Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     404 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Aşilin topuğu
Kadir Bayrak

  Sayı: 104 -

Her bağrı yanana su vermekte büyük ecir vardır. Hadis meali… Emri ve içinde geçen her bağrı yananı nasıl anlamalıyız? Susuzluktan ölmek üzere olan köpeğe su verene, üç piyade hac sevabını bağışlayan velî muhakkak ki hadisi hakkıyla anlamıştı…

Dost, düşman fark etmez, ten rengi, dili, dini ne olursa olsun değil mi ki susuzluktan bağrı yandı ona su verilmesi tavsiye ediliyor. Sadece insana mı, susuzluktan kavrulan kurda, kuşa, börtü böceğe, bütün hayvanlara… Ağaca, çiçeğe bütün nebatata… Bilmediğimiz bir hayat süren bütün varlığa…

Su, aziz nesne… Göklerin derinliklerinden dünyamıza bahşedilen rahmet… Hayat kaynağı. Öldürmenin değil, hayatta tutmanın aracı.

Masumluğun, temizliğin remzi su, en şerefli varlık insana eza vermek için kullanılabilir mi? Veya şöyle soralım; insan, hangi seviyeye inmeli ki suyu eza vermek için kullanabilsin?

Saçlarını kazıdığınız veya başına metal bir başlık taktığınız elleri kolları bağlı bir insana oturduğu yerin birkaç metre üzerinden su damlatmaya başlasanız… Saniye başına bir damla… 10 dakika, 1 saat, 1 gün sonra o insan ne hâl alır… Ağırlığı belki 1 gram bile gelmeyecek o küçücük su damlası yüksekten düşmenin etkisiyle bir saatin sonunda kilolarla, günün sonunda tonlarla ölçülecek bir kütleye dolayısıyla zulme dönüşecektir. Hayali bile dehşetli bu zulmün adı, sayılabilecek daha nice örnekleriyle birlikte, Çin işkencesi.

Zulmüne, en akla gelmedik işkence metotlarını âlet eden bir millet, Çinliler. Tarih ve medeniyet sahasına çıktığımız Orta Asya’dan komşumuz. Kötü komşu insanı ev sahibi yapar, atasözümüzün millet çapında ispatı. O coğrafyada kurduğumuz bütün devletlere bir şekilde el atan, harp sahasında kazanamadığı başarıyı, türlü mabeyin ve saray hileleriyle elde etmeyi beceren komşumuz Çin, kaderin başka tecellileriyle birlikte milletimizi göçe mecbur etti ve Anadolu’yu vatan kılmamıza ters tarafından vesile oldu. Bu esnada, asıl vatanı terk etmeyen bir parçamız da o topraklarda kaldı; Uygur Türkleri, bilinen ismiyle Doğu Türkistan’daki soydaşlarımız…

Bugün, büyüyen dev ekonomisiyle dünyaya kafa tutan Çin, Doğu Türkistan’da 35 milyon Türk’e esir hayatı yaşatıyor. Cezaevlerinde ve kamplardaki Uygurların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Bütün dünyada kabul görmüş en temel insan haklarının esamesi bile okunmuyor. Başta hayat, din, dil, inanç, seyahat, iletişim hakları ayaklar altında. Koca bir coğrafya, açık hava hapishanesi… Kardeş aile projesi adı altında, her Müslüman Türk evine sokulan Çinli erkeklerle, namusumuz kirletiliyor, izzetimiz yok ediliyor.

İlk akla gelen soru; peki biz ne yapacağız, ne yapabiliriz?

●Bir, fert plânında pek çoğumuzun, milletlerarası platformda pek çok devletin yaptığı gibi, problemi yok sayacağız. Vicdanımız rahat, ahiret inancımız da yoksa mesele kalmamıştır.

●İki, bir problem var ama şimdilik görmemezlikten geleceğiz. Zira görür ve ona göre aksiyona geçersek konforumuz, rahatımız, ticarî ilişkilerimiz, menfaatimiz, stratejik ortaklığımız zarar görebilir. Gün ola devran döne…

●Üç, sadece basit bir problem değil mazlumların ah’ının gökleri tuttuğu bir zulüm var ama bugün için bu zulmü elimle engelleyemiyorum. Gücüm buna yetmiyor. O zaman, elimle engel olmaya gücümün yeteceği güne kadar dilimle engel olmaya gayret ederim. Buna da gücüm yetmiyorsa kalbimle buğz ederim.

Eğer üçüncü alternatif gönlümüze yattıysa onun üzerinde de tefekkür etmekte fayda var.

Buğz etmek, sözlüklerde Allah rızası için kötülük yapanla arana mesafe koymak, ona tavır almak, ondan nefret etmek diye tabir ediliyor. Eğer ilk iki sayılana gücün yetmiyor ve Hak rızası için kalben duyduğun öfkenin hakkını verebiliyorsan, ne mutlu sana. Elini bile kıpırdatmadan hem sorumluluktan kurtuldun ve hem de sevaba kavuştun.

İkinci ve bir üst merhale, haksızlığa, zulme dil ile engel olman. Bir Cuma çıkışı, önceden emniyetten aldığın iznin emniyetiyle, elinde Gök Bayrak ve kahrolsun Çin yazan pankart, sesin kısılıncaya, damarların çatlayıncaya kadar bağırdın, arada tekbir getirdin, yapılan duaya sesli âminlerin karıştı… Yetmedi, bir de siyasi partilerin organize ettiği mitinge de iştirak ettin. Daha ne olsun! Kusura bakma, kamuoyu meydana getirmek için bunlar da lâzım ama yaptıkların, işin sabun köpüğünden magazin tarafı. Dâvânın tarihî seyrini okuyup anlayıp yazmadan, fikretmeden, dergisini, gazetesini çıkarmadan, hikâyesini, romanını, şiirini kaleme almadan, türküsünü yakmadan, folklorunu, tiyatrosunu oynamadan, filmini çekmeden, internet sitesini kurmadan, sosyal medyasına işlerlik kazandırmadan ve bütün bunları başta ailen, yakınların, arkadaşların, milletin, İslâm âlemi ve bütün insanlığa mâl etmeden sorumluluktan kurtulamazsın…

Üçüncü ve en üst merhale, haksızlığa, zulme el ile müdahale… Mutlak kudret, ezelî ve ebedî hayat Allah’a mahsus. O’nun dışında her şeyin bir sonu, eksikliği var. Aşil’in topuğu misali yenilmez nice ordular, yıkılmaz nice devletler yok olup gitti, tarih şahit. Bugün dededen kalma fişekliği takıp elimize çakaralmazı alsak bırakın Çin’e gitmeyi, köyden ilçeye varana kadar derdest edilir, bir de komik duruma düşeriz. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu, diyen Köroğlu, petrolle, dolarla, borsayla, altınla küresel piyasalarda yaşanan savaşı görseydi ne derdi acaba?..

Çin, sözüm ona emeği, paylaşmayı, eşitliği esas alan komünist idaresine karşın işkenceyi bir sanat haline getiren, mabeyin hilelerine yatkın mizacıyla, “insan insanın kurdudur” düsturunun hayat bulduğu kapitalizmle etle tırnak gibi kaynaştı. Bugünkü ekonomik gücüne de bu uyum sayesinde ulaştı. Sözün özü şu; kapitalist sistemin açığı, açmazı, yumuşak karnı neyse Çin’in de Aşil topuğu o. Fert plânında ve devletler arenasında parayla, menfaat düşkünlüğüyle, hırsla, dünyalıkla, hep daha fazlası olsun diyen nefsle ne ile mücadele edilebilecekse Çin ile mücadelenin esası da o.

Nefsi tanıyan mücadelenin sırrına da erer.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Aşilin topuğu... - Sayı 104
Güneşi, meydan yerine çık... - Sayı 103
"MÜBAREZE" çıktı!... - Sayı 102
Bu uzun bir hikâye...... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Tokat
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7455920
 Bugün : 917
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510414
 Bugün : 6
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim