Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2603 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

?ELYK-SAN FORMASYONU
Ramazan Yylmaz

  Sayı: 45 - Temmuz / Eylül 2004

“Dersimiz edebiyat değil mi?..”
“Hayır, kompozisyon öğretmenim!..”
“Edebiyat. Edebiyat... Çıkarın bakalım kâğıtlarınızı.”
“Hocam, yazılıyı ertelesek olmaz mı? Bugün üç tane yazılımız var da!.. Hiç değilse bu ders kompozisyon yazılısı yapalım, edebiyatı bir sonraki derse erteleyelim!...”
“Sorular teksir edilip çoğaltıldı; hazır elinize veriyorum. Çok kolay, ben sizi sizden iyi düşünürüm. “A” ve “B” diye iki grupsunuz; öne uzanmak, arkaya dönmek yasak. Süre kırk dakika...Hey, sen, çok konuşup durma, gel buraya, şu soru kâğıtlarını pencere tarafında oturanlara dağıt!..”
Meçhul öğrenci sesleri:
- Eyvah, yandık!
- Hem de ne yandık!
- Silgiyi bölüşelim Cemal, şimdi daldı mıydı düşünmeye, kıpırdayanı kopya çekti sanır, kâğıdını hemen elinden alır. Artık bir şey anlatamazsın, seni dinlemez!..
Sorular yeterince açık ve nettir, çocuklar; istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Öğretmenim, divan kelimesinin öteki anlamlarını da yazacak mıyız, üçüncü sorudaki?..
Sorudan ne anlıyorsanız onu yazacaksınız! Şişt!.. Sen, kes sesini, alırım kâğıdını!..
- Tabii yazacaksın divanı, şairlerin divanını; divan edebiyatını yazmayacaksın da ne yazacaksın sersem çocuk? Divan: Toplantı, toplantı yeri, yüksek huzur, padişah divanı; sadrazam, vezir-vüzera, kethüda, defterdar, kalemdar...
Aman Allah’ım, Osmanlı saraylarında, köşklerinde, kasırlarında gelirin, giderinin hesabını tutmayan Osmanlı paşalarının evlerinde ne muazzam divan toplantıları olup, edebiyattan, sanattan, siyasetten konuşulur. Herkesin, az-çok, Allah ne kabiliyet verdiyse, yazdığı bir şiir defteri vardır, adına divan denir; herkes orda divanını açar, sırası gelen okur.
Ve şimdi onların arasında olmak varmış! Ne muazzam tencere pazarlanırdı ama! Gazel, kaside, murabba, mesnevi sohbetleri arasında marifetli çelik tencere seti! Evet, bunu mükemmel yapardım. Sırtımdaki çantadan divan çıkarır gibi tencere katalogu çıkarır, hepsine, oradaki herkese dağıtır, tanıtımı yapardım ve marifetli tencere setinden bir değil, birkaç düzine bana mısın demezdi!..
Ama ne harika bir şey olurdu, ayna gibi parlak nikel-krom alaşımlı tencerenin içini Osmanlılara götürüvermek yeterdi. Estetiği, güzeli, güzelliği bilir Osmanlı, dayanamazdı krom-nikel alışımı çelik tabanlı tencereye. Osmanlı kızlarının çeyizlerinde çelik tencereler! Adam Osmanlı, bir değil, birkaç tencere seti birden satın alırlardı valla, oğulları için, kızları için; paşalar torunları için! Ne olacak, hepsi zengin, imparatorluk vatandaşı onlar!
İmparatorluk Türkiye’sinin evlerinde, köşklerinde, saraylarında sağlıklı ahşap koltuklar kullanılırdı; divanlarına elde dokuma halılar serilirdi; en fakirinin evlerindeki minderlerde kuş tüyü yastıklar olurdu!.. Öyle değilse, kuş tüyü yastık deyimi Ata Yurdu’ndan Ana yurda, ta günümüze kadar nasıl gelecekti?..
Misafirler, Tanrı misafiri; artık çelik tencereyi tanımış bir Osmanlı, misafire hürmeti, misafire izzeti-i ikramı bakır kaplarda yapacak değildi ya!.. Tabii ki çelik tencere onların işine daha çok yarar! Şöminelerde yanan ateşin alevleri bacadan uçup gidiyor. Odun ocaklarında bir çeki odunla bir güveç ancak pişiyor. Yanan paradır. Üç-beş ardıç odunu, birkaç cılız alev! Ne müthiş bir savurganlık! Her odada bir ocak yahut bir şömine, bu ejderhaların ağızlarından İslâm',  pis, sis savruluyor gökyüzüne!
Bir mum alevi üstünde yumurta pişiren marifetli tencere o zamanda olsaydı, bu korkunç sarfiyata hizmet lüzum kalmazdı. Uf, korkunç sarfiyat ve yalnız tüketim! Osmanlı boşuna yıkılmamış, bu tüketime yine çok iyi dayanmış. Bir Osmanlı paşasının köşkünde yanan odunlar, beş yüz dairelik bir sitenin yakıtını karşılar. Evet, Osmanlı, sanayisin kurup sistemini geliştirebilseydi, çökmezdi. Evet, çökmezdi ama, ne yazık ki bir marifetli tencereden bile yoksun kaldılar, şu zevk ve saadete ulaşamadılar! Osmanlı, kendi kendini savurdu. Tabii ki o kadar büyük savurganlığa Osmanlı da olsa dayanamazdı!..
Paşa hazretleri:
- Uzak zamanların genç adamı, aziz misafirlerimiz hazır buradayken, bize marifetli tencereleri tanıtır mısınız?
- Derhal paşam!..
........................
Muhterem Osmanlılar, ateşi kısın, kısabildiğiniz kadar. Yanlış oldu, geldiğim çağda tüp kullanılırdı düzeltiyorum, odunları çekebildiğiniz kadar kenara çekiniz! On dakika içinde, kapağın kenarında hafif bir buharın çıktığını göreceksiniz, işte o zaman isterseniz tencerenin altını tamamen söndürebilirsiniz. Artı o kadarla bile yemek pişer. Elli yıl garantisi var, ta Cumhuriyet’e kadar!..”
Öğretmenim... Öğretmenim...
“?!”
“Öğretmenim, pencereyi açabilir miyim?”
“Yo, hayır, buharı kaçar! Affedersiniz, pencere mi?.. Tabii, tabi ki açabilirsiniz, bu ev sizin!..”
Öğretmenim, kâğıdını veren dışarı çıkabilir mi?..
Evet , Çocuklar, on dakikanız kaldı. Kâğıdı erken verip de dışarı çıkmak yok. İki dakika kala kalemleriniz bırakıp görüldü yapmadan kâğıtlarınızı sıra numarasıyla masaya bırakınız...
Fırsatçı, hey, sen, konuşma, alırım kâğıdını!..

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : sema    10.11.2007
Yorum : cok enteresan bir yazıydı.. okumaya ılk basladıgım da hepımızın yasadıgı bır sınav olarak dusundumm simdi ise mesaj yerıne ulastı..tesekkurler





 
YTYRAFLARIM (Tolstoy)... - Sayı 49
?ELYK-SAN FORMASYONU... - Sayı 45
HERKESE BİR YILDIZ... - Sayı 44
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7880222
 Bugün : 2608
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516165
 Bugün : 55
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 55
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim