Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     558 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Beslenmede sünnet ölçüsü
Yaşar Akyay

  Sayı: 127 -

İnsanları kulluk için yaratan, imtihan için dünyaya gönderen yüce Rabbimiz, vermiş olduğu akıl nimetiyle onu diğer varlıklardan üstün kılmış ve gönderdiği hayat modeli olan kutsal kitaplar ve rol-model olarak görevlendirilen peygamberler vasıtasıyla onlara varlıkların en şereflisi olabilme yolunu göstermiştir.

Hayat modelimiz olan Kur’ân-ı Kerimde: “Allah'ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır,” (Ahzab, 33/21) buyrulduğu gibi, Peygamber Efendimiz yeme-içme de dâhil hayatımızın her alanı için en güzel bir rol-modeldir. Eğer bir kimse hayatını Resulullahın örnek hayatı ile anlamlandırabilirse bütün hayatı ibadet niteliği kazanabilir.

Bu nedenle müslüman, meşru olan yemeyi-içmeyi bir türlü ibadet gibi görüp, nimetleri veren Allah’a şükretmeli, yiyip-içtiklerinin yapacağı ibadetlere, çalışmalarına ve düşündüklerine etki edeceğini bilerek yiyip-içmelidir. Sadece midesini ve şehvetini düşünüp, başka gaye gütmemek, iştah ve arzularının kölesi olmak olgun bir müslümana yaraşmaz.

Atalarımızın dediği gibi, yemek için yaşamayıp, yaşamak için yemeliyiz. Ayrıca canımızın her çektiğini yiyip-içmenin israf olduğunu (İbn-i Mace, Et’ıme, 51) bilip, temel beslenme dışındaki canının istediği şeyleri yiyip-içmeyerek, İstanbul’da halen ibadete açık olan “sanki yedim camiini” yaptıran zatın bu konudaki hassasiyetini ve hayırseverliğini unutmamalıyız.

Sağlıklı yaşam insanın yedikleri, içtikleri ve giydikleri ile doğrudan alakalıdır. Beslenmede yenilen gıdaların helâl ve temiz olması kadar (Bakara, 2/168; Maide, 5/88), niçin ve nasıl yenildiği de önemlidir. Bu nedenle Peygamber Efendimizin sünnetine uygun olan beslenme tarzının neler olduğunu bir parça anlamaya çalışalım.

Yemeğe başlamadan önce ellerimizi yıkayıp (Tırmizî, Et’ıme, 39) yemeğe besmeleyle başlayıp, sağ elimizle ve önümüzden yemeli, (Buhari, Et’ıme, 2,3) yemeğe önce büyükler başlamalı (Müslim, Eşribe, 102), acıkmadan sofraya oturmayıp, doymadan kalkmalıdır. (Halebi, III, 299)

Midemizi üçe ayırıp, üçte birini yemekle, üçte birini su ile, üçte birini hava ile doldurmalı, yani üçte birini boş bırakmalı, (Tırmizî, Zühd, 47) lokmalarımızı çiğnemeden yutmayıp, ağzımız dolu iken konuşmamalı, yemeği sıcakken yemeyip, yemeğe üflememeli, yemeğin bereketinin nerede olduğu bilinemeyeceğinden tabakta yemek bırakmamalıdır. (Müslim, Eşribe, 36)

Bir kişi, arzu etmediği yemeği yemeyip, arzu ettiği yemeği yemeli, ama yemekte kusur aramamalı, (Buhari, Menakıp, 23) yemeğin sonunda “Bizi yedirip, içiren ve müslüman kılan Allah’a hamdolsun” (Ebu Davud, Et’ıme, 52) diyerek Allaha şükretmeli, yemek ikram edene meleklerin dua ettiği gibi, (Ebu Davud, Et’ıme, 54) aynı şekilde biz de dua ederek yemek ikram eden o kişiyi manen mükafatlandırmalıyız. (Ebu Davud, 30)

Yemeğin suyunu fazla koyup, komşulara da ikram etmeli, (Tırmizî, Et’ıme, 30) yemeğin en kötüsünün fakirlerin çağrılmadığı yemek olduğunu, (Buhari, Nikah, 73) dualarımızın ve ibadetlerimizin makbul olması için yediğimiz, içtiğimiz ve giydiğimiz helâl olması gerektiğini, haram yiyeceklerin ve içeceklerin bulunduğu sofraya oturmayıp, (Tırmizî, Edeb, 43) altın ve gümüş kaptan yememeli, (Buhari, Et’ıme, 29) toplum içerisine çıkacak isek, soğan, sarımsak ve pırasa gibi kokusu başkalarını rahatsız edecek yiyeceklerden uzak durmalıyız. (Müslim, Mesacid, 72)

Su içtiğimiz zaman ise, içi görülmeyen kaplardan su içilmemeli, (Buhari, Eşribe, 23) besmele ile ve üç nefeste içilmeli, sonunda elhamdülillah denilmeli, (Buhari, Eşribe, 26) su içilen kaba üflenmemeli, (Tırmizî, Eşribe, 15) mümkün mertebe oturarak içilmeli (Müslim, Eşribe, 113) ve yapılan ikrama sağdan başlamalıdır. (Buhari, Eşribe, 19)

Mukavkıs, Peygamberimizin İslâmı tebliğ amacıyla kendisine gönderdiği mektubuna karşılık olarak ona hediyeler ve bir de doktor gönderir. Bir buçuk sene Medine’de kalan doktora hiç kimse gelmez. Bir gün doktor Resullahın (asm) huzuruna çıkıp: “Ya Muhammed, ben bir buçuk yıldır buradayım. Efendim beni sizin hastalarınızı tedavi etmem için gönderdi. Ama bugüne kadar hiç kimse ‘ben hastayım diyerek bana gelmedi…’ doğrusu ben de sizin aranızda hasta göremiyorum. Eğer müsaade ederseniz ben memleketime döneyim, çünkü benim orada çok hastalarım var” deyince,

Peygamberimiz (asm) doktora: “Burada istediğin kadar kalabilirsin. Varlığın bize ağır gelmez. Hasta olmaya gelince ben ve arkadaşlarım hasta olmayız, çünkü biz acıkmadan yemek yemeyiz. Yemek yediğimizde de sofradan doymadan kalkarız ve hacamat yaptırırız,” diyerek cevap verir. (Can Boğazdan Çıkar M. Ali Bulut, Hayat Yayınları, İstanbul, 2012) Yaşanmış olan bu olay, yeme-içme ile ilgili Peygamberimizin sünnetinin insan sağlığı açısından ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir.

Unutmayalım ki, yüce Rabbimizin bizlere rol-model olarak görevlendirdiği kutlu elçinin bu ve benzeri uygulamalarında beden ve ruh sağlığımız ile toplumsal huzur ve güven açısından pek çok faydalar ve hikmetler vardır. Rabbim bizlere her alanda olduğu gibi, beslenme hususunda da Peygamberimizin sünnetine tabi olup, iki cihan saadetine erebilme bahtiyarlığını nasip eylesin.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ekonomi ve helâl bilinci... - Sayı 128
Beslenmede sünnet ölçüsü... - Sayı 127
Hakkın hâdimleri ve bâtıl... - Sayı 126
Çocuk, sevginin ürünü...... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Yanlıştan geçmek yanlışa düşmeden


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17206531
 Bugün : 2207
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 779829
 Bugün : 320
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 344
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim