|
Güneş yeniden doğuyor Yaşar Akyay Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 Osmanlı, dünyanın geleceği hakkında söz sahibi olan koca bir çınar idi ve gölgesinde pek çok farklı milleti temel insanî haklarını koruyarak barındırmıştı. O dönem “Bu dünya bir padişah için büyük, iki padişah için küçüktür” diyen, bir mektupla Fransa’da ortaya çıkan bir oyunu 100 yıl iptal ettiren, İstanbul’u fethederek çağ açıp çağ kapatan hükümdarlarımız vardı.
Onların dert edindikleri bir dâvâları bir idealleri vardı. Onlar yemek için yaşamadılar, yaşamak için yediler. Onlar, kasalarını ve keselerini doldurmak ve şöhret sahibi olmak için ülkeler işgal etmediler. Onlar; Allah’ın isminin yüceltilmesi, yeryüzünde adâletin tesis edilmesi, insanlığa hak ve hakîkatin duyurulması için ülkeler fethettiler.
Zamanla her ölümlü gibi ve ilâhi kaderin hükmü gereği Osmanlı çınarının da dalları kırıldı ve gövdesi kesildi. Fakat kökü Anadolu’da bulunan çınar yeniden sürgün vermeye başladı. Belki bir süre yeterince güneş görüp yağmur alamadığı için dal budak salamadı, ama o kökten fışkıran filiz şimdi gelişmeye başladı ve “Türkiye Yüzyılı” rüyasını görüp hayalini kuruyor.
Her hayal, hayalcilik değildir. Eğer hayaller projeye, projeler plan ve programa, plan ve programlar eyleme dönüştürülürse kurulan hayaller ve görülen düşler gerçek olur. Eğer koca çınarın kökünden fışkırıp gelişen bu filizin hayalini bu ülkenin fertleri olarak bizler içselleştirebilirsek çınarın filizi yeniden dal budak salacak; mazlûmun iniltisi, mağdurun gözyaşı dinecek ve zâlime de haddi bildirilecektir.
Ülkemizin yeniden dünya dengesinde söz sahibi olması, insanlığa hakkın sesini duyurabilmesi ve yeryüzünde adâletin sağlanabilmesı için öncelikle bizim aramızdaki sun’î ihtilaflardan kurtulup, kardeşlik duygularını geliştirip, soydaşlarımız ve dindaşlarımızla kenetlenmemiz gerekmektedir. Bu konuda çekimser kalanlar; zâlimlerin, hainlerin ve insanlık düşmanlarının destekçisi durumuna düşüp altından kalkamayacakları büyük bir vebâle ortak olacaklardır.
Vücudumuzda oluşan herhangi bir yara, ağrı ve sancı uykumuzu kaçırdığı gibi dünyanın öbür ucundaki mazlûmun iniltisi, mağdurun gözyaşı bizim de uykumuzu kaçırmalı ve gereğini yapmak için bizi harekete geçirmelidir. Bu, bir bedenin tuğlaları, bir vücudun organları gibi olmanın gereği olup ihmal edilemeyecek bir sorumluluktur.
Bu hayalin gerçekleşmesi için milletimizin bütün fertlerine görev ve sorumluluk düşmektedir. Bunun için öncelikle kendimize çeki-düzen verip; dinimizle, dilimizle, tarihimizle ve milletimizle barışmamız, kimlik ve kişiliğimizi yeniden kuşanmamız ve özümüze dönmemiz gerekmektedir.
Bu özbakımı gerçekleştirdikten, yeniden kimlik ve kişiliğimizi kuşandıktan sonra ülkemizi kalkındırıp ileri devletler seviyesine yükseltmeliyiz. Bunun olabilmesi için de yüreğimize su serpen harp sanayiindeki gelişmeler gibi, günümüz teknolojinin temelini teşkil eden enerji, tarımdaki tohum, marketteki temizlik maddeleri, eczanedeki ilaçlarda da tamamen yerli ve millî olma hedefine ulaşabilmek için seferber olabilmeliyiz.
Gazze coğrafyadan silinmeye ve kardeşlerimiz yok edilmeye çalışılırken, Doğu Türkistan zulüm altında inlerken, siyonist İsrail “vadedilmiş topraklar” hayali ile kudurmuş bir canavar gibi etrafına saldırırken bizlerin şahsî menfaatlerimiz ve nefsanî hazlarımız peşinde takılıp kalmamız gafletin en karanlığı olur.
Ülkemizin kalkınmasını sağlamak, İslâm dünyasının makûs talihini değiştirmek, insanlığa huzur getirmek ve dünya kamuoyunda hak-hukuk ve adâleti tesis etmek için “Türkiye Yüzyılı” projesi hepimizin hayali ve rüyası olmalı, gece gündüz onu gerçekleştirmek için çalışmalı, çalışanlara moral ve destek vermeliyiz.
Derdimiz, dâvâmız, amacımız ve hedefimiz; hayallere takılıp kötü bir hayalci olarak kalmak değil, hayallerimizi ve rüyalarımızı projeye, projelerimizi plan ve programa, plan ve programlarımızı üretime dönüştürüp insanlığın hizmetine sunmak, Rabbimizin rızasını kazanmak olmalıdır.
Rabbim, ülkemizin “Türkiye Yüzyılı” hayalini gerçekleştirmede sorumluluk yüklenebilmeyi, bir ibâdet anlayışı ile sorumluluklarını yerine getirebilmeyi, insanlığa hak ve hakîkatin sesini duyurabilme bahtiyarlığını nasip eylesin.
|