Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     7255 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Neden hep şikâyet ediyoruz?
Vural Gündüz

  Sayı: 84 - Nisan / Haziran 2015

Bazı insanlar vardır hiçbir şeyden memnun olmaz, her şeyden şikâyet ederler. Etrafınıza bir bakın, nasıl sürekli her şeyden şikâyet eden, hiçbir şeyden memnun olmayan kişiler olduğunu göreceksiniz. Bu tür insanlar, havalardan, trafikten, yöneticilerinden, iş yükünden, çalışma arkadaşlarından her şeyden ve herkesten şikâyet ederler. Müzmin şikâyetçiler etrafındaki kişileri de mutsuz eder, enerjilerini düşürür, içlerini karartırlar. Bu ömür törpüleri ile başa çıkmak ise hiç kolay değildir.

Devlet dairesine işimiz düştüğünde karşılaştıklarımızı eleştiriyor; kendimiz bir masaya oturduğumuzda ise talep sahiplerinin tutumlarını yargılıyoruz. Yönetici isek yönettiklerimiz için, yönetiliyorken yöneticilerimiz için eleştirecek birçok konu buluyoruz. Hasta doktordan, doktor hastadan; patron işçisinden, işçi patronundan şikâyetçidir. Öğrenciysek öğretmenlerin davranışından, öğretmensek öğrenci davranışlarından şikâyet ediyoruz. “Bizim gibi yaşamayanları, bizim gibi düşünmeyenleri” yanlış; hatta yetersiz buluyoruz. Sözümüzü kesenlere kızarken, başkalarının söz söylemesine izin vermek istemiyoruz. Bazen komşumuzdan, bazen tanıdığımız, bazen tanımadığımız kimselerden şikâyetçiyizdir. Kendi yaptıklarımızı önemsiyor, başkalarının yaptıklarını görmüyoruz bile. Dönüp kendimize bakabilsek, orada herkesi görebiliriz aslında.

Birçok insan şikâyet eden kişilere bir süre tahammül eder,  ancak uzun süre dayanamaz. Hayatı boyunca her şeyden şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirmiş olan müzmin şikâyetçiler etrafındakilere zarar verir.  Ama bir süre sonra müzmin şikâyetçiler, sizi sıkar. Ne yazık ki her şeyden sürekli şikâyet eden, yalnız kendi yaşamını değil, çevresindekileri de karartan bu tür insanlar çevremizden hiç eksik olmuyor. 

Eğer eşiniz ya da arkadaşınız sizin gereksiz yere sürekli şikâyet ettiğinizi söylüyorsa, dikkat edin. Şikâyet etmek yerine isteklerinizi doğrudan söyleyin. Sorunun değil, çözümün bir parçası olmak için gayret edin.

Kuşku yok ki, hepimizin ters giden işleri, sıkıntılı anları, olumsuz düşündüğü zamanları bizi karamsarlığa sürükleyebiliyor. Bunu paylaşmak, yakınlarımızdan bir destek beklemek, görüşlerimizin tıkanma anlarında farklı bir görüş almak kuşkusuz en doğal hakkımız; oysaki hiçbir olumsuzluğumuz yokken, her şeyi kapkara göstermekle, bir süre sonra inandırıcılığımızı yitirme durumunda kalabiliyoruz.

Herkes kendince şikâyetlerinde haklı olabilir. Şikâyetlerimiz ile sıkıntılarımıza ortak aramamız doğal sayılabilir; bir hastalık derecesine çıkmadığı sürece... Şikâyet hastalığına hazır reçetelerin bir yararı olmuyor! Ama şikâyet ederken, kendimize bakabilsek, çözüm odaklı olsak her şey kendiliğinden düzelecek aslında.

Konuyla ilgili bir kıssadan hisse anlatalım, herkes kendine göre bir pay çıkarsın.

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.
Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.
Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
- Ne görüyorsun?
- Patates, yumurta ve kahve? diye, alaylı bir cevap verdi kızı.
“Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
“Aynı şekilde, yumurtayı da incele.”
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söyleneni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
- Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepki vermişti.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş; katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
- Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?
Patates gibi, yumuşayıp ezilecek misin?
Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?
Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

 

Kahve tadında bol köpüklü bir hayat dileğiyle…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Sabahattin ORDUSEVEN     09.06.2021
Yorum : Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz





 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Gün ola, devran döne
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9156403
 Bugün : 312
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 539005
 Bugün : 4
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 57
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim