Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1317 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

GIDA
Kürsü Nizam

  Sayı: 93 - Temmuz / Eylül 2017

(Gıda bahsi devam ediyor)

Sahabilerden bazıları da aynı şekilde “visal orucu” na başlayınca Allah'ın Resûlü bu hareketi önlediler ve buyurdular:

“Ben sizin gibi değilim. Allah beni yedirir ve içirir. Onun için oruç tutacağınız zaman, akşama iftar edin ve yemeden oruca devam etmeyin!”

Bu Hadîsten kuvvet alan bazı din büyükleri Allah Resûlü'nün mübarek karınlarına taş bağladıkları rivayetini bâtıl kabul etmişler ve Allah tarafından nimetlendirilen Resûlün böyle bir harekette bulunmalarına sebep olmadığını ileriye sürmüşlerdir. Bazıları da, bu görüşe itiraz ve taş bağlamanın sevap ve hikmeti icabı olduğunu beyan etmişlerdir.

Bazı âlimler de Peygamberler Peygamber’inin açlık çekmiş olduklarında şüphe etmişlerdir. Bunların düşünceleri öz olarak şudur:

“Bu nasıl olur ki, sahih Hadîsle sabit olduğuna göre, Allah'ın Resûlü, evlerine bir yıllık zahirelerini alırlardı. Bir defa da ganimet malından 1000 deveyi sahabilerden 4 kişiye vermişlerdi. Bir bedeviye 1000 koyunu bir defada bağışladıkları da vaki olmuştur. Kaldı ki, sahabilerden Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Talha, zengin kişilerdi. Peygamberlerinin yolunda mallarını değil, başlarını bile fedaya hazır bulunuyorlardı. Hiç Allah'ın Resûlünü açlığa terk ederler miydi?”

Bu şüphenin cevabını İmam-ı Taberî Hazretleri vermiştir:

“Bildirilen haller devamlı ve daimi değildi. Kâh zaruret çekerler ve kâh genişliğe nail olurlardı. Zaruretleri de, bulamadıklarından değil, açlığı tercihlerindendi.”

Bazıları da, İmam-ı Taberi izahına şöyle bir ilave yapmışlardır:

-Cevap güzel! Fakat “bulamadıklarından değil” tâbiri yanlış… Genişlik halinde sun’i olarak darlığa düşülemez. Belki Allah Resûlü'nün fiilen bulamayıp darlık çektikleri zaman olmuştur. Zira bir çok Hadîs bu hakikati ayan beyan etmiştir ki: “Bizim doyasıya hurma yediğimizi size söyleyen yalan söyler! Ama Kurayza fetholunduktan sonra bir miktar hurma ve yağlı, tuzlu şeyler elimize geçti.” Bu nakilde bellidir ki, Kurayza fethine kadar Allah Resûlü'nün evi darlık çekmiştir.

Gerçek şudur ki, bazı büyük bir genişlik hâsıl olur ve Allah'ın Resûlüne hediye ve ganimet olarak yüklerle mal getirilirdi. Ama, nazarlarında dünya metaının zerrece değeri olmadığı için bunları dağıtırlar ve habbesini bile alıkoymazlardı. Nice günler de, İlâhî hikmetler gereğince hiçbir taraftan hiçbir şey gelmez ve darlık çekerlerdi.

İbn-i Hacer:

“Müslümanların çoğu, Hicretten evvel Mekke’deyken darlık içindeydiler. Hicretten sonra ekseriyeti yine bu hal üzerindeydi. Ensâr topluluğu bunlara yardım edip kendilerini korudular. Kendilerine mesken ve sütü sağılır davarlar verdiler. Yani bunları, mal sahipliği Medinelilerde kalmak üzere muvakkat istifade kaydiyle verdiler. Sonra sonra, bazı fetihlerin arkasından sahabilere genişlik geldi. Ensâr’dan aldıkları emanetleri sahiplerine iade ettiler.”

İmam-ı Tirmizî nakli bir Hadîsten meâl:

“Hiç kimse korku çekmezken, ben, Allah yolunda korku çektim. Hiç kimse eza olunmazken, ben, Allah yolunda eza olundum. Vallahi, benim üzerimden 30 gece geçmiştir ki, ne benim, ne de Bilâl’in tek kişiye yetecek yemeğimiz vardı. Ancak Bilâl’in koltuğu altında gizli, azıcık bir şey…”

Bu darlığın, Kureyş kâfirlerine ait azgınlık zamanında olması ihtimal dâhilindedir. Ve bütün bu hallerden Kâinatın Efendisi incinmez, duruma öz iradeleriyle katlanırlardı.

Ebu İmame’den Hadîs meâli:

“Rabbim bana Mekke’nin Bathâ isimli deresini altunla doldurup bahşetmeyi teklif etti. Ben kabul etmedim ve dedim: Hayır Allahım; bir gün tok ve bir gün aç olayım. Açlığımda sana yalvarayım, seni anayım; tokluğumda da şükredeyim!

İbn-i Abbas:

-Bir gün Allah'ın Resûlü, Cebrâil ile Safâ üzerindeydiler. Allah'ın Resûlü Cebrâil’e dediler: “Seni gönderen Allah hakkı için bildiriyorum ki, Muhammed ailesinin evinde bir avuç unla bir avuç şüveyk (unla yapılan bir nevi çörek) hiçbir defa gecelememiştir.” Allah'ın Resûlü bu sözü söyler söylemez gökten müthiş bir ses geldi ve bu sesten Kâinatın Efendisi ürktü ve sordu: “Allah, kıyamet kopmasını mı emrediyor?” Cebrâil cevap verdi: “Hayır! Allah İsrâfil’i sana gönderiyor!” İsrâfil geldi ve Allah'ın Resûlüne dedi: “Allah söylediğin söz üzerine beni dünya hazinelerinin anahtarlariyle sana gönderdi, istersen yanınca yürüteyim! İstersen dünya hakimi Nebî, dilersen Kul Peygamber ol!.. “Cebrâil, “Kul Peygamberliği seç!” gibilerinden O’na işaret etti. Allah'ın sevgilisi, üç kere haykırarak Kul Peygamberliği seçtiklerini belirttiler.

İmam-ı Halimi “Şuab-ül İman” adlı eserinde der ki: “Kâinatın Efendisinin yüceltme usullerinden biri de, halk için kullanılan bazı sıfatların, haklarında kullanılmamasıdır. Meselâ “Peygamberimiz fakirdi” tarzında bir vasıflandırma, edep ve hürmet ifadesi bakımından çirkin ve yanlıştır. Bazı âlimler zühd ile vasıflandırılmalarını da uygunsuz görmüşlerdir. “Zühd”, rağbetin zıddıdır. Meselâ “filan kimse zahittir.” Demek, dünya ile alâkasız olduğu ve ona rağbeti kestiği mânâsındadır. Rağbetin kesildiği şey öyle bir nesne olmalıdır ki, böyle bir kesilişe değsin… Dünya fani bir harabe olduğuna göre ona rağbetin kesilmesi en büyük Resûlü için medih mevzuu teşkil edebilir mi? Allah Resûlü'nün, muazzam şanını düşünen kimse kestirir ki, dünyaya rağbet etmemek O’na nispetle hüner değildir. O’nun ümmetinden bazı büyükler hakkında bile medih teşkil etmeyen bir vasıf kendileri için asla övme yerine geçemez. Bu bakımdan, Kâinatın Efendisi hakkında vasıf kullanırken aleladeliklerin üstüne çıkmaya bilhassa dikkat etmek lazımdır.”

Şeyh Bedreddin Zerkeşî, bazı fıkıh büyüklerine dayanarak ifade etmiştir ki, Allah Resûlü mal cihetinden fakir değildir. Kendi nefsine ve ev halkına yetecek kadar dünyası verilmişti. Bu bakımdan Allah’a bağlılığı ile halkın en ihtiyaçsız ve zengin olanıydı. Fakre ait dualar da, bulamamaktan değil, tevazu ve kanaatlerindendi.

Şeyhülislâm İbn-i Hâcer, Allah'ın Resûlünden rivayet edilen:

“Fakr, fahrimdir.”

Hadîsinin bâtıl ve uydurma olduğunu iddia etmiştir. Kâinatın Fahri, açlığa rıza üzerindeydiler. Açlıkta gördükleri faziletler sayısızdı. Nübüvvetlerinin başındaysa, darlık çekmiş bulunmaları, bazı nebîlerde olduğu gibi vâki idi. Ama sonraları, İslâm kuvvet ve şevket bulduktan sonra ettikleri riyazet ve perhizkârlık iradeleriyle olurdu… Eğer isteselerdi, bütün dünya nimetleri ayaklarının altındaydı. Fakat bu gibi şeylere asla iltifatları yoktu. Öyle bir âlemde kendilerinden geçmiş bulunuyorlardı ki, gözlerine yemek, içmek gibi bir şey görünmesine imkân mevcut değildi.

Şu veya bu türlü görüşler arası, hakikati şöyle çerçevelemek ve kabul etmek lazımdır.

 

Gıda unsurlarından tek çeşide devam etmezlerdi. Böyle yapmanın sıhhate zarar verdiği malûmdur. Halkın verdiği çeşitlere, meselâ ekmeğe, hurmaya ve türlü yemişlere iltifat ederlerdi. Helva ve baldan ikisini de severlerdi. Helvaları, umumîyetle, sütle yoğrulmuş hurmaydı. (Devam edecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8020981
 Bugün : 5510
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519339
 Bugün : 36
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim