Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     7346 kez okundu.     8 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Mukaddes beldelere...
Kadir Bayrak

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2005

Bu yaz, fırsatını bulup da kısa süreli bir tatil yapabilir miyiz diye düşünüp planlar kurarken, bir dostumun kendisine yapılan umreye gitme teklifini -imrenilecek bir heyecanla-, bulunmadığım bir ortamda benim adıma da kabul etmesi, o mübarek beldeleri ziyaret etmemize vesile oldu. Aynı heyecan ve neşveyi oralarda da tattığına bizzat şahit olduğum dostumdan Allah razı olsun, ona, bize ve müslümanlara haccı da nasip etsin inşallah.

UÇAK

Karayolu ile oralara ulaşmanın, yolda yapılacak ziyaretlerle kazanacağı üstünlüğü muhakkak. Ne var ki bugün için malum sebeplerle mukaddes beldelere uçarak gitmekten başka yol da bulunmuyor. Uçakla seyahatin yaygın olmadığı ülkemizde, hac ve umre yolculuğu bu anlamda, aman ayağımız yerden kesilmesin düşüncesine sahip pek çoğumuz için de ilk uçma tecrübesi…

Uçmak, hele bir de böylesine güzel bir vesile ile uçmak, insana aczini fazlasıyla hissettiriyor. Adımlarını yeri delecekmiş gibi adan kibir dolu nefs, yerden bilmem kaç bin metre yükseklikte hiçliğini anlıyordur, herhalde. En azından ben böyle hissettim.

"BİR ŞEY OLMAZ İNŞALLAH"

Suud havayolları ile yaptığımız yolculuk, İslâm dünyası olarak maddeye hakimiyetimiz yönünden fikir vermeye yetti. Uçağın hareketi ile başlayan sefer ve indikten sonra yapılan şükür duaları ne kadar güzelse, Medine havaalanında yaşananlar da bir o kadar traji-komikti. Cidde'ye gitmek üzere bineceğimiz uçakta, bagajda iki adet açık cep telefonunun unutulduğu yer görevlileri ve pilota söylenmesine rağmen verilen cevap, "eşyanın hakikatini bana olduğu gibi göster" anlayışının çok uzağındaydı: "Bir şey olmaz inşallah…"

PEYGAMBER BELDESİ NURLU MEDİNE

Ağustos ayına denk gelen seyahatimizde, bizi en çok sıcak düşündürmüştü. Nitekim akşam namazı vakti indiğimiz Medine'de, merdivenlerine çıktığımda yüzüme vuran sıcağın önce uçağın hâlâ dönmeye devam eden motorundan geldiğini zannetmiştim. Yürüdükçe durum anlaşıldı. Evet, oralar sıcak ama ilginçtir bu sıcak yakmıyor, terletmiyor ve kısa zamanda alışıyorsunuz.

Daha önce hacca gitmiş bir büyüğümün söylediğini, oraya varınca aynıyla hissettim. Sanki size ait bir evde, bir odadan diğerine geçmiş gibi oluyorsunuz, o kadar. Yabancılık duygusu hissettirmiyor, oralar. Buna rağmen misafir olarak en güzel şekilde ağırlanmak isteyen her kim varsa Medine'ye gitsin. Peygamber Beldesi'nde sizi bizzat Peygamberin ağırladığından şüpheniz olmasın… Biraz sonra Mekke için söyleyeceklerimizin tersine, Medine yumuşak yüzlü, insanları da öyle.

Medine'de ilk gece... Mukaddes topraklarda uyumak mesele. Medine'de bunu biraz daha fazla hissediyorsunuz. İnsan kime misafir olduğunu düşününce uykuda bir edep hatasına düşmekten korkuyor. Ama neticede insanız ve uyku bütün direncinizi kırıyor ve sizi hakimiyeti altına alıyor.

Mukaddes topraklarda sabah ezanından yaklaşık bir saat önce bir ezan daha okunuyor. Teheccüd namazı vaktini ihtar eden ezan bu ve Medine'de bir başka okunuyor. Bu ezanla birlikte kalkıp mescide gitmemek mümkün değil. Sabah namazını müteakip, ilk ziyaret... Üzerimizdeki selâmlar sahibine arz ediliyor. Ve orada şunu öğreniyoruz; arz edilen selâmlar ismen alınıyor. Ne büyük lütûf...

Medine... Medenî kelimesinin kaynağı mübarek belde. Peygamber mescidi etrafında geçirdiğimiz zaman dilimi içinde gökyüzü dikkatimizi çekiyor. Akşamın koyu mavisi, gecenin laciverdi ve karanlığı, sabahın aydınlığı katışıksız bir renk ahengi arz ediyor.

Peygamber mescidi... Suud yönetimi tarafından yapılan son genişletmeden sonra açık alanları dahil aynı anda 400 bin kişinin namaz kılabileceği muazzam bir cami. Bu büyük mescid, Türk mühendislerce yapılan bir sistemle soğutuluyor. Medine'nin 6-7 kilometre dışında soğutulan su, borularla mescidin altına getirilmiş. Mescidin içinde bulunan yüzlerce beton direğin hemen diz hizasında bulunan deliklerinden soğutulan bu hava içeriye üfleniyor.

Mescid-i Nebevî'nin hemen yanıbaşında, Cennet-i Bakiy mezarlığı bulunuyor. Koynunda Hz. Osman (r.a), peygamber hanımları, kızları ve akrabaları dahil onbinden fazla sahabeyi (r.a) misafir eden bu mübarek toprak parçası, Osmanlı'dan sonra hakimiyeti ele geçirenlerce dümdüz edilmiş. Şimdi insan kafası büyüklüğünde taşlar mezar yerlerini işaret ediyor, baş ucunda bulunduğunuz kabrin kime ait olduğunu ise ancak işi bilen rehberlerden öğreniyorsunuz. Bize çok garip geldi ama bir kabrin başında uzun uzadıya dua etmek, hele el açıp dua etmek yasak. Böyle bir durumda görevliler yanınızda bitiveriyor ve sizi ikaz ediyorlar. Zaten daha girişte devasa bir tabelaya bütün müslüman milletlerin dilinde mezardakilerden fayda umulamayacağı, bir şey istenecekse Allah'dan istenmesi gerektiği, insana giran gelen bir şekilde ifade edilmiş.

Ziyaret edene bir umre sevabı verileceği müjdelenmiş Kuba Mescidi, Hz. Hamza'nın (r.a) da medfun bulunduğu Uhut Şehitliği, İki Kıbleli Mescid ve Hendek Savaşı'nın vuku bulduğu yer olan Yedi Mescidler Medine'de peygamber kokusu taşıyan diğer yerler.

CELÂLLİ MEKKE

Bu noktadan ileriye müslüman olmayanlar giremez yazılı tabelalar, Mekke'ye yaklaştığımızı ihtar ediyor. Müslümanların hangi ruh hali içinde girebileceği de bu kadar kesin bir dille anlatılabilse, keşke...

"Lebbeyk" nidalarının hedefi Mekke... Kâbe'yi ilk gördüğünüzde yapılacak duaların kabul edileceğine dair müjde sebebiyle başımız önde, Kâbe'yi görebileceğimiz ilk noktaya kadar ilerliyoruz. Ve ilk göz teması ile başlayan dua... Bu anın her insanda farklı bir tecellisinin olduğu muhakkak. O an içimi saran haşyet ve korku, Mekke'den ayrılana dek beni bırakmadı.

İhramlı geldiğimiz Mekke'de, ilk tavaf, ilk sa'y ve otele dönüp saçlarımızı kestirmekle tamamlanan ilk umremiz.

O ana kadar akması için zorladığım gözyaşlarımı, "Gözyaşı Vadisi" Mekke'de tutamadım. Zeminin ayaklarımın altından kaydığı hissini veren mukaddes belde, haşmetli, celalli; teşbihte hata olmasın manevî bir röntgen cihazı veya turnosol kağıdı... Kimin ne zaafı varsa hemen su yüzüne çıkıveriyor, burada. İnsan şunu hemen idrak ediyor; sabır, Mekke'de her zamankinden daha fazla lâzım... Burada yapılacak duanın kabulü ne kadar kolaysa, kırılacak bir kalbin, yapılacak bir hatanın telafisi de o kadar güç...

Yanmış ama kül olmamış, henüz kor halindeyken soğumuş izlenimi veren binlerce dağ, tepe, kayalarla çevrili, ağaçtan ve yeşilden yoksun Mekke'nin ortasında Mescid-î Haram, onun da ortasında Kâbe... Namaz vakitleri hariç, günün her anı tavaf edilen; tavaf ve namaz haricinde, kendisini seyretmenin bile sevap olduğu sır noktası. Mekke'de bulunma şerefine erişip de, vaktini Mescid-î Haram dışında geçirenlere acımaktan başka ne yapılabilir ki... Özellikle alışveriş hususunda diğer milletlere nazaran abartılı davranmamız buna sebep oluyor, maalesef. Mübaret beldelerde hemen bütün dükkan sahibi ve sokak esnafının alışveriş esnasında anlaşabilecek kadar Türkçe konuşması bunun bariz delili...

Resmî ve kendilerine has kıyafetleriyle yüzlerce görevlinin bulunmasına rağmen, bir otorite olarak devleti hissetmiyorsunuz. İbadet alanlarının, abdest alma yerleriyle tuvaletlerin temizliği, tavaf ve namaz vakitlerinde düzeni sağlama ve özellikle zemzemin teminindeki kolaylıklar yönünden mevcut yönetimin organizasyonu olabilecek en güzel seviyede. Ne var ki, teorik olarak müslüman olmayanların giremediği mübarek topraklar, başta oteller olmak üzere pek çok yabancı şirketin istalasına uğramış. Ata yadigarı Ecyad Kalesi'nin yerinde ise insanın başını döndürecek yükseklikte binalar yapılıyor.

ZEMZEM VE DUA...

Çok içmenin iman alameti olduğu zemzemin ilk yudumunu alma- dan önce, yüzünüz Kâbe'ye dönük yapılan aşk dolu, yakıcı dualar Mekke'ye dair güzel ha- tıralar olarak insan zihninde yer ediyor. Mescide girerken, çıkarken, tavafa başlama- dan ve bittikten sonra her fırsatta içilen ve vücuttan sadece ter olarak atılan zemzemin şifa olduğunu bizzat tecrübe ettik.

Emrin ifası olan hac dışında, ziyaretlerin en üstünü olan umrenin en az faydası, bu yazı dahil, mübarek beldeleri hatırlatan küçük bir izin bile sizi alıp yine oralara götürmesi. Meşakkat olduğu hadis ile sabit hac ibadetine, özellikle biz Türkleri, hazırlaması da cabası...

Dört yıldızlı otellerde konaklama, açık büfe tabir edilen sabah kahvaltısı ve akşam yemeği, uçakla yolculuk masrafları ve oralarda sunulan rehberlik hizmetleri dahil ancak bir tatilde harcanan paralarla yapılabilen umre ziyareti, sağladığı faydaların yanında ucuz olması ile de kolay. Bu noktada, daha alt seviyede hizmetlerin sunulduğu hac organizasyonun niye bu kadar pahalı olduğu insanın aklını kurcalıyor.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : merve    05.03.2008
Yorum : DAHA FAZLA BİLGİ OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU.




Ekleyen : FATMA    18.02.2008
Yorum : peygamberin beldesi medine mezarı prda ve oson peygamberdir SVEGİLİ PEYGAMBERİMİZZZZZZZZZZZZZZZZ...




Ekleyen : islam d?nyasyna innanan muharrem    17.02.2008
Yorum : herkese tavsiye ederim herkes okusun okuyanın aklındaki sorular çözülüyor herkes okusun pek de uzun değil be canım




Ekleyen : sultan    13.02.2008
Yorum : zemzemsuyunun vücuttan ter ile atılmasının kaynağını(kitap adı)belirtebilebilirmisniz.. şimdiden teşekkürler......




Ekleyen : gizem    26.01.2008
Yorum : çok güzel çok beğendim.ödevim. çok teşekkürler.




Ekleyen : mihriban    11.12.2007
Yorum : daha fazla bilgi




Ekleyen : furkan    11.12.2007
Yorum : peygamber meclisi:hz muhammedin medinr hicret ettiği zaman medine yapılmıştır...




Ekleyen :     17.07.2007
Yorum : çok güzel miş





 
Adaleti Sağlayacak Ruh... - Sayı 112
Göçmen Değil Muhacir Olab... - Sayı 111
Âşıklar ölmez... - Sayı 110
Afrika: kurutulmuş insan ... - Sayı 109
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (112):
Liyakat...
Bizim milletçe ihtiyacımız, 1 (bir) tane... İki değil, bir... Onu hallettik mi, diğer bütün meseleler -enflâsyondan teröre, ihmalden ihanete, aile mutluluğundan dış politikaya- açıl susam açıl, kendiliğinden hallolacak. BİZİM SADECE İŞİNİ İYİ, DOĞRU VE GÜZEL YAPAN İNSANA İHTİYACIMIZ VAR.


Son Eklenen Yorumlardan
 Elnize sağlık.İnsanın kendini, niçin yaratıldığını, yolunu nasıl çizmesi gerektiğini hususunu güzel... Yavuz DENER

 Başka mahalleden olanın ışığı vardır görülmez,, aklı hiçe sayılır ve bunlara rağmen onun için hayat ... Sinan

 Teşekkürler hocam Ağzına sağlık başarılar diliyorum... Mustafa Esmer

 Bütöv Azərbaycan naminə bir olmalıyıq.#BANBO 🇦🇿🇹🇷Kardeleni... Rəşad

 Allah şifa versin,bunca emeğiniz elbette okuyanların bilinçlenmesine vesile olmuştur. Allah sizlerde... Ali H. Eroğlu


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Azizim
Tamamlığın Şartları
Liyakatin Kökleri ve Kökeni
Hesaba Çekilmeden
Bizim Milletçe İhtiyacımız Bir Tane
Arayış


Yavuz Sert - Adalet Mülkün Temeli...
Ali Erdal - Hesaba Çekilmeden
Kadir Bayrak - Adaleti Sağlayacak R...
Sinan Ayhan - Liyakatin Kökleri ve...
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın Şartları
Fatma Pekşen - Cılga
Ahmet Mahir Pekşen - Allah
Dergi Editörü - Bizim Milletçe İhtiy...
Site Editörü - Metaverse Dünyasında...
Mehmet Hasret - Hayatı Dram Yapan Ce...
Necdet Uçak - Bak Şu Çocuğa
Necdet Uçak - Zor Ha Zor
Altan Atan - Mezarımı Taştan Oyun
Kardelen Dergisi - Gelecek Sayı Konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
M. Nihat Malkoç - Cüzdanların Değil, V...
Hızır İrfan Önder - Selâm Sana
Ayhan Aslan - Helezon
Ayhan Aslan - İnceleme
Ayhan Aslan - Makyaj
Mehmet Balcı - Kardeşlerim
Mehmet Balcı - Gideceğiz
Ahmet Çelebi - Aynada Gördüm
Muhsin Hamdi Alkış - Güzel Ahlâk ve Liyak...
Kubilay Ertekin - İçteki Biden, Macron...
İbrahim Şaşma - Göğe Bakmaya Çağır
Ahmet Değirmenci - Arayış
Büşra Doğramacı - Liyakat Makamı
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Liyakat
Mahmut Topbaşlı - Bayrak Oldu Çanakkal...
Erdal Kozankaya - İmamesi Kopmuş Tespi...
Erkan Karakaya - Yıldızlarca Sen
Mertali Mermer - Ondokuzuncu Kış
Cemal Karsavan - Hepsi Candan Fazlası
İlkay Coşkun - Liyakatin Gücü
İlkay Coşkun - Su Uykusu Üzerine De...
Turgut Yıldızan - Usta Olmak Zor Be Do...
Özkan Aydoğan - Azizim
Harun Mermer - Hayat
Zülal Ceylan - Çocuksam
İlknur Eskioğlu - Sev
İlknur Eskioğlu - Ben Hurca Kasabası
Umut Rehberi - Tebessüm
Heybet Akdoğan - İki Kapılı Hana Sığı...
Vahid Aslan - Turan Ordusu
Selahaddin Yıldız - Nasihat
Mehmet Erdal - Kardeşlerin Esir Kam...
Fatma Özger Bilgiç - Ayrılık Zormuş
Mustafa Birgül - Şâh Damar
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 10033742
 Bugün : 880
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 551581
 Bugün : 15
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 83
 112. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
Son Güncellenme: 8 Şubat 2022
Künye | Abonelik | İletişim