Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1980 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bilecikli yazarlar toplantısındaki konuşma
Kardelen Dergisi

  Sayı: 101 -

Ali ERDAL:

Bu topluluk, kalemi esas alan bir topluluk, kalemi merkeze alan bir topluluk. Öyleyse bu topluluğu, şair diliyle; en büyük şairimiz diyebileceğimiz Yunus’un diliyle selâmlamak münasip olur:

“Bilmeyen ne bilsin bizi;

Bilenlere, selâm olsun!”

Şair diliyle dedik, öyle devam edelim… Bir başka şair de “Hayâlî cihan değer” demiş. Hayali, cihana değenin, hakikatinin değeri ne olur?

Bunu söyleyenin mahlâsı “Hayalî”… Öyle şeyler var ki, hayali bile cihana değer derken, bir yandan da, “Hayalî, senin değerin bir gün anlaşılır.” diyor Biz bir bakıma bu duyguları taşıyanlar olarak, haliyle değerimizin anlaşılmasını istiyoruz. İşte bu toplantı, yapılmasını hayal etmek bile cihana değecek bir toplantı.

Ben şahsen düşünemiyordum, Bilecikli yazarları toplayacak bir kurum, kuruluş, topluluk, cemiyet, dernek var mıdır? Böyle bir şeyi hayal dahi edemiyordum. Hakikat oldu… Hakikatine ne değer, siz takdir edin.

Bizi birbirini tanıması gereken değerde insanlar olarak görmüşler, bir araya gelmemizde fayda olacağını düşünmüşler, bir araya getirmişler, demetlemişler. Öyleyse buraya gelenlerin hepsi, sayın Başkanım başta olmak üzere, bütün herkes bunun takdiri içersinde.

Öyle kelimeler var ki, aslında ölmesi gerekirken uzun yıllar yaşıyor. Meselâ ‘ocak’… Eski ısınma ve yemek pişirme mekânı. Artık hayatımızdan çıktı. Öyle ki, ocağı bugün ancak ihtiyarlar hatırlayabiliyor. Unutulup gitmesi gerekir. Ama öyle olmuyor. Atasözlerinde, deyimlerde, şarkı ve türkülerde yaşıyor. Hattâ bazı sivil toplum kuruluşlarının ismi içinde geçiyor.

Kalem de öyle… Bugün kalemin bir eşya olarak, yazma aracı olarak hayatımızdan çıkma yolunda olduğu muhakkak. Ama buna rağmen ‘kalem’ mânâsıyle yaşıyor. Türkümüz, “Kurban olam, kalem tutan ellere!” diyor; atasözümüz: “Kalem, kılıçtan üstündür.” diyor.

Kafka: “Kalem” diyor, “yazarın, düşünen adamın elinde bir araç değil, organlarından biridir.” diyor.

Sait Faik, bir sıkıntı, buhran geçiriyor, her ne sebeple ise, yazmaktan vaz geçiyor. Bir zaman sonra, “Yazmadan duramayacağım” diyor. “Elime kalemi aldım… Yonttum…” Kurşun kalem… “Öptüm ve yazmaya başladım.”

Sezai Karakoç, “Kalem, yazmak zorundadır” diyor.

Bu sözlerin de üstünü var… Üstad Necip Fazıl, “Kitap” başlıklı yazısına, “Yeni bir görüş ve duyuş mimarîsinin toprak üstünde sarayını kuracak tek vasıta, kitap” diye başlıyor…

Demek ki, yeni ve eski… Dün dünyayı inşa eden kalemdi, yarın da inşa edecek olan kalemdir.

Kılıç fetheder; kalem inşa eder. Zaten kılıcı da, yapan ustayı da, kılıcı kullananı da yetiştiren kalem değil midir?

Bütün bu söylediklerimin daha da üstünü var…

Allah, Habibine kefil oluyor; ve bu kefaletini de kalem üzerine yemin ederek beyan ediyor:

“Kaleme ve yazdıklarına andolsun!” Kalem suresinde…

Kalemden ari olmak, hiç kimse için mümkün değil.

Klavye, daha müsait bir yazma aracı olsa da, onun yerine kullanılsa da, mânâsı itibariyle onun yerine geçemeyecektir. Klavye ile yapılan iş de, faaliyet olarak, klavye ile yaptığımız iş, “kaleme almaktır”…

Öyleyse bu topluluğa yapılabilecek en güzel hitap, “KALEM ERBABI” olur. Buradaki herkese, Sayın Başkanım başta olmak üzere, yapılabilecek en uygun hitap, “KALEM ERBABI” olur.

Ey kalem erbabı!.. Ey kalem erleri!..

Biz yalnız gezen yıldızlardık, bizi bir araya getirdiler. Tespih taneleri gibi köşelerimizde belki münzevi, belki münkesir, belki üzgün yıldızlardık. Bizi buraya getirdiler, bir araya getirdiler ve tespih gibi dizdiler…

Bilecik ve çevresi, ey kalem erbabı, her hangi bir yer, her hangi bir toprak değildir. Daire üzerinde her nokta başlangıçtır ve sondur. Aynen bunun gibi, toprak da bazı fikirler ihtiva ediyorsa, orada fikirler neşvünemâ buluyorsa, orada bazı fikirler yaşanmışsa, o toprak için fikir olmak, mânâ olmak, ruh olmak, zaman olmak vardır. O toprak mekân olmaktan çıkmış, terfi etmiştir. Artık Bilecik ve çevresi fikir olmuş, mânâ olmuş, zaman olmuştur. Bu söylediklerime de, toprağın mânâ ve fikir olabileceğine delil olarak da Mekke şahittir, Medine şahittir, Kudüs şahittir. İstanbul şahittir… Hattâ Bursa şahittir, Kırkpınar şahittir, Akşehir şahittir!

En büyük devletimizin kurulduğu toprakların yazarları!.. Kayı boyu kalemleri!.. Şimdi bir araya geldikten, getirildikten, tespih gibi dizildikten sonra, şimdi toplantı bitince, ipi kopmuş tespih taneleri gibi, köşelerimize çekilip gidecek miyiz?

Siz değerli büyüklerime, kardeşlerime, arkadaşlarıma teklif ediyorum… Bu güzel başlangıcı devam ettirelim. Ve buradan da öyle bir kararla çıkalım.

Kayı boyu kalemleri, kalemimiz keskin olsun, kalemimiz etkin olsun!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gelecek sayı konusu... - Sayı 127
Kardelenden Haberler... - Sayı 127
Gazze ateşkes görüşmeleri... - Sayı 126
Kardelenden haberler... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16742868
 Bugün : 2253
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 728682
 Bugün : 341
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 468
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim