Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1232 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dubalı dünya düzeni -III-
Mehmet izzet Gülenler

  Sayı: 106 -

Görüntülere devam edelim:

• Kırmızı Duba

Kırmızı ışıklarda insanların arabalarının camlarına, kapılarına asılan ve bunu kendilerinde bir hak görerek, 'madem o arabada, ben de buradayım, ona istediğim gibi davranabilirim. Her tür hareketi yapıp, vicdanıyla rahatça, dilediğimce oynayabilirim ve onun vicdanını sonuna kadar sömürerek sonunda o parayı ondan bir şekilde mutlaka alırım' tavrıyla para isteyen veya bir şeyler satmaya çalışan çocuklar, kişiler…

Özellikle market çıkışlarında konuşlananlar… İnsanların bir şeyler yediği mekânlarda, özellikle yemek yiyen insanların yediklerini boğazına dizecek şekilde o anları ve o yerleri seçenler… Bu durumlar normal mi sizce? Buralarda birşeyler kaymış durumda değil mi? Bu insanların yaklaşımında bir gariplik, bir 'profesyonellik' yok mu… Bence vahşi kapitalist düzenin naylonlaştırdığı birşeyler var burada. Burada yine 'satılan' bir şey var… Satılan şey ne mi?

Gerçek ihtiyaç sahibi o güzel insanların o güzel duygularının, o güzel hâllerinin, o gerçek ihtiyaçlarının çok çok kötü taklitleri. Tabiri caizse çakmaları satılmaya çalışılıyor burada… Şirketlerde kullanılan jargonla ifade edecek olursak: agresif bir pazarlama stratejisi, hem de ambalajı da en iyi şekilde yapılarak… İnsanların vicdanlarını duygularını tam bu noktadan sömürüyorlar işte… Dubaları insanların gözüne, kalbine sokarak…

Eğer o güzel insanlar güzel ağaçlarsa; bu gördüklerimiz plastik yeşillikleri insanların eline tutuşturmaya çalışıyorlar sanki… Ayıp, günah dinlemeyen mütecaviz bir tavırla onları kırmadan, belki o anda bir şey veremeyecek durumda olduğu için sessizce uzaklaşmaya çalışanların bile peşini bırakmayıp, işi kapılarını açmaya kadar götürerek…

Evet, buralarda dubalar kalplere konuyor ne yazık ki… Bu, insanların haklarına, vicdanlarına, duygularına göz göre göre tecavüz etmek değil mi? Üstelik bu tecavüzü de çok ısrarcı laubali bir şekilde kendilerinde hak görerek… Bu kadar kolay olmadığını ve olamayacağını ve burada hakkıyla mücadele edilmesi gereken önemli bir durum olduğunu düşünüyorum… Onların da, hepimizin de iyiliği için…

Tüm bu durumlara karşı en doğru tavırları sergileyebilerek tüm bu dubaları kaldırabilmeli… Yenilerinin konmasının önünü alabilmeli… Ölçüleri o en doğru yerine çekmeli… Çekebilmeliyiz...

O büyük menkîbede anlatılır ya hani :

Bir adam devesiyle çölde giderken, ileride, üstü başı perişan halde yerde 'su..su..' diyerek sürünmekte olan birisini görür. Devesini hemen yanına sürer ve ona bir an önce su verebilmek için devesinden atlar, matarasını da alarak adamın yanına gider. Yerde yatan adam, bunun üzerine kalkar, o deve sahibine vurarak devirir ve deve sahibinin devesine atlayıp kaçmaya başlar.

Deve sahibi arkasından bağırır : "Bu durumdan sakın kimseye bahsetmeee!!"

Bir kaç kez tekrarlar... "Bu durumdan sakın kimseye bahsetmeee!!"

Deveye atlamış gitmekte olan kişi bunun üzerine şaşırır ve durur.

'Ya' der 'Ben senin deveni aldım gidiyorum. Bu durumdan birine bahsetsem ne olur bahsetmesem ne olur?'

Bunun üzerine, yere devrilmiş olan deve sahibi :

"Eğer bu durumdan birine bahsedersen, bir daha hiç kimse bu durumda olan birine yardım etmez..." der.

Esas ruh tavır yaşayış budur, buralardadır... Ve buralara ne kadar yakın olsak kârdır... Zincirin halkaları gibi düşünürsek her birimizi; tüm halkaların en güzel ve en doğru şekilde birbirine ve Aslolana... Allah'a bağlanması... Amaç... Amacımız... Menkîbedeki büyüğün bizlere öğrettiği gibi... Buna pozitif halka diyelim... Halkanın hep pozitif yönde kurulması, bağlantının hep o yönde olması esas...

İşte 'birine bahsettiği anda’ pozitif halka kopmuş ve negatif halka kurulmaya başlamış oluyor. İşte yukarıda anlattıklarımı paylaşmama sebep olan şey de, o görüntülerin, o durumların bana, 'pozitif halka'da bir kopukluk veya kopukluğa götürebilecek bir şeyler olduğunu hissettirmesi idi.

Bahsettiğimiz çerçevede ve günümüzün bu DUBALI şartları altında ve o durumlarda, hangi tavır pozitif halkanın devamına hizmet eder ?... Soru bu... Yoksa bu gibi durumlardan genel olarak bile olsa bahsetmiş olarak yukarıdaki menkîbede anlatılan ölçülere aykırı davranmış olmaktan Allah'a sığınırım...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Motosiklet Günlükleri... - Sayı 113
Başka Mahalle... - Sayı 111
"Kanlı bayram", Srebrenit... - Sayı 109
Pembe peçeteler... - Sayı 108
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16698216
 Bugün : 1985
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725326
 Bugün : 137
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 207
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim