Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     17770 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

EDEP
Kürsü Nizam

  Sayı: 55 - Ocak / Mart 2007

(Bu bölümdeki imzasız yazılar, İman ve İslâm Atlası’ndan alınmaktadır)
(Edep bahsine devam ediyoruz)

ÂDET
Bazı âdetlerimiz vardır ki, aslî ve hakiki mânâda İslâm'ı yansıttıkça güzelin ta kendisi, ona ters düştükçe de edebe aykırılığın tam misali...
Bunların kötülerinden birçoğunu "Hurâfe" bahsinde gösterdik. Şimdi bunlar dışında, temizlenip süpürülmesi icap eden kötülerle, derinleştirilmesi ve yenilenmesi gereken iyiler üzerinde durmalıyız.

Âdet, ruhî bir keyfiyet ve kıymet hükmünün cemiyette maya tutması, alışkanlık haline gelmesi ve zemin kurması demektir ve kendi başına boş sayılar gibi, hiçbir değer belirtmez, neyin ve ne yüzden âdetiyse ona göre hüküm kazanır, meydandan kaldırılır veya meydan yerinde âbideleştirilir. Bütün dinî ve ahlâkî edeplerin de mesnedi olur. O bir sirayet zeminidir ve bağlı olduğu, doğru, iyi ve güzel hükmüne göre fert ve cemiyette bir perçinlenme vâkıasıdır.

Cehalet devrinde kız çocuklarını diri diri gömen Arabın hali bir âdet ifadesi olduğu kadar, sünnetlerin ve onlara bağlı selim duygunun kurduğu manevî iklimler de âdetleşir, fakat her halde ve tek başına âdet âdettir diye müstakil bir huccet teşkil etmez. Hak kendi âdetlerini muhkem kabul edebileceği gibi bâtıl da aynı yola sapabilir. Bu bakımdan âdet mefhumunu boş bir resim çerçevesi olarak muhafaza etmek ve kötü bilineni levhadan kazıyıp iyi kabul edileni resmetmek ve âdetleştirmek lâzım gelir. Âdete sırf âdet diye esir olunamaz; hak diye bağlanılır.

Kaba softanın Kur'ân okurken rakkas gibi öne ve arkaya gidip gelmesi, koyu bir gaflet ve huzurdan uzaklık edası olarak ne (otomat) bir âdet zemini açıyorsa; inkâr yobazının öbür yobaza karşı istihkar tavrı da aynı murakabe ve muhasebeden mahrumluğu sebebiyle aynı alışkanlık esaretine ulaşır.
Âdet diye müstakil bir vâkıa yok, mükemmeli bütün müesseseleriyle kurmak ve âdetleştirmek var...

Gaipler âleminin nâmütenahi derin sükûtu karşısında, fertlerin, mazbut ve merkezî iman dairesi dışında, farkında olmadan icat ettikleri putlaştırma âdetleri... Nazar boncuğundan ölü toprağına, yıldızları hecelemekten türlü büyücü tavsiyelerine, üfürükçülük maskaralıklarından "Tezveren Sultan" ve "Pabucubüyük" masallarına kadar... Umumiyetle kadın ruhiyatınca körüklenen âdetler topyekûn bâtıl... Esrarın okyanusu bütün usulleriyle dinde ve ibâdette dalgalanırken bir fincanı doldurmaz kokmuş sudan imdat beklemek... Yani merkezden inhiraf etmek... Bütün bâtıl itikatlar ve âdetler manzumesini bu ölçüye vurabilirsiniz. Âdet zarftır ve mazruf taze kaldıkça âdet muhkemdir.

MUAŞERET EDEBİ
İnsanların birbirleriyle ülfet ve temaslarında tâbi olacakları usuller tablosu olarak İslâm'da bütün bir manzume...
Güler yüz, şefkat dolu göz, muhatabına kıymet verme tavrı, rahatsız etmekte çekinme dikkati, nefs murakabesi hali, söz ve hareketlerde inzibat, hüküm kesicilikte ve "dır-tır!"cılıktan uzaklık uslûbu, haktan yana heybet ve nefsten ötürü mahcubiyet ifadesi, her türlü arsızlık, hayasızlık, yırtıklık biçimine yabancı duruş, muaşeret edebimizin esaslarını teşkil eder.

Bir kapı üç kere çalınır.

Bir salonda en mütevazi köşeye oturmaya bakılır.

Sofrada tiksindirici her hareketten kaçınılır.

İkramlar zevkle kabul edilir.

Esnenmez, geğirilmez, gerinilmez, ayak ayak üstüne atılmaz.
Yemekte ağız şapırdatılmaz, açgözlülük hareketleri gösterilmez, tabakta yemek bırakılmaz, elle veya ekmekle dudak silinmez, sağ el boşken sol el kullanılmaz.

Kimsenin sözü ağzına tıkılmaz, "mânâsız sözün lüzumsuz cevabı" verilmez, başkasını yerici ve nefsini övücü mânâda tavırlar takınılmaz.
Dava asabiyetinde de, vecd ve aşkta da yapmacık hissini vermekten çekinilir ve sahteliğe düşmekten korkulur.
Anneye "öf" denilmez, babaya karşı gelinmez, masum çocuk dövülmez, hiç kimseye sövülmez, dehre lânet edilmez, bedduaya dil alıştırılmaz, hayvanlar incitilmez, övgüler benimsenmez.

Hediye verilir, hediye beklenmez, "kamçın yere düşecek olsa atından in de kendin al!" tenbihince zaruret dışı kimseden yardım dilenilmez. Yakınlara yük olunmaz.

Ciddiyet çöl olsa içinden çıkılmaz, malâyânîlik hazine olsa içine girilmez, "kuvvet ve kudret Allah'ın, acz ve fakr insanın" mânâsına bürünülür.
Dilenciye "Allah versin!" demek nahvet ve cinayet, dilenmek de zillet ve sefalet...
Cerre çıkan din tüccarı hoca ve kapıları hey'et halinde tutan ve iniltili besteleriyle yardım isteyen goygoycu rezalet ve İslâm ahlâkına ihanet tipi...
Dini tatbikat işlerinde vazife ve ücret alan kimsenin hali bildiğimiz "mevlidhân", iskatçı ve hatim indirici esnaf karakterine tam zıt, gözü tok ve karşılıksız vazife şiarına büründürülmeli, hiçbir pazarlık mevzuu olmamalı, mümkün mertebe hasbîliğe yaklaştırılmalı, hiç değilse ıstırabı çekilmeli...

Allah ve Resulü, sahabîler ve velîler anılırken kullanılan ihtiram tabirlerinin tekerlemecilik ve klişeciliğe kaçırılmamasına itina gösterilmeli...
Hâsılı, en sade ve temiz bir libas içinde, en halis ve tabî edalara bürülü, bütün Müslümanlara yardımcı ve fedakâr, cezb ve teshir edici bir ifade, başkalarına, hem nefsimize vermekle mükellef olduğumuz hesabın muaşeret edebini mihenklendirmeli... Muaşeret edebimizde, tatlılık, yumuşaklık, uysallık, tebliğden fazla telkin, cazibe ve teshir, maddede ve mânâda esas... Kalplere girme yolunu aramak ve bulmak... Bu da vazife...

SELÂM

Birçok farz, sünnet, mendup ve müstehap ve onlara bağlı selim duygu ve zevk melekelerinin renklendirdiği ve çizgilendirdiği "Edep" davasında esasî değerlerin başını "Selâm" tutar. Selâm müminlerin karşılıklı değiştirdikleri hüviyet kartı, birbirlerinde aradıkları iman parolası, selâmet ve teslimiyet işareti...

Selâm vermek sünnet, almaksa farz...

Aynen klişesiyle alınıp verilmesi gereken selâmı iki heceli aslî kelimesiyle söylemek de yeter.

Selâmın taşıdığı mânâ ve delâlet önünde "günaydın!" ve "merhaba!" çocuk oyuncağı... "Merhaba"dan nefsanî sevgi, "selâm"dan insanî birlik dileği tüter. "Günaydın" (bonjur) ve benzerlerinden tüten yalnız marsık...

Selâmı takip eden musâfaha, el sıkma veya öpme hareketlerinin İslâmî ölçüleri, malûm el sıkışlarından bambaşkadır. Sağ eller birbirleriyle karşılaştırılır, iki başparmak birbiri içinde yuvarlanıp, öbür parmaklar da  bilekleri kavrar. Bu vaziyet kopmaz ve çözülmez bir rabıtayı ihtar eder. Saadet Devri'nde mevcut olmayan el öpme ve alına götürme hareketi güzel olsa da mübalâğaya uğratılmaması ve ender insanlara, anaya babaya, büyük mürşitlere tahsisi lazım bir hareket...

Kadın elini öpmeye, hatta sıkmaya aklımız ermez.

"Temennah" dedikleri, eski nesillerin yerlere kadar eğilerek ve ellerini çeneye, gözlere ve alına götürerek yaptıkları, palyaçoluk...
Sağ elini kalp üzerine götürerek selâm, güzel, millî ve hususî bir şekle bağlanabilir.
Askerî selâm da ancak kapalı başla verilir ve milletlerarası bir teamül olduğu için makbul sayılır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7909701
 Bugün : 763
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516688
 Bugün : 14
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 60
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim