Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
Beyaz güvercin
Bedran Yoldaş

Bir beyaz güvercin kondu mu hiç göğsünün

Orta yerine, kemik gıcırtısı ve korkunun ışığında 

Hüzünlendin mi yazgı içinde kaybolduğunda, kaybettiğinde

Ellerinizi açtınız mı sonsuz Göğün Yaratıcısına 

Elmasın karaya büründüğü anlarda içinizden 

Bir heyecan çöktü mü avurtlarına 

Dalgalar arasında bir cisim gibi sağdan sola, 

Soldan sağa gidip geldiniz mi düşer arasında

Düş mü, hayal mi gerçek mi hafızanızı meşgul eden

Yorgun adımlarınız hızlandıran kalp atış ritminize 

Tempo tutarken bastığınız yerlerin

Geçmişte kimlere ev sahipliği yaptığını

Duygu selinde boğulurken yükselen sesler 

İçindeki tarifsiz istence eşlik edince 

Bir beyaz güvercin kondu mu hiç göğsünün

Orta yerine

 

Dik duran bedenler Hira'dan seyreder 

Kaç asır geçti kaç yıl, bilen bilir

Yokuş bayır, iniş ne mümkün yolculuk kutsalsa

Mesafe ne ki gözler kararır, nefesten nefese

Sabır dilinde gözler temaşada ne eyler yokuş

Ne eyler iniş kim tutar ıslanan gönülleri

Haydi, bir daha bir daha 

 

Beyaz bir güvercin konsun dallarına

Gümüş gerdanlık bir halka etrafında döndükçe

Dünya döndükçe insanlar Kâbe etrafında

Gümüşten teller dökülür alınlardan 

Güneşin ışıklarında şavklar parlar

Ayaklar sıcaktan soğuğa peşkeş çeker

Başlar dik gözler Hacerü'l-Esved'de 

Eller duaya açılmış

Yağdır Allah’ım yağdır merhametini değersiz bedenimize

Haydi, bir daha bir daha

Yolumuz düşsün buralara

 

Çakırkeyif çıktık yola sarp kayalıklarda patika

Yolda, sadık dostların izinde korku ve endişe

Develer gelecek belki, belki düşman güçleri

Mağaraya sığınanlara el pençe divan güvercin ve örümcek

Hemen ördü ağını kol kanat gererek 

Sevr mağarasını yazdılar tarihe

Ah beyaz güvercin bir de benim rüyama girse

Kanatlansa ruhum mücerret divana dursa

İki rekât namaz kılsam Nur Dağı’nda

Yönümü Kıbleteyn'de sabitlesem dingin ve arı

Dökülse tüm günahlarım Ravza`da huzura dursam

Cennet Bahçesi`nde yüz sürsem eşiğine

Kabul olur mu dualarım o an

Uhut`ta cenge durur mu amellerim

Bedir`de saklanır mı yoksa aşikâr 

Haykırabildiğim kadar

Ben tövbe ettim Allah`ım, sen kabul buyur

Lâ ilahe il'l-ALLAH (19.4.2026)

 

Devamı iıin tıklayın
Dile gel
Ekrem Yılmaz

Hazır filizler,

Açmayı özler.

 

Güller açacak

Gönülde yeri;

Akıl kaçacak

Bense serseri…

 

Bağlar çözülsün

İstemem akıl.

Eller üzülsün

Aşkta gel takıl!

 

Devamı iıin tıklayın
Bu çocuklar hepimizin
Necdet Uçak

Bu çocuklar hepimizin

Bu çocuklar nur çocuklar

Büyüyüp okuyacaklar

Bu çocuklar hepimizin

 

Ali, Mehmet, Fatma, Ayşe

Evde huzur evde neşe

Babamız gidiyor işe

Bu çocuklar hepimizin

 

Kreş anaokulunda

Okul uzak ya yakında

Emek nimet var sonunda

Bu çocuklar hepimizin

 

Temiz yürek, temiz ahlâk

Vakit yakın uyan ve kalk

Çayını iç kahvaltını yap

Bu çocuklar hepimizin

 

Okusunlar her bir dalda

İş bulmak mı, zor bu çağda

Kiminin eli yağ balda

Bu çocuklar hepimizin

 

Onlarla yükselsin devlet

Hiç kimse çekmesin zillet

Çalışıp kalkınsın millet

Bu çocuklar hepimizin

 

Bırakalım güzel miras

Örf ve âdetimize has

Yüzler gülsün dik olsun baş

Bu çocuklar hepimizin

 

Anne baba ve çocuklar

Birbirlerini kucaklar

El ele bol mutluluklar

Bu çocuklar hepimizi

 

Devamı iıin tıklayın
Ana demek, mana demek
M. Nihat Malkoç

Hayatın özüdür onlar

Ana demek, mânâ demek!

Yolların düzüdür onlar

Ana demek, mânâ demek!

 

Çile ile doğurandır

Muhabbetle yoğurandır

"Evlât" diye çağırandır

Ana demek, mânâ demek!

 

Kor sıcakta buluttur o!

Umutsuza umuttur o!

Hem somut hem soyuttur o!

Ana demek, mânâ demek!

 

Anneler yol gösterendir

Görülmeyeni görendir

Bir almadan bin verendir

Ana demek, mânâ demek!

 

Anne deryadır, ummandır

Evlâtlarına limandır

Sıkıntılara emândır

Ana demek, mânâ demek!

 

Anadolu, vatandır o!

Söze anlam katandır o!

Sol yanımda (y)atandır o!

Ana demek, mânâ demek!

 

Evlâdının kundağıdır

Güvendir, arka dağıdır

Bire bin veren bağıdır

Ana demek, mânâ demek!

 

Yüreğimde bir düğümdür

Sefa diye sürdüğümdür

Melek diye gördüğümdür

Ana demek, mânâ demek!

 

Çöle düşen yağmurdur o!

İyiliğe memurdur o!

Hamurkârdır, hamurdur o!

Ana demek, mânâ demek!

 

Dost bağından gül derendir

Çiçeğe koku verendir

Hem alptır hem de erendir

Ana demek, mânâ demek!

 

Aynadır bakan gözlere

Samimiyettir sözlere

İnen bir nurdur yüzlere

Ana demek, mânâ demek!

 

Sevgi, şefkat kuşanır o!

Kirpiklerden boşanır o!

Anlatılmaz, yaşanır o!

Ana demek, mânâ demek!

 

Işıtandır güneş gibi

Isıtandır ateş gibi

Zor zamanda bir eş gibi

Ana demek, mânâ demek!

 

Başımızı okşayan el

Kıble denen sımsıcak yel

Gönül sazımızda bam tel

Ana demek, mânâ demek!

 

Emsalsizdir, ecedir o!

Eşsiz iki hecedir o!

Dağlardan da yücedir o!

Ana demek, mânâ demek!

 

O ki gönül ülkemizdir

Peşimizde gölgemizdir

Vazgeçilmez ilkemizdir

Ana demek, mânâ demek!

 

Gönüllerden silinmezdir

Gittiğinde gelinmezdir

Kıymeti hiç bilinmezdir

Ana demek, mânâ demek!

 

Şerefimiz, şanımız o!

Damarımız, kanımız o!

Candan içre canımız o!

Ana demek, mânâ demek!

 

Belki eşin, dostun çoktur

Annen yoksa kimsen yoktur

Teselliye ruhun toktur

Ana demek, mânâ demek!

 

Devamı iıin tıklayın
Susmak bazen daha iyi
Hızır İrfan Önder

Çok konuşmak hüner değil,

Susmak bazen daha iyi…

Her duyduğun haber değil,

Susmak bazen daha iyi…

 

Viran kaldı artık köyler,

Abartmayın sakın beyler,

Sâdık insan doğru söyler,

Susmak bazen daha iyi…

 

Cömert nadir, cimri çoksa,

Hayat açken ölüm toksa,

Öğüdünü tutan yoksa!

Susmak bazen daha iyi…

 

Hâkim ise yalancılar!

İşgal eder yabancılar!

Nerde kaldı zindancılar?

Susmak bazen daha iyi...

 

Sükûtî boşa yorulma!

Kimseye kızıp darılma!

Vurulup yere serilme!

Susmak bazen daha iyi…

 

Devamı iıin tıklayın
Bileşke
Ayhan Aslan

Vicdanın hiçbir köşesinde

Sığacak yer bulamayan,

Zimmetinize devşirdiğiniz

Türlü bulanıklıklar.

Rızık diye umut bağlanmış

Ekmek kapısı

Oldurulmuş;

Hile hurda, madrabazlıklar.

İftira ve katakulli ile

Taammüden katledilmiş

Hayaller, umutlar.

Nice emeğin, gayretin semeresi

Taş toprak mezar.

Cebir ve hile güdümlü

Yerle yeksan, tarumar.

Marifetmişçesine

Göz ardı edilen

Hakka, hukuka itibar.

Şeytanın himayesinde

İzinsiz yenilen hurmalar

Ve bilumum ipe sapa gelmez

Maksat zalimlik olsunlar.

Cümlesinin bileşkesi

Çakılır.

Dalına budağına

Köküne yaprağına.

Ateşinize odun, kömür

Heybe de erzakınız

Tasarruf edilen âhlar.

Devamı iıin tıklayın
Olalım
Mehmet Balcı

Hesap günü vardır büyük hâkimin

Sorar hesabını garip yetimin

Hesap günü vardır ondan eminim

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

İnce eleyelim sık dokuyalım

Âlim dinleyelim çok okuyalım

Helâl kazanç ile yolu bulalım

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Küçükleri sevip büyük sayalım

Alın teri döküp helâl doyalım

Kalbi nefret ile kinden soyalım

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Yalana dolana verelim bir son

Kitap ne diyorsa o olmalı yön

İffeti yok eder avuç kadar don

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Şaire âlime olalım yoldaş

Mazluma garibe yetime kardaş

Her türlü pisliğe açalım savaş

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Rüşvet ve iltimas büyük bir illet

Bu illete çare bulmalı devlet

Anayı babayı saymalı evlât

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Bizler için gelmiş ilâhî emir

Dememiş haram ye şişman ol semir

Mehmet boş geçirme kısadır ömür

İnsan olmak yetmez adam olalım

 

Devamı iıin tıklayın
Çağdaşlık
Mehmet Balcı

Çağdaş olmak için bir sürü oyun

Nasılsa susuyor vatandaş koyun

Erkek giysin ama kadını soyun

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Kanunlar garibe mazluma işler

Kâbuslu rüyalar kâbuslu düşler

Müslüman kanıyla kıpkızıl dişler

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Soygunlar vurgunlar milyarı geçti

Vatandaş su diye zehiri içti

Ucuzluk dediler fiyatlar uçtu

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Büyük şehirlerin hep zehir suyu

Siyasetçilerin çirkeftir huyu

Kazar vatandaşa bir sürü kuyu

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Helâl haram yemiş büyümüş karnı

Biri iyi değil hepisi aynı

Bulaşmış eline mazlumun kanı

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Can boğaza çıktı vatandaş bıktı

Seçip gönderdiğim canımı sıktı

İyi bildiklerim hepsi fos çıktı

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Türlü mesleği var godoşluk dâhil

Mehmedi sanırlar zırdeli cahil

Yarın hesap günü soracak Halil

Nerede görüldü böyle çağdaşlık

 

Devamı iıin tıklayın
Çocukluk mevsimi
Halis Arlıoğlu

Güneş doğar bu mevsim, cıvıl cıvıl çocuklar.

Ne saf temiz o yüzler, istikbâle dönükler…

Kirlenmemiş duygular, önünde uzun yıllar.

Gülistânın içinde, sağı solu hep bahar.

Çağlayan bir su gibi, coşkusu şen, ruhu şen.

Kurmasın mâzi tuzak, yaşasın gamdan uzak,

Yaralar hicran beni, elem görmesin seni.

Hayatın pınar olsun, essin bu seher yeli.

Solmasın o ümitler, bilmez mâzi ne bekler?

Önünde mutlu yıllar, koşarak peşinde oynar.

Yorulur yatar biraz, eder anne babaya naz,

Mâsum kalsın o yüzü, böyle temiz bembeyaz.

Kışın yağan karlardan, sonra gelir bahar yaz.

Gurup edince güneş, olsun inancına eş.

Yaşanan hayat beleş, olmasın sonu ateş.

Bu çocukluk ne temiz, taşımaz kirlerden iz.

Lekesiz berrak bir yüz, onlar emânetimiz…

Kararmasın ufkunuz, çocuklara ver omuz.

Devam etsin bu hayat, olmasın sonları buz!

Çirkefleşen insanlar, kırmasın melâlini.

Yaşasın günahsız; çocukluk hâllerini.

Açılsın kanatları, görmesin keder yüzü.

Bitmesin sevinçleri, çekmesin aslâ sızı.

Aşsın yüce dağları, yeşersin o bağları.

Feth etsinler çağları, uçsun gökte çocuklar.

Biz ödedik onların akacak gözyaşını.

Yedik ağu katılmış yenilmeyen aşını.

Nice sefâlet çekip kan kustuk acımızdan.

Vurulduk en temiz, en derin yanımızdan.

Ağlamasın mâsumlar, ağladık onlar için,

Yanıp yakınılarak erirdik için için.

Çığlıkları götürdü, beni mâzi yurduna.

O sefil hayatımız, geldi yine yâdıma…

Okunsun bu ezanlar, çınlasın şu kâinat!

Yaşasın o çocuklar, ömrünce hep serâzât.

Bizim gibi çekmesin, sefâlet acıları.

Destek olsun onlara kardeşi bacıları…

Sözlerimi iyi anla, bunu düşün aldanma!

Reşit ol artık kanma, dünyayı temiz sanma.

Sana ikram edilen her şeyi sakın alma!

O pembe hayalleri, sunanı baban sanma.

Henüz beş altı yaşında

Çilenin en başında

Muskası sallanır başında

Bille (Meryem) durma pınar başında.

Yaşanan hatıra götürdü mâziye beni.

Gönlümü yaraladı, o geçmişin elemi…

Çekmediğim kalmadı, her tür gamı yaşadık.

İbret alınsın diye; uzun bir şiir yazdık…

 

Devamı iıin tıklayın
Olmadı
Ahmet Değirmenci

Çırpındım, sesimi duysun;

Dile de düştüm, olmadı.

Karşımda nice dumanlı

Dağları aştım, olmadı.

 

Çağırdın da gelmedim mi?

“Öl” dedin de ölmedim mi?

Paramparça yüreğimi,

Topladım, koştum, olmadı.

 

Kaçıp gittim tuzaklardan,

Mektup yazdım uzaklardan.

Alev aldım şafaklardan,

Yandım, tutuştum, olmadı.

 

Henüz acemiydi gönlüm,

Yok ki ne gizlim, ne saklım;

Bir karış havada aklım,

Ve oldum, piştim, olmadı.

 

Geceye güneş vurur mu?

Yıldızlar güne yürür mü?

Deli akan su durur mu?

Bentlerden taştım, olmadı.

 

Ah, dağlarımın maralı!

Ok çekip seni vurmalı.

Ölü değilim, yaralı

Bıraktın, şaştım; olmadı.

 

Benim sırrım tek kelime.

Dünden hazırım ölüme.

Herkesten önce, kendime

Bir mezar eştim, olmadı.

 

Devamı iıin tıklayın
Bereket
Murat Yaramaz

büyük küçük faiz tutan

ellerde bereket olmaz

fetva verip caiz tutan

dillerde bereket olmaz

 

helâl yasak perhizlerde

kaçakçılık valizlerde

bu yağmurla denizlerde

göllerde bereket olmaz

 

hak yol dışı hislenirse

ihtirasla süslenirse

haramlarla beslenirse

bellerde bereket olmaz

 

dünün güne eşit yaşa 

tefekkür uğramaz başa

saate taktığın boşa

pillerde bereket olmaz

 

doğru şaşmaz zaman ile

sap karışmaz saman ile

yanmadıkça iman ile

küllerde bereket olmaz…

 

Devamı iıin tıklayın
Varı
Murat Yaramaz

vurulur kapında cümle ihânet

dürüst olan varsa ulaşır sana

tuz ile buz olur falla kehânet

yarını görmeyen ulaşır sana…

 

Devamı iıin tıklayın
Zaman
Murat Yaramaz

zaman hâlâ geçiyor 

biliyor musun

zaman hâlâ geçiyor

 

aptalların aklından

köprülerin altından geçiyor

görgüsüzlerin yanından

hastaların kanından geçiyor

 

zaman hâlâ geçiyor 

biliyor musun

zaman hâlâ geçiyor

 

yemeklerin tadından

kahramanın adından geçiyor

 

kibirlerin üstünden

aşksızların gönlünden geçiyor

okyanusun çölünden

kısırların dölünden geçiyor

 

zaman hâlâ geçiyor 

biliyor musun

zaman hâlâ geçiyor

 

karıncanın gücünden

kindarların öcünden geçiyor

 

yuvarlağın köşesinden

şehitlerin neşesinden geçiyor

özgürlüğün kafesinden

balıkların nefesinden geçiyor

 

zaman hâlâ geçiyor 

biliyor musun

zaman hâlâ geçiyor

 

soyguncunun çetesinden

varlıkların ötesinden geçiyor

 

mazlumların âhından

yarasanın sabahından geçiyor

Kasparov'un şahından

gerçeğin izâhından geçiyor

 

ve hâlâ geçiyor 

biliyor musun

zaman hâlâ geçiyor

 

pişmanlığın eyvahından

ateistin Allah'ından geçiyor…

 

Devamı iıin tıklayın
Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı

Niyetin bağlı özüne,

Aklın yön versin sözüne,

Öyle emret ki gözüne,

Bakışın helâl olmalı.

 

Nefis çekilsin aradan,

Müjde gelsin mâveradan,

Şimşek olup ta semadan,

Çakışın helâl olmalı.

 

İzle mürşidin peşini,

Kavi tut her bir işini,

Gönüldeki ateşini,

Yakışın helâl olmalı.

 

Rahmet iste susuz çöle,

Durma yürü sebat ile,

Düzlükte incinsen bile,

Yokuşun helâl olmalı.

 

Gayretlerin gitmez boşa,

Ön safa geç koşa koşa,

Girip nefsinle savaşa,

Çıkışın helâl olmalı.

 

Sorma zaman mekân nerde,

Göz açılır perde perde,

Çağrıldığın kutlu yerde,

Çöküşün helâl olmalı.

 

Melek seza olsun huyun,

Olsun pınar gibi suyun

Rabbin huzurunda boyun,

Büküşün helâl olmalı.

 

Bakma rengine dünyanın,

Sonu gelmez ki hülyanın,

Çilesini bu deryanın, 

Çekişin helâl olmalı.

 

Varıp aşkın otağına,

Sarıl gönül toprağına,

Gülleri aşkın bağına,

Dikişin helâl olmalı.

 

Hoşgörüye bürünerek,

Ayan beyan görünerek,

Tevazuya sarınarak

Akışın helâl olmalı.

 

Günbeyli sar gönülleri,

Titresin gönül telleri,

Diktiğin gonca gülleri,

Kokuşun helâl olmalı.

Gönlündeki kor ateşi,

Yakışın helâl olmalı…

Devamı iıin tıklayın
Sevda hükmeder akıla
Mahmut Topbaşlı

Firâkımdan durdu zaman

Aylar yıllar yele dönsün

Duyguların coştuğu an

Gözyaşlarım sele dönsün

 

Gönül sevdalara daldı

Eline aşk sazı aldı

Bestesinde hüzzam çaldı

Sûzinakla tele dönsün

 

Mızrabımda hasret vurur

Gözyaşım gözümde kurur

Ümit yükseklerde durur

Çiçeklerim dala dönsün

 

 

 

 

 

Can evimi ateş sardı

Ayrılık ömre zarardı

Beklediğim hep bahardı

Tomurcuklar güle dönsün

 

Sevda hükmeder akıla

Yürürüm yana yakıla

Helâl olsun bunca yıla

Bakışlarım yola dönsün

 

Devamı iıin tıklayın
21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay

İki omuzumda yazıp duranlar,

Doğrusunu de’yim, öyle yazın siz!

Aman, kayıtlarda hata olmasın,

Yanlış varsa silip, şöyle yazın siz:

 

“Pek bi’ müslümandır. Pek bi’ müslüman.”

“Kalbi pek temizdir, takdire şâyan.”

Görmeyenler görsün, duysun duymayan.

Defteri vermeden, böyle yazın siz!

 

Şehâdet ettik ya, başka ne faslı?

Gerisi biraz zor, hem işin aslı.

Yetiversin temiz kalbim, hâsılı.

Tekrarı iyidir, hele yazın siz!

 

Görülmez hesabım yoktur, bu kadar.

Hiç vaktim yok diye, yoktu namazlar!

Hem birkaç Cuma’da şahitlerim var;

Farzın sonrasında bile, yazın siz!

 

Ülserim, şekerim birden yükseldi.

Elimden ne gelir, ona denk geldi.

Sahuru bilmem de, iftâr güzeldi.

Hoş geçindi iftâr ile, yazın siz!

 

Hem hesabı zordur, hem de vermesi;

Zaten devlet versin, bulup herkesi!

Zekât tefsirim, bu; kapattım bahsi…

İlmi, yıkılmaz bir kale, yazın siz!

 

Hâc, Arap’a bol bol para vermektir.

Kura çıkmaz, zordur, boşa emektir.

Yunus der, iş, bir gönüle girmektir!

Onu almış hep misâle, yazın siz!

 

Zararını bilmem, kârda hakkım var!

Faiz mecburiyet, böyleyken şartlar.

Ekonomik ortam çok dayak atar.

Derdi, yememekti sille, yazın siz!

 

İçki sevmem, akıl baştan gidiyor.

Gerçi bazen tıp tavsiye ediyor…

Tıbba saygım var, karışmam ne diyor.

Sevemedi, sürmez dile, yazın siz!

 

Biletten vazgeçtim, yok ihtimâli…

Zar atsam, çayına. O da normali…

Çok hayır işlermiş, şu iskambili

Koyabilse yola hâle, yazın siz!

 

Bir bakış var başka, başka bir izah:

Görmek için var göz, baksın; bu mübah…

Bak diyene bakmamaktır, has günah!

Bakmak sevap her güzele, yazın siz!

 

Yılbaşına sebep takvim değil mi?

Çam süslemek, modernliğim değil mi?

Düştüğüm şu yobaz kavim değil mi;

İç geçirdi, iç, noele, yazın siz!

 

Parasını versem, fakir et alır.

Kurbana sayılsa, ne güzel olur!

Her yer kan, travma; çok kötü gelir.

Bitmiyor çektiği çile, yazın siz!

 

Yalan sevmem, taraftarı değilim.

Mecbur isem, olur ancak, bir meylim!

Müşkülüm yok, gayet kıvrak şu dilim!

Buna kalmaz hiç ihale, yazın siz!

 

Dedikodu, gıybet değil, sohbetti…

Gerçekleri demek, iyi niyetti.

Falan demiş, filân bana iletti.

Onlar sebep bu vebâle, yazın siz!

 

İftirâm az, kul hakkını az yedim!

Fısıltıyla, yavaşçacık söyledim.

Günahı da boynunadır. Hep dedim.

Bunda gerek yok suâle, yazın siz!

 

İnanmadım fala, falsız kalmadım.

Yalnız kahve, gayre merak salmadım;

Söyleneni ben hiç kâl’e almadım.

Eğlencelik bir meşgale, yazın siz!

 

Hediyeye rüşvet demek, pek kırdı!

Vermedikçe, işim gücüm hep durdu.

Bahsi değmez, zaten fitne olurdu

Uymasaydım bu usûle, yazın siz!

 

Liyâkat mi, bu soru da hep tuzak!

İstisnaysam, olmalıdır muhakkak!

Aklı olan köşe başı kapacak.

Herkes muhtaç bir torpile, yazın siz!

 

Kabacası, durum bundan ibaret.

Kalbim temiz, görün ki yok şer niyet.

Nabza göre şerbet sunmak zaruret.

Tesadüfü var helâle, yazın siz!

 

Oldum işte yeni fikrin adamı.

Devrim yaptım; çağın derin adamı…

Müslümanlık, kalmak devrin adamı,

Aydınlatan bir meş’ale, yazın siz!

 

Devamı iıin tıklayın
Yol
Cahit Ay

Ne büyük bir nimet, destekti bana.

Yol haberi geldi, başladı hasret…

İnşallah oluruz, sabredenlerden,

Zaten senin olan, sana emanet!..

 

Bilirim bu hasret, gerçek hasrete

Bir yol olsun diye, yalnız işaret.

Sen onu aziz et iki cihanda.

Zaten senin olan, sana emanet!..

 

Yolunu, bahtını hep açık eyle.

Hiçbir şey vermesin ona eziyet.

Yolu sana doğru, dosdoğru olsun.

Zaten senin olan, sana emanet!..

 

Devamı iıin tıklayın
Hayal meyal
Cahit Ay

Yarı karanlık bir oda: Baktıkça,

İnsanları gördüm, kalabalıkça…

Tanıdık mı, yahut tanımadık mı?..

 

Bir yandan konuştuk sanki, bir zaman,

Ellerimde birkaç bez öbür yandan.

Mütebessim miydi yüzler, asık mı?..

 

Nasıl oldu ise artık, uyanış,

Başı sonu hatırımda kalmamış.

Uyanınca, çok dinledim kendimi…

 

Sâdık mıdır? Şeytanlar mı üşüştü?

Tâbiri var mı ki? Garip bir düştü…

Ellerimle kefenledim, kendimi!..

 

Devamı iıin tıklayın
Nergisler
Osman Akçay

Kışın sonunda açar her zaman

Karlar içinde biter o fidan

Sanki bir güneş doğar uykudan

Boynu bükükçe durur nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Kadehi sarı baldandır özü

Toprağa dönük sürmeli gözü

Vakti müjdeler nurludur yüzü

Dağlar başına yürür nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Suda aksini seyreder dalar

Kendine âşık hülyaya salar

Rüzgâr estikçe mis gibi dolar

Yere tevazu serer nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Mağrur bakışı canları yakar

Güzellik ondan etrafa akar

Görenler hayret içinde bakar

Vuslat sırrına erer nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Gelinlik giymiş akça fistanı

Dillerde gezer eski destanı

Bezer bahçeyi her gülistanı

Sevda ağını örer nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Kıskanır onu sümbül ile gül

Aşkından yanar divane bülbül

Rab’den bizlere eşsiz bir ödül

Sabır hırkasın giyer nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Vadesi dolup solar da gider

Toprak altına güler de gider

Mevlâ emrini diler de gider

Sonsuz huzura varır nergisler

Gönül gözüyle görür nergisler

 

Devamı iıin tıklayın

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Ekonomi ve helâl bilinci
Bileşke
Güzel ahlâk ekonomisi
Sonsuzluk
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17307579
 Bugün : 450
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 791605
 Bugün : 127
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 516
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025

Künye | Abonelik | İletişim