Eğer bütün insanlığa İKİ CİHAN SAADETİ kazandıracak bir fikir ve iman manzumesi varsa. Onun her rüknü ile bir hayat nizamı kurulabilmeli. Bu, bütün rükünlerinin birbirine uyumlu ve irtibatlı olduğunu gösterir. Birbirini kıran değil, birbirinin işleyişini sağlayan dişliler. Ve bu, onun doğru fikir ve iman manzumesi olduğunun matematik işlemindeki gibi sağlamasıdır.
Meselâ bir grup insanla ıssız bir adaya düştünüz, elinizde sadece "kendin için istediğini, başkaları için de iste ve kendin için istemediğini, başkaları için de isteme" hadisi var. Onunla orada bir hayat nizamı, hattâ devlet nizamı kurabilirsiniz. Zira elinizde her adımınızı isabetle atmayı sağlayacak bir "yol gösterici" var. İslâm'ın her rüknünde, -evet her rüknünde- suya atılan taşın dışarıya doğru halkalar yayması gibi sonsuz tefekkür ve uygulama imkânı var. Tohum içinde tohumlar... Sadece bu hadis bile bunu ispata yeter. Okulunuzu, mahkemenizi, evinizi, sokağınızı, insanınızı, muaşeretinizi, kısaca her şeyinizi ve her sahayı her biri ile ihya edebilirsiniz.
İslâm'ın dışında hiçbir imanda, fikirde, sistemde bu imkânı bulamazsınız. Bilâkis düsturları birbirini nakzeder. Meselâ kapitalizmanın "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" düsturu ile nizam kurmak bir yana, kargaşa olur. Baş düsturu bile kaos kaynağı. Bir ölçü getirmiyor, sadece nefsleri pohpohluyor. Bu asırda. Dünyada hayata, hem de hayatın her sahasına, kapitalizma hâkim. İnsanlığın hali de ortada,. Dünya buhranının birinci sebebidir kapitalizma.
İslâm'ın her rüknü ile bir nizam kurulabilir demiştik. Meselâ sağlıkla ilgili İslâm'ın birkaç prensibini ele alalım. »Devamı
Gıda bahsi aslında şâmil bir hakikati çerçeveler. Zira gıda din ve dünya maslahatlarını toplayıcı ve hem kalbe, hem de kalıba tesir edicidir. İbadetin maddî cephesi için gereken vücut kuvveti onunla kaîm olduğu gibi; ruhun bedene taallûku noktasından kalb selâmeti de gıda sayesindedir. Gıda ile dünya kazanıldığı gibi, melâike tabiatı üzerinde olan kalb de muhafaza edilmiş olur ve ahiret elde edilir.
Efendimiz'in hayatından kesitler okurken, yaşanan olaylardan daha çok O'nun davranışlarındaki inceliği ve örnekliğini gösteren yerlere dikkat etmeye çalıştığımda, ilk gözüme çarpan davranışı, İsmet Özel'in benim gibi bu işlerin uzağında olan birini bile her okuyuşta hislendiren Naat şiirinde anlattığı gibi konuşurken muhatabına tüm vücudu ile dönerek konuşmasıydı. » Devamı
İnsan bedeninin yakıtı, gıda. Su içmeyen, içemeyenin veya yemek yemeyen, yiyemeyenin bedeni belli bir zaman sonra iflas ediyor, hayatta kalamıyor ve ölüyor. Gıda, bu kadar önemli. Sadece bu tespit üzerine tefekkür bile dünyalara bedel. İnsanı yaratan, onun için anne sütünü, suyu ve etinden balığına, sebzesinden meyvesine envaı çeşit besinleri de yaratmış. Her gün doğan güneş, ciğerlerimizi dolduran nefes gibi artık bizi şaşırtmayan bu nimetlerin hangi biri inkâr edilebilir…
Gelecek sayı konusu, 23.02.2026 tarihinde sitemizden (kardelendergisi.com) ilân edilecek.
Eser gönderecekler; sitemizden gelecek sayı konusunu, kalem erbabına mesajı ve düşünen adama hitabı okumalı.
● Eserler, 16-31.03.2026 tarihleri arasında “KARDELEN’DE YAYINLANMASI TALEBİYLE”, Word dosyası olarak, (kardelen@kardelendergisi.com)adresine gönderilmeli.
Günümüzde ideolojiler maalesef dinin önüne geçmiş durumdadır. Bunun örnekleri ve tarihi belgeleri o kadar çok ki insan nereden başlayacağını, bu elim olayı nasıl anlatacağını bilmekte zorlanıyor. Yaklaşık yüzyıldan beri bu milletin tarihine, kültürüne, inançlarına, millî ve manevî değerlerine özellikle Müslümanların özel yaşantılarına mücadele ve savaş açan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir. İşte insanın beynini zonklatan, yüreğini yakan olayların başında gelen hadise yazının başlığıdır. Konuyu uzatmadan en acı, en taze ve yakıcı örne...
İnsanları kulluk için yaratan, imtihan için dünyaya gönderen yüce Rabbimiz, vermiş olduğu akıl nimetiyle onu diğer varlıklardan üstün kılmış ve gönderdiği hayat modeli olan kutsal kitaplar ve rol-model olarak görevlendirilen peygamberler vasıtasıyla onlara varlıkların en şereflisi olabilme yolunu göstermiştir.
Hayat modelimiz olan Kur’ân-ı Kerimde: “Allah'ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır,” (Ahzab, 33/21) buyrulduğu gibi, Peygamber Efendimiz yeme-içme de dâhil hayatımızın her alanı i&ccedi...
Âlem-i İslâm'ın ikinci halifesi olan Hazret-i Ömer Fârûk (ra), hiçbir şeyden korkmayan gözüpek biriydi. Baba tarafından soyu Câhiliye döneminde Kureyş kabilesinin sefâret işlerine bakan Adî b. Kâ'b kabilesine dayanır ve Kâ'b b. Lüey'de Allah Resulünün nesebiyle birleşir. Annesi Mahzûm kabilesinden Hanteme bint Hâşim'dir.
Hz. Ömer, Fil Vak’ası’ndan 13 yıl kadar sonra, diğer bir rivayete göre ise Büyük (Dördüncü) Ficâr savaşından 4 yıl kadar sonra Mekke’de ...
Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..
(Kardelen; 13; Mart 1997)
ACIYORUM
Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.
Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.
Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...
Öyleyse...
Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...
Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...