Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1695 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İşte bu!..
Gönüldaş

  Sayı: 104 -

Bütün dünya temizliğin önemini gördü!.. Bütün dünyaya gösterildi... Bir küçücük virüsle... Kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde, aynelyakîn... Temizlik deyince de ister istemez dikkatler, önce abdeste ve ardından “Temizlik imandandır” prensibinin madde kalıbına döktüğü camilere çevrildi... “Allah’ın evinin” pırıl pırıl şubelerine...

Cami; dünyanın en temiz mekânları... Kendisi, temiz olmanın bütün icaplarını hâvi; girenleri, temiz olmanın bütün şartlarına sahip...

Nerelere bastıkları belirsiz ayakların dolaştığı sokaktan doğrudan doğruya selâmsız sabahsız, pat diye dalamazsınız camiye... Denizaltıdan denize çıkmak için dalgıç elbisesini giymek gibi camiye girmeye lâyık hali kazanmak gerekir. Kimin huzuruna çıkmak için girilecek camiye, bir düşünmek lâzım...

Önce... Etrafı çevrili bahçesine gireceksiniz... Birinci kapı... İstikamet, gece gündüz “Temizlik imandandır!” zikri yapan şadırvan... Bugün bütün dünyanın korktuğu hastalığa karşı tedbir olarak, yine bütün dünyanın ittifak ettiği temizliğin âlâsı yerine getirilmeli; abdest alınmalı... Dirseklere kadar eller; alında saç bitiminden boğaza kadar en geniş şekliyle yüz ve bileklere kadar ayaklar yıkanmalı... Hem de üçer defa... Ağız ve diş temizliğine, hele abdest alırken, daha çok ehemmiyet verilmeli. Baş, kulaklar ve ense meshedilecek... İşte şimdi camiye yönelenebilirsiniz; istikamet ikinci kapı... Ayakkabılar çıkarıldıktan sonra üçüncü kapı!.. Maddede ve mânâda tertemizsiniz; sadece yıkama işini yapmadınız, niyet de ettiniz... Maddî, mânevî temizlik mezcolmuş. Huzur içinde camiye girebilirsiniz...

İçerde bütün bedenini yıkamış, yani gusül abdesti de almış olanlar mutlaka vardır. Her vesileyle gusül abdesti alınmalı, bütün beden kirden arındırılmalı; hiç olmazsa cuma namazına öyle gelinmeli... Eller; tuvalete girerken ve çıkınca, yemeklerden önce ve sonra; hattâ her vesileyle iyice yıkanmalı. İçerisi, bu tavsiyeleri defalarca dinleyen ve yerine getiren insanlarla dolu...

Rahat giriş çıkışa imkân veren kapılar, kâfi ışık girişi sağlayan pencereler... Yüksek kubbe, geniş alan... Haliyle, loş ve kasvetli değil; aydınlık, ferah ve havadar... Örümcek hiç bir zaman hiç bir camide “türbedar” olmamıştır. Yağ ve mum yakıldığı zamanlarda bile camilerin havası kirli olmamıştır... İsin, zararından kurtulmaktan öte nasıl faydaya çevrildiğini ve örümceklere karşı neyin kullanıldığını bilirsiniz.

Kalın duvarlardaki pencerelerde çift çerçeve... Biri dışarıya, biri içeriye bakıyor.. İki pencere arasında bir iki kişinin namaz kılacağı kadar derinlik... Pencerelerin ikisi de açık olsa bile, soğuk o boşlukta kırılır; toz, o boşlukta kalır.

Geniş alan sayesinde kişiler birbirine mesafeli olarak namaz kılabilir. Harika akustik sistem, sesi her yere ulaştırır. Kalın duvarlar yalıtım vazifesi yaptığı için yazın serin, kışın ılık olur. Bu sebeple insanlar belli yerlerde öbekleşmezler.

Tertemiz girmeyi sağlayan abdest, camide kalındığı sürece insandan sâdır olacak kerih şeyleri önleyecektir. İbadet; yorucu, zorlu ve hızlı olmadığı için de kimse terlemeyecektir... Tertemiz gelenler, tertemiz ve huzur içinde çıkıp gidecektir. Yani cami, her zaman temiz...

Camiye giriş, tek istikamet üzere... “Tek istikamet, Kâbe”... Niyet olarak ve beden olarak istikamet Kâbe... Sağa sola koşuşmaya, çevresindekilere bir şeyler sormaya ihtiyaç yok, bulunan ilk müsait yere sükûnetle oturulacaktır. Kürsü, mihrap, minber; sağa sola dönmeden görülebilir; nasihatler aynı şekilde sükunetle ve huzur içinde dinlenilebilir.

Kimse değil temas, bakış olarak bile yüz yüze değil. Yakınlığın en fazla olduğu farz namazında bile, nefesler birbirini bulamayacak. Her fert, kendisinin duyacağı, yanındakinin işitemeyeceği bir sesle okuyacağı için nefesler etrafa yayılmayacaktır. Sesi duyulacak iki kişiden imam önde, müezzin de arkada belli bir mesafededir. Zaten tilâvet ve kâmet, bağırmadan yumuşaklıkla icra edilecektir; yani etrafa tükürük saçılmadan...

Cami kadar öksürüğün ve esnemenin en az olduğu bir mekân yoktur. Kalabalıkları bir araya cem ettikten sonra, bundan meydana gelecek zararların önlendiği tek mekândır cami.

Tek istikamet üzere girilen camiden yine tek istikamet üzere dışarıya çıkılacaktır.

Camiden başka hiç bir mekân için, bunların hiç biri söylenemez. Cami dışında hiç bir mekânda böyle bir nizam kurulamaz. İslâm dışında hiç bir inanış, mâbetlerini temiz tutmaya ve temizlemeye mükâfat vaat etmemiştir, edememiştir. Sadece İslâm; kendini, evini, sokağını, bulunduğun mekânları ve hele mâbedini temiz tut demiştir ve riayet edene mükâfat vadetmiştir, riayet etmeyene akıbetini işaret etmiştir. Defalarca ve ısrarla... Devamlı... Temizlik, bir sıkımlık diş macunu değildir. Marifet, karşısına bir belâ çıkınca, can havliyle temizlik gayretkeşi olmak değil; marifet, temizliği hayat haline getirmek; hep temiz olmak; her yönden temiz hayat yaşamak...

Yok yok!.. Böyle bir nizam insan icadı olamaz. Böyle bir nizamın kurulabildiği ve yaşanabildiği, hele hele binlerce yıldır yaşanabildiği tertemiz yerler; ilâhî emirlere istinat etmeden meydana gelemez, getirilemez. Nitekim dünyanın ilk gününden bugüne, cami dışında hiç bir mâbette ve  mekânda meydana getirilememiştir. Hiç bir inanış, cami hakikatinin, hayalini bile kuramamıştır.

“Abdestin faydasını, küçük bir virüsü vesile kılarak on beş asır sonra dost düşman herkese (bir kere daha) gösteren; karantina hadisini düşmana bile övdüren; temizliği her sahaya şâmil kılan; bir gün camilerin, bütün bunları mümkün kılanın muhafazası altında olduğunu da gösterecektir” (görenler için göstermiştir) der misiniz, demez misiniz; takdir sizin.

Yazı bitti demek üzereyken Muhibbî'nn, lâkabı gibi "Muhteşem" bir gazeline rastladım ve âdetâ çarpıldım. Hele şu mısra üzerinde düşündüm kaldım. Diyor ki Sultan:

"Aşk mıdır sinem içre gelip de câ eyleyen!"

"Câ eylemek" mekân tutmak, temelli yerleşmek... Sineme gelip de yerleşen, sinemi vatan tutan aşk mıdır? Evet ya, sinemi aşktan başka ne mekân tutabilir!.. Aşkın mekânı ancak sinem olabilir!..

Temizlik; bir gece otelde kalıp, ertesi gün kaybolan yolcu gibi, hastalanmak korkusuyla bir süre için değil.. Temizliği, bir nizam halinde sistemli olarak hep yaşamalı... Temizlik nizamda, nizam temizlikte mekân tutmalı.  İşte temizli odur. Bu da, "Temizlik imandandır!" diyen bir iman manzumesi ile olur.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Arabeske Methiye... - Sayı 117
Molla Kasım şiiri üzerine... - Sayı 110
Türk birliği... - Sayı 107
İşte bu!..... - Sayı 104
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16693558
 Bugün : 621
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725015
 Bugün : 33
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 342
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim