Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     7036 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Hayalden hakikate...
Ali Erdal

  Sayı: 62 - Ocak / Mart 2010

“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!”… Hatıra ile avunmayı telkin etse de güzel bir söz. Hele yeri geldiğinde… Ama bana, gelecek için ümit ifade eden “Bir hayal ki, cihan değer!” demek, daha mânâlı gelir…

Öğretmen okulunda bazı hocalar bize, hayalci olmayın; gerçekçi olun diye nasihat ederlerdi. Doğruluğu ispatlanmış gerçeklerin peşinden gitmeliymişiz... “Mürşit” onlarmış. Ötelerden geldiği düşünülen hayallere göre değil, mutlak gerçeklere göre yaşamalıymışız. Zira hayat mücadele imiş... Hayallerle uyuşursak, yenilirmişiz. “Daldığımız” hayır “daldırıldığımız” hayalcilikten bizleri, biz yarının gençlerini (dolayısıyla da vatanı) kurtarmak, onların görevi imiş. “Meselâ masallar…” diye başlarlardı… Yüzyıllarca millet, masallarla uyutulmuş... Gerçeklerden kopmanın sonucu da hayal kırıklığı ve geri kalmak olmuş…

Süpermen, örümcek adam gibi olmayacak hayallere dalmakla, halüsinasyon görmekle; hayal gücünün ayrı şeyler olduğunu nasıl anlayamazlardı koskoca öğretmenler… Hayal kurmanın, insanî bir özellik olduğunu nasıl bilmezlerdi?.. Onlar hiç mi hayal kurmuyorlar? En azından bizim, hayallerindeki gençler olmamızı hayal etmeliler. Çocuk halimle beni huzursuz eden sözleri, bu kadar rahat ve kendilerinden emin şekilde söyleyebilmelerini anlayamıyordum. Hele madde olmayan hayal gücünü, madde olan afyon sanmalarını anlayamıyordum. “Ötelerden” demenin, inanca uzandığını nasıl anlayamazlardı? Masalın “safsata” olmasının izahı, bu kadar basit olmamalı... Resmî görüş budur, başka şeylere kapılıp zehirlenmeyin (ve suç da işlemeyin) diyen kurumlu ve tehditkâr edalarını, göz göze gelip de tasvip etmiş olmamak için sıramda nasıl büzülüp yere baktığımı unutamam. Hissediyordum ki, maksat masal değil; bunlar bağcıyı dövmek istiyorlar. Köyümde masal dinlediğim kişilerin ne büyük sanatkâr olduklarını, o gün bile hissetmiştim ve onlar gözümde daha da büyümüşlerdi.

Masalda uçan halı olmasaydı, uçak icat edilebilir miydi? Sihirli aynada sevgiliyi görmek… Saçından iki tel verip, bunları birbirine sürtünce, sevgilinin yanında oluvermek… Sihirli küre… Dünya güzelini gösteren ayna… Öpücükteki sır… Şifalı elma… Adımını ufka atan atlar… Sabır taşını çatlatan çileler… Sevdikleri uğruna devlerle savaşan, hattâ can veren kahramanlar… Konuşan hayvanlar… Vesaire, vesaire… İnsan; ufku geniş mahlûk… (Şopenhavr), bunun bir lütuf olduğunu hissediyor: “Haydi ben dilediğimi işlemekte serbest olayım; acaba dilediğimi dilemekte hür müyüm?”.

Hayal gücü o kadar insanî ki, toplumların bile hayali var. İstanbul'u fethetme hayali; kaç milleti, kaç ferdi kaç yüzyıl harekete geçirdi ve nasıl gerçekleşti, bir düşünün. İdealle hayal, iç içe... Bana öyle gelir ki, milletimizde dünyayı nizamlama ve bunu mümkün kılacak iman hayali olmasaydı, İslâm'la bu kadar kolay hemhal olunamazdı. Demek ki hayal, ideali çeken, besleyen ve yarının gerçeklerini taşıyan bir tohummuş… Destanımızda “Yukarıdaki mavi gök, aşağıdaki yağız yer yaratıldığında ikisi arasında da insanoğlu yaratılmış; insanoğlunun üzerine de, atalarımız Bumin-Kağan ile İstemi-Kağan, han olarak oturmuşlar” deniyor ve Oğuz Kağan da, “yeryüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir” diyor… Yine Göktürk kitabelerinde, “Mavi gök çökmedikçe, yağız yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir” diye meydan okunuyor. Müslüman olduktan sonra Karahanlı ve Selçuklu merdivenlerinde yükselip Osmanlı ihtişamına ermekte, bu hayallerin İslâm potasında Allah adını yeryüzüne yaymak idealine yükselmesinin hiç mi payı yok? Ve hayalden bir gömlek üstün Osman Gazi'nin rüyası'nın hiç mi payı yok… Böyle hayalleri olmayan İslâm milletleri ortada…

Büyük veliden, Allah için gaibden bahsetmenin yersizliği yolunda bir cümle duyanlar, onun 'Allah gaibi bilmez' dediğini sandıkları için donup kalıyorlar. Veli izah ediyor: “Allah için gaip diye bir şey yoktur”. Hayal gücü, yarın ümidi olan “insan”a; “Ol!..” iradesi kâfi gelen Yaratıcı'nın ihsanlarından biri. Cenneti, bu sayede tahayyül edebiliyoruz. Cehennemi düşünmek sayesinde günahtan kaçabiliyoruz. Hayal, o kadar iyi şeyler için ki, rahatça 'cenneti hayal etmek' diyebiliyoruz da, 'cehennemi hayal etmek' deyince şöyle bir duruyoruz. Hayalgücü olmasa, cennetin hayalimizi aşan nimetlerle donatıldığını, cehennemde hayalimizin alamayacağı azaplar bulunduğunu anlayabilir miydik? Her şeyden mühimi, Allah sandığımız her şeyin O'na perde olduğunu anlayabilir miydik? O'nun, hayalin de üstünde olduğunu bilmek için hayal gücüne muhtaç değil miyiz?

Hayal kuralım hayal!.. Umulur ki, dua yerine geçer… Duaya hevesimiz ve şevkimiz artar. Hayal gücünü veren Rabb'in ve Elçisi'nin (sav) rızasını kazanmanın hayalini kuralım… Hayallerimizin merkezine bunu alalım. Gayretimiz artar. Milletçe, mazide hayalimizi gerçeğe döndürdüğüne bakıp şükredelim ve ona göre hayal kuralım… O takdirde, nasıl gerçekleştirilebileceğini düşünebiliriz…

Hayal kuralım, hayal; hakikati gelir!..

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali Yılmaz    09.05.2011
Yorum : Ben 66. sayıda makale yayınlatmıştım. 66. sayıyı bana gönderebilirmisiniz?




Ekleyen : Ali ERDAL    14.02.2011
Yorum : Ahmet YILMAZ'a... Şair; "Marifet iltifata tabidir;/ İltifatsız meta zayidir" demiş... Çok teşekkür ederim... Kütahya hasretimize ilâç olduğunu da bilhassa belirtmek isterim... Kandiliniz mübarek olsun... Selâm, sevgi ve saygılar... ali




Ekleyen : Ahmet Yılmaz    05.02.2011
Yorum : Muhterem Hocam!Bu hayal konusunu ne güzel de anlatmışsınız..ellerinize kaleminize sağlık..Ben görmediğim şeye inanmam diyen ahmaklar, kendi akıllarını bile göremediğinin farkında değilerdir.Sevgili Peygamberimizin methine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet'ten önce nice padişahlar bu methe mazhar olmak için nice hayaller kurup defalarca İstanbul'u fethe yeltenmemişlermiydi ?Cenab-ı Hak necip Türk Milletinin büyük hayallerini gerçek eylesin..Sizlerede bu uğurdaki çalışmalarınızda kolaylıklar ihsan etsin.Allah'a emanet olun..Saygılarmla..





 
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Röportaj
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Oluklar çift
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Ne zamandan beri


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17179767
 Bugün : 1834
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 777496
 Bugün : 151
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 231
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim