Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5686 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

K?mil Olanyn Hakky
Ali Erdal

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2005

İstense de istenmese de, kabul edilse de edilmese de İslâm; dünya gündeminin birinci maddesi… Hem de, bu madde görüşülmeden ikincisine geçilemeyecek aciliyette ve ehemmiyette… Çünkü, bütün değerlerini kaybeden, her şeyi birbirine karıştıran ve kaosa düşen İnsanlık; bir yüce değere muhtaç ve onu arıyor… O yüce değer de İslâm'dan başkası değil; zira onun dışında her şey eksik... İslâm öylesine tam, diğerleri o kadar eksik ki, herkes ve herşey eksiğini ondan tamamlıyor ve bunun için de onun kavramlarını kullanmak zorunda kalıyor.

İşte birkaç örnek…

Adı “Ata” soyadı “Türk” olan medyanın, kısa ömürlü sineklere benzeyen kahramanı (!), bir otel odasında ölü bulundu. Bunun üzerine annesi, herkesi güldüren bir cevahir yumurtladı: “Bu vatana benim de bir şehit vermem gerekiyordu”... Zavallı, ölen oğlunu yüceltme ve kendisini savunma sevdasına öylesine kaptırmış ki kendini, gülünç duruma düşürdüğünün ve hem o zamana kadar annelik görevlerini yapmadığının hem de böyle bir ifade kullanmaktaki hatasının farkında değil.

Bazı ölülerin; mesleğine ve ölüm sebebine bakılarak “basın şehidi”, “görev şehidi”, “demokrasi şehidi” gibi etiketlerle gömüldüğünü sık sık görüyoruz. Savaştan sağ dönen yabancı askerlerden de haberlerde “gazi” diye söz edildiği oluyor. Bir televizyon, Vietnam savaşına katılan Amerikan askerlerinin toplantısını, “Vietnam gazileri bir araya geldi” şeklinde vermişti… Pisi pisine ölüm ve sıradan ölüm ile üstün bir gaye uğruna ölümün ve kazadan kurtulanla, savaştan sağ dönenin farkını sadece İslâm ayırdediyor. Çünkü sadece o, uğruna hayat verilecek değerde... Bir İngiliz atasözü, “Uğruna can vermeye değecek değeri olmayanın, hayatının da değeri yoktur” diyor. Öyle bir hayatın değeri olmadığı gibi, uğruna ölünenin de değeri yok... Bu sebeple ölülerine ve dirilerine değer kazandırmak isteyenler, her şeyi birbirinden ayırdeden sistemin kavramlarına muhtaç... Farkında değiller ki, böyle yapmakla ne ölülerine, ne dirilerine değer kazandırıyorlar... Gayeleri ne olursa olsun böyle yapanlar, sadece İslâm’ın değerini pırıldatıyorlar...

Nazım Hikmet, “Kapital”e; hayranlığını ifade için “Hafız-ı Kapital olmak istiyorum.” demişti. Niye “Kapital’i ezberleyeceğim” veya “Kapital'in ezbercisi olacağım” demiyor. Diyemiyor… Dini, esastan reddeden bir ideoloji için vatanını terk ettiği halde, bir mübarek gecede Romanya’da camiye gitme ihtiyacı duyduğu gibi, bâtıl dâvasını ve dâvasına bağlılığını ifade için İslâm’ın kavramına sığınıyor... O da biliyor ki, “Hafız-ı Kur’ân” olunur ama, “Hafız-ı Kapital” olunmaz... Bir başka kitabın da hafızı olunmaz... Çünkü Kur’ân, hafızı olunacak kitaptır. Ama ne Kapital, ne bir başkası buna değmez... Nitekim, Nazım Hikmet bile, mistik bir lâf etmiş ama, şu anda hiçbir değeri kalmamış kitabı, istediği halde, ezberlememiş… Kur’ân-ı Kerîm dışında hiçbir kitap bu seviyeyi bulamadı, bulamayacak. Öyle söylemekle, kitabının değersizliğini ve Kur'ân'ın değerini ilân etti; o kadar...

Bir şeyi protesto için yemek yemeyeceklerini ilân edenler, eylemlerini yüceltmek için “oruç” ifadesine sığınır. Çünkü, filân şeyi şöyle şöyle yapmazsanız, aç duracağım dese hiçbir tesiri olmayacak… Yemezsen yeme, derler adama… Ne yapsın zavallı, hareketine bir yücelik katması lâzım… O da, sadece yemek yememekten ibaret olmayan ve yerine getirene dünyalardan üstün yücelikler kazandıran “oruç”tan başka ne olabilir?.. "Açlık grevi" demek de yetersiz. “Açlık orucu” tuttuğunu iddia eden, zannettiği gibi hareketini, “Açlık orucu” demekle “ibadet” seviyesine yükseltemez. Gayesi ne olursa olsun, sadece İslâm’ın bir değerini ilân etmiş olur; o kadar…

Efes’te medfun olduğu söylenen “Meryem Ana”yı ziyaret eden Hristiyanlar’ın “hacı” olduğununu yazar, kâğıt yığını gazeteler… İslâm’dan başka hiçbir inanışta hac yok. Şurayı burayı ziyaretle “hacı” olduklarını söyleyenlerin ve böylelerinin “hacı” olduğunu iddia edenlerin kendileri bile söylediğine inanmaz. Sadece inanışlarında böyle bir müessese olmadığını, haccın İslâm’ın özenilecek bir müessesi olduğunu belirtirler,o kadar...

Mucize!... Allah'ın peygamberlerine, peygamberliklerinin delili olarak bahşettiği kudret... Allah'ın izniyle, koyduğu kuralların dışına çıkabilme gücü... "Kul" olmalarına rağmen, emirler manzumesini bildirmekle görevlendirdiği seçkin insanlara (peygamber) verdiği imkân... Yalnız onlara mahsus... Ama bakıyorsunuz, mucize, aslının ve hakkının dışında da kullanılıyor. Rahatça, "Filân kişinin yaptıkları mucizedir" diyebiliyorlar... "Bir mucize oldu ve kazadan kurtuldu" diyebiliyorlar... Cahil müslümanların da dilinde... İslâm düşmanları bile kullanıyor... Kim ne derse desin, "olağan"ı aşmanın sistemi ve dolayısıyla da kavramı, sadece İslâm'da ve sadece peygamberlere mahsus... Bunu hakları ve hadleri olmadığı halde kullananlar, sadece İslâm'ın üstünlüğünü belirtmekle kalmıyorlar, kendi aczlerini de ilân ediyorlar... "Mucize", öylesine herkesi "acz"e düşürüyor ki, onun yerine şu dense bile denemiyor. Peygamberlik iddia edenlerin zavallılığını, tarih kaydediyor. "Tabiat ne harikalar yaratıyor" kabilinden bilerek veya bilmeyerek yarıtılmışlara tanrılık izafe edenlerin hem kendileri, hem "tanrıları" aşılarak, "aciz" bırakılarak gülünç duruma düşürülüyor. Mucize, peygamberlerin, bütün davalara karşı, meydan okuması...

Peki, aldıkları ve özendikleri ile eksiklerini tamamlayabilecekler midir? Asla!.. Eğer bir iman manzumesi eksiksiz ve tezatsız ise, yani kâmil ise ondan kırpıntı halinde bir şey alınamaz. Çünkü alınan, kâmil müessesenin bütünü içinde bir kıymettir. Dışında bir şey ifade etmez. Oradan alıp, başka bir yere monte etmekle, o değer kazanılamaz.

Tek yol, "Kâmil sisteme" teslim olmaktır. O zaman ancak iki cihanda selâmete erilir… Kâmil olanın hakkı, ya hep, ya hiçtir... Ya tamamına iman edersiniz, ya tamamını inkâr edersiniz...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : testi    07.12.2008
Yorum : yanlış mantığın insanı nasıl yanlışlara sürüklediğini göstermek için baştan sona yanlış, ibretlik bir yazı. Tebrikler yazarı Ali Erdal beyefendiye, bir insan bir yazıda bu an fazla bu kadar mantık yanlışı yapar ve bu kadar yanlış yazar.




Ekleyen : ali erdal    
Yorum : slm adaş beni tanıdın mı daha önce e mail atmıştım sana sonra sende bana cevap yazmıştın. O günden sonra e mail attıysdamda size ulaşamadım ama bende bu yola ulaşmayı uygun buldum. Neyse size gönderdiğim e mailde terşekkürlerimi bildirmiştim bana değer verdiğiniz ve sözlerimi iyi niyetle karşıladığınız için şimdi belki sıkıldınız sözlerimden ama ne yapayım. Sizden bir ricam olacaktı yazxarlık konusundfa sizden destek istiyorum düsncelerimi aktaracağım bir platform arıyorum. Hiçbir ücret talebinde bulunmuyorum sadece kendimi anlatmam gayem. şimdiden teşekür ederim.





 
Şimdi vaktidir!..... - Sayı 109
Muhteşem kadro... - Sayı 108
Hayal mi?... - Sayı 107
Büyük olmak mecburiyeti... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Sessiz çığlık
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9236383
 Bugün : 462
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540140
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 42
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim