Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3035 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Zincirli kaya
Dergi Editörü

  Sayı: 106 -

Kardelen’e can suyunu veren Bilecik ve civarında, içinde olağan dışı hadiseler barındıran, yaşanmış hayat hikâyeleri anlatılır. İçindeki fevkalâdeliklere rağmen kimse bu hikâyeleri yadırgamaz, can kulağı ile dinler, anlatılanlara kalpten inanır. “Yanmayan tahta kaşıklar” bunlardan sadece biridir. Bu hikâyeyi, dergimizin sahibi Ali Hocamdan daha önce dinlemiştim. Geçen sene iştirak ettiğimiz bir organizasyonda, Bilecik’in Bozüyük ilçesinde yaşayan yazar Kurulay Yılmaz, “Flamingo Yolu-Yaşanmış Hikâyeler” kitabını hediye etti. O kitapta bu hikâyenin kâğıda döküldüğünü gördüm ve mutlu oldum. Zira kaleme alınan metin, artık hikâye olmaktan çıkmış, anlatanın büyük dedesinden nakledilen bir hatıra haline gelmişti. Buyurun okuyalım;

“Anlatan; Sabahattin Yavuz

Büyük dedem bilgisine müracaat edilen bir din adamıymış. Bulgaristan’da odaları varmış. Odaya kim olduklarını dahi bilmedikleri, gelen gidenler çok olurmuş. Herkese yemek verilirmiş. Kendisi sanatkârmış. Yemekte kullanılan tahta kaşıkları kendisi yapıyormuş. Her yemekten sonra da kaşıkları ateşe atıp yakıyormuş. Ancak kaşıklardan yanmayan bir kaşık olurmuş. Bu durum, yemek yiyenlerin içinde Hızır’ın (as) bulunduğuna yorumlanmış. Hızır’ın kullandığı kaşık yanmazmış. Bu şekilde 12 kaşık birikiyor. Türkiye’ye göç ederken bu kaşıklarla yine yemek yenen iki ahşap sofrayı da beraberinde getirmiş. Kaşıklar ve sofra Ayvalı Köyümüzdeki camiye konuluyor. Yakın zamana kadar duruyordu. Düğün dernek gibi özel günlerde kullanılıyordu. Büyüklerimizin anlatımı. Misafir geleceği zaman sofra sallanıp ses çıkarıyormuş. Önceden misafir geleceği anlaşılıyormuş. Ancak gençler bu sofrada içki içmişler. Bu özellik de kaybolmuş.” (Kurulay Yılmaz, Flamingo Yolu-Yaşanmış Hikâyeler, Haziran 2018)

İstiklâl harbi esnasında, Bilecik, üç defa Yunan tarafından yakılmış ve talan edilmiştir. Şeyh Edebâli Hazretlerinin türbesindeki yanmış ama kül olmamış ahşap direk hâlâ o günlerin izlerini taşır, tıpkı Ertuğrul Gazi ceddimizin türbesinin pencerelerindeki kurşun izleri gibi…

O günlerin izlerini taşıyan bir de Zincirli Kayamız vardır. Hemen türbe yolunun kenarında bütün haşmetiyle sizi karşılayan Zincirli Kaya, aslında adı üstünde bir yüce kaya, taştır. Ama o, Bilecikli için sadece bir kaya, taş değildir, hiç olmamıştır da. Bağlı olduğu daha doğrusu bağlı olması gerektiği ana kayalıktan gözle görülür mesafede ayrık, kopuk, tek başına bir karakter arz eden heybeti vardır. Ziyaretçiler türbe yolunda ilerlerken doğru bir açıyla bakarlarsa Zincirli Kaya’nın arkasındaki tepelikten ayrı ve bağımsız bir duruşu olduğunu rahatlıkla görürler. Bilecikli, bu kayanın, Yunan harbi esnasında gâvur askerlerinin üzerine kapaklandığını ve sonra yine eski yerine kalktığına inanır. İnanırız. Adını, memleket kurtulduktan sonra bir daha devrilmesin diye önüne çekilen zincirden alır.

Biz yaşadığımız coğrafyayı bildiğimiz için bunları anlattık. Yoksa Anadolunun her köşesinde bunlara benzer nice yaşanmış hikâye vardır. Bugün, bu hikâyeleri anlatan, dinleyen ve inananları hor ve hakir gören, yabanî ot misali anlayışlar türedi. Bunlara inananlar, eğitim seviyesi düşükse cahil, eli kalem tutuyorsa şirk koşan olarak itham ediliyor. Oysaki Bilecik’teki Şeyh Edebâli türbesinde, Küre’deki Dursun Fâkih türbesinde, Söğüt’teki Ertuğrul Gazi türbesinde, Bozüyük’teki Kumral Abdal ve İnhisar’daki Abdullah Mihal Gazi türbelerinde, ziyaretler esnasında, itikada aykırı en ufak bir anlayış, emare görmediğimi tarihe not düşmek için belirtmek zorundayım. Evim, arabam olsun, evde kalmış kızım koca bulsun diye bu türbelerin ziyaret edildiğine, Allah korusun orasına, burasına, ağacına, dalına en ufak bir bez, çaput bağlandığına bir kere bile şahit olmadım, olmadık.

Kardelen, bütün bunları bilerek, bir plan ve program çerçevesinde, tıpkı Abdülhamid Han, Üstad, Esma-ül Hüsna, Tasavvuf sayılarında olduğu gibi şimdi de Anadolu irfanını ele aldı. Millet olarak bizi ayakta tutan ve tutacak kodların adı geçen şahsiyetlerde ve kavramlarda saklı olduğuna inanan Kardelen’den selâmlar.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Su gibi aziz ol... - Sayı 127
Ben kazandım, biz kazanac... - Sayı 126
Annesi gül koklasa ağzı g... - Sayı 125
İddiamıza arşivimiz delil... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16698626
 Bugün : 2395
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725380
 Bugün : 191
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 207
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim