Tek olmak, başkasına nisbet edilememek, başkası ile kıyaslanamamak, başkasına muhtaç olmamak Allah'a mahsus... Her varlık, bir başkası ile bir şekilde irtibatlı... Bunun için parçadan bütüne, bütünden parçaya yol var. Bir saç telinden, tırnaktan, deri parçasından insan kitap gibi okunabiliyor... Bir bitkinin yaprağını inceleyip çiçeğinin; köküne bakıp meyvesinin resmi çizilebiliyor. Asil atlar, cins köpekler, irsiyet ve irsî hastalıklar gösteriyor ki, bu bütün-parça irtibatı, her varlıkta, her zamanda ve mekânda geçerli. Hz. Ali'nin (ra) 15 asır önce buyurduğu gibi, “Parça bütünün habercisi”...
Bugün zerrede bütünün kodları olduğu ve bütünün parçaya, parçanın bütüne ait alâmetler ve işaretler taşıdığı herkes tarafından biliniyor. Sadece filmlerde değil, canlı örnekleri de görülüyor... Bir imzayı kimin attığını tespit, artık mesele değil... Küçük bir bilgi ile caniler yakalanabiliyor. Sıradan bir olay, çorap söküğü gibi büyük olayları ortaya döküyor veya daha büyük olaylara sebep oluyor. Bir aileye bakıp milleti; milleti tanıyınca aileyi bilmek iş değil...Tohumun, sayısız bütün kapasitesi taşıdığı ilk insandan beri malûm... Her şey iç içe ve girift. Bunun için her konuda ve her sahada ne 'parça' ihmal edibilir, ne 'bütün'... Bir makinede sadece bir dişli üzerinde yapacağınız değişiklik, karşısındaki dişliden başlamak üzere bütün makineyi etkileyeceğine ve makineyi atıl hale getireceğine göre üzerinde çalıştığınızı bilmek yetmez; onun, dışındakilerle irtibatını da bilmek zorundasınız. Zira bir tespih tanesini kaybettiyseniz, tesbihi bir köşeye atmanız gerekecektir. Keza bir sisteme göre dikilmiş domino taşlarının bir tanesini yıkınca, hepsi dizi halinde devrilir... Taşların tamamı kadar enerji gerekmemiş, o kadar taşı, bir taşlık enerji yıkmıştır... Bir zincirdeki en zayıf bakla, bütün zinciri kendi gücüne düşürür...
POLİTİKA NEDİR ve NE DEĞİLDİR? Necip Fazıl Kısakürek
Bence politika, ona sırf kendi cephesinden bakılınca şudur:
Fertten cemiyete, cemiyetten devlete kadar, tek ve toplu nefslerin kendi aralarında, kendilerini müdafaa ve zıt nefsleri körletme dâvasının ilimle karışık san'atı...
Fakat bu kadar, politikaya müstakil ve metbu (tâbi olunan) bir vücut tanımamız için yetmez.
VİRA BİSMİLLAH!.. Dergi Editörü
Kardelen, elinizdeki sayıda Türk siyasetine el attı. Açılımların birbirini kovaladığı, anayasa değişikliği gibi ülke için önemli bir mevzunun gündeme geldiği günlerde ortada olup bitenlere dergi olarak kayıtsız kalamazdık. Siyasetçi tarafından yapılanlar, yapmaya çalışılanlar içinde aklımıza yatmayan, yanlış gördüğümüz yerleri eleştirdik.
HER SAYI DAHA İYİYE!.. Site Editörü
Kardelen'in her yeni sayısını internet ortamına aktarıyoruz. Bir yandan da imkân buldukça “arşiv” çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Son olarak geçtiğimiz aylarda 41. Kardelen'in yazılarını sitemize aktarmış, böylece son yirmi üç sayının tüm yazılarını sizlerle paylaşmıştık.
Şu sıralar “Kardelen Arşiv'e” iki sayımızı daha ekliyoruz. Okurlarımız bundan sonra 39. ve 40. sayılarımıza da internet sitemizden ulaşabilecekler.
CHP’NİN İKİLEMİ MHP’NİN AÇMAZI! Hikmet Öztürk
Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi ile ilgili meclis çalışmaları devam ediyor. Tablo malûm AKP dışında CHP, MHP, BDP değişikliklere muhalif; görünen o ki referandum kaçınılmaz.
Öncelikle geçmişi değerlendirelim. 1980 ihtilalinden sonra hazırlanan Anayasa, toplumun neredeyse % 100’üne yakın oyu ile kabul edildi. Görünüşte böyleydi, ancak günü yaşayanlar çok iyi bilecekler ki kabul oyu verenlerin büyük çoğunluğu, bir an önce sivilleşmeye geçilir düşüncesi ile hareket etmiş, küçük yerleşim birimleri de ihtilâlcilerin bir kötülüğü dokunur kaygısı ile müsbet yönde oy kullanmıştı.
SİYASET ZOR ZANAAT... Kadir Bayrak
Siyasetçinin iki gömleği olur; biri bayramlık, biri idamlık... Devlet televizyonu tarafından hazırlanan ve rahmetli Adnan Menderes’i anlatan “Ali Adnan: Başvekil” belgeseliyle ilgili haberi izlerken kulağıma çalındı bu tanıdık cümle. Aynı gün özel bir televizyon kanalının haber bülteninde ise başbakana suikast ihbarı olduğu, bu sebeple yakın korumalarının sayısının arttırıldığı söyleniyordu. Cuma namazı çıkışında görüntülenen başbakanın etrafında onlarca koruma, eli silahlı yüzlerce resmi kıyafetli polis, kameraların tespit edemediği bir o kadar da sivil polis... Siyaset zor zanaat.
Açılım adı verilen “demokratikleşme” hamlesinin en büyük şartının samimiyet ve cesaret olduğu muhakkaktır. Doğru olduğu kabul edilen her hamle öncesinde gelecek tepkiler, çıkacak problemler ve engeller önceden hesap edilmeli, bunlara çözüm yolları bulunmalıdır. Eğer samimi iseniz ve niyetiniz toplumun sıkıntısını gidermekse Allah yardım edecektir.
DEVLET, FİKİR SAHİBİ OLMALIDIR Av.Mustafa Büyükgüner
İletişimin kolaylaşması, ulaşım imkânlarının artması ve bu kolaylığı da en fazla medya sektörünün kullanması ile birlikte dünya daha büyük bir hızla dönmeye başladı ve ülkemiz de kendine özel şartları ile daha yüksek bir hızla yolunda gitmeye devam ediyor.
Meselâ Kardelen'in önceki sayısının hazırlandığı dönemde memleketin en önemli gündem maddesi açılımdı.
“To Rin Tei Ko Şin Nyo”: Anlamın Yaşadığı Bedenler veya Dünya'nın Yüzüne atılmış Tatlı Mimikler Sinan Ayhan
Mallarmé'ye göre şiir, iki kelime arası “beyaz aralık”ta kurulur... Anlam, cümleyi öpene, o mimik ona verilene kadar... Doğru bir yerden konuşmak, sanırım bu da o “beyaz aralık”ta tutunan, inkişaf eden başka türlü bir hal, bir hassasiyet...
Temeli doğru bir yerden konuşmak, bunun tesisi için söyleyenin kendinden vazgeçmesi, doğruluk karşısında kendini feda etme ahlâkında olması şart... Aksi takdirde ne makul bir görüş, ne üstün bir ölçü, ne de güzel bir dünya ortaya çıkar... Her şey ilk elde, daha hakikate varmadan heba olur gider...
İCTİHAD YAPMAK BU ZAMANDA CAİZ OLUR MU? İbrahim Buğalı
Tabiîn Hazaratın'dan ve Dört Mezheb İmamların'dan sonra bu kapıdan girmek isteyen olmamıştır. Bazıları girmek istediyse de bunların ehil olmadıkları ve niyetlerinin bozuk olduğu anlaşılmıştır. Çünkü İctihad ehlinde bulunması gereken vasıflar vardır. Bunlar olmayınca, elbette yapacakları iş, dinî mevzuları tahrib etmek olacaktır. Bunlara hiçbir devirde fırsat verilmemiş, fakat şu anda meydan boş olduğu için, İran'da olduğu gibi herkes müctehid olma sevdasındadır.
Giriş: “Evin içinden Meseleler”
Kuram denilen şey, başımıza açılan bir dert midir; yoksa bizi dertten kurtarmak için önümüze tutulacak ışığın kaynağı mıdır..? Kuram sözcüğü, insanları korkutur bir nesne olmuştur çoğunlukla; üstelik bu korkunun gerekçeleri de ortada yoktur… Bu bağlamda birçok sosyoloji kuramı da, herhangi bir zekâ pırıltısından uzak, tavsamış veya bir anlam olmak için bütün temellerden yoksunmuş gibi gelir bize...
Dağarcık Wislawa Szymborska Türkçe Söyleyen: Sinan AYHAN
“polonya, polanya mı; korkunç soğuktur, değil mi, orası şimdi” diye sordu ve sızlandı madam; en bilgi dolu halinden ülkelerin, bir şey sorulduğunda, iklimdir son kapısını açan bilinmezin, madem iklimdir dağarcık ve sihir; o halde onunki soğuklukta kadim, ama yangın yeri gibi çarpan bir kalptir: “polanya, polanya mı; orası nasıl bir iklimdir, kim bilebilir, kim bilir...”