Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5945 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Hayalden hakikate...
Ali Erdal

  Sayı: 62 - Ocak / Mart 2010

“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!”… Hatıra ile avunmayı telkin etse de güzel bir söz. Hele yeri geldiğinde… Ama bana, gelecek için ümit ifade eden “Bir hayal ki, cihan değer!” demek, daha mânâlı gelir…

Öğretmen okulunda bazı hocalar bize, hayalci olmayın; gerçekçi olun diye nasihat ederlerdi. Doğruluğu ispatlanmış gerçeklerin peşinden gitmeliymişiz... “Mürşit” onlarmış. Ötelerden geldiği düşünülen hayallere göre değil, mutlak gerçeklere göre yaşamalıymışız. Zira hayat mücadele imiş... Hayallerle uyuşursak, yenilirmişiz. “Daldığımız” hayır “daldırıldığımız” hayalcilikten bizleri, biz yarının gençlerini (dolayısıyla da vatanı) kurtarmak, onların görevi imiş. “Meselâ masallar…” diye başlarlardı… Yüzyıllarca millet, masallarla uyutulmuş... Gerçeklerden kopmanın sonucu da hayal kırıklığı ve geri kalmak olmuş…

Süpermen, örümcek adam gibi olmayacak hayallere dalmakla, halüsinasyon görmekle; hayal gücünün ayrı şeyler olduğunu nasıl anlayamazlardı koskoca öğretmenler… Hayal kurmanın, insanî bir özellik olduğunu nasıl bilmezlerdi?.. Onlar hiç mi hayal kurmuyorlar? En azından bizim, hayallerindeki gençler olmamızı hayal etmeliler. Çocuk halimle beni huzursuz eden sözleri, bu kadar rahat ve kendilerinden emin şekilde söyleyebilmelerini anlayamıyordum. Hele madde olmayan hayal gücünü, madde olan afyon sanmalarını anlayamıyordum. “Ötelerden” demenin, inanca uzandığını nasıl anlayamazlardı? Masalın “safsata” olmasının izahı, bu kadar basit olmamalı... Resmî görüş budur, başka şeylere kapılıp zehirlenmeyin (ve suç da işlemeyin) diyen kurumlu ve tehditkâr edalarını, göz göze gelip de tasvip etmiş olmamak için sıramda nasıl büzülüp yere baktığımı unutamam. Hissediyordum ki, maksat masal değil; bunlar bağcıyı dövmek istiyorlar. Köyümde masal dinlediğim kişilerin ne büyük sanatkâr olduklarını, o gün bile hissetmiştim ve onlar gözümde daha da büyümüşlerdi.

Masalda uçan halı olmasaydı, uçak icat edilebilir miydi? Sihirli aynada sevgiliyi görmek… Saçından iki tel verip, bunları birbirine sürtünce, sevgilinin yanında oluvermek… Sihirli küre… Dünya güzelini gösteren ayna… Öpücükteki sır… Şifalı elma… Adımını ufka atan atlar… Sabır taşını çatlatan çileler… Sevdikleri uğruna devlerle savaşan, hattâ can veren kahramanlar… Konuşan hayvanlar… Vesaire, vesaire… İnsan; ufku geniş mahlûk… (Şopenhavr), bunun bir lütuf olduğunu hissediyor: “Haydi ben dilediğimi işlemekte serbest olayım; acaba dilediğimi dilemekte hür müyüm?”.

Hayal gücü o kadar insanî ki, toplumların bile hayali var. İstanbul'u fethetme hayali; kaç milleti, kaç ferdi kaç yüzyıl harekete geçirdi ve nasıl gerçekleşti, bir düşünün. İdealle hayal, iç içe... Bana öyle gelir ki, milletimizde dünyayı nizamlama ve bunu mümkün kılacak iman hayali olmasaydı, İslâm'la bu kadar kolay hemhal olunamazdı. Demek ki hayal, ideali çeken, besleyen ve yarının gerçeklerini taşıyan bir tohummuş… Destanımızda “Yukarıdaki mavi gök, aşağıdaki yağız yer yaratıldığında ikisi arasında da insanoğlu yaratılmış; insanoğlunun üzerine de, atalarımız Bumin-Kağan ile İstemi-Kağan, han olarak oturmuşlar” deniyor ve Oğuz Kağan da, “yeryüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir” diyor… Yine Göktürk kitabelerinde, “Mavi gök çökmedikçe, yağız yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir” diye meydan okunuyor. Müslüman olduktan sonra Karahanlı ve Selçuklu merdivenlerinde yükselip Osmanlı ihtişamına ermekte, bu hayallerin İslâm potasında Allah adını yeryüzüne yaymak idealine yükselmesinin hiç mi payı yok? Ve hayalden bir gömlek üstün Osman Gazi'nin rüyası'nın hiç mi payı yok… Böyle hayalleri olmayan İslâm milletleri ortada…

Büyük veliden, Allah için gaibden bahsetmenin yersizliği yolunda bir cümle duyanlar, onun 'Allah gaibi bilmez' dediğini sandıkları için donup kalıyorlar. Veli izah ediyor: “Allah için gaip diye bir şey yoktur”. Hayal gücü, yarın ümidi olan “insan”a; “Ol!..” iradesi kâfi gelen Yaratıcı'nın ihsanlarından biri. Cenneti, bu sayede tahayyül edebiliyoruz. Cehennemi düşünmek sayesinde günahtan kaçabiliyoruz. Hayal, o kadar iyi şeyler için ki, rahatça 'cenneti hayal etmek' diyebiliyoruz da, 'cehennemi hayal etmek' deyince şöyle bir duruyoruz. Hayalgücü olmasa, cennetin hayalimizi aşan nimetlerle donatıldığını, cehennemde hayalimizin alamayacağı azaplar bulunduğunu anlayabilir miydik? Her şeyden mühimi, Allah sandığımız her şeyin O'na perde olduğunu anlayabilir miydik? O'nun, hayalin de üstünde olduğunu bilmek için hayal gücüne muhtaç değil miyiz?

Hayal kuralım hayal!.. Umulur ki, dua yerine geçer… Duaya hevesimiz ve şevkimiz artar. Hayal gücünü veren Rabb'in ve Elçisi'nin (sav) rızasını kazanmanın hayalini kuralım… Hayallerimizin merkezine bunu alalım. Gayretimiz artar. Milletçe, mazide hayalimizi gerçeğe döndürdüğüne bakıp şükredelim ve ona göre hayal kuralım… O takdirde, nasıl gerçekleştirilebileceğini düşünebiliriz…

Hayal kuralım, hayal; hakikati gelir!..

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali Yılmaz    09.05.2011
Yorum : Ben 66. sayıda makale yayınlatmıştım. 66. sayıyı bana gönderebilirmisiniz?




Ekleyen : Ali ERDAL    14.02.2011
Yorum : Ahmet YILMAZ'a... Şair; "Marifet iltifata tabidir;/ İltifatsız meta zayidir" demiş... Çok teşekkür ederim... Kütahya hasretimize ilâç olduğunu da bilhassa belirtmek isterim... Kandiliniz mübarek olsun... Selâm, sevgi ve saygılar... ali




Ekleyen : Ahmet Yılmaz    05.02.2011
Yorum : Muhterem Hocam!Bu hayal konusunu ne güzel de anlatmışsınız..ellerinize kaleminize sağlık..Ben görmediğim şeye inanmam diyen ahmaklar, kendi akıllarını bile göremediğinin farkında değilerdir.Sevgili Peygamberimizin methine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet'ten önce nice padişahlar bu methe mazhar olmak için nice hayaller kurup defalarca İstanbul'u fethe yeltenmemişlermiydi ?Cenab-ı Hak necip Türk Milletinin büyük hayallerini gerçek eylesin..Sizlerede bu uğurdaki çalışmalarınızda kolaylıklar ihsan etsin.Allah'a emanet olun..Saygılarmla..





 
Şimdi vaktidir!..... - Sayı 109
Muhteşem kadro... - Sayı 108
Hayal mi?... - Sayı 107
Büyük olmak mecburiyeti... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Sessiz çığlık
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9236552
 Bugün : 631
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540140
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 42
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim