Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1089 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ademe mahkûmiyetten ibaret değil
Ali Erdal

  Sayı: 120 -

Üstat Necip Fazıl’ın eserleri bugün, rahatça temin edilebiliyor, şiirleri yüksek mevkideki kişiler tarafından okunabiliyor, ödüller verilebiliyor, sadece eserleri değil, kendisi bile haberlere konu oluyor.Mühim yerlere ismi verilebiliyor. Bu sebeple İslâm dâvâsı için cemiyet meydanına atıldığı zaman, “ademe mahkûm edildiğini”, bugünlere kolay gelinmediğini yeni nesiller bilmez; bilemez. “Ademe mahkûm edilmenin” (baskı ve zulüm bundan ibaret değil) ne olduğunu bilmezler ki, “mahkûm edileni” bilsinler. Her soruya cevap veren internetteki arama motorları da bilmez. Bu da “ademe mahkûmiyetin” tam olarak kalkmadığının göstergesi.

Bazı olaylar vardır, zamanında tam anlaşılamaz, yıllar geçtikçe idrak edilir. İşte benim “ademe mahkûmiyetin” ne olduğunu anlamam; kimin, niçin mahkûm edildiğini idrak edebilmem de öyle oldu. Bu tespit cemiyet için de geçerli.

Ortaokulda okuma hevesim kütüphaneyi keşfetti. Öğretmen okulunun, mesai saatleri dışında bile açık zengin kütüphanesinde buldum kendimi. ‘Daha neler’ misali birkaç örnekle ifade edeyim. Önce Batının çocuk klâsikleri, ardından klâsik romanları… Kâğıt kırpma makinesi hızıyle elden geçti. Tom Savyer’in maceralarından Donkişot’a, Seksen Günde Devr-i Âlem’den Vadideki Zambak’a… Tanımadığım yazar, okumadığım kitap kalmamalı. Arzın Merkezine Seyahat’la meraklandım, Pol ve Virjini ile ağladım, Romeo ve Jülyet’le hüzünlendim, Pinokyo ile güldüm, Polyanna ile ümitlendim, şövalye romanları ile kahraman oldum, Donkişotla ‘benim idealim ne’ diye düşündüm… Romeo ile Jülyeti, Leylâ ile Mecnun’la karşılaştırdım.

Hıçkırık’tan, Çalıkuşu’na; Gulyabani’den Yaban’a, Vatan yahut Silistre’den İnce Memet’e.. “Batı tesirinden Türk edebiyatı” tasnifinde yer verilenler; okudum demeye değmeyecek çerezler. Bütün sol eserler de öyle… Tek parti döneminin Batıyı empoze eden tercümeleri… Birkaçını okumak, mütercimleri küçümsememe yetti. Tek parti döneminin yeni ve tek tip nesil yetiştirme gayreti Halkevi yayınları… Falih Rıfkı, Ömer Rıza Doğrul, Behçet Kemal ve benzerleri… Feridun Fazıl Tülbentçi’nin kalın kitaplarından Nihal Atsız’ın romanlarına…

Okulun geniş imkânları sayesinde günlük gazetelerdeki fıkraları okuyorum. Kapanmış “Adam” ve “Kadro” gibi dergileri bile... Varlık, Akbaba, Hayat, Ses vesaire... “Okunmak için alınan gazete” telkini, bana Cumhuriyet’i; bir edebiyat dergisi takip etmek lâzım kanaati “Varlık”ı aldırtıyor. Ara ara Akbaba başta mizah dergileri de alıyorum. Bir grup arkadaşla değişik gazeteler alıyor, şimdi adı köşe yazarı olan fıkra muharrirlerini ‒bazan beraber‒ okuyoruz. Yazarlar ve yazıları hakkında konuşuyor, aralarındaki kalem savaşlarında taraf oluyor, tartışıyoruz.

Bir gün benim tanımadığım kalem erbabı kalmamıştır diyebilmeliyim. Bir kâğıt parçası görsem; kâğıt, punto ve karakterden hangi gazete veya dergiye ait olduğunu biliyorum. Okuduğum veya dinlediğim ibaredeki üslûptan sahibini tanıyorum. Bir gün bir arkadaş soruyor: “Büyük Doğu’yu da biliyor musun?” Ne olduğunu soruyorum, “çok kötü bir şeymiş” diyor.

Resim hocamızın rehberliğinde ve sağladığı imkânlarla, özel odamda büyük ressamların eserlerinin kopyalarını yapıyorum. Değerli hocam, “kopya değil reprodüksiyon” diyor. En zevk aldığım zamanlar… Yemeğe geç kalıyorum, ders gibi yoklama yapılan “mütalâalara” katılmama ayrıcalığı kazanıyorum. Bir gün disiplini ile nam salmış beden eğitimi öğretmeni, sınıfı takımlara ayırdıktan sonra bana, daha önce istediğim izni hatırlatıyor “Ali sen kütüphaneye gitmeyecek miydin?” diyor. Resim ekolleri ile felsefe ve edebiyat ekollerinin paralelliğini ve bizdeki özentilerini fark ediyor, Batı hayranlarını küçümsüyorum. Dersler mi? Sıradan bürokratik işlemler… Derse girilir, imtihan olunur, notlar okunur vs… Ben bütün dünyanın fikir adamlarını, yazar çizerlerini tanımakla meşgulüm… Karikatür, zevkle takip ettiklerimin başında… Şimdi bile o günden bugüne hangi karikatürü görsem kime ait olduğunu bilirim. Batı klasik müzik dâhilerini, “sınıfta kalma” korkusuyla tanıdık, dinledik.

Dünya fikir atlası içinde benim bilgim dışında kimse yok emniyeti içinde okul bitti. Askerde birden bire âdetâ duvara tosladım. Elime, o güne kadar görmediğim bir dergi geçti: Yeni İstiklâl. Bir başyazı... Yazarın adı yok, mahlâsı Adıdeğmez… İlk cümlede kim olduğunu anlarım. Hayret!.. Bugüne kadar rastlamadığım bir üslûp… Anlaşılan Adıdeğmez uzaydan dün gelmiş ve bu yazıyı kaleme almış...

Adıdeğmez’in kim olduğunu ve onun “Beni ademe mahkûm ettiler” tespitini duyduktan sonra anladım ki, bu hinlik; Türk’ü köklerinden koparma operasyonunun bir parçası... Millet, mütefekkirini tanımasın ki sistemin küvezinde kalsın. Ama hakikate, gün ışığına çıkmak gibi bir fazilet de verilmiştir. Şükürler olsun, “Surda bir gedik açtık, mukaddes mi, mukaddes”!.. Bugün gelinen nokta gösteriyor ve ispat ediyor ki, “doğru fikirden üstün güç yoktur ve hakikat, eninde sonunda galip gelir.”


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17192602
 Bugün : 1442
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778237
 Bugün : 82
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 173
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim