Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2816 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

HAKKINI TESLİM EDELİM…
Kadir Bayrak

  Sayı: 68 - Nisan / Haziran 2011

Tunus'ta başlayıp kısa bir sürede diğer İslâm milletlerine sıçrayan halk hareketleri, dikkatleri bu coğrafyaya çekti.

Sınırları Batı tarafından çizilen, rejimleri, idarecileri ve kadroları Batı tarafından tayin edilen ülkelerdeki isyanların, milletlerarası ilişkileri takip eden merkezlerde hayretle karşılandığını, “Kara Kıta”nın mutî çocuklarının başkaldırısının şaşkınlık meydana getirdiğini, yine bu çevrelerde işin neticesinin nereye varacağının merakla beklendiğini tahmin etmek zor değil.

Hareketler, önce baştaki zalim idarecilere başkaldırı olarak yorumlandı. Devam eden süreçte, meydanlara inen toplulukların başarıya ulaşmasını temenni eden kesimler başta olmak üzere, mesele üzerinde kafa yoranların aklında soru işaretleri meydana gelmedi değil. Gelişmelerde Batı'nın bir parmağı olduğu, bunun Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olduğu, coğrafyayı kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden şekillendirdikleri şüphesi özellikle Libya'ya yapılan müdahale sonrası daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bir asrı aşkın zamandır sessiz, tepkisiz kalan toplulukların nasıl olup da bu kadar kısa sürede ve birbiri ardı sıra hedefe ulaşan teşkilâtlı hareketler ortaya koydukları artık sıkça sorulan sorular arasında yer alıyor.

İyi niyetle sorulduğuna inandığımız ve cevabını bekleyen bu soruların, tarih kitaplarında yer almayı hak eden hareketlerin önüne geçmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Hareketlerin meydana geldiği ülkelerin iç dinamiklerini dikkate almayan, sadece komplo teorileri üzerine kurulu yorumların, gözümüzün önünde cereyan eden tarihî bir hadiseyi, en hafifinden olduğundan küçük göstermek amacına hizmet ettiği gözardı edilmemeli.

Bir kere söz konusu hareketlerin, yüzlerce yıllık bir geçmişe, geleneğe sahip Arap kültürünün hâkim olduğu ve İslâm'la yoğrulmuş milletlerin yaşadığı coğrafyada meydana geldiği gözden kaçırılmamalı. Evet, Rönesans'tan günümüze kadar Batı'nın madde hâkimiyeti karşısında kabuğuna çekilen Doğu milletlerinin bu tepkisinin beklenen bir şey olduğunu, ilk yorum olarak söylemek inandırıcı olmayabilir. Ancak girişte de belirttiğimiz gibi Osmanlı'nın son zamanlarında başlayıp Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ayyuka çıkan halktan kopuk, baskıcı, milletinin değil sadece kendi menfaatini düşünen idarelerin hüküm sürdüğü topraklarda başka bir netice beklemek de tarihin seyri içinde doğru olmaz. Topluluklara yön veren, onları manipüle, provoke eden ülke ve ajanların olmadığını iddia etmek ne kadar gerçek dışıysa, toplumları sokağa iten, isyan ettiren sebeplerin, altyapının zaman içinde meydana geldiğini inkâr da o kadar abestir. Yıkılmadığı takdirde hayatı kendilerine zehir edeceği muhakkak olan idareye rağmen kelle koltukta Tahrir Meydanı'nda toplanan milyonlarca insan başka nasıl izah edilebilir?

Domino etkisi diyerek hareketlerin birbirini tetiklemesine romantik bir izah bulanların fikirlerine şu yönüyle katılabiliriz; Tunus'ta bir gencin kendini yakmasıyla başlayıp, 23 yıllık iktidar sahibinin ülkeyi kaçarak terk etmesiyle neticelenen başkaldırı, diğer milletlerin de uzun bir zamandan beri beklediği harekete geçme ateşini tutuşturdu. Yani toplulukların ayaklandığı zaman neler yapabileceğini Tunus gösterdi ve devamı geldi.

Neticede gönül birliği ettiğimiz ülkelerde gücünü adaletten almayan, zulme dayalı idareler bir bir yıkılmıştır. Küçümsenmeyecek mesafe kateden kardeş ülkeler için önemli olan bundan sonra tesis edilecek yeni yönetim anlayışlarıdır. Kendi aralarındaki ihtilafları rahmete dönüştürerek halkın taleplerini dikkate alacak rejimler meydana getirmeleri onlar adına en büyük temennimiz…

TÜRKİYE'NİN TAVRI…

Ortadoğu'da cereyan eden hadiseler, belki de en dikkatli şekilde Türkiye'den izlendi. Milletin hislerine kulak vermesi gereken hiçbir hükümet olup bitenler karşısında sessiz, tepkisiz kalamazdı. Akparti iktidarına kadar statik bir duruş sergileyen dış politikamızın, 2002 ve özellikle Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu sonrası bir hayli hareketlendiği kamuoyunun malumu. Davos'taki çıkışından sonra Ortadoğu halkları nazarında kahraman olarak görülmeye başlanan başbakanın tavrı da bu süreçte merak edildi ve dikkatle takip edildi.

Ortadoğu'daki hareketlerde Türkiye'nin doğrudan bir müdahalesi olmuş mudur, bilemiyoruz. Ancak dolaylı yoldan da olsa etkilediği muhakkak… Bir kere bugüne kadar halklarını İsrail tehdidiyle korkutan ve baskı altında tutan idarecilere rağmen Davos'ta farklı bir ses yükseldi. İlk kez Arap olmayan bir Müslüman lider İsrail'e kafa tuttu. Filistin davasını asıl sahiplenmesi gerekenlerden daha fazla sahiplendi. Bu tavır ve davranışlar, izlenen politikalar Türkiye'ye Arap toplumların bakışını değiştirdi. Oralarda arzulanan lider tipi olarak Erdoğan gösterilmeye başlandı. Bu durum Arap toplumları üzerinde müsbet bir psikolojik etki meydana getirmiş olmalı.

Daha katedeceği mesafe olmasına rağmen ekonomideki hızlı yükselişi, istikrarı, dış ilişkilerdeki dik duruşu, vatandaşın artan bilinç ve refah durumu, en önemlisi de hürriyetler noktasından alınan mesafe Türkiye'yi bu ülkelere model haline getirdi. Arap toplumunun fikirde olsun önde gelenlerinin iletişimin bu denli yoğun olduğu günümüzde Türkiye'den haberdar olmaması mümkün olamaz.

Türkiye'nin Tunus'ta başlayıp, Mısır'a sirayet eden hareketlerin başlangıcında sessiz kalması, Libya'da Nato'nun ne işi var denildikten sonra harekâtın komuta merkezini alması kamuoyunda eleştirildi. Dış ilişkilerde istikrarlı bir politika takip etmenin lüzumu yanında, problemlerin çözümünde matematik formüllerin olmadığı, benzer hadiselere farklı tavırlar takınılabileceği, duygusallığın devlet adamlığının önüne geçmemesi gerektiği unutulmamalı. Yirmibeşbin işçinizin, milyar dolarlık yatırımlarınızın bulunduğu Libya'yla, daha dar kapsamlı ilişkilerinizin olduğu bir başka ülkeye aynı şekilde tavır alınması beklenemez.

Libya'da yaşayan insanlarımızın tahliyesinde bütün dünyaya parmak ısırtan bir operasyona imza atan devletimizin, komutasını üstlendiği operasyonda, tarihten gelen bağlarımıza, kendi ve kardeş ülke halklarının menfaatlerine uygun hareket etmesini temenni ediyoruz.

YA TUTARSA

İktidara talip olduğunu her plâtformda beyan eden anamuhalefet partisi, Ortadoğu'daki halk hareketlerinin devam ettiği bir dönemde, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyesi milletvekilleri aracılığıyla halkı sivil direnişe çağırdı. Yüksek yargı organlarını düzenleyen temel metinlerde yapılan değişiklikleri, iktidar partisinin yargıyı ele geçirme operasyonu olarak gören vekillerin zamanlaması hayli ilginçti. Açıklamanın yapıldığı tarihte genel seçimlere 5 aydan az bir süre kalmış, Tunus ve Mısır'daki halk sokağa dökülmüştü. Sayın vekiller yaklaşan seçimlerden, demokrasiden ümitlerini kesmiş olmalılar ki böyle bir açıklama ihtiyacı hissettiler. Göle maya çalan Hoca'nın, o haliyle anlayan için bir ders vermek istediği muhakkak. Ancak CHP'lilerin Hoca'dan da alacağı hisse yok gibi…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Anadolu; Âb-ı hayat... - Sayı 106
Filmin sonu... - Sayı 105
Aşilin topuğu... - Sayı 104
Güneşi, meydan yerine çık... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8027312
 Bugün : 3473
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519451
 Bugün : 70
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 79
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim