Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     205 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tercih
Gülşen Ayhan

  Sayı: 104 -

Buralara yine yağmur yağıyor, fakat bu sefer fırlatamıyorum kendimi yağmur altına; bilirsiniz, bu zamanda evler, akşam ezanından sonra dışarı çıkamamanın da çatısıdır. Zaten geçtir vakit, bu saatte bazılarının yeri evinin içinden başka bir yer değildir. Bazıları için evler çok istediği halde dışarıda olamamanın, orada olanların arasına karışamamanın da adıdır. Çünkü orada olmak, oraya karışmak, dışarda olmak bir tercihtir esasında ve her tercih, bir şeylerden vaz geçmeyi gerektirir.

Sabahları doyasıya uyumak varken işe gitmek için kalkmak bir tercihtir meselâ, iş için uykundan vazgeçersin, yani diyorum ki aslında: tercihlerin vazgeçtiğin şey için, içinde 'keşke'ler çoğaltıyorsa, (veya tam tersi) pişmanlık duymana neden oluyorsa, insanı daima ileriye atan, yürümesini kolaylaştıran, atağa kalkmasına yardımcı olan her şey bir süre sonra alır insanı ve oraya kilitler, yani ev içlerine yani orada olmayanların dâhil olduğu yere yani karışamayanların bulunduğu yere, “eve!”; evler, oldukça korunaklıdır çünkü…

“İnsan kalbini”, (ev) gibi düşünenler geldi aklıma; sanırım (ev)lerin en korunaklısı da burası… Çok karmaşık bir sistem şu kalp diye bildiğimiz şey; sarsıntıyı, acıyı, sevinci, insan olmayı ve öyle kalmayı, inancı vs... burada konumlandırırız; sonra ruhumuzu besleyen malzemeleri buradan pompalarız, beni şaşırtan ise şu: Bu kadar iç içe girmiş, birbirinin devamı olan ve bir o kadar da kopuk gözüken insanî duygular neden en temel duyguda (sevgi), hem kendini sınırsız açar, hem de sınırsız kapar; sanırım temel problemlerden biri şu, boşluklar genişledikçe ve derinleştikçe, orayı doldurmak için kullandığımız şeyler bir süreliğine bizi idare eder, aslını bulana kadar.

Örneğin yaşadıklarımız canımızı çok yakmıştır, başımızı asfalta gömerek dolaşmaya başlamışızdır, yüz görmeye tahammülümüz yoktur, vs… Ve farkında olarak veya olmayarak oluşan boşluğu doldurmaya çalışırız, çiçek yetiştiririz meselâ, çocuk büyütürüz, yazı yazarız, kitap okuruz, zamanı dinleriz, vs... Ama bir şey var ki onun oluşturduğu sarsıntı nedeniyle yıkılıp giden şeylerden dolayı oluşan boşluğu hiç bir şey dolduramaz, GÜVEN!.. İnsanın güveni yıkıldığında o boşluk hiç bir malzemeyle dolmuyor işte, sen doluyor sanıyorsun ama dolmuyor; çünkü her şey bir süreliğine idare edebilir; seni, öyle veya böyle bir şekilde adapte olmaya çalışırsan farklı şeyler denersin, ama güven yıkıldığında onu tanımlayabileceğin tek şey koskoca bir dağdır ve dağ, taşlarını üzerine yıkarak yürümüştür.

Tercihler diyordum, biraz da bunun yokluğundan dolayıdır aslında. Kendi evinden dışarıya adım attığında duyduğun şey dağdan kopan taşların seslerini andırır ve koşarak geri dönersin, bu da bir tercihtir ve gene aynı yaraya temas eder. O kadar korkutucu bir şeydir ki bu, günün birinde artık tercih yapamayacak hale gelirsin, tamamen sindirilmişsindir, içine göçersin toprak kayması gibi, güven denilen şey bize hayatta annemizden babamızdan başka kimseye güvenmememiz gerektiğini öğütler, tercihleri “boş ver” der. “Ama ben güvenmek istiyorum.” İstemekle olsaydı keşke, istemek; taş sesleri kaya sesleri yıkılış anındaki gümbürtüsünü hiç düşürmüyor ki...

Nereden çıktı şimdi bunlar diye düşünüyor olabilirsiniz… HİÇ. Allah lütfetti, bildik bir güne daha kavuşuyoruz, ama benim içimde devrilip giden bir şeyin sesini duyuyorum gene, hani şey gibi, ölüm yıl dönümleri olur insanların, o tarih geldiğinde bir şey yapmak gerekir illaki, yapılmazsa zannedilir ki sanki ölen unutulacak. Bende biraz daha farklı, böyle değil tam… Geçip giden günler uzun zamandır bende hep bir boşluğa işaret eder; mesele yukarıda anlatılanlarla biraz bağlantılı, biraz değil; ben yine de anlatırsam, belki daha iyi anlarım diye yazıyorum, yoklama yaptım… Birçok ayrıntıdaki şeyin yeri değişmiş sadece, ama gerçekte her şey aynı; ne kayalar taş olup nehre karışmış, ne de oluşan boşluk başka şeylerle dolmuş... Yani her şey güven denilen şeyin altında kalmış; bu yüzdendir mıhlanıp kalmışlığımız; sonra yürüyüp koşar adımlarla geri dönüşümüz bu yüzdendir vesselam...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Tercih... - Sayı 104
Tüm klişeleri yıkmak, tüm... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Tokat
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7455542
 Bugün : 539
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510413
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim