Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     535 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Aradığımız ruh
Av. Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 104 -

Anadolu toprakları, Osmanlı döneminden beri farklı ırktan ve dinden mültecileri misafir etti. Herkesin barış içerisinde yaşadığı bu vatanda Suriyeliler’in neden sürekli tartışma konusu yapıldığını ve niçin küçücük bir olayda bile nazarların Suriyeli mültecilerin üzerine yöneldiğini hiç düşündünüz mü?..

Bahsettiğim elbette sosyal medyada bilinçli olarak yapılan yayınlar değil. Bunun benzerleri milletimizin basireti sayesinde kitleleri etkilemekten uzak kaldı. Ancak toplumdaki menfi Suriyeli algısı bu sefer merkezden muhite doğru yayılmıyor; bilakis muhitte olan, yani toplum nazarında olan bu menfi algı, büyüyerek çeşitli merkezlerin dikkatini çekiyor ve bir istismar malzemesi olarak kullanılıyor.

Burada bir şey var… Bütün etnik kimliklerin ve çeşitli din ve inanç farklılıklarına sahip insanların sığdığı bu topraklara Suriyeliler neden sığamıyor?..

Üstelik 100 yıl kadar önce, Suriye’de yaşanılanların bir benzeri Anadolu’da yaşanmışken… Yani milletimizin hafızasında halen işgal anıları tazeyken, benzer bir zulme maruz kalan Suriyeliler’e karşı bu menfi tutumun altında ne var?

Bundan yüz yıl önce, Anadolu toprakları dört bir yandan işgal edilmeye başlandığında, Türk Milleti bir refleks oluşturdu… Belki önceki savaşlardaki mağlubiyetler ve özellikle Avrupa’dan Anadolu’ya karşı başlayan ricatten kaynaklanan bir kamuoyu vardı, belki bu acılar milletin işgale karşı hassasiyetini arttırmıştı… Ancak ne olursa olsun… Anadolu’nun dört bir yanından başlayan işgale karşı Türk Milleti önce fert fert, ardından da cemiyet nazarında bir karakter gösterdi…

İşgale karşı direnişin ilk tohumları da böyle atıldı. Ardından kurulan cemiyetler, müfrezeler, topyekûn seferberlik bu direnişin aksiyonunu oluşturdu. Mitingler, gazete yazıları ve ülkenin münevverleri ise bu direnişin fikri altyapısını oluşturdu ve dünya kamuoyu nezdinde Türk’ün haklı dâvâsını her fırsatta anlattı…

Toplum nazarında meydana çıkan bu ruh, sahadaki aksiyoncuların gücünü arttırdı ve kısa bir süre içerisinde işgal tersine döndü… Elbette her milletin bir karakteri var, bu karakter de en saf haliyle milletlerin zor duruma düştüğü zamanlarda ortaya çıkıyor.

Daha sonradan gerçek olmadığı yönünde pek çok açıklama yapılmışsa da, Türk’ün karakterini göstermesi bakımından elimizdeki sayısız örnekten birini hatırlayalım:

Birinci Dünya Savaşı sırasında Avustralya’da yaşayan iki Osmanlı Tebaası Türk, Avustralyalı askerlerin Çanakkale’de Osmanlı’ya karşı savaştıklarını duyunca “Bu kefereler bizim devletimizle savaştıklarına göre, bizim de burada bunlarla savaşmamız lâzım gelir” diyerek Avustralya devletine savaş açıyorlar ve şehit edilene kadar da gayri nizami harp teknikleri ile savaşıyorlar. İki kişinin koca devleti ne kadar zor duruma düşürdüğü o günün basınında da yer alıyor.

Daha sonrasında bu olayın gerçek olmadığı, meselenin bir adi vaka olduğu, bu iki kişinin Türk ve Osmanlı tebaasından olmadığı kendi kişisel menfaatleri için çeşitli eylemler yaptıkları açıklandı.

Ancak bu hikâye toplum nazarındaki ilgisini hiç kaybetmedi. Gerçek ne olursa olsun, bu hikâyeyi Türk kamuoyuna anlattığınızda hiç kimse yadırgamıyor. Çünkü bu davranış, ortak bir kültür ve karakterin ürünü olarak en çok Türk’e yakışıyor…

Vatan ve bayrak sevgisinin en üst seviyede olduğu milletimiz; elbette vatanı için savaşmayı ve şehit olmayı da bir onur meselesi olarak algılayıp, muhatap aldığı kişiden de benzer bir refleks bekliyor. Bu refleksi göremeyince de yadırgıyor…

Yaşadığım bölgede Çin’in zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan pek çok Doğu Türkistanlı soydaşımız var. Bir arkadaşım anlattı; Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Doğu Türkistanlı bir öğrenci kardeşimize “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye soruyorlar. “Bordo bereli asker olmak istiyorum.” cevabını alınca da sebebini soruyorlar. Belki ailesinden Türkiye’ye gelemeyenlerin akıbetini bile bilmeyen ve Çin zulmünü en derininden yaşayan bu delikanlı; “Bu devlet zor zamanlarımızda bize sahip çıktı, ancak bu devletin düşmanlarına karşı savaşırsam, borcumu ödeyebilirim…” diyor.

İşte aradığımız ruh, bu ruhtur…

Ve bu ruha sahip soydaşlarımıza kol kanat germemiz, onların dâvâsını kendi dâvâmız gibi sahiplenmemiz ilk önce mâşerî Türk vicdanına karşı bir sorumluluğumuzdur.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Aradığımız ruh... - Sayı 104
Aliya, Allahın arslanı... - Sayı 102
Kardelen...Yüz...... - Sayı 100
Onuncu gün... - Sayı 98
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8035307
 Bugün : 1621
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519608
 Bugün : 22
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim