Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2884 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

FIKRA

NESİL ve DİL

Matematik dersinde öğretmen üçgenin alanını, çocuklara şu şekilde anlatır:

–Bir üç kenarlının alanı; yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür.

Çocuk bunu öğrenir. Akşam babası sorar:

–Bugün ne öğrendiniz?

–Matematik dersinde, bir üç kenarlının alanını hesaplamasını öğrendik babacığım.

–Peki, nasıl öğrendiniz?

–Bir üç kenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun, ikiye bölümüdür.

–Yavrum, yanlış öğretmişler size. Doğrusu şöyle: Bir üçgenin alanı; tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.

O anda, gazete okuyan dede, dayanamaz söze karışır:

–İkisi de yanlış! Doğrusu: Bir müsellesin mesâha-i sathiyyesi; kâidesiyle irtifâının hâsıl-ı darbının nısfına müsâvidir.

 

FIKRA DEĞİL GERÇEK!..

HAKİKAT ve GERÇEK

Tarık Buğra'ya sormuşlar:

–'Hakikat' yerine gerçeği kullansak, ne kaybederiz?

Buğra cevabı yapıştırmış:

–Hakikati!.. Hem de "HAKİKATLİ YÂR" ile birlikte, o güzelim, o canım türkülerimiz ve atasözlerimizle birlikte...

 

“HÜKÜM”KELİMESİ

“(...) Dolmabahçe Sarayında idik. Sağımda Naim Hoca, solumda Yusuf Ziya vardı. 'Hüküm' kelimesi üzerinde idik. Ben:

–Hüküm Türkçedir, dedim.

İkisi de:

–Olamaz, dediler.

–A canım biriniz Arapça'nın aslı Türkçedir, dersiniz, biriniz daha ileri gider, dünya dillerinin hepsi Türkçe'den gelmedir, dersiniz, sonra şu 'hüküm' gibi iliğimize işleyen söze karşılık aramaya kalkarsınız, demiştim. (...)

(Falih Rıfkı Atay; Dünya, 26 Haziran 1966, TÜRK DİLİ İÇİN VI, 40; 1968)

 

RAPOR

Askere 3 ay hava değişimi raporu verilmişti. Fakat 3 ay geçtiği halde, asker dönmedi. Arandı ve kıtaya dönmesi sağlandı. Komutan sordu:

–Sana 3 ay hava değişimi verildi. Niçin zamanında dönmedin?

Asker:

–Komutanım bana "3 ay" değil, "10 ay" rapor verildi. Siz beni erken getirttiniz. Raporumu bitmesine 7 ay var komutanım.

Sonra elindeki raporu komutana uzattı ve kâğıdın sağ alt tarafındaki komutan imzasının üstündeki "TASDİK" mânâsına gelen "ONAY" kelimesini gösterdi.

 

MERAK ETMİŞ

Yurtta sulh konseyi dâvâsında Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, sanıklardan eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı (sözüm ona) Kurmay Albay Muhsin Kutsi Barış’a soruyor:

–Darbeyi kim yaptı?

–Ben sizden çok merak ediyorum darbeyi kimin yaptığını...

 

ANKET

UYDURUKÇACILAŞTIRILANLARDAN MISINIZ?

Bay uydurukçacı, işte size karakterinizi test etme (olanağı)...

Konuşurken ve yazarken “öz Türkçe” dediğiniz (sözcükleri) kullanmaya dikkat ediyorsunuz. Bu konuda (içtenlikli) misiniz; dostlar alışverişte görsün kabilinden bir özentiden mi ileri geliyor? Aşağıdaki soruları (evet – hayır) şeklinde (yanıtlarsanız) durumunuz ortaya çıkacak:

1-Evde küçük bir tamir yapıyorsunuz.. Çivi çakarken çekici parmağınıza vurdunuz… Can acısı ile ağzınıza geleni söylemeden önce “öz Türkçe” dediğiniz (sözcükleri) arar bulur, onlarla mı öfkenizi belirtirsiniz?

2-Rüyalarınızdaki (sözcükleriniz) uydurukça mıdır?

3-Hayallerinizdeki (sözcükleriniz) uydurukça mıdır?

4-Yakınlarınıza sorun, “öz Türkçe” mi sayıklıyorsunuz?

5-Diyelim âşık oldunuz… Bunu ifade fırsatı bulsanız… Bu yaptığınız faaliyete “ilân-ı aşk” yerine “sevi duyurusu” der misiniz?

6-Birine kendinizi kaybedecek kadar kızdığınız olmuştur. O sırada yanınızda bulunanlara sorun bakalım, uydurukça mı sövmüşsünüz?

7-Kendi kendinize mırıldanırken de (sözcük) seçimi yapar mısınız?

8-Ağladığınız olmuştur… O zaman da (sözcük) seçimi yapar mısınız?

9-Şiddetle karşı olduğunuz kelimelerden her hangi biri nasılsa ağzınızdan çıkıverse, ağzınıza biber sürer misiniz?

10-Diyelim kızınız var ve istemeye geldiler. Vermek istemiyorsunuz. Kararlılığınızı belirtmek için “imkânı yok” yerine “olanağı yok” der misiniz?

11-“Öz Türkçe” dediğiniz uydurukçaya yeni bir (sözcük) kazandırdığınızda bunu kutlamak için kadeh kaldırırken “şerefe” yerine “onura” der misiniz?

Bay uydurukçacı, bunların birine bile “hayır” dedinizse savunduğunuz görüşü yeniden gözden geçirmelisiniz.

Bunlardan birine bile “evet” dedinizse siz, –ikiyüzlüsünüz demeyeyim ama– Batı korku filimlerinin “kurt adamı” gibi çift karakterlisiniz. Bir psikoloğa görünseniz iyi olur.

 

YAŞASALARDI

Dil Kurumu üyesi Hacivat Çelebi, Karagöz’ü Kurum’a üye yapmak ister:

Hacivat–Karagözüm Ben Dil Kurumu üyesiyim. Sen de üye ol.

Karagöz–O sizin suçunuz?

–Ne suçu Karagözüm?

–Sen ‘dil kuru mu?’, diye sormadın mı; ben de cevap veriyorum. Dili siz kupkuru hale getirdiniz!

–Ben sana “kuru mu?” diye sormadım. Dil Kurumu var ya, seni de üye yapalım diyorum. Sen de Kurumlu ol.

–Olmaz!

–Neden?

–Kurumlu olmak iyi değildir. Kibirli insan kurumlu olur.

–Karagözüm, kurumlanmaktan bahsetmiyorum… Dil Kurumu’ndan söz ediyorum.

–İşte şimdi doğru söyledin. Siz dilimizin kurumusunuz. Soba kurumu gibi.

–Karagözüm yanlış anlıyorsun…

–Milleti birbiriyle anlaşamaz hale siz getirdiniz!

–Karagözüm, seninle konuşulmaz.

–Asıl seninle konuşulmaz. Dernek veya cemiyet desene şuna. (Vurur)

–Ne vuruyorsun Karagözüm?

–Yıktınız dili eylediniz viran; koşup sahibi millete haber vereyim heman!

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yakınma... - Sayı 129
Zaman... - Sayı 128
Varı... - Sayı 128
Bereket... - Sayı 128
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimseye sözüm var
Kardelenin 15 Temmuz 2016 Bildirisi


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17492056
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833404
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 282
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim