Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5552 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İman Atlası:Afrika'nın Nefsi Müdafaa Tarihi
Mehmet Hasret

  Sayı: 70 - Ekim / Aralık 2011

Hicret, soyağacımız olsun!!!

Hicret, büyük yalnızlıkların işaret fişeği… Hicret, kutsal bir müdafaa hattı… Hicret bizi bir kılıç yapan kın… kanat… kemiklerdeki “acısu” kuşatması… Oluş, olmaya duruş, olmaya kapılanış, nihayet olma ufkuna kavuşma…

Hicret… bir hicretimiz varsa, kendimizden hicretimiz nereye…

Bütün hayat mafsallarını bir yenilik duruluğuyla, bir halden diğer hale, “hicret” mefkûresi tutuyor; üzerimizdeki “kıpırdamayış” çengellerine karşı bizi diri tutan zaman, hicret zamanı…

Hicret, dirilmenin adı olsun…

Hicret, bir mevkiiyse, bir nasipse; kendimizden öte hicretimiz nereye…

“Direniş, varoluşun deneyidir; çağ bizi deniyor…” (Nuri PAKDİL)

Durağanlıktan direnişe hicret mümkün mü..? Direniş, bir kapıdır; gidilecek yerin kapısı, teslim olunacak hakikat evinin kapısı…

Hicret, bir hız çizmeyen durağanlıktan hıza şekil veren direnişe doğru etlenmek, kemiklenmek; sözün proteinini tutmak…

Direniş, bir hareket gövdesidir…

Açlığın tarihi Afrika'da yazıldı; bu tarihe dair direniş, henüz gövdesini bulmadı… Açlığın tarihi, Afrikalı'nın kemiğiyle açık-kapalı her türlü sömürünün bir ifadesi olarak batı elinde yazıldı; Afrikalı'nın kanı tomruk tomruk, balya balya, galon galon Avrupa coğrafyasına taşındı, insanlık onuruna boca edildi… Bunun adına da; “rönesans”, ardından “sanayi devrimi” denildi…

Keyfiyetin, kemiyete boğdurulduğu bir tarihteyiz ey insanlık; çağ bizi deniyor, açlığa karşı nasıl bir kılıç işler, açlığa karşı bir “omuz omuza”lık mimarisi kurulabilir mi…

Kemiyet; herhangi açlıkla boğuşmayan bir ülkede “diyet ürünler”e harcanan paranın yekûnu ne kadar…

Keyfiyet; bu para, misal günde 30 defa, 50 defa Afrika'daki bir ülkeyi ihya edebilecek seviyede… O vakit, bu durum karşısında, hiç mi canlar acımayacak, hiç mi tüyler ürpermeyecek, hiç mi zaman ve mekân bir gözyaşı üretmeyecek, hiç mi kimseler kendini pislik gibi hissetmeyecek…

Kemiyet ve keyfiyet bir arada… Somali gibi yaklaşık 50'de 1 toprağı ekilen bir Afrika ülkesinde, hangi modern çağ kumarbazı bu alanlara, kahve, kakao susam, darı, şekerkamışı gibi tarıma dayalı sanayi ürünü ektirir, sonra bunların verimini iç eder; bütün bunları batının limanlarına, batının marketlerine, batının kasasına taşıttırır…

Çağ bizi sınıyor…

Hz İbrahim'in ateşe atılacağı haberi her yana yayıldığı vakit, bir karınca bunu duyar, karınca misali bir damla su alır, ateşe doğru yol almaya başlar, bunu görenler karıncaya hitap eder: “senin bir damla suyun o ateşe ne yapabilir” diye, “bir damla su ateş mi söndürür”; her şeye rağmen karınca damla sözünden dönmez, herkese şöyle der: “belki bu damla ateşi söndüremez, söndüremeyecek; ama safımız belli olsun”…

Çağ bize saflar biçiyor, çağ bizi deniyor…

Afrika ateştedir; açlık ateşinde… Afrika “nefsi müdafaa”sını yapabilme imkânlarından yoksundur, günlerce aç kalan insanlardan “kendi hikâyelerini yazma”, bir hayat olma, bir ilerlemeye hicret etme hamlesini beklemek yanlış olur; o vakit Afrika'nın nefsini, “varoluş ikâmeti”ni kim koruyacak, açlığın gözlerinde kimler hak yerinde saf tutacak… Hakikatin damlası olacak…

Medine'ye hicret… Medeni olmaya hicret…

Lokmayı paylaşmak hicretimiz olsun, ten gömleğini paylaşmak hicretimiz olsun… İlmi paylaşmak, usulleri paylaşmak, dünya yazılarını, yazı lokmalarını, bilgi lokmalarını paylaşmak hicretimiz olsun…

Afrika'ya teşkilâtlanma damlasını verelim, okullar kurma damlasını verelim, ticaret yapma damlasını verelim; Afrika'nın “balık tutmayı öğrenme” damlası olalım… Hicretimiz hemen olsun ki; sonrasında da bütün bir insanlık, ebedi “Hac” iklimine doğru yol almış olsun…

Bir vücut, bir söz, bir ilim zekâtımız olsun…

Çağ bizi deniyor; Afrika'nın direniş tarihi, ayağa kalkma tarihi, “kendini hikâye etme” tarihi kim olacak… Keyfiyeti kemiyete kim boğdurmayacak, kimin hicreti “karınca olmaya, damla olmaya” doğru olacak…

Ey insanlık, Afrika ateştedir; ey insanlık, çağın vebali üzerimizedir…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yaşayan Yemek... - Sayı 114
Yazmakla Görülen…... - Sayı 113
Hayatı Dram Yapan Cevher... - Sayı 112
Bozkırın Ensar ve Muhacir... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16699570
 Bugün : 110
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725447
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 251
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim