Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2342 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Gıda
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 95 -

(Gıda bahsi devam ediyor)

Yemeği üç parmakla yerlerdi. Yemek yerken de bir yere yaslanmazlardı. Buharî Hadîsinden misal:

“Ben, dayanarak yemek yemem!”

Hadîs meâli:

“Ben kulum, kul gibi oturur ve kulların yemek yediği gibi yerim!”

Bir gün Allah Resûlüne bir koyun getirdiler. Mübarek dizlerinin üzerinde oturdular ve yemeğe başladılar.

Biri sordu:

“Ey Allah'ın Resûlü; bu oturuş şekli ne demektir?”

Buyurdular:

“Allah beni keremli nebisi olarak yaratmıştır; sert bir cabbar olarak değil… Bu oturuş tevazudandır.”

Allah'ın Resûlü, yeryüzüne sahip Sultan Nebî olmakla, Kul Peygamber olmak arasında serbest bırakılıp kulluğu seçtiklerinden beri bir yere dayanarak yemek yememişlerdir.

Bütün rivayetlerin birleştiği nokta şudur:

“Allah'ın Resûlü, asla dayanıp yemek yerken görülmemiştir.

Dayanarak yemek yediklerini yalnız bir defaya inhisar ettirenler de vardır. Dayanarak yemek üslûbunun kaçınılacak tarafı, eski Fars kisrâları ve Roma sefihleri gibi bir gurur ve nefsaniyet tavrıdır.

Yemekte başlıca âdetleri, ellerini uzatırken, Allah'ın ismiyle başlamalarıydı. Yemeğin sonunda da hamd etmeleri… Allah Resûlü’nün yanında sekiz yıl hizmet eden bir kimse, her defasında Besmele ile başlayıp hamd kelimeleriyle yemeğe son vermeleri dışında bir şey görmediğini bildirir.

Yemekte daima sağ elleriyle hareket ederdi.

Hadîs meâli:

“Yemekte Bismillâh de ve sağ elinle ye! Yiyeceğin nokta da sana yakın yer olsun; kimsenin önünden yeme!”

“Yemekten evvel ve sonra ellerini yıkamak da mübarek usullerinden biriydi.

Hadîs meâli:

“Yemekten evvel ve sonra el yıkamak bereket sebebidir.!”

Fazla sıcak yemeği de sevmezlerdi. Bir gün önlerine gayet sıcak bir yemek getirdikleri vakit buyurdular:

“Allah bize ateş yemeği emretmedi.”

Allah'ın Resûlü'nün ağaçtan bir kadehleri vardı. Enes Bin Mâlik rivayetine göre içilecek şeyleri bu kadehten alırlardı. İmam-ı Buharî, bu kadehin Enes Hazretlerinde kaldığını, çatlamış hale geldiğini ve Enes tarafından kenetlenmiş olduğunu rivayet eder. Öd ağacından güzel ve yassı bir kadeh… Kadehte demirden bir halka… Enes, bu halkayı çıkarıp yerine altından veya gümüşten bir halka geçirmek istemiş, fakat Ebu Talha:

“Peygamberimizin yaptığı işi değiştirme!”

Diyerek onu vazgeçirmiştir.

Ebu Abdullah Buharî o kadehi Basra’da gördüğünü ve içinden su içtiğini, sonraları Enes’in mirasından sekizyüzbine alındığını kaydeder.

Allah'ın Resûlü yemek üzerine uyku uyumayı yasak etmişlerdi. Tababetçe de sabittir ki, insanın yemek yedikten sonra biraz hareket etmesi ve dolaşması faydalıdır. Yemekten sonra namaz kılmak da hazmı kolaylaştırır.

Allah'ın Resûlü'nün, içtikleri şeylerin başında tatlı su vardı. Hazret-i Âyişe, Kâinarın Efendisine “sakya evleri” denilen yerden tatlı su getirildiğini söyler. Bu yer Medine’ye 2 günlük yolda bir çeşmedir ve bu nakle göre Allah Resûlü'nün Medine sularından hazzetmedikleri anlaşılır.

Soğuk suya bal karıştırarak şerbet yapar ve içerlerdi. Bal şerbetinin vücuda birçok faydası varır.

Hazret-i Âyişe:

“Allah'ın Resûlünce sevilen şerbet, soğuk ve tatlı olandı.”

Bu ifadeden bal şerbeti anlaşılacağı gibi, hurma veya kara üzüm suyu da hatıra gelebilir. İmam-ı Müslim rivayetine göre hurmayı akşamdan suya koyup ertesi gün ikindi vaktine kadar içerler ve hizmetçilerine içirirlerdi. Daha fazla bekletilmiş olan hurma suyunu, tahammür edip sekir verici olmak ihtimaline karşı içmez ve döktürürlerdi.

Sütü, sâf olarak yahut soğuk suya karıştırarak içerlerdi. Yemek üstüne su içmezlerdi. Suyu oturarak içerlerdi. Ayakta içtikleri de vâki olmuştur.

İbn-i Abbas:

“Allah'ın Resûlüne Zemzem’den bir kap su getirdim. Ayakta içtiler.”

İmam-ı Buharî’nin Hazret-i Ali’den nakli:

Hazret-i Ali, ayakta su içiyor ve buyuruyor:

“Halk, ayakta su içmeyi kerih görür. Kâinatın Fahri benim ettiğim gibi etmişlerdir.”

Müellef Hazretlerine göre bütün bu Hadîsler doğrudur; aralarında ayrılık yoktur ve Allah Resûlü'nün hem oturarak hem de ayakta içtikleri birer vâkıadır.

İmam-ı Nevevî:

“Oturarak ve ayakta içmenin ikisi de caizdir. Tercihe şayan olan oturarak içmektir.”

İçerken, üç defada bitirirler ve her defasında nefes alırlardı. Yani su kabını dudaklarından ayırıp, bir anlık nefes payından sonra devam ederlerdi.

Ebu Hüreyre:

“Allah'ın Resûlü üç nefeste içerler ve Besmeleyle başlayıp hamdle bitirirlerdi.”

Hadîs meâli:

“Sizden biri, içerken, ağızdan süze süze içsin; yutarak içmesin!”

Kendilerini bir ziyafete davet ettikleri vakit yanlarında birini götürecek olurlarsa, bunu, davet sahibine bildirirler ve müsaade alırlardı. Kendilerine misafir olanlara da birkaç kere yemek çıkarırlar ve ısrarla yemelerini isterlerdi. Ebu Hüreyre’ye defalarca süt verip içmesini istemişler ve Ebu Hüreyre:

“Daha fazla içemem; ey, Allah'ın Resûlü!”

Diyecek hale gelmiştir.

Allah'ın Resûlü, bir topluluk içinde yemek yeseler, sofralardan en sonra ellerini çekerlerdi. Herkes iştihası yettiği kadar yesin ve Allah Resûlü'nün el çektiğini görerek yemekten vaz geçmesin diye…

Sofraya oturdukları zaman:

“Kimse yerinden kalkmasın, doysa da kalkmasın! Yabancılar kalkıncaya kadar yerini muhafaza etsin!”

Buyururlardı.

Yemek yedikleri topluluktan dua etmedikçe ayrılmazlardı.

Saad Hazretleri’nin davetinde şöyle buyurmuşlardı:

“Sofranızda oruçlar iftar etti. Cennetlik yemeğinizi yedi ve melekler size dua ettiler!”

Amr isimli biri, Kâinatın Efendisine süt içirdi ve duasını aldı:

“Allahım; ona devamlı gençlik ve canlılık ver!”

Amr seksenine vardı ve sakalında tek tel beyaz kıl görülmedi. 

(Gıda bahsi sona erdi, giyimle devam edilecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hususilik... - Sayı 114
Hususilik... - Sayı 113
Hususilik... - Sayı 112
Hususilik... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17494039
 Bugün : 569
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833671
 Bugün : 48
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim