Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1681 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara Bakış (Nisan-Mayıs-Haziran 2020)
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 104 -

TAÇLA (Koronayla) DÜZEN KURANLAR

Yeni bir düzen kurmak için önce eskisini yıkmak gerektiğine ve insanlığın kendilerine hizmet için var olduğuna inanan birileri var. Tıpkı bir bilgisayarı programlar gibi dünya halklarını ve milletlerini programlayarak tasarladıkları bir amaca sevk etmeye çalışıyorlar. Bir toplum, milyonlar bir yöne sevk ve idare edilebilir mi? Programlanabilir mi? Bir kişinin bir amaca ikna edilmesi “beyninin yıkanması” mantıklı gelir ama söz konusu olan geniş halk kitleleri, toplumlar olunca sağduyumuz bunun mümkün olamayacağını anlatır bize. Oysa gerçek tam tersidir. Peki bir toplum nasıl programlanır yönetilir? Çeşitli ekonomik araçlar, manipulatif reklâm, medya, internet ve sosyal medya manipülasyonları, NLP (nöro linguistik programlama) ve bilinçaltına çalışan diğer teknikler de kullanılır ancak bu yazımızda ifade edeceğimiz en etkin olarak kullandıkları yöntemdir:

 

Korkut-Yönet

Toplumsal tepkilerin organize edilmesi esasına dayalı bir doktrin bu. Misal, Pearl Harbour baskınını önceden bilmesine rağmen toplumu savaşa girmeye ikna edebilmek için baskına göz yumma, 11 Eylül saldırılarını önceden bilmelerine rağmen önlem almama gibi örnekleri verilebilir. Bahsedileni bir yönetim doktrini olarak benimseyen egemenlerin, bu hadiseleri organize edip meydana getirmeyip hadiselerin doğal akışına göre tutum aldığını sanmak saflık olur. Elbette ki toplumları bir hedefe yönlendirmek ve onları programlamak için şok edici, terorize edici, korkutan hadiseleri kendileri meydana getiriyorlar.

Abraham Lincoln’e atfedilen söz “geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu meydana getirmektir.”

Dünyadaki halklar normal şartlar altında uluslarüstü bir erkin boyunduruğu altına girmeye ikna olur mu? Bunun olabilmesi için, kitlelerin normal algısını yıkan çok büyük korku ve panik hali içerisinde denize düşmüşken yılana sarılacak hale gelmesi icab eder değil mi? Korku ve dehşet aklımızı ve sağduyumuzu bir yana bıraktırıp bizleri normalde hiç kabul etmeyeceğimiz şeyleri sorgusuz sualsiz kabul edecek ruh haline getirir.

 

Taç Virüsü

Bu virüsün benzerleri SARS, Mers hepsi korona ailesinden. Korona “hale”, “taç” anlamlarına gelir. Virüsün mikroskopta görünüşüne atfen bu isim verilmiş güya..

Yeni bir virüs çıkarılarak bunun salgına yol açacağı on yıllardır yazılan kitaplarda yer almakla çok bilinen bir sır halinde idi... Laboratuvar yapımı olması muhtemel bu virüs belirli bir yaşın üzerindekileri etkiliyor ancak bağışıklık zayıflığı açısından aynı risk grubunda olması gereken çocuklara bir etkisi olmuyor. Bu hususu bilim adamları çözmekte çok zorlanıyor ve muhtemel açıklamalardan bir tanesi de laboratuvarda imal edilmiş bir virüs olması..

Bir taç… Tacı kim giyecek? Halk bir taç virüsüyle kendisini idare edecek bir erke ikna mı ediliyor? Sembolizm mühim. Tehdidin adını doğru koymak lazım. Bu bir biyolojik savaştır ve ne ilk ne de sondur. Bu biyolojik savaşla kim taç giyecek?

Şu anda bir milyarın üzerindeki insan evlerine kapanmış, ekonomiler savaş zamanlarından bile daha büyük bir çöküş yaşamış durumda ve insanlar dehşet içerisinde akıl rasyonalite, mantık, devreden çıkmış ve insanlık hipnoz altındaki bir denek gibi fikir ekilmeye hazır. Kapitalizmin ve dünya ittifak sistemlerinin altını üstüne getirecek olduğunu sürekli duyuyor ve izliyorsunuz ekranlarınızda. Duyamadığımız ise bunun yerine ne getirilmek istendiği. Harb oyunu gibi bir zihin egzersizi yapalım.

 

Virüsün ardından gelecek dünya nasıl bir dünya olacak?

Ekonomiler çökmüş, işyerleri kapanmış, insanlar işsiz kalmış, evlerinden bile çıkamaz hale gelmiş, bazı ülkelerde kamu düzeni yıkılmış, yağma ve isyanlar başlamış,  eğitim bile verilemez durumda… Dünya halklarının hükümetlerin ve devletlerin aciz kaldığına yetersizliklerine ikna olmalarına ne kadar zaman gerekecek? Bu gizli dünya egemenleri, evvelden beri amaçları olan totaliter dünya devleti ve hükümetine ulaşmak için virüsten çok virüs sonrası dünyanın umutsuz çaresiz atmosferini kullanacak. Tüm dünyanın zalim Çin idaresine benzer bir hükümet altında idare edildiği bir kâbus senaryosunu düşünün düşünebilirseniz.

Savaş şudur ki: Dünyayı milletler mi yönetecek yoksa hepimizi köleleştirecek bir azgın azınlık mı?

 

Öyleyse ne yapmamız lâzım:

●Bu biyolojik savaş akabinde ikinci üçüncü fazları gelebilir. Virüs mutasyona uğrar veya uğratılır ve öldürücülük oranı yükselebilir.

●İlmî ve fennî açıdan elbette ve mutlak surette tüm tedbirlerimizi alıp yatırımlarımızı yapacağız. Tüm kaynaklarımızı bu ve bunun gibi biyolojik saldırılara karşı ön alıcı araştırmalara seferber etmeliyiz

●Devletimizin imkânları kısıtlı, her şeyi devletten bekleyemeyiz ama devletimizin de kriz ve savaş dönemi anlayışıyla çalışarak halk sağlığını ve millî ekonomiyi ayakta tutacak her tedbiri alması üretim ve tedarik zincirini koparmadan tüm kaynaklarımızı en optimum şekilde kullanma gayreti içerisinde olmalı. Elzem olmayan, ihtiyaç arz etmeyen ertelenebilir her harcama ertelenmeli ve kaynaklar maksimum verimlilikle kullanılmalı.

●Önce millî birlik ve yurt sathında her alanda dayanışma ile düşeni hemen elinden tutan bir toplumsal dayanışma, bu inancın kurumlaşmış hali olan vakıflarımızı, sivil toplum örgütlerimizi çok aktif kullanmalıyız.

●Gelen saldırının farkında olup, milletsiz kimliksiz devletsiz kalmak istemiyorsak, millî devletimize, millî kimliğimize sahip çıkmalı ve onu daha da kavi hale getirmeliyiz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Fars palavrası... - Sayı 122
Ne Fa Ka, bedenini arayan... - Sayı 120
İsrail-SAMİRİ-oğulları... - Sayı 119
Deprem Felâketi: Âyetlere... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz
Ümitle


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17698619
 Bugün : 7477
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 883535
 Bugün : 2791
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1143
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim