Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1922 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Erzincan'ın nazlı kızı zerdali
Remzi Kokargül

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Bir şehrin manevî ziynetinden sonra, en güzel ve en asil süsü, omzunu saran yeşil bir dağ ya da eteğine dolanan mavi bir deniz olsa gerek. Bunlardan mahrum yaşayan şehirlerin bir yanı daima eksik kalır.

İşte Erzincan; üzerine yakışan o zarif elbisesiyle, serin bir sükûnetle, kat kat gümüş şafaklar kuşanarak karşılar sizi...

Bahar gelince Erzincan ovası bir başka masala döner. Zerdaliler çiçek açmıştır; sebebi bu. Dağ dorukları uzaklarda karlarla süslenirken, bahar bir destan gibi gelir. O ne muhteşem geliştir ki, dağlar, ovalar; dereler, nehirler, başlarında bulutlarla, gülerek, baharı karşılamaya can atarlar.

İçinden iki tane ırmağın geçtiği yemyeşil bir ovadır burası. Derelerin kenarında çeşit çeşit ağaçlar var. Çınar, ceviz, elma, zerdali… Köyün az üstündeki tepeden bakınca, dereler ovanın içinde kıvrım kıvrım ilerleyen bir yol izlenimi veriyor insana.

Yeşile bürünmüş, her çeşit çiçeği bağrına basmış yeşil dostu tepeler... Söğüdün altın sarısı, armudun beyazı, elmanın pembesi ve beyaz zerdali çiçekleri yeşil üzerine yeşil zarafeti almış sevimli güzel tepeler. Duvarların dibinde baharı anlatan, kendilerine göre farklı bir ilâhî davet ile görünen leylaklar, karanfiller, fesleğenler…

Bizim de bu derelerin küçük olanının yanında şirin mi şirin bir bahçemiz var.

Üzümlüden geçerken, bahçeler boyu büyülenir kalırsınız. Bütün semayı kuşatan ve rüzgâr estikçe göz kırpan o güzelim beyaz zerdali çiçekleri bir yıldız yağmurudur. Bu atmosferle ilk kez karşılaşan birinin şaşırması pek tabiîdir.

Geçen bahardı… Havalar öylesine güzeldi ki... Güneş, her zamanki gibi sıcak gülücükler gönderiyordu yeryüzüne Yazlığın penceresinden dışarıyı seyrediyorum. Bahçedeki zerdali ağacına bakıyorum, beyaz ve küçük çiçeklerine. Patlamış mısırı andıran küçük çiçekler, bir gelini andıran ağaçlara...

Kapkaranlık gecelerde beyazlar giymiş bir gelindir, bembeyaz salınışlarla, döne döne uzanacaklar sanki semaya... Eteklerinde sonsuzu taşıyan semazenler gibi... Sanılır ki ellerini kaldırıp ağıverecekler göğe... . Ilık bahar rüzgârlarıyla titrer gönlünüz. Âdetâ eteklerine tutunmak istersiniz.

Burada her şey zerdali. Kayısılar, bile. Nasıl olur demeyin. Olmuş işte. Ne yana dönsem, nereye gitsem karşıma bir zerdali ağacı çıkıyor. Ufkumu, sınırlarımı zerdaliler çiziyor. Sanki bu bölgenin haritasını zerdali ağaçları oluşturuyor. Güneş zerdali, ay zerdali; çay zerdali…

Zerdali, baharla birlikte bu baştan çıkmanın şaşkınlığı, hattâ sevinci içindeydi. Bu sevincin tarifi kolay değildi. Vücudunda bütün yeryüzünün, hattâ yıldızların varlığını duyardı. Gökyüzünde bir yıldız kaysa, sanki kendi dallarından birinde bir yaprak düşüyor gibi olur.

Zerdali, baştanbaşa bir musiki idi. O bu musikiyi rüzgârla birlikte icra ederdi. Rüzgâr söylüyor şimdi o dallarda eski şarkımızı,

Penceremin altında da a beyim

Zerdali dalı mısın?

Düşkün düşkün duruyonda a beyim

Benden sevdalı mısın?

Der der inlerdi. Açıp açıp döktüğü çiçekler, alkışlarla uğurlayıp gönderdiği yapraklar; ruhundan süzüp ambalajladığı meyveler, birer ayrı beste miydi yoksa. Zerdalim penceremde gülüyor Ona bakıp Allah'ın yakınlığını hissediyorum. Ona bakıp şükür ve dua ediyorum. O ise bütün bunlardan habersiz, düğününü yaşıyor.

Gözlerimin önünde uçsuz bucaksız bir beyaz ışık denizi uzanıp gidiyor. Koca şehir adeta bir masal âlemini andırıyor. Ağaçların altında saklambaç oynayan çocukların neşeli kahkahaları dikenli çalıları şenlendiren kuş cıvıltılarına karışıyor. Top oynayanlar, ip atlayanlar, çiçek toplayanlar, kelebek kovalayanlar çarpıyor gözüme.

Aşağıda, düzde beyaz badanalı şirin caminin minaresinden yükselen berrak nağmeler vaktin ikindi serinliğine erdiğini ilan ediyor. İç şadırvanın serin suyunda aldığım abdestle arınıyorum ve bu çağrıya icabet ediyorum.

Dostlar, Erzincan’ın nazlı kızı Zerdali’ye dair daha pek çok şey söylenebilir lakin sözün azı makbuldür. Zerdali ailesinin diğer fertleri; Paşa mişmişi, kayısı, Şekerpare, Hüdayi ve öteki meyveler gücenmesinler, kısmetse onlardan da bahsederim bir gün.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Akın Boztepe    17.11.2015
Yorum : Akıcı ve bizden bir yazı diliydi. Emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim





 
Kayısı Çiçeklerinin Düğün... - Sayı 89
Işığı yanan evler... - Sayı 88
Güz geldi kuşlar da gidiy... - Sayı 87
Erzincan'ın nazlı kızı ze... - Sayı 86
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8020921
 Bugün : 5450
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519337
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim