Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     591 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bilecikli yazarlar toplantısındaki konuşma
Kardelen Dergisi

  Sayı: 101 -

Ali ERDAL:

Bu topluluk, kalemi esas alan bir topluluk, kalemi merkeze alan bir topluluk. Öyleyse bu topluluğu, şair diliyle; en büyük şairimiz diyebileceğimiz Yunus’un diliyle selâmlamak münasip olur:

“Bilmeyen ne bilsin bizi;

Bilenlere, selâm olsun!”

Şair diliyle dedik, öyle devam edelim… Bir başka şair de “Hayâlî cihan değer” demiş. Hayali, cihana değenin, hakikatinin değeri ne olur?

Bunu söyleyenin mahlâsı “Hayalî”… Öyle şeyler var ki, hayali bile cihana değer derken, bir yandan da, “Hayalî, senin değerin bir gün anlaşılır.” diyor Biz bir bakıma bu duyguları taşıyanlar olarak, haliyle değerimizin anlaşılmasını istiyoruz. İşte bu toplantı, yapılmasını hayal etmek bile cihana değecek bir toplantı.

Ben şahsen düşünemiyordum, Bilecikli yazarları toplayacak bir kurum, kuruluş, topluluk, cemiyet, dernek var mıdır? Böyle bir şeyi hayal dahi edemiyordum. Hakikat oldu… Hakikatine ne değer, siz takdir edin.

Bizi birbirini tanıması gereken değerde insanlar olarak görmüşler, bir araya gelmemizde fayda olacağını düşünmüşler, bir araya getirmişler, demetlemişler. Öyleyse buraya gelenlerin hepsi, sayın Başkanım başta olmak üzere, bütün herkes bunun takdiri içersinde.

Öyle kelimeler var ki, aslında ölmesi gerekirken uzun yıllar yaşıyor. Meselâ ‘ocak’… Eski ısınma ve yemek pişirme mekânı. Artık hayatımızdan çıktı. Öyle ki, ocağı bugün ancak ihtiyarlar hatırlayabiliyor. Unutulup gitmesi gerekir. Ama öyle olmuyor. Atasözlerinde, deyimlerde, şarkı ve türkülerde yaşıyor. Hattâ bazı sivil toplum kuruluşlarının ismi içinde geçiyor.

Kalem de öyle… Bugün kalemin bir eşya olarak, yazma aracı olarak hayatımızdan çıkma yolunda olduğu muhakkak. Ama buna rağmen ‘kalem’ mânâsıyle yaşıyor. Türkümüz, “Kurban olam, kalem tutan ellere!” diyor; atasözümüz: “Kalem, kılıçtan üstündür.” diyor.

Kafka: “Kalem” diyor, “yazarın, düşünen adamın elinde bir araç değil, organlarından biridir.” diyor.

Sait Faik, bir sıkıntı, buhran geçiriyor, her ne sebeple ise, yazmaktan vaz geçiyor. Bir zaman sonra, “Yazmadan duramayacağım” diyor. “Elime kalemi aldım… Yonttum…” Kurşun kalem… “Öptüm ve yazmaya başladım.”

Sezai Karakoç, “Kalem, yazmak zorundadır” diyor.

Bu sözlerin de üstünü var… Üstad Necip Fazıl, “Kitap” başlıklı yazısına, “Yeni bir görüş ve duyuş mimarîsinin toprak üstünde sarayını kuracak tek vasıta, kitap” diye başlıyor…

Demek ki, yeni ve eski… Dün dünyayı inşa eden kalemdi, yarın da inşa edecek olan kalemdir.

Kılıç fetheder; kalem inşa eder. Zaten kılıcı da, yapan ustayı da, kılıcı kullananı da yetiştiren kalem değil midir?

Bütün bu söylediklerimin daha da üstünü var…

Allah, Habibine kefil oluyor; ve bu kefaletini de kalem üzerine yemin ederek beyan ediyor:

“Kaleme ve yazdıklarına andolsun!” Kalem suresinde…

Kalemden ari olmak, hiç kimse için mümkün değil.

Klavye, daha müsait bir yazma aracı olsa da, onun yerine kullanılsa da, mânâsı itibariyle onun yerine geçemeyecektir. Klavye ile yapılan iş de, faaliyet olarak, klavye ile yaptığımız iş, “kaleme almaktır”…

Öyleyse bu topluluğa yapılabilecek en güzel hitap, “KALEM ERBABI” olur. Buradaki herkese, Sayın Başkanım başta olmak üzere, yapılabilecek en uygun hitap, “KALEM ERBABI” olur.

Ey kalem erbabı!.. Ey kalem erleri!..

Biz yalnız gezen yıldızlardık, bizi bir araya getirdiler. Tespih taneleri gibi köşelerimizde belki münzevi, belki münkesir, belki üzgün yıldızlardık. Bizi buraya getirdiler, bir araya getirdiler ve tespih gibi dizdiler…

Bilecik ve çevresi, ey kalem erbabı, her hangi bir yer, her hangi bir toprak değildir. Daire üzerinde her nokta başlangıçtır ve sondur. Aynen bunun gibi, toprak da bazı fikirler ihtiva ediyorsa, orada fikirler neşvünemâ buluyorsa, orada bazı fikirler yaşanmışsa, o toprak için fikir olmak, mânâ olmak, ruh olmak, zaman olmak vardır. O toprak mekân olmaktan çıkmış, terfi etmiştir. Artık Bilecik ve çevresi fikir olmuş, mânâ olmuş, zaman olmuştur. Bu söylediklerime de, toprağın mânâ ve fikir olabileceğine delil olarak da Mekke şahittir, Medine şahittir, Kudüs şahittir. İstanbul şahittir… Hattâ Bursa şahittir, Kırkpınar şahittir, Akşehir şahittir!

En büyük devletimizin kurulduğu toprakların yazarları!.. Kayı boyu kalemleri!.. Şimdi bir araya geldikten, getirildikten, tespih gibi dizildikten sonra, şimdi toplantı bitince, ipi kopmuş tespih taneleri gibi, köşelerimize çekilip gidecek miyiz?

Siz değerli büyüklerime, kardeşlerime, arkadaşlarıma teklif ediyorum… Bu güzel başlangıcı devam ettirelim. Ve buradan da öyle bir kararla çıkalım.

Kayı boyu kalemleri, kalemimiz keskin olsun, kalemimiz etkin olsun!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gelecek sayı konusu hakkı... - Sayı 105
Kardelenden haberler-105... - Sayı 105
Gelecek sayı konusu hakkı... - Sayı 104
Kardelenden haberler... - Sayı 104
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7788080
 Bugün : 967
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514653
 Bugün : 9
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 82
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim