Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1219 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Mizah
Ali Erdal

  Sayı: 113 -

90’ların ilk yıllarında, meslek içi eğitim cümlesinden bir seminerde konuşmacıyım… Ders Türkçe, muhataplarım meslektaşlarım, öğretmenler. Dopdolu sınıfta biri var ki, her sözüme oturduğu yerden, bazan mırıltıyla, bazan etrafının duyacağı şekilde, bazan da yüksek sesle esprilerle cevap yetiştiriyor. Basit ve kaba espriler… Maksat dersi sulandırmak ve muhtemel tesiri kırmak. Dilin kendi kanunları muvacehesinde geliştirilebileceğini ve dilde devrim olmayacağını, olamayacağını, böyle bir işe kalkışmanın Donkişotluk olduğunu, hattâ yerine göre bunun ihanet olacağını söyleyince iyice kantarın topuzunu kaçırdı. Kaba ve müstehcen esprilerle etrafını güldürüyor. Öyle oldu ki, hoca niye buna haddini bildirmiyor kanaati hâkim oldu sınıfa.

İlkin, hoşnut olmadığımı ihsas ettiren hafif bir tebessümle; ardından kırgın ve kızgın bir bakışla ikaz ettim. Ve memnun olmadığımı açıkça gösterdim, dille de ifade ettim. Söz ve espriyi israf ettiğini sert bir sesle söyledim. Anlayacak gibi değil, üstelik nezaketimi aczime vermiş olmalı ki, şirretliğini arttırdı. Ders yarı oluyor… Çok harika bir espri patlattığını zannettiği bir çıkışı üzerine, sınıfta gezinirken yanına gittim. Sırasının üzerine, dikkat et mânâsına birkaç kere tıklattım. Yerime geçtim. Zavallı hoca, doğrudan müdahale etmekten âciz, sessiz sedasız tehdit ediyor. Yalvarıyor da denebilir. Otoriteye başkaldıracak cesaret, her yerde gizli ve açık taraftar bulabilmiştir. Onu topluluk önünde mahcup etmek istemeyişimi anlayıp susmak yerine, herkesi hayran edecek zeki istihzalarının dozunu arttırıyor. Bazı arkadaşlarının işaretle sus demesi ona daha da gayret veriyor. Hafif rüzgârlar, yangını arttırırmış.

Dersler üst üste iki saat, arada onbeş dakikalık teneffüs. İlk dersin sonuna doğru, hocayı mat edecek bir çıkış yapmak üzere. Aslan parçası, hocayı belki bir şeylere düşmanlıkla da itham edip ikinci derse gelemez hale getirecek. Yerimden kalktım, ona doğru yürüyorum. Düello başlıyor mu? Bütün sesler kesildi, mizah ustası ve espri dehası da durakladı. Yanına vardım, önüne dikildim, o da gayriihtiyari ayağa kalktı… Göz gözeyiz. Öfkemi anlayıp özür dilese keşke. O sırada zil çaldı. Kimsede dışarı çıkmak için hareket yok. Heyecanlı maç, canlı yayın; tekrarı da yok… Sen misin, beni ikinci derse gelemeyecek hale getirecek! Artık haddini bildirmemek meslek haysiyetine dokunur. Gözlerinin içine bakarak yüksek sesle dedim ki:

–İkinci derse gelince, iki cümle söyleyeceğim… Birincisine memnun olacaksın ve ben neymişim be âbi diyeceksin… İkinci cümleyi söyleyince… Kendinde yerinden kalkacak hal bulamaycaksın!

Düelloyu kabul etmekle kalmamış, ilk hamleyi de yapmıştım.

İkinci derse girince herkes pür dikkat ayakta… O bile… Maç heyecanını bilirsiniz.

–Buyurun…

Herkes oturdu, merakla bakıyorlar. Yerime oturunca ona bakan gözler, bana çevrildi:

–Bir yazarımız diyor ki: “Espri, zekânın hakkıdır. Öyle lütfen verilmiş bir atıfet değil… Espri zekânın tabiî hakkıdır; ancak zeki olanlar espri yapar, yapabilir yani meselenin can alıcı noktasını görebilir ve gösterebilir…

Meslektaşım etrafına bakındı, sözlerimin nasıl yorumlandığını görüp, ne yapacağını kararlaştıracak… Kimsede yorum yok, herkeste sadece merak... Kırpıştırarak kısık gözlerle bana bakıyor… Sınıfa döndüm, kahramanı işaret ederek:

–Bakın, söyleyeceğim ikinci cümlenin sadmesini şimdiden, daha söylemeden hissetti, bu sebeple bu güzelim övgüye sevinemedi.

Açık ve gizli gülüşmeler… Sınıfı yanıma almıştım. Espri dehasına döndüm:

–Yazarımız sözüne devamla diyor ki: “Espri, yemeğin tuzu biberi gibidir, azı tat verir; dozunu ayarlayamamak, haddinden fazla kullanmak yemeği yenmez hale getirir. İslâm büyüğü de diyor ki, bir şey haddini aştı mı, zıddına döner. Tuz ve biber, kaşık kaşık yenmez, kaşık kaşık yemeye kalkmak ahmaklıktır.”

Üç beş saniye öyle kalakaldı. Sonra sınıftan çıkıp gitti. 

● 

Okullarda fabl (insan dışındaki varlıkları, insan gibi davrandırma ve konuşturma sanatı) örneği olarak okuma kitaplarında yer alan karga ile tilki fıkrasını herkes bilir. Derste onu işliyoruz. Bu türün aslının bizde olduğunu örneklerle ifade ettik. Bir öğrenci ısrarla fıkra anlatmak istiyor. Anlat… Sınıfın önüne çıkıp anlatmalıymış… Peki… Meydan yerine çıktı:

–Bir karga varmış. Bir gün bir parça peynir bulmuş ve bir ağacın dalına konmuş… Âfiyetle yiyecek…

Ne yapıyor bu… Az önce ders olarak işlenen fıkrayı anlatıyor… Bizi aptal yerine mi koyuyor. Sadece sen mi anladın fıkrayı? Sınıftan hafiften protesto sesleri gelmeye başladı… Fıkracıbaşı, mırıltılara aldırmıyor:

–Öteden bir tilki çıkagelmiş… Ne kadar kurnazdır, bilirsiniz… Kargaya dil dökmeye başlamış… Tüylerin şöyle parlak ve güzel, … Gözlerin şöyle, gagan böyle… Eminim sesin de bülbülleri kıskandıracak güzelliktedir…

Sınıftan protestolar yükselecek fakat öğretmen bakışlarıyla onları susturuyor. O, hiçbir şeye aldırmadan anlatıyor…

–Güzelliğini görüyoruz, mutlaka çok harika olan sesinden ne yazık ki mahrumuz.

Bir insan, herkesin bildiği bir fıkrayı ilk defa icat ediliyormuş gibi bu kadar şevkle nasıl anlatır… Fıkracıbaşı bir an durdu… Sınıfı süzdü… Herkes bir fevkalâdelik olacağını hissediyor. Kimsenin duymasını istemediği bir sır söyler gibi sesini yavaşlattı, tane tane:

–O zaman karga ağzındaki peyniri bir dala sıkıştırıp emniyete aldıktan sonra demiş ki… İki sahte övgüye aldanmak ancak (Lafonten)in masalında olur… Ve tilkinin şaşkın bakışları karşısında peyniri sıkıştırdığı yerden alıp yemiiiş…

Bir anlık şaşkınlığın ardından sınıftan bir alkış koptu. Alkış bitince fıkrayı anlatan öğretmene döndü:

–Bizden örnek diyorsunuz ya hocam; bu fıkrayı ben icat ettim… 

● 

Nasrettin Hoca soruyor:

–Topraklarımız verimli mi?

–Eveeet!

–Yeraltı zenginliklerine sahip miyiz?

–Eveeet!

–İklim güzel, sular bol, deniz imkânları geniş, coğrafya harika mı?

–Eveeet!

–Öyleyse niye büyük ve kudretli olmuyoruz? 

Mizah!.. Hakkı hakikati, en can alıcı yerinden ele alıp ifade eden fikirci; doğru, yanlış, iyi, kötü, güzel ve çirkini, şıp diye ayırdeden mihenk taşı; sözü, tebessümle sona erdiren neşter; bir ucu edep ve zarafet, diğer ucu kabalık ve iğrençlik olan sopa...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17188795
 Bugün : 4292
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778119
 Bugün : 137
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 209
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim