Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     581 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yolun sonu
Site Editörü

  Sayı: 104 -

Bir gâyesi olmak sadece insanlara mahsus bir özellik değildir. Kurumların, devletlerin, devrimlerin, yazıların, dergilerin hep bir gâyesi vardır. Bir kurumun gâyesi sorumlu olduğu konularda hizmetini en güzel ve doğru şekilde vermek, bir yazının, kitabın veya bir sinema filminin gâyesi derdini okuruna, izleyicisine anlatmak, mümkünse derdine onları ortak etmektir.

Örneğin benim bu yazı ile gâyem şu konunun altını çizmek olacak; kişi, kurum veya devlet, her kimin bir hedefi, gâyesi var ise o hedefe erişmek için gidilen yol, hedef kadar önemlidir. Sadece hedefin doğru, ahlâkî, faydalı olması yetmez, yolun da aynı özellikleri taşıması gerekir. Eğer yol bu özelliklerde değil ise hedefin hayırlı olması anlamsız ve faydasız, hattâ bazen zararlıdır.

Bu durumun en acı örneğini yakın tarihimizde yaşadık, acısını halen çekiyoruz. Amacı hak gibi gözüken bir güruh, o amaçlarına ulaşmak için öyle gayri ahlâkî yollara tevessül ettiler ki en sonunda gözlerini kırpmadan insanları öldürmeyi, milletin meclisini bombalamayı göze aldılar. Yumurtasını pişirmek için dünyayı ateşe vermek gibi bir şey...

Devletlerin de gâyesi vardır. Bir devletin gâyesi vatandaşlarına huzurlu bir yaşam ortamı sağlamaktır. Bu ortamı sağlamak için vatandaşından vergi alır, karşılığında sağlık, eğitim, adalet kurumları ile onlara ayrım gözetmeden, adaletle hizmet eder. Gece rahat uyumaları için savunmalarını sağlar, gelecek tehditlere karşı onları savunur.

Devletler bu gâyelerini gerçekleştirmek için ahlâkî, doğru, tüm canlıların haklarına riayet edecek yollara başvurmak zorundadır.

Çin… Hiçbir zaman dünyanın gündeminden düşmeyen bu büyük ülke şu günlerde koronovirüs nedeni ile daha da gündemde. Tüm dünya ülkeleri ellerine ne geçerse yiyen bu ülkeye karşı büyük öfke içindeler. Ülke kalabalık, çok fazla gıdaya ihtiyaç var. Ancak kitap sahibi dinlerde yenecek ve yenmeyecek hayvanlar belli. Çin’in kitaplı veya kitapsız dinlerle pek ilgisi yok diyelim ama canlı canlı kaynatılarak pişirilen köpeğe, canlı canlı tüyleriyle yiyilen tavuklara, bırakın yenmesini, düşüncesi bile insanı ürperten yarasa gibi hayvanların yenmesine ne demeli!.. Malûm virüsün yarasadan insana geçtiği söyleniyor. Çin’in Wuhan kentindeki hayvan pazarından başlamış deniyor. Çin’deki bu arsızlığı şu söz güzel anlatıyor: Çinliler masa hariç yerdeki tüm dört ayaklıları, gemi hariç denizde yüzen her şeyi, uçak hariç uçan yer şeyi yerler.

Karnımız aç, yiyeceğe ihtiyacımız var ama ona giden yol dahi doğru, ahlâkî ve diğer canlıların haklarına riayet edecek şekilde olmalı. Olmadığı zaman sonuçları ne kadar ağır oluyor, görüyoruz.

Çin’in hedefe giden yolda başvurduğu arsızlıklar sadece yiyecek alanında değil. Sayı konumuz olan Doğu Türkistan’da yaşananlar da bu arsızlığın diğer bir örneği. Doğu Türkistan toprakları 20. yüzyılın ortalarından önce Çin’in eline geçmiş ve yeni sınır anlamında bu bölgeye Şingcan bizim dilimizdeki adı ile Sincan demişler.

Çin’de etnik olarak Han Çinlisi olmayanların çok olduğu bölgeler özerk bir idare ile yönetiliyor. Moğol, Tibetli, Han hanedanı dışındaki Çinlilerden oluşan beş özerk bölge var. Sincan Uygur Özerk bölgesi de bunlardan biri.

Çin devleti her vatandaşına olduğu gibi kanunlarına göre bu bölgelerdeki vatandaşlarına da hizmet götürmek, haklarını savunmak zorunda. Her devlet gibi Çin de kendi güvenliğini, geleceğini düşünmek ve buna göre tedbirler almak zorundadır ancak bu amaca giden yolda başvurduğu yöntemler masa hariç dört ayaklı her şeyin yenmesi kadar itici olur ve zulüm ihtiva ederse o zaman işin sonunun hayra ulaşmayacağı çok bellidir.

Çin tam da bunu yapıyor. Güvenliğini öne sürerek öyle önlemler alıyor ki acıktıklarında yarasadan çorba yapmaları, köpek pişirip yemeleri hafif kalıyor. Nüfusun büyük bölümü Uygur olan bu bölgede Çin’in göç ve evlilik politikaları sonrasında Uygur nüfus %48’lere inmiş durumda. Uygur kızları Çinli erkeklerle evlendiriliyor. Uygur erkeklerine iş imkânı verilmiyor, öncelik Han Çinlilerine veriliyor. Bu gidişata direnenler de eğitim kampları adı altında hapsediliyorlar. Türkiye’de bu zulümden kaçan Uygurlar var, onların röportajlarını okuduğumda gördüğüm şu oldu, Şincan’daki akrabaları ile iletişimleri yok, ulaşamıyorlar. Türkiye’de profesör olan bir Uygur anlatıyordu, annesini ve ağabeyini aradığında Çin polisi çıkmış telefona ve kendisinin de geri dönmesini telkin etmişler. Belli ki eğitim (!) kamplarında Çin kültürünü benimsemeleri için eğitim vermek arzusundalar. Din hürriyeti yerler altında, insanların dinlerini yaşamalarına engel olunuyor, yaşamak isteyenler cezalandırılıyor.

Doğu Türkistan, adı ile batısında büyük bir Türk dünyası olduğunu hatırlatıyor bize. Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan ile sınır komşusu ama Türk dünyası bu bölge ile sınırlı değil elbette. Ülkemize kadar uzanan bölgeyi Batı Türkistan olarak görmemiz sizce de doğru olmaz mı? Ama bu büyüklük bırakın zulme engel olmaya, zulme karşı ses etmeye bile yeterli olmuyor. Biz de duaya vesile olması için bu sayımızda konuyu gündemimize, gündeminize almak istedik.

Yunus Emre sultanımızın buyurduğu gibi, zulüm ile âbat olanın, âkıbeti berbat olur. Dua edelim de Doğu Türkistan’daki zulüm, Wuhan’daki gibi tüm dünyayı saracak bir felâkete dönüşmesin.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yolun sonu... - Sayı 104
Sağlık olsun... - Sayı 103
Bosnayı çok seviyoruz... - Sayı 102
Işık doğudan yükselir... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Tokat
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7455596
 Bugün : 593
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510413
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim