Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     186 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj


Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 108 -

(Mucize bahsi devam ediyor)

 

Mucizeleri içinde bir çeşidi de az yemeği çoğaltmalarıdır.

Buhârî ve Müslim yoliyle Câbir Hazretleri:

–Allahın Resulü, Hendek gazâsında bulunuyorlarken, zevceme sordum: “Yiyecek bir şeyimiz var mı? Allahın Resulü açlıktan mustarip bulunuyorlar!” Zevcemin bir miktar arpası varmış… Değirmene koyup çekti. Bir de koyunumuz vardı; onu da kesip pişirdik. Allahın Resulüne gidip kendilerini ve tensip buyuracakları birkaç sahabîyi davet ettim. Allahın Resulü “ben gelmedikçe yemeğinizi ocaktan indirmeyiniz! Hamurunuzu da ocağa sermeyiniz!” buyurdular. Sonra dönüp Hendek’te kim varsa “Gelin Câbir’in yemeğine gidelim!” diye herkesi birden davet ettiler. Davete katılanlar 1000 kişiye vardı. Allahın Resulü geldiler ve ocakta kaynayan tencereye, mübarek ağızlarından bir yudum kattılar. Hamura da aynı şeyi tatbik ettiler. Allaha and içerek söylüyorum ki, 1000 kişi birden, sırayla kaplarına yemek koyup yedikleri ve doydukları halde tencere dopdolu kaldı. Arpa ekmeği de, koparıla koparıla yenilmiş olmasına rağmen eksilmedi.

Enes Bin Malik:

–Ebu Talha, zevcesine dedi: “Allahın Resulünün seslerini zaiflemiş hissettim. Aç olduklarını sezinledim. Hiç yanında yenecek şey var mı?” Zevcesi “evet!” dedi ve bir iki tane yuvarlak pide çıkarıp verdi. Pideleri bir beze sardılar ve koltuğuna sıkıştırıp Kâinatın Efendisine gönderdiler. Allah Resulünün huzurlarına vardım. Yanlarında bazı kimseler vardı. Selâm verdim. Beni görünce “Ebu Talha mı gönderdi?” dediler. “Evet!” dedim. Etrafındakilere “gelin!” buyurdular ve onlarla beraber çıktılar. Ben de önlerince yürümeye başladım. Hızla Talha’ya varıp durumu anlattım. Ebu Talha, zevcesine “Allahın Resulü buraya geliyorlar. Kendilerine takdim edebilecek hiçbir şeyimiz yok! Hâlimiz ne olacak?” dedi. Ümm-ü Selim “Allah ve Resulü bilir!” diye cevap verdi.

Enes Bin Malik Hazretleri nakline devam ediyor:

–Ebu Talha fırlayıp Allahın Resulünü karşılamaya koştu ve evine getirip zevcesine hitap etti: “Ya Ümm-ü Selim; evde ne varsa getir!” O da koltuğundaki pideleri ortaya çıkardı. Onları parçaladılar. Ümm-ü Selim biraz yağ getirip pidelere sürdü. Allahın Resulü bereket duasında bulundular ve herkesi yemeye teşvik ettiler. Gelenler 70 veya 85 kişiyi buluncaya kadar yemek devam etti ve iki pide parçasıyla bu kadar insan doydu.

Ebu Hüreyre:

–Tebük gazâsında, susuzlukla beraber açlık da Müslümanları kavurmaya başlamıştı. Hazret-i Ömer, Resuller Resulüne hitap etti: “Emret, herkes, elinde rızkı adına ne varsa getirsin! O getirilecek şeyler üzerine dua et ve bereketli olmalarını dile!” Allahın Resulü bu teklifi uygun buldular ve yere bir örtü döşetip herkesin elindeki yiyecekleri bu örtü üstüne koymasını istediler. Herkes, nesi kalmışsa getirdi ve örtüye koydu. Bütün sahabîlerin örtü üstünde toplanan yiyecekleri pek az şey tutmuştu. Sahabîleri topladılar, dua buyurdular ve “herkes yemeğini alsın!” diye emrettiler. Yemek, alındıkça çoğalıyordu. Askerler arasında doymadık kimse kalmadı. Herkes yeyip doydu ve örtünün üstü hâlâ yiyeceklerle dopdolu kaldı. Allahın Resulü buyurdular: “Allahın birliğine ve Resulün hak olduğuna inandıktan sonra bu tecellilere şahit olan kimseler için cennet yolları açıktır!”

İmam-ı Buhârî ve Müslim yoliyle Enes Bin Malik:

–Allahın Resulü, Mü’minlerin Annesi Hazret-i Zeyneb’i aldıkları zaman, annem biraz hurma, yağ ve unla bir yemek pişirip bana verdi ve dedi: “Bu yemeği Allahın Resulüne götür, annem size selâm etti ve bunu size takdim etti, de!” Tenbih edilen şeyleri yaptım ve yemeği Kâinatın Efendisine takdim ettim. Yemeği oracığa bırakmamı ve dışarıya çıkıp kimi görürsem davet etmemi emrettiler. Adlarını söyledikleriyle beraber, rastladığım herkesi davet ettim. Dönünce gördüm ki, ev gelenlerle taşacak gibi oldu. 300 kişi kadar vardı. Allahın Sevgilisi, ellerini uzatarak yemeye koyuldular ve dua ettiler. Gelenleri onar onar sofraya çağırdılar ve buyurdular: “Herkes, kendisine yakın noktadan, Allah adını anarak yemeye başlasın!”

Enes Bin Malik Hazretleri devam ediyor:

–Herkes arzu ettiği kadar yiyip doydu. Yemek bitince Allahın Resulü, “sofrayı kaldırın!” diye emir buyurdular. Ben de koşup kaldırdım. Ama, sahanda, sofraya koyduğum zaman mı, kaldırdığım zaman mı daha fazla yemek bulunduğunu anlayamadım.

Câbir Hazretleri:

–Bir gün, Allah Resulünün huzurlarına bir adam çıkageldi ve biraz yemek istedi. Âlemin Fahri, kendisine, bir miktar arpa hediye ettiler. O adam, zevcesi ve misafiri, bu arpayı öğütüp yiye yiye bitiremediler. Nihayet adam meraka düşüp arpayı tartmaya kalktı. Tartar tartmaz da arpa tükeniverdi. Vaziyet Allahın Resulüne haber verilince şöyle buyurdular: “Eğer arpayı ölçmeseydiniz, o, siz kaldıkça kalırdı.”

İmam-ı Müslim yoluyla yine Câbir Hazretlerinden öğreniyoruz ki, Ümm-ü Mâlik Hazretleri Allahın Resulüne bir miktar yağ hediye etmişti. Tulumdan parça parça yağ alınır ve içindeki yağ tükenmek bilmezdi. Bir gün evdekiler tulumu, fazla yağ almak için sıktı ve yağın birdenbire tükendiği görüldü. Hâli, Allahın Resulüne anlattıkları zaman, şu cevabı aldılar:

“– Eğer tulumu olduğu gibi bıraksaydınız yağ tükenmezdi!”

Bu iki hâdiseye karşı İmam-ı Nevevî tefsiri:

“– Arpayı tartmakla tulumu sıkmak, Allaha tevekkül ve esrara riayet sırrına aykırıdır.”

Ebu Hüreyre:

“– Allahın Resulü, bana, Suffâ Ehlini çağırmamı emrettiler. Ben de onları toplayıp huzura çıkardım. Önümüze bir çanak içinde küçük bir yemek koydular. Muradımızca yedik ve doyduk. Sonunda çanaktan bir zerre bile eksilmediğini gördük.”

Allahın Resulünün mucizelerinden biri de ölüyü diriltip onunla konuştukları ve küçücük çocukların, Peygamberliklerine şehadet ettikleridir.

İmam-ı Beyhakî rivayetine göre:

Allahın Resulü birini İslâm’a davet ediyorlar. Adam diyor ki:

“– Ölen kızımı dirilt de sana iman edeyim!”

Âlemin Fahri, ona “kızının kabrine götür beni!” dediler. Kabrin başına geçtiler ve ölüye ismiyle hitap ettiler. Mezardan ses geldi:

“–Evet, ey, Allahın Resulü!”

Devam buyurdular:

“–Dünyaya dönmek ister misin? Bundan memnun olur musun?”

“–Vallahi hayır, ey, Allahın Resulü; ben âhireti dünyadan ve Hakkın huzurunu anne ve babamınkinden üstün buldum!”

Hazret-i Âyişe:

–Bir gün Allahın Resulü, mahzun ve kederli, mezarlık bir yere gittiler ve oradan, mes’ut ve neşeli döndüler. Dediler: “Rabbimden diledim: Annemi dirilt! Diriltti. Bana iman getirdikten sonra annem yine eski hâline döndürüldü.” (Devam edecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mucize... - Sayı 109
... - Sayı 108
Mucize... - Sayı 107
Mucize... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Gün ola, devran döne
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9156470
 Bugün : 379
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 539008
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 57
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim