Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     721 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“İmam-ı Kastalanî’den Seçme ve Süzmeler”
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 100 -

İSTİRAHAT

Gecenin evvelinde, yani yatsı namazından sonra yatıp uyurlardı. Gece yarısının başında kalkarlar ve misvak kullanıp abdest alırlardı. Uykuyu hiçbir zaman ihtiyaç derecesinden fazla devam ettirmezlerdi. İhtiyaç derecesinden de nefslerini yoksun bırakmazlardı. Usulleri, itidal haddine riayetten ibaretti. Yatınca, sağ taraflarına dönüp zikre başlarlardı. Mübarek gözlerini uyku bürüyünceye kadar zikre devam ederlerdi. Yedikleri yemekler de hazmedilmeye başlanmadan yatmazlardı. 

Sağ taraflarına yatmaları, her işte sağlarını kullandıklarındandı. Sol tarafa yatmanın kalbe zarar verdiği belli bir şeydir. Uykunun en kötü ve zararlı şekli, arka üstü yatmaktadır. Yüzükoyun yatmaksa şeriatça kötüdür.

İbn-i Mâce rivayetine göre, bir gün Allah’ın Resulü, Mescide girince, yüzükoyun yatmış bir insan gördüler, onu ayaklarıyla dürttüler ve dediler:

“Uyan ve kalk! Bu türlü uyumak Cehennemliklere mahsus bir şekildir.”

Kâh döşek üstünde yatarlar, kâh deri veya hasır üzerine uzanırlardı. Yattıkları zaman sağ ellerinin ayasını sağ yanaklarına koyup:

“Yarabbi; kullarını kabirden kaldırdığın gün beni azabından sakla!”

Diye dua ederlerdi.

Ebu Kutâde Hazretleri:

“Allah’ın Resulü gece yatarken sağ yanlarına dönerlerdi. Sabaha karşı da kollarını dikip başlarını ellerinin içine alırlardı.”

Ebu Huzeyfe rivayetince yatarken duaları:

“Allah’ım; beni isminle öldür ve isminle dirilt!”

Enes Bin Malik rivayetince, yattıkları zaman duaları:

“Hamdolsun Allah’a ki, bizi yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, bize yatak verdi. Niceleri vardır ki, yatak vericileri ve ihtiyaç gidericileri mevcut değildir.”

Hazret-i Âyişe, Allah Resulü’nün, yatarken, Kur’ân’da “Muavvezeteyn” denilen son iki sûreyle “İhlâs” sûresini okuyup ellerini üflediklerini ve sonra ellerini başlarına, yüzlerine ve vücutlarına sürdüklerini ve bu fiili üç kere yaptıklarını nakleder.

“Gözlerim uyur, kalbim uyumaz.”

Mealindeki hadîse rağmen bir seferinde sabah namazını nasıl kaçırdıkları sorulacak olursa cevabı hazırdır!

Evet, bir gece, sefer esnasında, bir vadi içinde sahabîlerle birlikte uykuya dalmışlar, herkesi uyku bastırmış ve sabah namazı kaçırılmıştı. Hazret-i Ömer kızgın güneşin tesiriyle ilk uyanmış, tekbir getirmiş, başta Allah’ın Resulü, herkes uykudan kalkmış, abdest alınmış ve sabah namazı kaza edilmişti.

Cevap:

“Namaz kazasının meşruluğunu Allah Resulü’nün zatında göstermek için İlâhî hikmet icabı bir tecelli…” 

MUCİZE

Mucize, Nebî ve Resûllerin gerçekliğine delâlet eden harikulâdeliklere denilir. Bir harikulâdelik ki, bilinen ve alışılmış olan tabiîliklerin ve basit insanlara mahsus insanî kudretin çok üstünde… Yapılamaz ve olamazın ta kendisi… Mucizenin ana şartı, hiçbir suretle başkaları tarafından tatbik ve icrası mümkün olmamasındadır.

Allah Resûlünün, kameri ikiye bölmeleri ve Musa Peygamberin asâyı ejderha yapması gibi…

Bütün bunlarda:

“İktidarı olan mislini meydana getirsin!”

Gibi, topyekûn insanoğluna meydan okuyucu bir mânâ vardır. Bağlı bulunduğu peygamberin mucizesinden bir hisse ve şube olan evliya kerametlerinde ise meydan okuma mânâsı yoktur.

Peygamber mucizeleri içinde, meydan okuma mânâsına uzak olarak, hal ifadesi şeklinde bir takım tecelliler de vardır ki, bunlara mucize ismi verilmez, “erhâs” tabir edilir. Allah Resûlünün, başlarında bir bulut dolaşması ve İsa Peygamberin beşikte konuşması, vesâire…

Bu gibi tecelliler, doğrudan doğruya gösterilen mucizeler kabilinden değil, Peygamberlik hal ve sıfatlarından ibarettir ve onun için de ismi değişiktir. Mucizenin “Teaddî-Meydan okuma” şartiyle bir arada olduğu hükmü bazı âlimlerce kabul edilmez ve bunlar “teaddî” şartına ait, kitap, sünnet ve icmâ çerçevelerinde bir delil bulunmadığını iddia ederler.

Allah Resûlünün mucizeleri ekseriyetle “teaddî”siz, yani herhangi bir meydan okuma ifadesi dışında olmuştur. Mübarek parmaklarından su akıtmaları, bir yemekten yüzlerce kişiyi doyurmaları, Hazret-i Ali’nin gözlerine temaslariyle sıhhat vermeleri, hep “teaddî” dışı mucizelerdir.

Mucizelerin zuhura geldiği an:

“―Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

Buyururlardı.

Bir gün bir şahsı gösterip:

“―Şu adam cehennem ehlindendir!”

Demişlerdi. Gazâda sağa sola saldırıp nice kâfiri yere seren bu adamın cehennem ehli olmasını, sahabîler hayretle karşılamışlardı. Sonunda adam yaralanıp kendi kendisini öldürünce hakikat anlaşıldı ve Allah Resûlü, buyurdu: “Şehadet ederim ki, ben Allahın Resûlüyüm!”

“Allah Resûlünün mucizelerinde teaddî mefhumiyle ifadelendirilen meydan okuma fiilinin bulunmadığını Kur’ân âyetlerinde bu hususta hiçbir sarahat bulunmaması ve herhangi bir şart gösterilmemesiyle sabittir” denilmiştir.

Mucizenin bir şartı da, “teaddî” eden, yani mucizenin mislini göstermeye başkalarını davet etmek suretiyle meydan okuyan zatın, murad ve davasına uygun harikalar göstermesidir. Farâza biri, herhangi bir hayvanı insan gibi konuşturacağını iddia etse de o hayvan gerçekten konuşsa, fakat konuşturanın doğruluğuna değil, yalancılığına şehadet etse, bu fiil mucize olmaz. Zira o yerde Allahın yarattığı harikulâdelik, peygamberin doğruluğuna şehadet etmelidir. Allahın yarattığı harikulâdelik, dava sahibinin yalancılığına şehadet edecek olursa, bu hâdise, Allah tarafından, o kimsenin yalancılığını göstermek için meydana getirilmiş bir tecelli olur. (Devam edecek)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 105
Mucize... - Sayı 104
Mucize... - Sayı 103
Mucize... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7908891
 Bugün : 2594
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516671
 Bugün : 57
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 65
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim