Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     816 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Mizah Ciddî Bir İştir!
Altan Atan

  Sayı: 113 -

Evet, mizah ciddî bir iştir ve bu işin şakası yoktur. Kitabını yazabilirsiniz; ama yapamayabilirsiniz. Ciddiyet, asık yüzlü, kem sözlü olmak değil; ancak samimi olmaktır. Şakanın amacı da insanları güldürmektir. Kısaca mizah sevgiden sonra en kolay ve hoş gelen anlam aktarımıdır.

Hoş geldiniz, umarım hoş gidersiniz…

Mizah her şeyden önce bir edebiyat türüdür. Onun da kaynağı evrensel ahlâktır. Bu eksende insan ve millet karakterlerine göre şekillenir. Bu açıdan bir karakter yansımasıdır. Diğer açıdan çaresizlik sonucu da ortaya çıkar. Samimiyetin olmadığı ortamlarda son çaredir. Ancak genel olarak anlaşılması zor olan ağır konuları veya anlamazdan gelinen haksızlıkları diğer sanat dalları gibi kolaylıkla ortaya koyar. Yine açık olmanın kırıcı olma ve edep dışına çıkma risklerine karşı koruyucudur. Ahlâklı bir insan onun kurallarını iyi bilir ve iyi kullanır bu da mizahı bir sanat dalı yapar.

Elbet zekâ ve akıl işidir. Sadece zekâ kontrolsüz bir güç. Susmak da yerine göre bir mizah.

Bir olayı, kavramı ve bir insanı olduğu gibi görebilmek ve anlayabilmek çok zordur. Bu nedenle Mevlâna, “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” diyerek insanların işlerini kolaylaştırmak gerektiğine işaret etmiş. Yoksa Allah her şeyi bilir!

Uzun yıllar öncesinde yaşamış/yaşanmış olması bir yana, bugün yaşanan veya yaşamış birisini bile anlayıp tanımlayabilmek çok zordur. İşte mizah bu zorluğu kolaylaştıran önemli ve ciddî bir araçtır. Bu mümkün değilse susmaktır gerek olan.

Metafor denen benzetmeler mizah olabilir mi? Neden olmasın? Onlar, daha kolay anlaşılacak ifade ve konularla anlaşılması zor konuları açıklamaya çalışmak, soyutları somuta indirgemek demektir ve mizah da bunu yapar zaten. Ciddî bir iş olduğu için de her işte olduğu gibi elbet liyakat gerektirir, şakası da yoktur. Yazılı olmayan kuralları vardır çünkü süregelen ve giden hayatın içinde durumlara göre yapılan ve hele ki anlık-zamanında yapılan/yapılması gereken mizah, bir “kurallar-nedenler- nasıllar” kitabına bakılarak yapılmaz. Ürünlerin her biri köklü bir ağacın meyvelerinden birisi gibidir. Bu insanlık ağacıdır ve her ürünü faydalı olmayabilir hatta zehirli de olabilir. Yerli yersiz ve dikkatsizce yenmez. Kaynağını bilmediğin ve samimiyetle verilmeyen hiçbir şeyi yememelisin.

Mizah aynı zamanda, sürekli kullanılmayan veya kullanılmaması gereken bir iletişim türüdür. Bir amacı vardır; iletim ortamı, alıcısı ve geri bildirimleriyle bir döngü oluşturarak sonuçta bir anlaşma sağlamayı hedefler. Bu bilimsel kalıba uymayan söz ve davranışlar mizah olamaz. Ancak kişisel tatmin ve art niyetini dışa vurum şekli olabilir. Anlayış kıtlığında, anlamak istenmediğinde, zaman darlığında, zor zamanlarda, ortamın rahatlaması gerektiğinde, işlerin kolaylaşması için zorlu konu ve durumların anlaşılmasını, aktarılmasını sağlayan ve ancak böyle ihtiyaçlar gereği kullanılarak psikolojik denge sağlayan bir ilâç gibidir. Bir ilâcı şifa ya da zehir yapanlar ise kullanım zamanı, tazeliği, kullanım süresi ve dozudur.

Ayrıca, kendisiyle ilgili mizah yapabilenlerin ruhen sağlıklı olduğu söylenir. Bu cesur davranışın aslı her şeyi olduğu gibi görüp kabullenmiş olmaktır. Yoksa insanları en az risk alarak kendi üstünden güldürmek değil, bu şakanın amacıdır. Bunun en çirkini de başkalarını bu yönde araç olarak kullanmaktır. Evet, mizah cesaret ister, gerçekler insana cesaret verir, cesaret de öncelikle “her şeyi olduğu gibi görüp kabullenmektir”. İşte bu olguyu yani “doğru ve tam görerek anlayıp kabullenebilmeyi” başkalarına aktarmanın belki de en iyi yollarından biridir mizah.

Meselâ, “din nasihattir” diye başkalarına yerli yersiz sürekli öğütler verdiği için itici ve sevilmez olan birisi eğer mizahı kullanmış olsa hiç olmazsa hoş gelen birisi olabilirdi. Hoş geldiği gibi hoş da gitmek istiyorsa bu sözdeki nasihatin anlamını doğruca bilmesi gerekir çünkü nasihatin buradaki anlamı samimiyet demektir. Din samimiyettir ve samimiyet de bir cesarettir ve o da her şeyi olduğu gibi görebilmek ve kabullenebilmektir.

Anadolu’da Müslümanlığın ve Türklüğün maya tutmaya başladığı zamanların yıldızlarından biridir Nasreddin Hoca; tıpkı Hacı Bektaş Velî, Mevlâna, Yunus Emre, Somuncu Baba, Hacı Bayram Velî ve diğer bilinen, çok bilinmeyen yıldızlar gibi… Her biri farklı bir iletişim modeli ile aynı amaçla farklı dünyalara hitap etmiştir. Her biri birer kitaptır okunması gereken. Gerek aralarındaki etkileşimler gerek disiplinler arası ortak üretimlerle oluşan Anadolu İrfanı bu zengin çeşitliliğin bir kıvamıdır. Ancak okuma ve yazmayı unuttuğumuz için güncel anlamları anlayamıyor ve onları yaşayarak veya ret ederek yeniden üretemiyoruz. Doğru soruları soramıyor, doğru cevaplar veremiyoruz. Okul da bizim değil, pazar da…

Ahlâksızlığın her türünün hayatlarımızı kapladığı zamanların içinde ilerlerken hoş geldik ve inşallah hoş gideriz…

Ağaçtan öte bir yol var!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yakarsa Dünyayı...... - Sayı 114
Mizah Ciddî Bir İştir!... - Sayı 113
Mezarımı Taştan Oyun... - Sayı 112
Müjde... - Sayı 108
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (123):
"Mülteci" meselesine bakış...

Son Eklenen Yorumlardan
 Eline, canına, yüreğine sağlık olsun hocam. Allah razı olsun Bu güzel için teşekkürler.... osman eroğlu

 Şiirin bestesini firdevs altındaş yaptı ve kendisi okuyor. Sevgiler...... Dilara

 Çok teşekkür ederim Amin hepimize🤲🤲... Ayşenur

 Çok beğendim.Buna benzer yazılar çokça işlenmeli.... mahir

 mükemmel anlatım; af etmiş olsan da gönül kırıklığı çok acı veriyor. buna öneriniz , makaleniz olur ... dr. Elvira


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Yalnız ve başıboş değiliz
İranın neye ihtiyacı var?
Kaleme yemin
Tevhid yoksa huzur da yok
Öz musikimizin piri: Mustafa Itrî Efendi
Ah
Eşek ve deve


Ali Erdal - İranın neye ihtiyacı...
Kadir Bayrak - Fars irfanı var mıdı...
Necip Fazıl Kısakürek - Devletleşen şiilik
Ekrem Yılmaz - Bizden gibi görünen
Ekrem Yılmaz - Al beni
Dergi Editörü - Kaleme yemin
Site Editörü - Tevhid yoksa huzur d...
Necdet Uçak - Ömür
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
M. Nihat Malkoç - Öz musikimizin piri:...
M. Nihat Malkoç - Filistin için ne yap...
Hızır İrfan Önder - Dermansız dertlere s...
Nihat Kaçoğlu - Serçelerin sesi
Mehmet Balcı - Almanya
Ahmet Çelebi - Bilemem
İktibas - İşte Budur Humeynî D...
Muhsin Hamdi Alkış - Fars palavrası
Kubilay Ertekin - Eşek ve deve
Halis Arlıoğlu - Gülerek günah işleye...
Erdem Özçelik - Geçmişten Geleceğe
Remzi Kokargül - Çoban çeşmesi
Murat Yaramaz - Çapraz sorgu
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Sırt döndüğüm şiirle...
Mevlüt Yavuz - Umutsuz
Cemal Karsavan - Aşk uyanır sabaha
Bekir Oğuzbaşaran - Âhir zaman ümmetiyiz
Yaşar Akyay - Yalnız ve başıboş de...
Yaşar Akyay - Hayatın Kaynağından ...
Yaşar Erim - Camiler boşaldı
Cahit Can - Türk farkı
İbrahim Durmaz - Yunusca
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 14724132
 Bugün : 454
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 634763
 Bugün : 16
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 53
 122. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncelleme: 13 Eylül 2024
Künye | Abonelik | İletişim