Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     501 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Türkün kimliği
Site Editörü

  Sayı: 107 -

Kimlik deyince hepimizin aklına nüfus kâğıdı gelir. Nüfus kâğıdında veya yeni hali ile kimlik kartlarında kişiyi işaret eden isim, soyisim bilgileri yanında fotoğraf, doğum yeri ve tarihi gibi bilgiler de yer alır. Ama kişinin kendisi bu bilgilerden çok daha fazlasıdır. Bir varlığın ismi o varlığın kendisi değildir, isim o varlığı işaret eden bir “şeydir”.

Toplumların da isimleri vardır. Bu toplumlardan bazıları dünya tarihinde söz sahibi olmuş ve medeniyet olarak kabul edilmişlerdir. Türkler de bu medeniyetlerden biridir. İsmimizin nereden geldiği hakkında çeşitli rivayetler var. Türk isminin yüzyıllar evvel ilk kez Çinliler veya diğer komşularımız tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Şu anda üzerinde yaşadığımız topraklara da “Türkiye” diyen biz değiliz, İtalyanlar, biz Diyâr-ı Rum veya Anadolu demişiz. Nasıl ki bir sülâle veya büyük bir aile kendi içlerinde aile fertlerinin isimleri ile iletişim kurabilir ancak dışarıdan biri aileyi işaret ederken o ailenin adı veya lâkabını kullanır ve o lâkap çoğunlukla komşular tarafından verilir, çok büyük bir aile olarak tanımlayabileceğimiz toplumlarda da isimlendirme genelde böyle olmuş.

Toplumların farklı zamanlarda farklı özellikleri ön plâna çıkabilir. Çok uzun zaman alan çevresel değişikliklerle o topluluğun kimliği de bu değişime göre dönüşebilir. Ama temel karakter özellikleri aynı kalır. Misal, Hz. Ömer iman etmeden önce de kuvvetli, cesur ve asabi bir zattı, iman ettikten sonra bu özelliklerini İslâm’a uyan bir şekilde kullandı. Milâttan önceki zamanlarda Türk olarak işaret edilen topluluk iyi savaşan, cesur, sert iklimlere alışık, iklim ve ihtiyaçlar nedeni ile göç eden kişilerden oluşuyordu. İslâm ile şereflendikten sonra bu özelliklerini İ’lâ-yi Kelimetullah için kullanmaya başladılar.

Toplum kimlikleri ilk oluştuğu anda bir ırkı temel alabilir, alması normaldir. Ancak bu kimliğin bir ırk üzerinden devam etmesi mümkün değildir. Tarihî akış da böyledir. Hattâ Osmanlı hanedanında ülkedeki bir Türk aile öne çıkmasın diye hanımlar hep yabancılardan seçilmiştir. Ancak bu olmasa bile Türk kimliği ırkçılığa en uzak toplum kimliğidir. Çünkü çok farklı bir anlam taşır.

Türk Kimliği’ndeki “Türk” kelimesi bir ırka işaret etmemektedir. Günümüzde -veya herhangi bir zamanda- saf bir ırk peşinde koşmak abesle iştigaldir. İnsanın annesi, babası, cinsiyeti, doğduğu yer gibi özelliklerini seçme imkânı yoktur. Hiçbir dahli olmayan özellikleri ile bir kişinin övünmesi akıllıca bir hareket değildir. Böyle özellikler için ancak şükredilir. Efendimiz de burada ölçüyü koymuştur: “Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir.” Bu hüküm üzerine “ama” ile devam eden cümle kurmak edepsizlik olur. Kabirde sorulacak sorular insanın kendi eliyle yaptıkları ile ilgilidir. Yoksa cinsiyetin ne, göz rengin ne, hangi millettensin diye sorulmayacaktır.

Bendeniz Karadeniz damadıyım. Bir gün hanım tarafının bir düğünü için minibüs ile yola çıktık, birlikte yolculuk ettiğimiz teyzelerden biri hanıma beni sordu, nereli diye, Bilecikli deyince hâlâ gülümseten şu cevabı verdi: “Olsun, o da insan”. Yaşadığın topraklara yakınlık duymak herkesin mayasında var. Efendimiz’in Mekke’ye, Medine’ye yaklaşımını hatırlayalım, Uhud gibi zahirde toprak ve kaya parçası gözüken yere muhabbetini hatırlayalım. Bu açıdan teyzenin sözü yanlış anlamaya müsait de olsa bir samimiyet gösteriyor.

Türk Kimliğini ele alırken bu ölçüleri unutmamamız gerek. Peki, Türk kimliğindeki “Türk”, bir ırkı işaret etmiyorsa neyi işaret ediyor? Gelin bu sorunun cevabını 16. yüzyıl İtalya’sında arayalım.

16. yüzyılın sonlarına doğru İtalya’da bir değirmenci var, ismi Menocchio. Menocchio sade bir değirmenci değil, okuyan, okudukları üzerinde fikir oluşturan ve bunları tartışan da biri. Okuduğu kitaplar arasında Kur’ân-ı Kerîm’in de olduğu söyleniyor. Bu değirmenci çiftçimizin zamanla oluşan bazı düşünceleri kilise tarafından sakıncalı bulunuyor, uzun yıllar süren sorgulamalar sonunda Menocchio feci şekilde idam ediliyor. Değirmencinin mahkeme zabıtlarında suçlamalar arasında şu da var: “Türk mü oldu, Türkleşti mi?”

Elbette buradaki “Türk mü oldu” sözü “müslüman mı oldu” anlamında kullanılmış. Bu sadece 16. yüzyılda değil, sonrasında da böyle olmuş Avrupa’da... Balkanlar’da halen geçerli bir durum. Yabancılar için Türk demek, müslüman demek. Türk kimliğinin anlamını en kolay görebileceğimiz yerlerden biri Çanakkale şehitliğidir. Orada etnik olarak Türk olmayan birçok “Türk” şehit yatıyor.

Buradan anladığım şu; milâttan önce savaşçı, cesur, sert iklimlerde yaşayabilen bir halkı işaret eden Türk kimliği, İslâm’la şereflenmemiz sonrasında farklı bir noktayı işaret etmeye başlamış. Bu işaret kimi zaman gücünü kaybeder gibi olsa da, çok şükür ki, bugün yine aynı noktaya gelme emareleri verdiğini görüyoruz. Bize düşen böyle bir kader ile görevlendirilmiş milletten olmakla övünmek yerine bu kaderde üzerimize düşen görevi hakkıyla yapmaya çalışmaktır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Türkün kimliği... - Sayı 107
İlim ve irfan... - Sayı 106
Maariften eğitime... - Sayı 105
Yolun sonu... - Sayı 104
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (108): Rahman ve Rahim Olan Allah'ın; "Ve seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 107) ve "İçinizden Allah'ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah'ta güzel bir örneklik vardır." (Ahzab, 21) buyurduğu Efendimiz'in (sav) söz davranış ve yaşayışlarında, örnekliğinde ve önderliğinde mânâsını bulan sünnet ve ehl-i sünnet müesseseleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Süper olmuş ... Aslanlar

 Bir kımıltının bir kenara süpürdüğü beden im, aklım fırtınalara göğüs gerdikten sonra var mı bir hük... Sinan AYHAN

 Bilimi bilmemek, ilimden dem almak duası ile...... Sinan AYHAN

 Evet, sayın Erdal Kurtuldu hocamızın yazdığı bu yazdığı bizzat Kardelen dergisinde okumuştum . Şimdi... Osman Cemal Kızılaslan

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
YALÇIN TOPÇU İLE RÖPORTAJ -
Büyük olmak mecburiyeti
Türkün kimliği
Gömlekten
Kımıltı
Dubalı dünya düzeni -IV-
Başyüce


Ali Erdal - Büyük olmak mecburiy...
Ali Erdal - Hayal mi?
Kadir Bayrak - Türk birliği üzerine...
Kadir Bayrak - İç hatlar
Sinan Ayhan - Meselenin ruhu
Sinan Ayhan - Şaire hüzün yakışır
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Fatma Pekşen - Çay
Dergi Editörü - Birliğimizi daim eyl...
Site Editörü - Türkün kimliği
Mehmet Hasret - Düşüneceksin
Gönüldaş - Türk birliği
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Helâlleş
Necdet Uçak - Büyü çocuğum
Necdet Uçak - Ömür
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - İkindi rubaileri
Hızır İrfan Önder - Canımızsın Azerbayca...
Ayhan Aslan - Nedâmet
Ayhan Aslan - Çözüm
Olgun Albayrak - Türkü
Mehmet Balcı - Korona
Mehmet Balcı - Karabağım
Muhsin Hamdi Alkış - Çoklu birlik, çokluk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 107
Kubilay Ertekin - Düşman içerde
Mesut İlkay Yanık - Osmaniyeli
Halis Arlıoğlu - İçi boşaltılmış mill...
Ahmet Değirmenci - YALÇIN TOPÇU İLE RÖP...
Ahmet Değirmenci - Nerede kaldı yağmurl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - İsraf
Murat Yaramaz - Suç
Murat Yaramaz - Çelik
Mahmut Topbaşlı - Binip sevda atına
Erdal Kozankaya - İnsan ömrü de mevsim...
Mehmet Akif Bozkurt - Ben kim miyim?
Ferhat Nitin - Bir tufanda yolcu
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
İsmail Güçtaş - Mehmetim
İsmail Güçtaş - Cühelâ
Erkan Karakaya - Ne zaman
Gülşen Ayhan - Gömlekten
Mertali Mermer - Kımıltı
Cemal Karsavan - Aşk yandı ay bana gü...
İlkay Coşkun - Türk birliği ideali
Vildan Poyraz Coşkun - Daha dün gibi
Vildan Poyraz Coşkun - Zor günler
Erdal Kurtuldu - Cehâletin istilası
Gülzira Şaripova - Sahibine bırakılsın ...
Gennady (Henrikh) Gergardovich Dick - Parys gömlek
Özkan Aydoğan - Eriklerde
Rıdvan Yıldız - Hiç
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8514513
 Bugün : 4515
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 529446
 Bugün : 36
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 64
 107. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
Son Güncellenme: 21 Şubat 2021
Künye | Abonelik | İletişim