Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1740 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bir filmden ?ok daha fazlasy
Berna Pak

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2009

Sinemaya gitmeye karar veriyoruz, neredeyse her mahalleye kurulması hedeflenen, alışveriş merkezlerinden birine gitmek için yola koyuluyoruz. Bana kalırsa evimden bir sokak ötesi uzak, orada nefes alan insanlar bile yabancı. Bir çok insanın kendini, kapalı alanlara hapsetmesinin, tahammül sınırlarını aşmasını sağlayacak bir çok olay yaşatan mekânları tercih etmesinin nasıl bir açıklaması yapılabilirdi ki.

Neyse; son zamanlara damgasını vuran, gişe rekorları kıran bir filme girmekte karar kılıyoruz. İşin en çok sevdiğim kısmına geliyoruz; mısırlarımızı da elimize alarak, koltuklarımıza kuruluyoruz, amacımız dünya hayatı içerisinde keyifli birkaç saat geçirmek, günlük stres ve sıkıntılardan kısa bir süreliğine de olsa kurtulabilmek. Çok zaman geçmeden bunu istemeye hakkımız olmadığını anlıyoruz.

İnsanların salona telâşla girişlerini ve heyecan içerisinde yerlerine oturuşlarını izliyorum, mısırımdan atıştırırken.

Işıklar kapanıyor yavaş yavaş ve reklâmlar başlıyor, ardı arkasıya verilen içki reklâmlarını büyük bir üzüntüyle seyretmek zorunda kalıyoruz. Uzunca reklamların ardından nihayet film başlıyor.

Filmin adının da, senaristinin de çok önemi yok. Kimliğinde İslâm yazan, ama dinini kimliğinde bırakmayı tercih eden birinin veya birilerinin yaptığı bir film... İlerleyen sahneler boyunca yüzümü yerden kaldıramıyorum ve içten içe hayıflanıyorum; ben buraya nasıl geldim? Böyle bir hatayı nasıl yaptım? Bu film nasıl gösterime girebildi? Yanımda oturan on sekiz, yirmi yaşlarındaki bir grup gence bakıyorum hallerinden gayet memnun gülüşerek, yaşlarından ve bulundukları mekândan çekinmeyecek konuşmalar yapıyorlar.

Zihnime takılan sorulara cevap aramak için bu mekânı terk etmem gerektiği fikri kor gibi düşüyor yüreğime. Uygunsuz bir o kadar da sansürsüz sahneler devam ediyor, yanımdakilerden utanıyorum alev alev yanıyor içimde bir şeyler en uygun anı bulup secdeye kapanmak istiyorum. Ve ara veriliyor, yanımdakilere çıkmayı teklif ediyorum kalamayacağımı anlatıyorum, onlar da bana katıldıklarını çıkmak istediklerini bildiriyorlar ve koşar adımlarla terk ediyoruz mekânı.

Çıktığımda elim ayağım titriyor ve uzunca bir süre kendime gelemiyorum.

Sabahlara kadar gözyaşı dökmek istiyorum. Birden bire toprakların altına sereserpe bıraktığımız ölülerimiz geliyor aklıma, peygamberlerimiz, bu vatanı bizlere emanet eden bastığımız yerlere kanlarını akıtan atalarımız onlardan biri yan koltuğumuzda oturuyor olsaydı neler hissederdi diye düşünmeye çalışıyorum.

Bir an için yalnızca bir an için böyle bir ülkede yaşamadığımı hayal ediyorum geceler boyunca oturup kâğıtlara böylesine tiksindirici senaryoları yazan ellerin olmadığını da.

Sonra; hiç bir şeyden habersiz arabasıyla evinde oynayan yeğenimi anımsıyorum, onun bütün bunları bilmeden yaşaması için nelerden vazgeçebilirdim evlâtlarım, torunlarım, gelecek nesillerim için insanların birbirlerine girdikleri bütün dünya nimetlerini bir kalemde silebilirdim.

Yüreğimde başlayan sancı gittikçe vücudumun her yerine yayılıyordu sanki, bir şeylerin değiştiriliyor, bozuluyor olması fikrine alışamıyordum.

Çaylarımızı yudumlarken, filmin atmosferinden kurtulmaya çalışıyorduk. Çaylarımızı dağıtan garson masamıza yaklaşarak nereli olduğumuzu soruyor cevap veriyoruz, sizin gibi insanlardan bizim memlekette çok var diyor, İstanbul'da bulmak çok zor.

Evet diyorum haklısınız oralara göçmek lazım. Bu şehirde bizlere yer yok. Bizim gibilere yer yok.

Efkârlı efkârlı sohbetlerimizin arasında gençliğin düştüğü bataklıktan yakınıyoruz her birimiz ayrı ayrı. Gazetelerde, ana haber bültenlerinde hayatlarının baharında baştan aşağı yanlışa bulanmış gençlerin hazin sonlarını okuyoruz, izliyoruz.

Şimdi; sizlere de yöneltmek istiyorum, düşündükçe artan sorularımı.

Daha kaç hikâyenin sonunu okuyacağız? Kaç yeni yetmeyi daha terk edeceğiz buhrana? Sonu uçurum olan yollara kendi ellerimizle mi sürükleyeceğiz, küçük bedenleri?

Bütün bu olup bitenlerden yakınırken içli içli; içki şişelerinde dermanlarını bulacaklarını öğütlüyoruz onlara çıktıkları yolculuklardan, kan revan içerisinde dönmelerini istiyoruz.

Verilen bütün sosyal mesajlar ve gösterilen yollar sonucunda içip içip hayatını kontrolünün dışında yaşayacak hale gelenlerin işlediği cinayetleri, çevreye ve kendilerine verdikleri zararlara ne diyeceksiniz?

Nerelere saklayacaksınız yerlere serilen cansız bedenleri, emanet verilen canı orada burada hor kullanmanın neticesinde amansız hastalığa müptelâ olanların ellerinden tutacak mısınız?

Vadettiğiniz hayatlara ulaşmadıklarında hangisinin sofrasını kuracaksınız?

Bu mudur hedeflenen yol, yolculuk? Varılmak istenilen yer burası mıdır?

Hiçbir şeyi düşünmeden, hesap etmeden yaşamalısınız, dertlerinizi içki şişelerine boşaltmalısınız. Otobüste, yolda, çarşıda karşınıza ilk çıkan insanın kollarına bırakmalısınız en değerli emanetinizi bunun adına da aşk demelisiniz.

Kimse bana aşktan söz etmesin. Bu kadar basit ve kolay bir şey midir aşk? Aşk; bir göz, iki kol, iki bacak mıdır? Aşk; nefis midir? Yoksa sevdiği için senelerce bekleyen yürek midir? Böylesine temiz ve yüce bir duygu nasıl da ayaklar altına alınır?

Garson kıyafetlerimize ve konuşmalarımıza istinaden böyle bir kanıya varıyordu. Bizler bir sınıfa konulmaya çalışılan insanlarız, bizler dinini nüfus kâğıdından öteye götürenleriz, bizler okullarına girebilmek için değerlerini çantalarında bıraktırılanlarız.

Belki de, bütün bu düzenin oluşmasını arzu edenler, modernlik adı altında her şeyin gözler önüne serilmesini hedefleyenler; dünya hayatında başardıklarını düşünebilirler aslında başarı nedir o da tartışılır ya kimine göre en son model arabaya binmek, kimine göre evinin kapısını hizmetçinin açması, kimine göre de; metazori şekilde insanları bir halden diğer hale geçirmek egolarını üstün tutabilmektir başarı.

Hayatta herşey yerine gelir bana göre; paranızı kaybedersiniz, tekrar kazanabilisiniz, mevkinizi kaybedersiniz tekrar yükselebilirsiniz ama ya değerler onları kaybederseniz bir daha kulluğa dönebilme, seccadenize kapanabilme ihtimaliniz hızla uzaklaşır sizlerden.

Şu an deliler gibi üzerinde düşünmemiz lâzım gelen, seferberlik ilân etmemiz gereken konu; geleneklerimizi, değerlerimizi kaybediyor olmamız, utanmayan, düşünmeyen, sorgulamayan, inanmayan, yürekler yetiştiriliyor. Bütün bunlar olup biterken bir köşeden izleyemediğim için özür dilerim.

Özür dilerim; böylesine çarpık ve çapraşık düzene uyum sağlayamadığım için.

Özür dilerim; ayakta alkışlayamadığım için vücutlarını sergileyen insanları.

Yine sadece bir film deyip de geçecek miyiz, bu kadar etkisinde kaldığım gece uykularımı kaçırmama sebep olan şey bana göre yalnızca bir film değil artık, bir filmden çok daha fazlası...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bir filmden ?ok daha fazl... - Sayı 64
BYTY? GYZLY... - Sayı 63
Affetmek... - Sayı 55
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8020935
 Bugün : 5464
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519337
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim