Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2788 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Darfur'da ne var ne yok...
Ziya Paşa Akyürek

  Sayı: 75 - Ocak / Mart 2013

Yolumuz yetimlerin diyarına düştü. Darfur'a doğru yol aldık. Vardığımızda yanımızda elinden tutup götürdüğümüz on dört yüreği gözlerine inmiş arkadaşımız vardı. Çok yer gezdik orda, çok şeye şahit olduk. Ama bu yazının konusu gözlerinden ruhumuzu sallayan yetimler olduğundan, bu yazı da bir gezi yazısı değil bir gönlün itiraflarıdır.

 Yetimlerin kaldıkları yerde diz çöküp kaldık. Seksen kişilik iki yüz kişilik yetimhanelere uğradık. Hepsinin elinde bir tahta vardı. Sorduğumuzda bu nedir diye, defterleri olduğunu öğrendik. Ne yersiniz ne içersiniz diye sorduk sabrın kahramanlarına, sevgiye susamışlara, gözleriyle kalbimizdeki zulmetleri yok eden has güllere. Bir öğün yemek yerlermiş; o da bir çeşit, bir dilim ekmekten ibaret. Üzerlerinde tek kıyafetleri var. Dünya bunlara kendini kabul ettiremiyor anladık. Ne var ne yok diye sordu oradan gelince bir dostum. Ona dedim ki:

 Günahsız gözler gördüm. Boşluğa bakar gibi bakıyorlar. Bizi necip milletimizi çok seviyorlar. Ve elimizden annelerinin ellerinden tutar gibi tutuyorlar. Yüzlerinde görmediğim tebessümün gönüllerindeki tokluktan olduğunun farkına varıyorum. Başım önümde, bir yetimhanenin duvarına çöküyorum. Elimden Orhan Erdoğan tutuyor ve “Ziya hoca vakit koşturma zamanı” diyor. Evet, insanların meseleler karşısında boş duranlar ve koşturanlar diye ikiye ayrıldığını öğrendim. Meselenin altında ezilmek değil, meselelerin karşısında seher bereketi olmak gerekiyor. Derviş azığıyla yol alanlar gönülsüz koşuyorlar. Yetim yüreğimdeki sesi dinledim. Yetimler bilir sadece bayram günü bayramı özlemeyi, gelmeyenin yollarına intizar ile gelmeyeceğini bile bile bakmayı, bitmeyen geceleri, hayatı hayat kılan şeyin sevmek olduğunu, annenin babanın evlat için yıkılmaz bir devlet olduğunu… Ellerimden tuttular; ben mi onlarla ilgilendim onlar mı benle anlayamadım.

 Ve utandım… Şimdiye kadar ahesterevlik ettiğime, sevgime sınır koyduğuma, yalancı remillere sinir duyduğuma. Yok, yok olunca var olurmuş. Yetimler sabah uyanıyorlar. Davudi sesleriyle Kelamullah'ı okuyorlar. Zamanı ayaklarına çağıran bu yüzü yerdeler gönüllerimize en büyük nasihati ediyorlar. İnsanları sevmek ve sevdiğini belli etmek akılın yarısıdır, sözüne halleriyle işaret ediyorlar.  Yokluğunun yetimi olduğumuz Efendimiz'i (sav) orada daha iyi anlıyoruz. Sevgili buyurmuş ki: “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri yedir, yetimin başını okşa!..” Kalbimizin tıkanmış damarlarından bir şeylerin aktığını hissettim. Yetim kelimesinin sırrına hep inandım. Kalbime ayrı bir dokunur yetim sözcüğü. Yetim yüzleri ise kalbimi deler geçer.

Bizim varlıktaki yokluğumuzu anladım gidince. Akşamın zulmeti ilk yetimhanelere çöküyor; ama onlar bu zifiri gecelere karanlıkları dağıtan bakışlar sunuyor ve gecenin en olmaz denilen yerinde varlık cilvesi gösterip azıklarını topluyorlar. Sabah ne yiyeceklerini düşünmüyorlar. Mutfakları olmadığından belki de…

Hangi elbiseyi giyeyim gibi bir dertleri de yok. Ağlarlardı belki de başlarını koyacak bir diz bulsalardı. Anne demenin tadını da öteye saklamış bu hayatı gün kadar ortada olan insanlar. Yokluğa kaç kere dillerinden anne sözü düştü kim bilir. Ama herkesin bildiği bir şey varsa o da o sese karşı bir aksi sedanın olmayışıdır. Merhamet diye bağırasım geldi kaç kere. Ağlamak istedim saatlerce… Ağlayamadım. Gözyaşları bile duygulara elçilik etmedi, edemedi. Şiir yazayım dedim; baktım ki kelimeler kaçıyor dilimden, gönlümden. Tespihime baktım o da tane tane olmuş titreyen ellerimde. Diyor ya bir dertli: “İki büklümdüm oldum dört büklüm”

Ben bir kul olarak bu kadar merhamet duyuyorsam, onları var eden ve varlığından haberdar eden zamanın içinde hikmetini gösteren ve yeryüzünde Hakîm, Mürettib, Mürebbi, Müdebbir ismiyle bize kendini gösteren Allah, elbette ki Rahmet nazarıyla onlara bakıyor. Bize ders veriyor ve sultanlığını bizi bir yetime muhtaç ederek anlatıyor. Biz muhtacız onlar değil. Bizim kalbimizin yumuşaması lazım. Ayette dendiği gibi:

"İman edenlerin zikrullah için kalplerinin saygı ile yumuşaması zamanı hâlâ gelmedi mi?" (Hadîd: 16) Yetimlerin yanında Allah'a giden yolları gördüm.

Şimdi bana oralardan bir türkü söylemek kaldı herkes bunu duyana kadar. “Ey nefis sıyrıl hazan duygularından ve bir yeşillik ol. Sıyrıl hazan duygularından ve bir yeşillik ol, uçuşsun kuşlar, kuşçuklar çevrende.. bir su kaynağı ol, koşsun bütün bağrı yanıklar semtine… Mumlar gibi eri ve etrafına ışıklar saç; hem öyle bir saç ki, mehtabı temâşâya dalmış olanlar, onu bırakıp da senin ikliminin pervanesi olsunlar. İnsanları tıpkı bir anne gibi öyle sıcak ve içten kucakla ki, hışmından korkanlar bile, tereddüt etmeden kendilerini senin kucağına atsınlar. Allah'ın sana ihsan ettiklerini sen de saç cömertçe etrafına; saç ki, insanı insanlara, Cennet'e ve Allah'a yaklaştıran en sırlı formül civanmertliktir.”

Orda kin yok, nefret yok, haset yok, gıybet yok… ne mi var şükür bestesinde sabırla pişmiş mecnunları yola koyan AŞK var Aşk…

Koy beni yalnızlığın olmadığı bir yere

Bir gölge bile gelip semtime uğramasın

Murat derim sevmekten sevilmekten öteye

Nazarın ki gönlümde derde yer bırakmasın

 

Gözüm yaşı unutsun şu kalbim de hicranı

Özlemek nedir desem onu bilen olmasın

Senden yana yorulsun benim bütün düşlerim

Sevmekte tereddüde zerre mahâl kalmasın

 

Yetim olan sabahsız geceleri unutsun

Fukarayı zenginle aynı safta göreyim

Öyle ver ki duadan istemeyi çıkarıp

Sevdakâr mahkûm gibi yalnız ismini deyim

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Abdullah     27.02.2013
Yorum : Yetimlerden ne kadar da uzak yaşıyoruz hem de hiç utanmadan




Ekleyen : semiha akbulut    27.01.2013
Yorum : şükür allahima bizleri unutmuyor yetimlerin yüreyini sabirla dulduran allahim dualariyla yanimizda............bende bir yetim oldugum için bu yaziyi çok beyendim 16 yetimin hayatini anlatan bu yazi inşallah anne ve baba si olanlarin da dikkatini ceker





 
Darfur'da ne var ne yok..... - Sayı 75
Darbe'ye... - Sayı 74
Bir Adam Arıyorum... - Sayı 68
Öğrencime mektup... - Sayı 68
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahşetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Üstadı saygı ve rahmetle anıyor... çektiğifikir sancısından bizlerede bir katre bahsetmesiniRABBÜL Â... Hasan GÖRAL

 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
İrfan işinde plân
Gurur ve hüzün
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?
Büyük Doğu dersleri -3-


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8030840
 Bugün : 2088
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 519514
 Bugün : 21
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 111
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim