Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2760 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara bakış
Av. Kadir Bayrak

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Geride bıraktığımız üç aylık süreçte ülke gündeminde öne çıkan önemli başlıklar yine Suriye'deki iç savaş ve bunun Türkiye'ye yansımaları ile artan terör olayları oldu.

Milletin “dindar cumhurbaşkanı” olarak görüp öyle muamele ettiği rahmetli Özal'ın naaşının yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında açılması ve adli tıp kurumuna götürülmesi, Ak Parti'nin üçüncü olağan kongresi ile Alex'in Fenerbahçe'den ayrılışı da hafızalarda kalan diğer başlıklardı…

 

İMTİHAN

Türk dış politikası Suriye üzerinden imtihan ediliyor.

Komşularla sıfır sorun anlayışı üzerine kurulan ve uzun bir dönem olumlu neticeler doğuran dış politika anlayışımız, Suriye'de patlak veren hadiseler sonrasında ciddi eleştirilere konu oldu.

28 Şubat darbesini araştırma komisyonunun daveti üzerine Meclis'te ifade vermek üzere sıraya giren medyamızın büyük aktörlerinin yazarlarına ve ana muhalefet partisine bakarsanız Suriye'de çamura batmak üzereyiz. Öyle midir, değil midir bir tarafa daha düne kadar millet dışında ve millete rağmen hemen bütün güç odaklarıyla beraber hareket eden, bugün de aynı düşüncede oldukları muhakkak olup fırsat bulamayan kalem sahiplerinin bu tavrı karşısında iki kere düşünmek gerekiyor.

Buna rağmen şu gerçeği de göz ardı edemeyiz; eleştiri yapmak kişi ve kurumların en doğal hakkı, yeter ki yapılan eleştiri doğruya kapı aralasın…

 

KIRMIZI ÇİZGİLER

Ak Parti iktidara geldiği günden itibaren hemen bütün sınır komşularımız ve bölgemizdeki diğer ülkelerle yakın ilişkiler kurmaya azamî gayret gösterdi. Soğuk savaş sonrası yeniden şekillenen milletler arası ilişkiler de buna imkân verdi. 10 yıllık süreçte bugüne kadar dış politikamızın kırmızı çizgileri olarak bilinen ve dayatılan pek çok anlayışın terk edildiğini birlikte gördük.

Ancak kardeşlik, akrabalık ve dindaşlık bağları üzerinden kurulabilecekken, sırf içerdeki irtica öcüsüne prim vermemek adına ötelenen İslâm ülkeleriyle ilişkiler bu dönemde tesis edildi.

Arkasındaki ormanı gizlemek adına gözlerimizin önüne iki kibrit çöpü halinde düşman diye konulan Yunanistan ve Bulgaristan'la esasında çözülemeyecek meselelerimiz olmadığını bu dönemde anladık.

Kadim ve büyük düşman Rusya'yla, tarihten gelen en eski düşman Çin'le de ticaret yapılabileceğini, vizelerin bile kaldırılabileceğini gördük.

Çok daha ileri seviyede teknolojiye ve silâh üretme kapasitesine sahip diğer ülkelerin İran'ın nükleer enerji programına karşı çıkıp bunu savaş sebebi saymalarına tavır koyup meselenin diplomatik yollardan çözülmesi gerektiğini dile getirdik.

Kapısında yarım asırdır beklediğimiz Avrupa Birliği'ne “almazsan alma, sen kaybedersin” tavrını sergileyebildik.

Hepsinden önemlisi “one minute” çıkışıyla ilk kez dış politikamız olması gereken yere doğru hamle yaptı. Bugün Suriye ve terör meselesiyle bu çıkışın bedeli ödetilmek istense de bu hesaplaşmanın kaçınılmaz olduğu, bir gün mutlaka olacağı gerçeğini de unutmamak gerekiyor…

 

SURİYE

Suriye meselesinde sözde müttefiklerimiz tarafından yalnız bırakıldığımız ve bütün yükü omuzladığımızda şüphe yok. 10 yıl gibi dış politika anlayışında çok kısa kabul edilen bir sürede yukarıda sayılanları yapmaya başlayan Türkiye'yi bu bölgede rahat bırakmayacaklarını tahmin etmek de zor değil. Bir zamanlar elinde cetvel Ortadoğu’yu şekillendiren Batılı devletlerin, yeniden güç kazanan Rusya'nın, dünyanın ikinci gücü olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Çin'in, bölgesinde söz sahibi olmak isteyen İran'ın olup biten karşısında köşesinde sessiz sedasız kalmasını ve bu toprakların kaderini Türklerin eline bırakmalarını beklemek hayalcilik olurdu.

Dış politikamızı idare edenlerin de bu gerçeği göz ardı ettiğini sanmıyoruz. Birleşmiş Milletlerin yapısına yönelik dış işleri bakanı ve başbakan tarafından getirilen ciddi eleştirileri de bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

 

TERÖR

Türkiye'nin bölgesinde aktif rol almaya başlamasıyla terör olaylarında bir artış da meydana geldi. Yakın zamanda art arda gelen şehit haberleri milleti derinden sarstı. Türkiye'nin almaya çalıştığı yeni pozisyondan rahatsız olan dış güçlerin bu işte parmağının olduğu ve terörü tetiklediği muhakkak. Ak Parti iktidarından başvurdukları türlü yöntemlerle kurtulamayan içerdeki şer güçlerin de artan terör olayları karşısında en iyimser tahminle ellerini ovuşturduklarını tahmin etmek zor değil.

Başta genelkurmay başkanı olmak üzere kuvvet komutanlarının sık sık terör olaylarının yaşandığı bölgeye gitmeleri, yürütülen operasyonları bizzat yönetmeleri, daha önceki tecrübelerde başarılı oldukları görülen polisin de mücadeleye aktif olarak dâhil edilmesi bundan sonraki süreçte terörle daha etkin mücadele edildiği ve edilmeye devam edileceğine dair kanaati kuvvetlendiriyor. Terörü destekleyen  çevrelerin tavır ve sözlerindeki endişeler de gözden kaçacak gibi değil.

 

KOMUTAN

Burada Genelkurmay başkanı için ayrı bir yer açmak gerekiyor. Jandarma Genel Komutanıyken o zamanki idarî kadronun hükümet politikalarına muhalefet eder tarzda istifaları üzerine kendisine genelkurmaylık başkanlığı yolu açılan Sayın Özel'in orduya hâkim olup olamayacağı merak konusuydu. Kısa sürede bu tip endişeleri gideren ve haleflerinin aksine sürekli sahaya inen, bizzat operasyon yöneten, denetlemeler yapan komutanımızın milletin teveccühünü kazandığı aşikâr. Akçakale'de şehit olan vatandaşlarımızın evine yaptığı taziye ziyareti ve orada okunan Kur'ân-ı Kerim'i dinleyip, duaya el açıp iştirak etmesi basına yansıdı. Milletin ordusuna olan inancını arttıran bu tip davranışlara çok uzun yıllardır hasret kaldığımızı kaydedelim.

 

ÖZAL

 “Adriyatik'ten Çin Seddi'ne” diyerek bu coğrafya üzerindeki gücümüze dikkat çekmiş, belki de Viyana bozgunundan beri ilk kez devletimizin önüne ciddi bir hedef koymuştu. Rahmetli boyuyla ters orantılı bir şekilde cesur, bir o kadar da zekiydi. Sovyet zulmünden kurtulup, gözümüzün içine bakan Türk cumhuriyetlerine ağabey edasıyla kucak açmıştı. Birinci Irak işgalinde Kuzey Irak'a girmeyi teklif edecek kadar uzak görüşlüydü. Belli ki bugün başımıza örülmeye çalışılan oyunları o günden görmüş bunun tedbirlerini almak istemişti. Bu amaç doğrultusunda çalıştığına başta Allah bütün millet şahittir. Etrafında kendisini anlayan, güvenilir bir kadro kuramadığı belki de kurdurulmadığı için muvaffak olamadı. Kaderin ne nazik tecellisidir ki ölümü bile Türk cumhuriyetlerine yapılan bir ziyaret sonrası gerçekleşmişti.

İşte şimdi şüpheli görülen o ölümü üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında rahmetlinin mezarı yeniden açıldı ve naaşı Adli Tıp Kurumu'na incelenmek üzere götürüldü. Ölümünün üzerinden 19 yıl geçmiş olması sebebiyle mezarda araştırmaya esas hiçbir materyal bulunamayacağını zannedenler, rahmetlinin naaşının hiç bozulmadığının öğrenilmesi üzerine hayal kırıklığına uğradılar. Adalet Bakanı mezarın açılması üzerine yaptığı açıklamada “Mezarda ne bulacaksınız diyorlardı. Ancak şunu belirteyim ki adli tıpçılar çok önemli veriler elde etti” derken, basında rahmetlinin mezarı gömüldükten bir gün sonra açılsaydı ancak bu halde olacağına dair açıklamalar yer aldı.

Bedeninin çürümemesi üzerine türlü ilmî izahlar yapılmış olsa da o ihtimalleri de bir yaratanın olduğu idrakiyle meseleye bakmak gerekiyor. Rahmetli kendisine suikast düzenlendiğinde “Allah'ın verdiği ömrü, O'nun isteğinden başka alacak yoktur, biz de O'na teslim olmuşuz” diyecek kadar inançlı, kader karşısında teslimiyetçiydi.

Rahmetlinin naaşının bozulmamasını biz, O'nun takdirine sığınmanın ve Müslüman Türk milletine yapılan samimi hizmetin nasıl karşılık bulduğunun bir delili olarak görüyor ve böyle anlıyoruz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Cennetmekân Hemşehrimiz I... - Sayı 91
Türk milleti... - Sayı 90
Müslüman, müslümanın kurd... - Sayı 89
Şeyh'im Edebâli... - Sayı 84
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimseye sözüm var
Kardelenin 15 Temmuz 2016 Bildirisi


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17492005
 Bugün : 4227
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833404
 Bugün : 282
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 143
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim