Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1462 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalarını keşif atlası denemesi
Sinan Ayhan

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

-Kanaatime göre, Türkçe, tekâmül ufku olan bir dil; belki derin düşünme aracı olarak zayıf kalmış; ama derin düşünceyi ifade etmek açısından geliştirilmeye müsait bir dil... Çünkü bir karakteri var; çünkü bir “gramer”i var; ölçüleri, prensipleri, baskın değerleri var... Çünkü Türkçe; her ne şart altında olursa olsun, karakteriyle günümüze kadar gelmiş ve bugüne kalabilmiş...

Meselâ, “özne-tümleç-yüklem” dizilimi Türkçe'nin bir karakteri... Türkçe'nin kelime türetmede sondan ekli bir dil olması, onun bir karakteri... Türkçe deyimler, Türkçe atasözleri bahsedilen karakterin ortaya konmuş hali... İstanbul Türkçesi'ne evrilmiş hali ise, ona has bir durum... Dolayısıyla karakteri olan şeyde, ihtiyaç hâsıl olursa, tekâmülün yolu bulunur ve zor şeyleri ifade etmek noktasında da, ifade düzenleri kemale erdirilebilir...

-Dil, misal ve tasavvur ufkuna binlerce çentik… Kelimeyi bir kıyafet olarak misallendirirsek; o vakit, herhalde cümle, kelimelerden müteşekkil dilin ifade gardırobu...

Ve dil, bir milletin misal kıyafetlerinden oluşan anlatım gardırobu... Bu gardıropta, millet mizacını ortaya çıkaran misaller...

“Hüdhüd”e dönüşen “Kızıl Elma” misali gibi... Doğudan Batı'ya alınan mesafe adalet ölçüsüyse, dilde alınan mesafe de Allah'ın rızasına kavuşmaya hasret kuşlar, kanatlar... Hepsi iç içe...

Bir dilin cevherinde hem adalet olmalı, hem merhamet... Türkçe, her ikisine de talip...

-Kavram olarak alınan bilgi kodları, yani eşyaya dair bilgiler ve eşya adları; o dilin hançeresine gelir ve ses, harf, hece, kelime olur; ama hepsinin ötesinde anlam atlasının keşifleri cümleye ait...

Bir bebek büyürken dilin en ham halinden en kemale ermiş haline doğru bütün misillere ve misallere şahit, bir dil zevkinin kendinde vücut bulmasına şahit; bilmeden biliyor olmanın kodlarını, genetiğine işlenmiş olarak, Hz. Adem'den almış çünkü...

-Dil, her alanda milletin hafızası... Dolayısıyla bu milleti bu topraktan sökmek için, bu toprakların mimarî dilini çözmeleri gerekir; bu da zorun ötesinde zor...

Mimarî dil, bir milleti o coğrafyaya göbekten bağlayan şey... Toprağı, “vatan” yapan şey...

Misal, Mimar Sinan'ın Süleymaniye'si; o sadece bir yapı değil; Türk'ün köklerini taşıyan bir ruh... O ruhu Türk'ten sökmek için her taşın, her kıvrımın yerleştirilme usulünü, kaidelerini ve artık dilleşen kemiyet ve keyfiyet ölçülerini topluca bilmek gerekir; o da yetmez, bütün usullerin birleştiği yerde, parçadan farklı, çok daha büyük ve anlamlı bir bütünlük şahsiyeti oluşur; o şahsiyete de paha biçilemez; ya onun parçası olunur, ya ona uzaktan bir şaheser nazarıyla bakılabilir; o şahsiyete saldırmak dünyayı yerinden oynatmak gibidir, başka türlüsü mümkün değil...

Türk'ün şahsiyet çivisi Süleymaniye ve benzerleriyle Anadolu'ya çakılmıştır artık; onu hiç bir iptidaî savaş hüneri oradan sökemez...

Süleymaniye sadece bir eser değil, Türkçe'nin plâstiğe dökülmüş şekli... Varlık felsefesi, bilgi felsefesi, ahlâk ve iyi-kötü kıyasının ötesinde, estetik duygusu ve bilgisi bunu gerektirir... Düşüncenin sistemleşme merhaleleri; son kertede, Süleymaniye'yi ve diğer bu toprak üzerindeki şaheserleri, dille bütünleşmiş bir hafıza yapar...

Hafıza, asırlarca katmanlaşan ve katmanlar etrafında örüle örüle griftleşen bir şey olduğu için de, kolayca silinemez, yok edilemez...

-Yakın zamanda tanıdığım, eski ve yeni harfleri kendi kendine öğrenmiş, 80 yaşlarında bir büyüğüm diyor ki; “eski yazıyı okuduğumda, gözlerimden yaş geliyor”; “neden” diye soruyorum ona; “Lâtin harfleri dümdüz; hiç bir şey hissettirmiyor; ama eski yazı harfleri öyle mi, o harflerin her hangi bir kıvrımı sizi ağlatmaya yetiyor; çünkü o harflerin bir ilhamı var...” diye cevap veriyor bana...

Anlamakta zorlansam da, bu ilham meselesini; tam bu noktada, kafamda, milletin gönlünde yatan aslanın ne olduğuna dair bir fikrim oluşuyor... Millet, lisanını ve kendini, Allah'a teslim etmekten yana; bu yolda her türlü araçla bir “gözyaşı lisanı” kurmak istiyor... Gerisi, onun için boş lâf...

-Batı ve Doğu dilleri bir havanda dövülse, dillerin ifade imkânlarının geçişgenliği tek bir dil olabilir mi... Olamaz, çünkü her dil varlığını ve şahsiyetini korumak idealindedir; ama her dil, kendi ifade imkânını çoğaltma ve ifade etkisini genişletme peşinde olacak; bunu da, başka dillerden etkilenerek ve beslenerek elde edecektir...

Şahsiyetini koruyarak bir ifade imkânını anadilde araştırmak ise, ters bir durum anlamına gelmez...

Anadile yabancı dillerin kıyası bilgisiyle gelen katkılar, teklifler, denemeler reddedilemez; anadilin “gramer”i ihlâl edilmediği sürece, her yol, her deneme bu uğurda mübah...

Ölçü, “neyi, ne kadar ifade etmek istiyorum” ve “düşüncemin derinliği nereye varıyor” sorularında; buralarda bir ihtiyacınız varsa, ister istemez hamle gelecektir zaten...

Türkçe, tarihî sürece bakıldığı vakit, bu anlamda bir çok dille karşılaşmış, sınanmış ve bu zamana kalabilmiş bir dil; o sebeple, derin düşünceye bağlı prensiplerini geliştirip, daha öte zamanlara kalabilme yolunu da bulacaktır, kendi içinde...

Yeter ki; cemiyet, tefekkür etmeye niyetli olsun; tefekkür etmenin ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç olduğunun farkına varsın...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : ekrem yılmaz    19.12.2017
Yorum : "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile var ve onunla insan. Yeme içme bedene lâzım; tefekkür ruhtan ve ruha gerekli, ruha gıda! Aleti de dil... Lisân: Ne güzel kelime...





 
Türkü, Anadolu harcı "ili... - Sayı 105
Tokat... - Sayı 104
Maya... - Sayı 103
Nefse Hakimiyet... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7797686
 Bugün : 1116
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514837
 Bugün : 22
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 48
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim