Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2381 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Muhasebe
Av. Kadir Bayrak

  Sayı: 83 - Ocak / Mart 2015

TESPİTLER
 
17-25 Aralık 2013 tarihli operasyonlarla ilgili olarak, bundan bir sene önce yayınlanan 79. sayımızda bazı tespitlere yer vermiş ve son paragrafta bir neticeye ulaşmıştık:
 
"Tarihî sürece az çok vakıf olan herkes, 2014 yılında mahallî seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidecek Türkiye’de bir şeylerin olacağını tahmin ediyordu. Önceki seçim dönemlerine damgasını vuran ve millî iradeyi istediği gibi şekillendirmeyi amaçlayan kaset furyasının yeniden gündeme geleceğini tahmin edenler, tahminlerinde yanıldılar. Bu kez farklı bir yöntem seçilmişti; hükümeti yolsuzluk üzerinden zayıflatmak, hattâ mümkün olursa bu yoldan yıkmak...
 
Belli ki iktidar partisi, yolsuzluklar yönünden ilk günden itibaren içinden ve dışından mercek altına alınmış ve bütün günahları bir gün kullanılmak üzere arşivlenmişti. Merkezde ve mahalde görev alan ve parti adına iktidar gücünü kullanan bir kısım seçilmişlerin de, bu arşivcilerin ekmeğine yağ sürdüğü, onlara istedikleri imkânı sunduğu da su götürmez bir gerçek olarak ortaya çıktı.
 
(...)
 
Farklı bir yöntemle de olsa bir kez daha millî iradeye müdahale edilmiştir. Yolsuzluk gibi kimsenin karşı çıkması mümkün olmayan hassas bir mevzuu üzerinden, siyasî tercihler şekillendirilmek istenmiştir. Yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmesi, varsa yapanların en ağır şekilde cezalandırılması elbette gerekir. Ancak televizyon kanalları, internet siteleri, sosyal medya ve gazetelerle birlikte yapılıyor görüntüsü veren soruşturmalarla, kamuoyuna, hükümetin ve içinden çıktığı iktidar partisinin tamamının yolsuzluklara bulaştığı kanaati verilmek istenmiştir. Bu, en hafif tabirle milletin zekâsına hakaret etme, iradesine ipotek koyma gayretidir..."
 
30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahallî seçimlerden sonra yayınlanan 80. sayımızda da tespitlerimize devam ettik:
 
"(...)
 
Millet, 17 Aralık tarihinde uygulamaya konulan senaryo sonrası, kendisini bir tercih yapmak mecburiyetinde hissetmiş ve tercihini hataları, kusurları, yanlışları olmakla birlikte kendi içinden çıkan iktidar partisinden yana kullanmıştır. Bu tercihiyle millet, bugüne kadar takip ettiği çizgiye uygun hareket etmiş ve iradesine sahip çıkmıştır. Aslında 30 Mart’ta bir partiyi değil kendi iradesini tercih etmiştir.
 
İktidar partisi, seçim sonuçlarını böyle okumalıdır. Eğer aldığı oyu, benim yaptığım her şey toplumda kabul görüyor şeklinde yorumlarsa yanılır ve belki bugün değil ama bir gün kaybeder.
 
Millet, 17 Aralık tarihinden sonra ortaya saçılan ses kayıtlarını, yolsuzluk iddialarını sürecin hassasiyeti sebebiyle görmezden gelmiş olabilir. Ama bu, olan bitenin farkında olmadığı anlamına gelmez.
 
Şimdi iktidar partisine düşen bu iddiaları tek tek ele alıp, aslı varsa sorumlusunu en ağır şekilde cezalandırmak, aslı astarı yoksa da bunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kamuoyuna anlatmaktır."
 
NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK!
 
Bugün gelinen noktada, iktidar partisi, kendisine idaresi emanet edilen devletin, geleneğine uygun hareket ederek ve refleks bir tepkiyle devletini; kendi eliyle sürüklediği uçurumun kıyısından kurtarmayı bilmiş ancak aynı cevvalliği, aynı hassasiyeti üzerine sıçrayan pislikleri temizlemekte gösterememiştir.
 
İktidar partisinin, devleti, uçurumun kıyısına kendi eliyle sürüklediği, "ne istediniz de vermedik!" klişesiyle, başka bir izaha gerek bırakmayacak kadar açıktır. Devlet içinde, özellikle emniyette, yargıda, orduda, bürokraside bu denli kadrolaşabilen ve kadrolaştığı ölçüde kendisinden başkasına hayat hakkı vermeyen –paralel, üçgen her ne isimle anılırsa anılsın– bir yapının, vicdan sahibi herkes takdir eder ki gökten zembille inmesi muhaldir. Arkasına devlet gücünü almayan hiçbir yapı günün birinde devleti ele geçirme cesaretini kendinde bulamaz. Mademki iş bu noktaya gelmiştir, kendisinde bu cüreti bulan kadrolar kadar onlara bu cesareti, imkânı verenin de sorgulanması gerekir. Biz safmışız, bizi de kandırdılar, alnı secdeliler ihanet etmez zannettik, meğer ne hainlermiş demek kendisine devlet idaresi emanet edilenlerin arkasına sığınabileceği mazeretler olamaz.
 
YA KUL HAKKI!..
 
Devlet gücünün, milletin seçtiği iktidardan, iplerinin nereye bağlı olduğu belli olmayan (!) kukla bir yapının eline geçtiği bu netameli zaman diliminde uğranılan haksızların da –ucu nereye varacaksa varsın– hesabının sorulması gerekir. Bu işin sadece siyasî mesuliyetinin olacağını zannetmek, sandıkla, seçimle her şeyin hesabının verileceğini iddia etmek ve/veya kamuoyuna böyle bir intiba vermek, inanan, inandığını iddia edenler için ne acıdır. Zulüm ile abad olunamayacağına göre, adil olmayan mahkeme kararları ile mahkûm olanların uğradıkları zulmü, mensuplarına peşkeş çekilen sınav soruları sebebiyle hakları gasbedilen sayısı tahminlerin çok üzerinde millet evlâdının ahını nasıl izah edeceğiz, hesabını nasıl vereceğiz. Siyasî sorumluluğun ötesinde bu işin bir de kul hakkı yönü vardır ki asıl endişe edilmesi gereken işin bu boyutudur.
 
ACABA...
 
İktidar partisi, 17-25 Aralık operasyonlarında ismi sıkça geçen dört bakanına görevden el çektirmiş ama hâkimiyeti ele aldıktan sonra meclis bünyesinde kurulan komisyon vasıtasıyla eski bakanlarını korumuş ve Yüce Divan’a göndermeyi uygun bulmamıştır. Yüce Divan’da yapılacak yargılamanın adil olmayacağı zira divanı teşkil eden üyelerin üzerinde de kukla yapının etkisi olduğu iddiaları bir yana, dünyanın her yerinde iktidar olan her parti aynı şekilde hareket ederdi. Ama bu gerçek bile vicdanları tatmin etmedi. Keşke iktidar partisi, genel başkanı ve başbakanın dile getirdiği yanlış yapan kardeşimiz bile olsa kolunu keseriz anlayışını millete bu vesileyle izah edebilseydi. İktidar partisi şunu söyleyebilseydi acaba millet nazarında nasıl karşılanırdı; karşımızda öyle bir yapı var ki milletvekillerimizin yatak odalarına girip en mahrem anlarını kayıt altına almış, başbakanımızın çalışma odasına varıncaya kadar devletin en üst makamlarına böcek yerleştirmiş, en üst ve en gizli devlet toplantılarını bile dinlemiş, oraya buraya servis etmiş, MİT operasyonlarına müdahale etmiş. Şimdi bu kukla yapı, bu kadar dinlemeden, bu kadar casusluktan sonra bula bula dört arkadaşımızın açığını tespit etmiş. 10 milyonun üstünde üyesi, 20 milyonun üzerinde seçmeni olan bir siyasî partide çürük yumurtalar elbette olur. Biz iddialarda ismi geçen arkadaşlarımızın iddia edildiği üzere bir kabahatleri olmadığını biliyoruz ama varsın bu işi adalet halletsin...
 
İktidar partisinin bugün her şeyden, herkesten, her zamandan çok muhasebe yapmak, kendini hesaba çekmek mecburiyeti vardır. Zaman, mekân ve dayandığı temel ona bu mecburiyeti yüklüyor.
 
SON SÖZ...
 
Hangi yapıya, cemaate, hizmete, anlayışa mensup olursa olsun ölmeden önce nefsini hesaba çekme emrine, kendisini muhatap gören her inanan yukarıda değindiğimiz nefs muhasebesini yapmakla mükelleftir. İktidar partisini yapılanlara göz yumma, zemin hazırlama, imkân verme yönünden eleştirirken, ortalığa saçılan bunca iddianın faillerine, zamanından, sağlığından, parasından, ailesinden, hayatından fedakârlık ederek, bilerek veya bilmeyerek destek olanların kendilerini bu muhasebeden muaf tutmaları düşünülemez.
 
Mızrağın çuvala sığmadığı bu minvalde, büyük sahabe, adaletin yürüyen timsali Hz. Ömer’in (ra), kendisine münafıkların listesi emanet edilen Ebu Huzeyfe’ye (ra) katılmadığı bir cenaze namazı sonrası sorduğu soru ortadayken; liderini, efendisini, cemaatini hâşâ günah işlemez, hata yapmaz, masum kabul etmek nasıl izah edilecek.
 
İlmin kapısı Hz. Ali’nin (ra) ahiret yoktur diyen kâfire, eğer sizin dedikleriniz doğru ise benim bir zararım olmaz ama benim dediğim ve inandıklarım doğru ise siz çok zarar edersiniz ölçüsünü bu hususta hayata hâkim kılmasını ve milletimizi doğrudan ayırmamasını Allah’tan çokça dileyelim...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Hidayet Diler    13.03.2015
Yorum : Tesbitler çok doğru .Allah razı olsun. Allah milletimizi fitne ve tefrikadan korusun. Allaha hesap vereceğini bilen ve dünyada da yaptıklarının hesabını Milletine vermekten gocunmayan yöneticiler nasib etsin.





 
Cennetmekân Hemşehrimiz I... - Sayı 91
Türk milleti... - Sayı 90
Müslüman, müslümanın kurd... - Sayı 89
Şeyh'im Edebâli... - Sayı 84
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimseye sözüm var
Kardelenin 15 Temmuz 2016 Bildirisi


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17492001
 Bugün : 4224
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833404
 Bugün : 282
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 143
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim