Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1762 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Annelerimiz -13-
Yavuz Sert

  Sayı: 92 -

Efendimiz Medîne'ye teşrif ettikleri zaman Medîne'de ciddi bir yahudi nüfusu vardı. O zamanlar şehrin adı Yesrib idi. Medîne'nin eski ismini söylemek Efendimiz tarafından yasaklanmıştır. Medîne ismini de kısa olarak söylüyoruz, Medîne şehir demektir, uygun olan sadece Medîne demek yerine Medînetü'n Nebi, Medînetü'l Münevvere, Medîne-i Tâhire şeklinde söylemektir.

O zamanki yahudi toplumu bir peygamber geleceğini biliyorlar ve bekliyorlardı. Ama kendi burnu büyüklükleri nedeniyle yeni bir peygamberin de kendi içlerinden çıkacağını düşünüyorlardı. Medîne Senedi çok önemlidir, bu senet ile gayrimüslim bir toplumla müslüman bir toplumun bir arada nasıl yaşaması gerektiği ortaya konmuştur. Kendi ırklarından başka insan kabul etmeyen Yahudiler, aynen Hudeybiye'de müşriklerin yaptığı gibi, bu senette yazılı mükellefiyetlerini yerine getirmemişlerdir.

Bu iş çevirenlerin başında Benî Nadir kabilesi reisi Huyey bin Ahtab vardır. Bu kabile Medîne'den çıkıp Hayber'e yerleşmiş daha sonra Mekkeli müşriklerle Benî Kureyzâ yahudilerini müslümanlar aleyhine kışkırtmaya devam etmiştir. Benî Kureyzâ, Benî Nadir'in kışkırtmalarına uyup ihanet edince muharebe olmuş, Benî Kureyzâ yahudileri cezalandırılmış ve Huyey bin Ahtab da öldürülmüştür. Benî Nadir kabilesinin reisi olan Huyey bin Ahtab'ın Safiye isminde bir kızı vardır. Huyey'in hanımı ise önemli bir asilzade olan Berre binti Semev'dir.

Hz. Safiye'nin yaklaşık olarak 610 yılında doğduğu rivayet edilmektedir. Validemiz ilk evliliğini Benî Nadir'in ileri gelenlerinden Sellam bin Mişkem ile yapmıştır ancak bu evlilik yürümemiştir. Daha sonra validemiz bir kumandan olan Kinane bin Rebi ile ikinci evliliklerini yapmıştır.

Hz. Ali'nin kahramanlığının belirgin olduğu Hayber seferinde Nizar, Natat ve Ketibe kaleleri birer birer düşmüş, Kinane bin Rebi öldürülmüş, hanımı Hz. Safiye, hem bir kabile reisinin kızı, hem de bir kumandan hanımı olarak Ketibe kalesinde esir düşmüş ve cariye olmuştur. Esirlerin taksimi sırasında Safiye validemiz Ashâb-ı Kiram'dan Dıhyetü’l-Kelbî'nin hissesine düşmüştür. Ashâb-ı Kiram bu paylaşımdan sonra Safiye validemizin kabile reisi kızı ve kumandan hanımı olduğunu farkederek, bu kadar önemli bir kişinin Efendimiz Hazretleri’nin hissesine düşmesi gerektiğini söylemişlerdir. Hattâ Ashâb'ın bazıları Hz. Dıhyetü’l-Kelbî'ye bunun için mangır vermek istemiş ancak Hz. Dıhye bunu kabul etmeyerek Safiye validemizi Efendimiz'in hissesine vermiştir.

Daha sonra Efendimiz Hz. Bilâl'i göndererek Safiye validemizi almasını emir buyurur. Hz. Bilâl ne yazık ki toplumumuz tarafından yalnızca Resûlullah Efendimiz'in müezzini olarak anılır.  Hz. Bilâl pek çok vazifeye sahip bir zât-ı şeriftir. Beytü'l Mâl'in hesabını o tutmuştur, Resûlullah Efendimiz'in özel ödemelerini yapmıştır, kadın esirelerin muhafazası ona ait, ayrıca Hucurât-ı Nebeviyye'ye izinsiz girmeye memurdur. Su getirmeye, erzak taşımaya sadece o yetkilidir.

Ganimet ve esir paylaşım işleri henüz Hayber'den dönülmeden yapılmıştır. Resûlullah Efendimiz, Safiye Validemiz’e İslâm’ı kabul etmesi halinde kendisi ile evleneceğini, böylece babasının ve kocasının sosyal statüsünden daha büyük bir sosyal statü kazanacağını, bu teklifi kabul etmese bile kendisini fidyeyi necat almadan serbest bırakabileceğini ve ailesinin yanına gönderebileceğini söyler. Safiye validemiz bu teklife karşı şöyle demiştir: "Ya Resûlullah, ben evveâ babamın, sonra kocamın şerrinden sizin davetinize icabet edecek olduğumu beyan edemedim, ben zaten sizin peygamber olduğunuza inanıyorum." Yani validemiz evvelden müslümandır. Efendimiz, validemizin bu sözü üzerine kendisini azad ettiğini, onu nikâhlayacağını, mehir olarak da azad bedelini verdiğini söyler ve bunu kabul ediyor musun diye sorar. Validemiz bu teklifi kabul eder.

Sırası gelmişken Efendimiz’in ne kadar ince biri olduğunu anlatan diğer bir örnek paylaşalım: Resûlullah Efendimiz Hayber'den ayrılacağı zaman ashabdan devesini getirmelerini ister. Hz. Safiye validemiz de o sırada yanındadır. Efendimiz validemizin deveye binebilmesi için dizini kırar ve validemize "bas dizime, deveye öyle bin" der. Daha sonra kendileri de deveye biner ve abasını validemiz ile kendisinin üzerini örtecek şekilde örter. Efendimiz böyle bir ince zâttır. Efendimiz ile validemizin nikâhları Medîne yolu üzerinde bir başka konak yeri olan Sahba'da kıyılmıştır. Nikâhta ikram vermek Emr-i Peygamberî’dir. Ülkemizde en azından bir nikâh şekeri veriliyor, hiç değilse bu yapılmalıdır. 

Sabahleyin namaza kalkan Efendimiz çadırın dışında yalın kılıç, sırtında oku, kalkanı ile Eba Eyyûb el-Ensarî Halid bin Velid'i görür. Efendimiz Hz. Halid'e neden bu şekilde beklediğini sorunca Hz. Halid şöyle cevap vermiştir:

"Ya Resûlullah, kusura bakmayın, zevcenizdir ama daha dün müslüman oldu, babasını, kardeşini, kocasını biz öldürdük. Belki bir şey olur, ne olur ne olmaz diye bekledim." Efendimiz bu cevap üzerine mübarek iki elini Hz. Halid'in omuzuna koymuş ve şu duayı etmiştir: "Ya Rabbi, bu Halid kulun beni nasıl korumak için sabaha kadar bu şekilde uykusunu feda edip nöbet tuttuysa, Sen de onu her türlü kötü halden koruyuver."

Hayber'in fethi ve Efendimiz'in evlendikleri haberleri seferdekilerden önce Medîne'ye ulaşmıştır. Hz. Ayşe validemiz, Efendimiz'in evlendiğini duyunca buna sinirlenmiş ve "Vallahi o yahudiyi evime sokmam" demiştir. Bu söz kulağına gidince Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Nefsimi yed-i kudretinde tutan Rabbime yemin ederim ki, Safiye samimi müslümandır." Safiye validemizin imanına Resûlullah kefildir.

Safiye Validemiz Efendimiz’in çok itina gösterdiği, çok akıllı, zeki, ibadete çok düşkün, yumuşak huylu ve çok hayırsever biridir. Cömertliği ve hayırseverliği öyle bir noktadadır ki, sağlığında hücresini sadaka olarak vermiştir. Efendimiz'in kendisine hediye ettiği takıların çoğunu Hz. Fatıma'ya, bir kısmını da Hz.Hüseyin'in kızı Hz. Ümame'ye hediye etmiştir. Validemiz, Efendimiz'in göçmesine kadar, dört seneye yakın Efendimiz ile birlikte yaşamıştır. Buna rağmen Hz. Ayşe'ye nazaran çok az, on civarında hadîs rivayet etmiştir. Bu hadîs-i şeriflerin bir kısmı amel ve itikat ile direk alakalıdır.

Malûm, Hacc’da veda tavafı çok önemlidir. Eğer bir kadın Arafat'dan döndükten sonra yumurtlama dönemine girerse veda tavafı sakıt olur kaidesinin vüruduna sebep Hz. Safiye validemizdir. Suizanna sebep olacak her türlü ahvalden kaçınma ile ilgili hadîs-i şerîfin de vüruduna sebep Hz. Safiye validemizdir. Bu konuda çok tipik bir misal vardır, bir misafirlikte abdestli olmadan namaz gösterilebilir.

Safiye validemiz hem çok merhametli, hem de çok cesur bir validemizdir. Bu iki meziyeti bir arada bulundurmak çok zor bir iştir. Asilerin Hz. Osman'a zarar vermeleri üzerine Safiye validemiz Hz. Osman’a yemek götürmüştür. Ne yazık ki o asiler validemize de terbiyesizlik yapmışlar ve eve sokmamışlardır. Ancak validemiz, cesur, merhametli ve beceriklidir. Fırın küreği gibi bir tahta bulup üzerine yiyecekleri koyarak onları pencereden Hz. Osman'a ulaştırmıştır.

Hz. Safiye epey uzun yaşamıştır. Efendimiz hazretlerinin ahirete göçmesinden sonra otuzsekiz veya kırk sene kadar daha yaşamıştır. Medîne'de vefat etmiştir, kabr-i şerifi diğer annelerimiz ile beraber Cennetü'l Bakî'dedir. Allah şefaatlerine nail kılsın.

(“Ömer Tuğrul İnançer ile Seyir Defteri” programı kayıtlarından derlenmiştir.)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bir bürokrat şârih: Abidi... - Sayı 106
Hazreti Mevlânâ okumaları... - Sayı 106
Röportaj - Abdullah AKIN... - Sayı 106
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içti... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Yazı renginde melodiler


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8013782
 Bugün : 3307
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519254
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 83
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim