Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1447 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kayısı Çiçeklerinin Düğünü
Remzi Kokargül

  Sayı: 89 - Temmuz / Eylül 2016

Kuzey ışınlarından sonra lapa lapa yağan kar manzarası gezegenimizin en güzel manzarasıdır. Erken kararan ve soğuyan havanın etkisiyle insanlar evlerine kapanırken, şehrin boş sokakları da bana kalıyor…

Sokak lâmbasının altında duruyorum ve yüzümü göğe kaldırarak gelen kar tanelerine “merhaba” diyorum. Çoğaldıkça çoğalan kar taneleri. Beyaz pırıltılarını seyrediyorum kar şişeciklerinden. Sonra kar şiirlerinin serinliğine salıyorum ruhumu.

Yahya Kemâl’in ‘Kar Musikileri’ şiiri yağıyor tane tane, kar’ın sesini duyuyorum:

“Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.

 Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.”

Ve... Sanki kardelenler açıyor. Bütün semâyı kuşatan bu beyaz kelebekler, insanı nice düşlerin el değmedik yamaçlarında dolaştırıyor. Rüzgâr estikçe göz kırpan o güzelim beyaz kar kelebekleri âdetâ bir yıldız yağmurudur.

Derken ufkumdaki bütün sis ve dumanlar silinir gider… Yeryüzü bir baştan bir başa bembeyazdır. Şafakları şafaklar takip eder ve ufukta beyaz çehreli günlerin yüzü görünür; görünür de ovalar-obalar, şehirler-köyler, sokaklar-çarşılar bütünüyle manevîleşir…

Sanırsınız kış bitmeyecek. Çünkü mart aman vermez. Oysa her kış koynunda bir bahar besler. Kar, tipi, fırtına, gök gürlemesi, yağmur, sel... Bunlar hep kışın unsurlarıdır.

Kış gidip de baharın ayak sesleri duyulunca; Nisan atlas bir zemin gibi yumuşacık, ılık, sakince gelir. Çiçekler, o derin kış uykusundan uyanır bahara merhaba demiştir çoktan. Onları en çok neşelendiren de tatlı tatlı yağan nisan yağmurlarıdır. Bu yağmur, inceciktir, yumuşaktır. Okşayarak, severek ve incitmeden yağar sonsuz rahmet deryasından.

Önce kardelen çiçeği, mevsimin ilk müjdesini bırakır bahara. Sonrasında bir beyaz papatya düşer yalnızlığın eline. Pıtır pıtır patlayan mısır misali, hızla patlayıp kendi kabını aşan çiçek demetleri süratle dağılır her yana. Yeşil gerdanlığın içinden çıkan beyaz kardelenler, uyum içinde yer açarlar birbirlerine.

Hikmet penceresinden bakıldığında renklerin dostluğu kadim dostlukları anlatır, geçici ve rastgele değildir. Büyük bir törenle bırakır yeni renkler mevsime kendini. Birbirleriyle ittifak içinde olan çiçekler, tüm kâinatı içine alır büyülü kokusuyla.

Bu dirilişte her yerde gözlere şenlik bir şölen başlar. Dallarda tomurcuklar pıtır pıtır patlar önce. Ağaçlar çiçeklerle süslenir.

Kayısı ağaçları da kışın beyaz bayraklarıdır. Bahara teslimi simgeleyen… Kapkaranlık gecelerde bembeyaz salınışlarla, döne döne uzanacaklardır sanki semaya... Eteklerine tutunmak istersiniz. Semadan arza indirilen beyaz, munis çiçekler. “Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş” dersiniz.

Sonra dallardan selâmlarlar bu sefer sizi. Arı vızıltıları, kuş sesleriyle beraber aradıkları baharı bulmuşlardır sanki ve konmuşlardır dallara, eşini bulan kuşlar gibi.

Bu sabah bahçede, çılgınca beyazlar içinde görmüştüm onu. Görünce şaşkına dönmüştüm. Dalları, yaprakları hiç ama hiç görünmüyordu. Tepeden tırnağa kar gibi çiçeklere bürünmüştü. Güneşten önce, dipdiri, ışıl ışıl bir beyazlığa kesilmişti bahçe. “Aman Allah'ım!” dedim, “Bu nasıl beyazlık, bunlar nasıl çiçekler böyle!” Dallar arasında çok sesli bir şarkı söyleniyor sandım. Sanki çiçeklerin beyaz şarkısı göklere yükseliyor, ruhumda bembeyaz ve serin bir bahçe kuruldu.

Ağaçlara gönül düşmüş şairlerden biri Arif Nihat Asya'dır. Der ki:

“Bir ağaç ki “ağaç” deyip geçmek adet olmuş”

“Kendisi renkten, ışıktan, kokudan

Bir demet olmuş

Cenneti anlatan

Bir âyet olmuş.”

Şimdi dalların arasında görkemli bir düğün sürüyor. Kayısı çiçeklerinin düğünü... “Yüz binlerce ak ve cilâlı çiçekleriyle güneşte ya da ay ışığında, pırlantalara bezenmiş gibi pırıl pırıl ışıldayan bir kayısı ağacını gözünüzün önüne getirin, işte o ağacın üzerinde yüz binlerce düğün yapılmaktadır!

Gece, ay ışıkları altında, göğün mavisine doğru dipdiri, bembeyaz çiçeklerden bir buğu yükseliyor. Sanki ağaçlar yerinden çıkacakmış da, beyaz bir kütle şeklinde göğe yükselecekmiş gibi geliyor bana... İşte o an yerin ve göğün meleklerle dolduğunu rahatlıkla düşünebilirsiniz; çünkü melekler güzel kokuları sever ya...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kayısı Çiçeklerinin Düğün... - Sayı 89
Işığı yanan evler... - Sayı 88
Güz geldi kuşlar da gidiy... - Sayı 87
Erzincan'ın nazlı kızı ze... - Sayı 86
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8020718
 Bugün : 5247
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519334
 Bugün : 31
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim