Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     109 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Cılga
Fatma Pekşen

  Sayı: 112 -

Şu yemek uzmanlarının zorlama buluşlarıyla ortaya çıkan kaya pasta, kütük pasta, papatya pasta gibi yeniyetme icatlar var ya; tam da onları hatırlıyorum üst üste yığılmış gibi duran taşları görünce.

Hangi usta el bunları böyle sırasınca dizdi, hangi kremacı süsledi bu muazzam görünümlü pastayı diye akıl erdirmeye çalışıyor, sonra da onun kim olduğunu hatırlıyorum.

Her zaman geçerim bu yollardan. Her seferinde severek, ilk defa görüyormuş gibi, açlıkla izlerim dışarıyı.

İşte bu seferde de aynısı oluyor, gözlerim hiçbir teferruatı kaçırmamak istercesine tetkike başlıyor. Dünle bugün birbiriyle harmanlanıyor. Zihnim karışıyor, havsalam allak bullak oluyor; kendi kendimle konuşuyor oluyorum birden. Düşünüyorum, mırıl mırıl söyleniyorum, dilime türküler duruyor.

Göz denen mucize organımın önüne o kadar çok nesne sıralanıyor ki, hangisini hangi sırayla süzeceğimi kestiremiyorum.

Günün, mevsimin, saatin özelliğine göre değişiyor yol manzaraları. Bu şaşmaz takvime göre parlıyor taşlar, çakıllar. Sadece bu yoldakiler mi? Hayır cümle yollardaki taşlar da aynı vaziyette oluyor. An be an ayrı cilâya bürünüyorlar. Sedasız akan, soluğu kesilmiş çayların kenarlarındaki akça pakça taşlar, köy kadınlarının güçlü tokaçları altından çıkmış yün parçaları gibi ışıldıyorlar.

Hangi uğru tırmandı şu tepeye doğru, hangi yiğidin eline avucunu teslim etti üç beş parça giysisini bohçalamış kaçak gelin, diyorum. Kaç kere kazındı, kaç kere silindi tilkilerin, çakalların, kurtların ayak izleri tahmin bile yürütemem, diyorum.

İçimden söylenmeye devam ediyorum. Ses olarak çıkmasa da kelimeler ardı ardına diziliyor yüreğime.

Çalılar bürümüş, yıllardır tıraş yüzü görmemiş hırpani gibi saçak bağlamış, bir zamanların sahipli bağları “kapıları kitlemişler gel hele” diyen Davudî sesi duymuşlar mıdır bilemem, diyorum.

Bir yol işçisi, şu kayanın üstünde mi yazmıştır genç karısına mektubu, nişanlısından gelen kahırlı nâmeyi tam da burada mı okumuştur genç mühendis, diye düşünüyorum.

Yollar kurulalı, taşlar kırılalı, hizalar, yazılar birbiri ardına dizileli nicedir de, koca gövdeli bir karaağaç, niye not düşmemiştir çıtırık düşmüş kabuklarının arasına diye meraka düşüyorum.

Yanının üstüne yatmış çitler, yüz üstü kapaklanmış bağ kapıları, ince hastalık görmüş taze gibi erimiş, orasında burasında halen kurum izleri bulunan kerpiç bacalar, halaya durmuş yiğitler gibi sıralanmış kavaklar, kendi dillerince hüzün türküleri söylemişler midir, diyor; işin aslını bir türlü çözemiyorum.

Hangi düğünlere ev sahipliği yapmıştır şu harman yeri, kaç yılın karını buzunu silkmiştir şu viran damlar, ne zaman toprağı gözler olmuştur ahşap elektrik direkleri anlayamıyorum. İnsanın, hani şu su sayaçları, benzin, motorin sayaçları, elektrik sayaçları gibi yolların da bir sayacı olsaymış ya diyesi geliyor.

Kaç tahta bavul omuzlardan indirilmiş, kaç güneş yanığı çehreli, eli kınalı mahcup genç şu köyün dönemecinden dualarla, göz pınarlarındaki incilerle uğurlanmıştır tahmin bile edemiyorum.

Ya şu zamanın çarkına yenik düşmüş, omuzu çökük yaşlılar gibi duran, ak taşların birbiriyle halleştiği mezarlık! Kim bilir kaç genç gelinin omuzlarda getirilmesine şahit olmuş, gurbetteki babasına hasret çeken kaç gözü açık bebeğin ebedî uykusuna gömülmesine şahadet etmiştir sayamıyorum.

Yar başlarına tutunan yaban eriklerinin, dağ incirlerinin, alıçların hangilerini birbiri ile akraba kılmıştır gagası hamarat bir kuş? Hangilerini adı bilinmedik tarlalara, ağaçlıklara savurmuştur gurbete düşmüş genç kız gibi, fikir yürütemiyorum.

Bugün tabağıma misafir olan köftenin kaçıncı kuşaktan anneannesi şu yıkık dökük davar barınağında gecelemiş, kuytu bir köşeye çeşme açıp lüle oturtan kaç çoban, kaç kara koyunun doğum iniltilerine şahitlik etmiştir bilemiyorum.

“Arayın ayağınıza gelsin” rahatlığının henüz dünyayı teşrif etmediği zamanların esas oğlanlarından olan çerçilerin kaçı, çarıklarını şu kıvrım büklüm cılgalarda eskitmiştir sayamıyorum.

“Saçbağını suya düşüren” gelin, şu azgın köpüklerin üstünden mi geçmiştir; gelini götüren alay, artık kullanılmayan şu köprüde mi suyun ebedî konuğu olmuştur çözemiyorum.

Sorular soruları, meraklar merakları kovalıyor. Elbette manzaralarla, renkler de bu kovalamacaya şahit oluyor.

Bence, dünya gailesinin curcunası içinde geçen çalkantılı hayatların belki de en sakin anlarıdır yollarda geçen zamanlar. Tren, uçak, otobüs, otomobil… Hangi vasıtaya binmiş olursanız olun, isterseniz de yayan gidin. Yollar arşınlarken kelimeler dizilir dillere, hüzün türküleri durur yüreklere. Görünmez bir el derinden yırtar bağırları. Varılmamış menziller, avuç içlerine teslim edilememiş ince bileklerin garipliği gelir akıllara.

Soran olmaz biliyorum da, hani ola ki gün olur vakit çatar da birisi “kelimeler sizde en çok ne zaman kanatlanmaya başlıyor?” diye bir sual yöneltecek olursa, çarçabuk “yolda” diye cevap vereceğim.

Çünkü bu satırlar da bir yol macerası esnasında vücut buldu…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Cılga... - Sayı 112
Gönül hanım... - Sayı 110
Hastalığın adı ne?... - Sayı 108
Çay... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (113):
Türk mizahı...
Nasrettin Hocaya sormuşlar:
-Adam olmayı ne sağlar?
-Kulağını kemale erdirmek!
-Ne alâka Hocam?
-Konuşanı can kulağı ile dinleyen kişi ve kendi ağzından çıkanı duyan kişi adamdır!
Nasrettin Hoca (yaşasaydı derdi ki): KARDELEN 32 YILDIR, "FİKRİN DEĞERİNİ BİLENLERE" SESLENİYOR, DUYANLAR ELİNİ KALDIRSIN!


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah razı olsun Ferhat Bey, en baş meselemiz liyakat, üzerine düşünmemiz lazım, zirve örneklerle bi... Sinan AYHAN

 Allahu Zülcelal liyakatin zirve örneklerini veren hazreti Ömer ve Halitten razı olsun. Bu inceliği g... ferhat dagdelen

 Evet, mahkum edilmesi, sorgulanması gereken milleti aşağılayan o ruhdur. ... ferhat dagdelen

 Çok güzel bir hikâye kaleme almışsınız İlknur hanım. Kaleminiz var olsun. İbret alabilir isek ne mut... Fatma Pekşen

 Elnize sağlık.İnsanın kendini, niçin yaratıldığını, yolunu nasıl çizmesi gerektiğini hususunu güzel... Yavuz DENER


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Azizim
Tamamlığın Şartları
Liyakatin Kökleri ve Kökeni
Hesaba Çekilmeden
Bizim Milletçe İhtiyacımız Bir Tane
Liyakatin Kökleri ve Kökeni
Adaleti Sağlayacak Ruh
Ben Hurca Kasabası
Arayış


Yavuz Sert - Adalet Mülkün Temeli...
Ali Erdal - Hesaba Çekilmeden
Kadir Bayrak - Adaleti Sağlayacak R...
Sinan Ayhan - Liyakatin Kökleri ve...
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın Şartları
Fatma Pekşen - Cılga
Ahmet Mahir Pekşen - Allah
Dergi Editörü - Bizim Milletçe İhtiy...
Site Editörü - Metaverse Dünyasında...
Mehmet Hasret - Hayatı Dram Yapan Ce...
Necdet Uçak - Bak Şu Çocuğa
Necdet Uçak - Zor Ha Zor
Altan Atan - Mezarımı Taştan Oyun
Kardelen Dergisi - Gelecek Sayı Konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
M. Nihat Malkoç - Cüzdanların Değil, V...
Hızır İrfan Önder - Selâm Sana
Ayhan Aslan - Helezon
Ayhan Aslan - İnceleme
Ayhan Aslan - Makyaj
Mehmet Balcı - Kardeşlerim
Mehmet Balcı - Gideceğiz
Ahmet Çelebi - Aynada Gördüm
Muhsin Hamdi Alkış - Güzel Ahlâk ve Liyak...
Kubilay Ertekin - İçteki Biden, Macron...
İbrahim Şaşma - Göğe Bakmaya Çağır
Ahmet Değirmenci - Arayış
Büşra Doğramacı - Liyakat Makamı
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Liyakat
Mahmut Topbaşlı - Bayrak Oldu Çanakkal...
Erdal Kozankaya - İmamesi Kopmuş Tespi...
Erkan Karakaya - Yıldızlarca Sen
Mertali Mermer - Ondokuzuncu Kış
Cemal Karsavan - Hepsi Candan Fazlası
İlkay Coşkun - Liyakatin Gücü
İlkay Coşkun - Su Uykusu Üzerine De...
Turgut Yıldızan - Usta Olmak Zor Be Do...
Özkan Aydoğan - Azizim
Harun Mermer - Hayat
Zülal Ceylan - Çocuksam
İlknur Eskioğlu - Sev
İlknur Eskioğlu - Ben Hurca Kasabası
Umut Rehberi - Tebessüm
Heybet Akdoğan - İki Kapılı Hana Sığı...
Vahid Aslan - Turan Ordusu
Selahaddin Yıldız - Nasihat
Mehmet Erdal - Kardeşlerin Esir Kam...
Fatma Özger Bilgiç - Ayrılık Zormuş
Mustafa Birgül - Şâh Damar
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 10236432
 Bugün : 2385
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 554459
 Bugün : 43
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 112. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
Son Güncellenme: 8 Şubat 2022
Künye | Abonelik | İletişim