Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     213 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dünyanın entübe hali
Vildan Poyraz Coşkun

  Sayı: 109 -

-Ben ölüyorum.

-Ölüyorum ben. 

Dünyayı saran pandemi öncesi, tabiatın bu haykırışlarını duymayan insanoğlunun kör dilsiz duruşu, bugünlerin habercisiydi adeta. Virüsün bu öngörülmeyen etkisiyle sarsılan insanoğlunun, doğayla olan ilişkisini sorgulama vakti geldi de geçti bile. 

İçinde yaşadığımız bu gezegen, insanın, doğanın yanı sıra birçok farklı türü de içinde barındırmaktadır. Gezegendeki tüm bu elemanlar karşılıklı bağımlılıkla birlikteliklerini sürdürmeleri gerekirken, insan etken birçok faaliyetler her geçen gün dozu artmış bir şekilde bu muazzam ekolojik dengeyi hızla bozmuş, akabinde ciddi hasarların meydana gelmesine sebebiyet vermiştir. Hâl böyle iken tabiatın kendini yenileme gücü, hızlı bir şekilde düşmüştür. Evet, bir yerlerde hata yaptık. Sınırsızca yaşama isteğimiz, bencilliğimiz, her şeye hâkim olma isteğimizin bir sonucu belki de bu son yaşadıklarımız. 

Bu evreni muazzam bir biçimde, ne bir eksik ne bir fazla yaratıp tüm canlılar için yaşanılır kılan ve yöneten bir gücün varlığını unutup yenidünya düzenleri kurmaya çalışan ahh insanoğlu! 

Evet, birçok yerde hata yaptık. Yapılan bu hatalar dünyanın tüm dengelerini bozacak cinste hatalardı. “Dünyanın çivisi çıktı” ifadesi öyle boş söylenmiş bir cümle değil elbet. İnsan son yüzyılda kendisine bahşedilen akıl faktörünü sınır tanımadan kullanmaya başlaması zaten başlı başına büyük bir hata idi. Yaşadığı süreç içerisinde doğal gördüklerini tehdit olarak algılayıp ortadan kaldırdığından beri daha büyük tehditler ortaya çıkmaya başladı ister istemez. 

Doğadaki büyük resim tam da bunu anlatıyor bize. Sınır tanımayan insanoğlunun, aşırı avlanma sonucu doğanın dengesinin bozulduğuna dair güzel bir örnektir kurbağalar. İnsanların, sınırsız tüketimi sonucu sayıları hızla azalan bu hayvanların yokluğunda sinek ve böcek nüfusunda artış görülmesi kaçınılmaz olmuştur. Sineklerin taşıdıkları hastalıklara daha fazla maruz kalmaları sonucu toplu ölümlerle karşı karşıya kalan yine insanoğlunun ta kendisi. Tüm bunlar, bilinçsizce avlanmanın olumsuz anlamdaki yansımalarıdır. Bunu şöyle de ifade edebiliriz. İnsanın kendi ayağına kurşun sıkmasıdır aslında. Keza tropikal ormanlardaki vahşi yaşam alanlarının insanlar tarafından istila edilmesi yine yaşamsal dengelerin bozulma adımlarıdır. 

Gelelim bu güne. Karşı karşıya kaldığımız bu pandemi sürecinde nasıl hayatta kalabiliriz, bu süreçle nasıl baş edebilir, pandemiyle nasıl yaşarızın derdine düşen bir insanoğlu var. Görünmez bir savaşın içinde olan insanoğlu. Yaşam adına geçen zamanı yana yakıla arayan bir insanoğlu. Sevinci, derdi, kederi, paylaşamayan insanoğlu. Nefes alıp yaşama tutunmaya çalışan doğanın acınacak durumuna düşen ey insanoğlu! Şimdi şapkalarımızı önümüze alıp düşünme vaktimiz gelmedi mi? Bir düşünelim hele. Neden neden diye? Virüsün çıkış noktası Çin’e ya da virüsün kendisine belâ okumayı bırakalım bir yerde. 

İnsanoğlu bu hâlde iken yaşadığımız doğaya bir bakalım. Doğanın içinde ama bizim dışımızdaki canlılara bir bakalım. Onlar bizim gibi endişeli mi? Pandemi öncesi gibi zordalar mı? Değil elbet. Hayatın hızlı akışının ertelendiği, üretimin yarı-yarıya düşürüldüğü, belli aralıklarla da olsa insan sirkülasyonunun dışarılardan men edildiği bu süreç içerisinde kendini yenilemeye çalışan dünyayı nasıl görmezden gelebiliriz? 

Sanayileşme süreciyle birlikte hızla artan karbondioksit başta olmak üzere sera gazı salınımının yarı yarıya azalması atmosferin bozulan yapısını onarmak için güzel bir fırsat olmuştur. Karantina altında olan bölgelerde azot dioksit oranının önemli ölçüde azaldığı istatistiksel verilerdir. Petrol ve çelik üretimi ve kömür tüketimindeki azalışlar, şehirlerde ve de otoyollardaki araç sayısının, devamında hava trafiğinin azalması zararlı gaz maddelerin emisyonunu düşürmüştür. Bizler fark etmesek de daha temiz bir havayı soluyoruz bu pandemi döneminde. 

Bizlerle birlikte yaşayan ya da bizden uzakta yaşamaya çalışan hayvanlar. Evet, onlardan da güzel haberler geliyor. Kısıtlamalar çerçevesinde denizlere açılamayan tekneler. Biliyorum çoğu ekmek tekneleri ama sularının daha az kirlenmesine bağlı olumlu gelişmeler var denizlerden gelen haberlerde. 

Kirlilikten kaçan balıkların geriye dönmesi pozitif gelişmeler. İstanbul boğaz trafiğinin azalması her alanda olduğu gibi deniz ekosistemine de olumlu anlamda etkisi olmuştur. Ege sahillerinde fokların, Marmara deniz sahillerinde yunus balıklarının görülmesi, sulak alanları ziyaret eden kuş sayılarındaki ciddi artışlar, hemen hemen hepsi bu dünyada en az insanoğlu kadar hak sahibi olduklarını varlıklarıyla gösteriyorlar. Bu dünyanın içinde biz insanlar unutsak da başka canlılar da var evet. Kısıtlama günlerinde kuyrukları, ayakları olması gereken yerde olan kediler, köpekler. Hangi arabanın altında kalırım korkusu olmadan, salına salına boş caddelerde dolaşmaları onlar adına ne güzel hâller. 

Tüm insanoğlunu paniğe sürükleyen bu salgın sürecinde, gezegendeki rolümüzü ve sorumluluklarımızı düşünmek, hatalarımızı gözden geçirip düzeltmek için fırsat olmalıdır bu nahoş durum. Doğanın, hayvanların entübe hâlini görmezden gelemeyiz. Bizim dilimizde olmasa da haykırışlarını duyabilmeliyiz.

Gelecek kuşaklarımızın yaşam kalitesini oluşturmak için ortak sorumlulukları paylaşmak, çözüm üretmek ve en önemlisi yaşamın içinde “ben” değil “biz” olabilmek gerek. Dünyanın yaşı beş milyar yıl iken, insanoğlu son bir milyon yıldır var. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz ki tabiat biz olmadan da var olabiliyor ama insanoğlu, tabiat olmadan, diğer canlılar olmadan hiçbir şekilde var olamayacağını unutmamak gerekir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dünyanın entübe hali... - Sayı 109
Tıbb-ı Nebevî... - Sayı 108
Zor günler... - Sayı 107
Daha dün gibi... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Sessiz çığlık
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9236506
 Bugün : 585
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540140
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 42
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim