılanmaz! Hikmetinden sual olunmaz.
(Hür irade, oluş ve Kader meselelerini "Kaos Teorisi Kader ve Hür irade" başlıklı yazımızda irdeliyoruz)
_______________________________________________________________________________
(1) (Ankebut 22-Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.) (Fatır44)
(2) Hz. İsa'nın Allah katına yükseltilmesinden sonra, İncili oluşturan ve inancımıza göre çokça Kabala safsatası sokuşturan, günümüz kilisesince havari kabul edilen kişi


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : ekleme    31.01.2008
Yorum : ALLAH'IN KUDRETİ 2-BAKARA SÛRESİ: MEÂL-İ ŞERİFİ : 284 - Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir. 4-NİSA SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 87 - Kendinden başka ilâh olmayan Allah, sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir? 126 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır. 131 - Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O'na yakışır. 132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter. 133 - Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdir . 5-MAİDE SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 120 - Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir. 10-YUNUS SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 56 - O, hem can veren, hem can alandır. Ve hepiniz O'na döndürülüp götürüleceksiniz. 99 - Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın? 100 - Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler. 107 - Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir. 11-HUD SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 4 - Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter. 118 - Eğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı. 14-İBRAHİM SÛRSİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 19 - Gökleri ve yeri gerçekten Allah'ın yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir. 20 - Bu, Allah'a göre önemli bir şey değildir. 16-NAHL SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 9 - Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi. 16-NAHL SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 23 - Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. 40 - Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir. 52 - Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O'nundur. Din de daima O'nundur. Böyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkarsınız? 93 - Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. 18-KEHF SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 17 - Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. 22-HAC SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 66 - Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. 23-MÜ'MİNUN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 92 - Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. 24-NUR SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 39 -Allah hesabı çok çabuk görür. 64 - Bilmiş olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda, ne durumda olduğunuzu iyi bilir. Huzuruna döndürülecekleri günde ise, yapmış olduklarını hemen kendilerine haber verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir 25-FURKAN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 51 - (Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik. 31-LOKMAN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 27 - Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 32-SECDE SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 13 - Eğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidâyetini verirdik. 35-FATIR SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 8 - Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. 35-FATIR SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 16 - Eğer O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir. 17 - Ve bu, Allah'a göre zor bir şey değildir. 45 - Bununla beraber Allah, insanları kazandıkları (günahlar) yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince gereğini yapar.Şüphe yok ki Allah, kullarını görmektedir. 39-ZÜMER SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 37 - Her kime de Allah hidayet verirse artık onu da şaşırtacak yoktur. Allah aziz (çok güçlü) ve intikam sahibi değil midir? 39-ZÜMER SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 62 - Allah, her şeyin yaratıcısıdır. Her şey üzerine vekil de O'dur. 63 - Bütün göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere gelince, işte onlar, kendilerine yazık edenlerdir. 67 - Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki bütün yer kıyamet günü O'nun avucundadır. Gökler de kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir. 40-MÜ'MİN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 19 - Allah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de. 42-ŞURA SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 7 - Böylece biz sana Arapça bir Kur'ân indirdik ki, şehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir. 8 - Eğer Allah dileseydi bütün insanları bir tek ümmet yapardı. Fakat O yalnız dilediğini rahmetinin içine almaktadır. 42-ŞURA SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 49 - Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder. 50 - Yahut Allah onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O her şeyi bilir. O'nun her şeye gücü yeter. 64-TEĞABUN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 1 - Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. Her şeye gücü yeten O'dur. 2 - Sizi O yarattı. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir. 3 - Zira gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır. 4 - Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. Allah, göğüslerin özünü bilir. 64-TEĞABUN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 18 - Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir. 76-İNSAN SÛRESİ : MEÂL-İ ŞERİFİ : 30 - Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 31 - Allah dilediğini rahmetine sokar.




Ekleyen : berivan narin    21.11.2007
Yorum : bu konu çok karışık bir konudur.bu yüzden güzel ve ayrıntılı olarak yazmış dır bu yüzden 5 veriyorum





 
İNANÇ NASİP İŞİ... - Sayı 40
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7888079
 Bugün : 3559
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516272
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 50
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim