Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1674 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kudüs
Ali Erdal

  Sayı: 96 -

Kudüs!.. Peygamberler şehri…

Kudüs, iffet timsali Meryem anamızın memleketi…

Kudüs… Peygamberlerin inşa ettiği; Kur’ân’ın “…Çevresini mübarek kıldığımız” diye övdüğü; Kıble olmuş Mescid-i Aksa’nın bulunduğu şehir… İnsanlığın Ufku’nun en yüce yolculuğuna, miracına basamak… 

Mescid-i Aksa, en uzak mecsit demek… Mekke'ye bir aylık mesafede olduğu için bu isim verilmiş… Beytü'l-Makdis (Mukaddes Ev) de deniyor. İnsanlığın Ufku (sav) ve insanlığın en yüce kadrosu sahabî (ra) Hicret’ten on altı (veya on yedi) ay sonrasına kadar ona yöneldi… 

Kudüs, Peygamberler Peygamberi’nin övdüğü belde…

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar: “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidi-i Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.”

Mescid-i Aksa’nın ziyaret edilebilmesi için, Kudüs’ün fethedilmesi gerekirdi. Yani bu hadis, ziyaret tavsiyesinden öte ‘KUDÜS’Ü FETHEDİN!’ emriydi… Ümmetinin asker kavminin ifadesiyle, yani bizim tabirimizle “bildirim komutu” dur. Başta İstanbul’un fethi hadisi olmak üzere, o gün hayal dahi edilemeyecek coğrafyalardan bahseden mübarek ve yüce buyrukları gibi… Nitekim Peygamber Efendimiz cariyesi Meymune'nin (ra) sorusu üzerine Mescid-i Aksa’dan bahisle, “Oraya gidin ve içinde namaz kılın” buyuruyorlar. Oranın Müslüman olmayanların hâkimiyeti altında olduğunun ifade edilmesi üzerine de şöyle buyuruyorlar: “Gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderin”… Yani orası için fedakârlıkta bulunun! 

Zeytinyağı, kandillere ışık… Kudüs’ün aydınlık olması lâzım… Kudüs bizim için ışık, yol haritası, pusula… Kudüs ancak, İslâm’da olursa aydınlık olur.

İşte İslâm’ın ve müslümanların yol haritasını, adalet timsali Hz. Ömer (ra), buna göre çizdi! Kudüs’ü fethetti ve içinde her inanıştakilerin huzur içinde yaşayacağı, uzaktakilerin huzur içinde “ziyaret edebileceği” hale yüceltti…

Kudüs!.. İnsanlığın Ufku’nun fethini; arzuladığı, işaret ettiği, ifade ettiği; sadece o günler için değil bugünler için de irade ettiği kutlu belde… 

Peygamber Efendimiz, ziyaret edilecek yer olarak Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’yi söyledikten sonra “Ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya!” buyurmuşlar… Yani diğer ikisinden ayrı tutmayın… Onu da koruyun… 'İşgal ettirmeyin’ ve ‘İşgal edilmişse kurtarın!’ Canınız pahasına koruyun… Selâhattin Eyyubîyi harekete geçiren bu emirdi… Ve Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar, Kudüs’ü koruyan bu emirdi… 

Ama Kudüs, şimdi işgal altında… Şimdi Mescid-i Aksa, yıkılmak isteniyor… Üstelik işte bu mübarek Kudüs’te, bütün dünyanın gözü önünde, bütün Müslümanların gözü önünde Müslümanlara zulmediliyor… Hem de bütün hatıralarından, İslâmî bağlarından temelli koparılıp, İsrail’e başkent yapılmak isteniyor… Şimdi bunun gözükara hamlesindeler… Bu durumda, bugünün Müslümanına düşen vazife apaçık meydanda: Kudüs’ü yeniden fethetmek! O mübarek ve yüce “işareti” anlamak ve gereğini yapmak… 

Durum apaçık bu ama… Bugünün Müslümanından bunu istemek; eli çolak, ayağı topal, gözü kör, kulağı sağır birinden, bütün spor dallarında rekorlar kırmasını beklemekten farksız… Ama iki cihan Serverimiz Peygamberimiz bize bu durumda da yapmamız gerekeni işaret buyurmuş: “Gidemiyorsanız, zeytinyağı gönderin”… 

Aslında düşman gücünü, bizim gaflet prangaları ile kendi kendimizi bağlamamızdan alıyor… Düşmanı korkutan bizim bunlardan kurtulma gayreti içine girmemizdir… Meydanlarda asabî nâralar atmak değil… Elimizi çolak, ayağımızı topal, gözümüzü kör, kulağımızı sağır eden biziz. Gayretine girmemiz bile yetecek… Önce bunu anlamak… 

Editörümüz Av. Kadir Bayrak’ın dediği gibi “Öfkemiz o kadar büyük ki tefekkürümüzün önüne geçmiş.” Bizi harekete geçiren nefs öfkesi... “Bize yapılır mı bu!..” diye burnumuzdan solumamız nefsimizin kabarmasından. Haliyle öfke nöbetleri de aniden beliriveren sistemsiz ve tesirsiz dalgalar… Saman alevi gibi geçici…

Bizi iman öfkesi ile harekete geçirecek cevherler, motifler hayalimizde sisli manzaralar halinde… Hafızalarımızın derinliklerinde… Bunun için basit nefsi tepkilerle bir şey yaptığımızı zannedip kendimizi aldatıyoruz. Oysaki değil büyük hamle yapmak, gönülden şöyle bir gayretine girmeye kalkışıvermek yetecek… Gönülden bir ufak kıpırtı… Düşman bunu biliyor ve bizden üstün aksiyon çıkmayacağından emin. Gazeteciler 1986 yılında Şimon Perez’e “Kur’ân-ı Kerîm, sizin devletinizin yıkılacağını haber veriyor, ne dersiniz?” diye soruyor. Ve şu cevap alınıyor: “Kur’ân’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.” 

Masalı bilirsiniz… Hiç kimsenin yenemediği kumandanın sırrını düşmanları, hanımının zaafını kullanarak öğreniyorlar… Hanımı öğrendiği sırrı, sevildiğini gösterme şevkiyle topluluk önünde haykırıveriyor. Düşmanları kudretli kumandanı hileyle uyutup, saçlarının düğümlendiği noktadaki gücünü sağlayan tek beyaz kılı koparıveriyorlar…  Ve ertesi gün halk önünde idam etmek üzere, ezilmiş bir kediye dönmüş zavallıyı zindana atıveriyorlar… O gece öyle bir yalvarıyor ki kumandan Allah’a… Nefsini öyle bir hesaba çekiyor ki… Bir gecede bütün saçları ağarıyor ve ertesi güne öncekinden daha güçlü olarak çıkıyor. Artık ne demir parmaklıklar, ne zincirler, ne düşmanın kılıçları tutamaz böyle bir kahramanı!..

Kudüs hakkında başta âyet ve hadis olmak üzere kaynaklarımızla mücehhez olduğumuz yüzyıllar boyunca Kudüs’te herkes İslâm’ın himayesinde rahattı. Hristiyan ve Yahudi kaynaklarını da iyi bildiğimiz için, onların ne zaman ne yapacağını biliyorduk; kontrol bizdeydi. Bugün uzaktan kumandalı bir robot gibi sadece düşmanın istediği refleksleri yapıyoruz, üstelikte bunları irademizle yaptığımızı zannediyoruz. Bizi kurtaracak cevher, hafızalarımızın derinliklerinde keşfedilmeyi bekliyor… 

O kumandan, fert olarak her Müslüman; topluluk olarak da ümmettir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şimdi vaktidir!..... - Sayı 109
Muhteşem kadro... - Sayı 108
Hayal mi?... - Sayı 107
Büyük olmak mecburiyeti... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Sessiz çığlık
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9236502
 Bugün : 581
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540140
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 42
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim